Ölümlü Trafik Kazası Tazminat Davası

Ölümlü trafik kazalarında açılan maddi ve manevi tazminat davası, haksız fiil sebebiyle uğranılan zararların karşılanması amacıyla kazanın meydana gelmesinde sorumluluğu bulunan kişilere karşı açılan bir tür davadır. Maddi tazminat, manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı davaları trafik kazası karşısında açılabilecek davalardandır. Burada ölüm neticesinden kaynaklanan diğer zararların giderilmesi amaçlanır.

Sigorta Hukuku Davaları

Ölümlü Trafik Kazalarında Destek Yoksun Kalma Tazminatı

Destekten yoksun kalma tazminatı, kişinin hayatta iken yakınlarına sağlamış olduğu veya olacağı yardımdan kendisinin ölmesi halinde artık diğerlerinin bu destekten mahrum kalması sebebi ve yakınlarının maddi kayıp yaşamaması amacıyla düzenlenen bir tür maddi tazminattır.

Burada sağlanan destek, para olabileceği gibi bir hizmet, görülen bir bakım veya kalacak bir yer sağlanması da destek kapsamında değerlendirilir. Kişinin sağ iken devamlı ve düzenli destekte bulunduğu herkesin bu tazminatı talep etme hakkı vardır. Bu noktada herhangi bir akrabalık ilişkisi koşulu yoktur. Söz konusu tazminat miktarının tespitinde zarar gören kişinin ve müteveffanın bireysel özellikleri dikkate alınır.

Ölümlü Trafik Kazalarında Kimler Tazminat Alabilir?

Ölümlü trafik kazalarında kaza sebebiyle maddi veya manevi zarara uğrayan kişilerin dava açma hakları bulunmaktadır.

Bu kişiler;

  1. Ölen kişinin ailesi, 
  2. Ölenin nişanlısı, 
  3. Ölenin bakım ve desteği altındaki kişiler,
  4. Ölenin yakınlarıdır. 

Trafik Kazasında Ölen Kişinin Ailesinin Tazminat Hakları Nelerdir?

Maddi Tazminat:  6098 s. Türk Borçlar Kanunu madde 53’e göre ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: Cenaze giderleri Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar Dolayısıyla ölen kişinin ailesi, maddi tazminat kalemleri içinde bu zararların tazminini talep edebilir. Bunların yanı sıra ölenin mirasçıları, kazaya karışan ölenin aracında meydana gelen hasarların da tazminini kusurlu kişiden isteyebilir. Manevi Tazminat: Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. (TBK m. 56/2)

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: Destekten yoksun kalma tazminatı, üçüncü kişinin hayatta iken verdiği destekten, ölümü dolayısıyla bundan maddi ve manevi yoksun kalanların zararlarını, ölüme sebep olan kişiden karşılamak üzere talep edilen tazminattır. Aksi ispat edilmedikçe aile bireylerinden birinin ölmesi durumunda diğerlerinin (anne, baba, eş ve çocuk vs.) ona destek verdiği yönünde karine bulunur.

Tek Taraflı Ölümlü Trafik Kazalarında Tazminat Davası

Tek taraflı ölümlü trafik kazalarının, işleten ve sürücünün aynı kişi olup olmamasına göre değerlendirilmesi gerekmektedir.

Sürücünün aynı zamanda işleten sıfatıyla aracı sevk ve idare ettiği durumlarda araç işleteni ile sürücü aynı kişidir. Bununla birlikte kaza tek taraflı olduğundan sürücünün %100 kusurlu olduğu kabul edilir. Bu durumda sürücü işletenin, yaralanması halinde ”kimse kendi kusurundan faydalanamaz’‘ ilkesi gereği %100 kusurlu sayıldığından ayrıca işleten, üçüncü şahıs sayılamadığından sigorta şirketinden tazminat talep edemez. Ancak sürücü işletenin ölümü halinde ise tazminat talep edilip edilmeyeceği Yargıtay ve doktrinde tartışmalıdır. Nitekim sürücü işletenin ölümü halinde zarar gören müteveffa mıdır yoksa müteveffanın desteğinden yoksun kalanlar mıdır? Kanımızca burada kanun maddesi açıkça üçüncü şahıslardan bahsetmekte olup, işleten sürücü ölümlerinde zarar gören müteveffanın kendisi değil desteğinden yoksun kalanlardır. Bu sebeple işleten sürücünün, ölümü halinde desteğinden yoksun kalan kişiler ”Destekten Yoksun Kalma Tazminatı” talep edebileceklerdir. Ancak 2016 tarihindeki torba yasa ile bu durum teminat dışı bırakılmıştır.   Sürücünün aynı zamanda işleten olmayıp aracı sevk ve idare ettiği durumlarda araç işleteni ile sürücü farklı kişilerdir. Burada sürücü, sigorta sözleşmesinin tarafı olmayıp üçüncü şahıs olarak nitelendirilir. Fakat kaza, tek taraflı olduğundan sürücünün %100 kusurlu olduğu kabul edilir. Bu durumda sürücünün, yaralanması halinde ”kimse kendi kusurundan faydalanamaz” ilkesi gereği %100 kusurlu sayıldığından sigorta şirketinden tazminat talep edemez. Ancak sürücünün ölümü halinde ise tazminat talep edilip edilmeyeceği Yargıtay ve doktrinde tartışmalıdır. Nitekim sürücünün, ölümü halinde zarar gören müteveffa mıdır yoksa müteveffanın desteğinden yoksun kalanlar mıdır? Kanımızca burada kanun maddesi açıkça üçüncü şahıslardan bahsetmektedir. Burada poliçenin tarafları işleten ile sigortacı olduğuna göre işleten olmayan sürücü ve desteğinden yoksun kalanlar üçüncü şahıs sayılmalıdır. Kusurlu sürücü öldüğüne göre desteğinden yoksun kalanlara izafe edilebilecek bir kusur da söz konusu değildir. Bu sebeple işleten olmayan sürücü ölümlerinde, müteveffanın desteğinden yoksun kalanlar sigortadan tazminat talep edebilirler. Aynı sonuç kazada sürücünün kusurlu olmadığı, örneğin kazaya neden olan bir mücbir sebebin bulunması durumunda da geçerlidir. Bu durumlarda sigorta şirketi tazminatı ödemekle yükümlüdür.

