Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi

İçerik Başlıkları

Ceza Hukuku İçerikler

Suçta ve Cezada Kanunilik ilkesi, kanunsuz suç ve ceza olmayacağına ilişkin hukuk prensibinin devletlerin yaratmış olduğu hukuk düzeninde ceza kanunu anlamında devletin suçları ve cezaları topluma göre dizayn ettiği suçların ve cezaların ilgili yasalar ile belirlenmesi ve bu belirliğin kanuni tanıma uyan suç tipini ve ceza tayinini belirleyen, bu tanımlardan herhangi bir tipe uygun olmayan eyleme de ceza verilmeyeceğinin teminat altına alınmasıdır. 

Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi Nedir?

Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi diğer bir deyişle Kanunsuz suç ve ceza olmaz(nullum cri-men nulla poena sine lege) ilkesi, devletlerin cezalandırma yetkisini keyfi olarak kullanmasının önüne geçmek ve sınırları belirli bir cezalandırma sistemi yaratarak, devletin bireylere karşı müdahalesini kanunla belirli hale getirilmesini sağlamaktadır. Yani, bireyler işledikleri eylemlerinin sonuçlarını önceden bilebilecek haksız eylemin hangi suçu oluşturduğu ve bu suçun adli makamlar tarafından verilecek karar ile hangi cezai müeyyide ile karşılaşılağının belirli olması karşısında caydırıcılığının bu yolla sağlanmasına yaramaktadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesi Suçta ve Cezada kanunilik prensibi başlıklı maddesi ile: 

  1. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. 
  2. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.  
  3. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz. 
  4. Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. Yasamız bu maddesi ile kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesini madde metninde açıkça düzenlemiştir.

Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin bir diğer görünümü de hiç kimsenin kanun tarafından suç sayılmayan fiillerden dolayı cezalandırılamayacağının yanında kanunda gösterilen ceza tayinine ilişkin sınırlar bakımından da sınırlama getirilmiş olmasıdır. Bir fiil için kanunda gösterilen ceza dışında bir ceza verilemeyeceği gibi kanunda gösterilen cezalarıma sınırları bakımından daha ağır bir ceza da verilemeyeceğidir.  Pek tabi ceza hukukunda kanunilik ilkesi geçerli olsa da özel hukuk bakımından bu ilke geçerli değildir. Sırf kanunda bulunmuyor diğer hakim özel hukuk kapsamında ki uyuşmazlıkların çözümünden kaçınamayacaktır. Hâkim, önüne gelen olayda öncelikle kanunu tatbik edecek, tatbik edilecek doğrudan bir düzenleme bulamıyorsa kıyasa başvuracak, bu yolla da çözüme ulaşamıyorsa o hukuk düzeninde geçerli olan örf ve âdete başvuracak, eğer bu yolla da uyuşmazlığı gideremiyorsa son çare olarak kendisi kanun koyucu yerine geçerek o uyuşmazlıkla sınırlı olarak kural koyacak ve çözüme ulaşacaktır.

Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesinin Sonuçları

Suçta ve Cezada Kanunilik ilkesi yani kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin hukuk aleminde yarattığı bir takım sonuçlar vardır. 

1- Suç ve ceza içermekte olan kanunlar belirli olmalıdır. 

2-Suç ve cezalar belirli olacağından özel hukuka uygulanacak yasalar gibi kıyas yorum vs. bulunmamaktadır. Bu sebeple örneğin ceza kanununda bulunması halinde fiil suç sayılacak veya suç sayılmayacaktır. Yani sırf fiil kötü veya haksız diye kişi suçlu veya suçsuz bulunamaz ve buna kıyasla cezalandırılamaz.  

3- Suç ve cezalar belirli olması dolayısı ile geçmişte yapılan haksız bir fiil dolayısı ile daha sonradan yasa yapılması halinde işlendiğinde yürürlükte olmayan bir yasa maddesinden dolayı kişi cezalandırılamayacaktır. Kanun geçmişe yürümeyecektir. Bu kanunun istisnası ise failin lehine olan lehine olan kanunlar açısından geçerli olmamasıdır. İşlediği tarihte suç olan, ceza yasasının değişmesi dolayısı ile suç olmaktan çıkarılması veya ceza miktarının azaltılması ceza kanunu burada failin lehine olacak şekilde uygulanabilir buna kanunun geçmişe yürümesi denilmektedir. Bu durum kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine aykırı değildir. En nihayetinde yasaların amacı toplumsal özgürlükler yanında bireyin topluma karşı olan sorumluluklarını ve yaşayış biçiminde toplumun tasvip etmediği şeylerin zamanla devletler eliyle cezalandırılması ile failin ıslah edilmesidir. Yani bir kişinin suç işlemesi ile dışlanması değil de suç işlemesi dolayısı ile toplumsal normlara ve normale uyacak şekilde ıslah edilmesi amaç edinilmiştir. Bu açıdan bakıldığında yasa koyucu tarafından yeni yapılan yasa ile eski yasa bakımından kanunun suç saydığı fiil bakımından daha az ceza öngörülmüş olması artık devletin toplumsal yaşam düzeninde eski yasada suç saydığı ve daha yüksek cezalar verdiği suç bakımından eskisi kadar tehlike görmediği de söylenebilmektedir. Faili ıslah etmeyi amaçlayan devlet eskisi kadar tehlikeli görmediği veya failin ıslah edilmesi için daha farklı kolay yollar kullanmayı amaçladığından daha fazla ceza ile karşı karşıya da bırakmayacaktır. 

4-Suç ve cezaların ceza yasalarında belirli olması ve bu yasa maddelerinin yoruma yer bırakmaması gerekmektedir. Aksi halde idari makamlarda adli makamlar da suç ve cezalara ilişkin yöresel özelliklerden kişilerin özel durumlarından veya maddi durumlarından kaynaklı aynı suç bakımından aynı ceza verilmesi konusunda bir çok farklı uygulamaya sebep olacaktır. Bu sebeple ceza yasaları açık ve yoruma yer bırakmayacak derecede anlaşılır olmalıdır. Kişilerin özgürlüklerinin teminatı olan bu madde aslında hukuk aleminde suç ve cezaların belirliliği başlığı altında da ele alınabilir. 

Kimi zaman tutuklama veya adli kontrol gibi koruma tedbirlerine ilişkin kararlar verilirken de bazen kanunda var olmayan sebeplere dayanılarak bazen de daha az özgürlüğü kısıtlayıcı bir tedbir verilebilecekken adli kontrol tedbiri gibi tutuklama kararı verilmektedir. Kanunsuz suç ve ceza olmayacağına ilişkin en temel ilke bu durumlarda çokça ihlal edilmektedir.  Suçta ve cezada kanunilik ilkesi yani kanunsuz suç ve ceza olmayacağına dair temel ilke devletlerin ceza hukukunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak bireylerin her çeşit özgürlüğüne müdahalede bulunmasına ilişkin sınırların belirlenmesi ve diğer taraftan hukuka aykırı eylemin yaptırımı ile ilgili bireyin de otokontrol sağlamasına yarayan güvencedir. Yargının kurucu unsuru olan Avukatla vasıtası ile süreçler daha sağlıklı yürütülecek olup  bu hususta uzman Ceza Avukatına danışılması önem arz etmektedir.