Bununla birlikte tek taraflı veya çift taraflı kazalarda aracın içinde yolcu konumunda olanların yakınları, tarafların kazadaki kusur oranları dikkate alınmadan destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceklerdir. Bu her halükârda kazada hayatını kaybeden yolcu yakınlarına tanınmış bir tazminat hakkıdır.

Ölümlü Trafik Kazası Boşanmış Eş Tazminat Hakkı

6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nun 53/3 maddesi uyarınca, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmin edilmesi gerekir. 

Destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için herhangi bir akrabalık bağı aranmadığı gibi resmi bir evlilik bağı ile bağlı olunması veya mirasçı olunmasına da gerek yoktur. 

Evlilik birliği içinde karı ve kocanın birbirlerine destek olma yükümlülükleri bulunur. Bu bağlılık ve destek, özellikle ekonomik olarak eşler boşansalar bile hem kadın hem erkek yönünden devam etmektedir. Neticede destekten yoksun kalma tazminatı, boşanmış eşin de talep edebileceği bir tazminattır.

Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 6.7.2021 Tarihli, 2021/3043 E., 2021/4181 K. Sayılı kararında “Somut olayda, davacı tarafça meydana gelen trafik kazasında kızı …’in babası desteğinden yoksun kaldığından bahisle maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan 25.06.2018 tarihli hesap raporunda desteğin babası ve çocuklarına pay ayrılarak davacı babaya destekten yoksun kalma tazminatı belirlenmiştir. Dairemizin 2021/9737 esasına kayıtlı dosyasında da desteğin eski eşinin ( imam nikahlı ) Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/473 Esas sayılı dosyasında destekten yoksun kalma tazminatı istediği anlaşılmış olup dosyaların birlikte incelenmesinde; desteğin eski eşi … ile kaza tarihinden önce 28.06.2016 tarihinde boşandıkları, boşanma kararından sonra da birlikte yaşamaya devam ettikleri, müşterek çocuklarının olduğu ve tanık beyanları ile de destek ilişkisinin devam ettiği kanıtlandığına göre, destekten yoksun kalma tazminatından dava dışı eski eş …’a pay ayrılması gerekirken pay verilmeden desteğin babası davacının zararının hesap edilmesi doğru görülmemiştir.” Denilerek destek ilişkisi devam ettiğinden hareketle boşanmış eşe yönelik destekten yoksun kalma tazminatı verilmesine hükmedilmiştir.

 

Ölümlü Trafik Kazasında İmam Nikahlı Eş Tazminat Alır Mı?

Destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için resmi bir evlilik bağı ile bağlı olunması gerekmediği gibi, mirasçı olunmasına da gerek yoktur. 

Yerleşmiş yargı kararları gereğince resmi evlilik bulunmasa bile geleneğe göre destek ile imam nikahı bulunan eşin de ölenin desteğinden yoksun kaldığı ve tazminatı isteyebileceği kabul edilmektedir. Nitekim aşağıda yer alan Emsal Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi  2022/893-E, 2023/610-K sayılı kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.04.2011 Tarih, 2011/17-3 Esas, 2011/242-Karar sayılı kararında destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için resmi bir evlilik bağı olmasının gerekmediği ifade edilmiştir.

Bununla birlikte işçinin ölümü halinde hükmedilecek maddi tazminatta gerçek zararın da hesaplanması gerekir.

Gerçek zararın hesaplanmasında dikkate alınan veriler:

  1. Mağdurun net geliri
  2. Bakiye ömrü
  3. İş görebilirlik çağı
  4. İş görmezlik ve karşılıklı kusur oranlarıdır.

Ölümlü Trafik Kazası Tazminat Davası Emsal Karar

                                                                                                                                                                            ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR

ESAS NO : 2022/893 Esas

KARAR NO : 2023/610 

HAKİM : Mutlupınar Şxxxxxx  3xxxxx

DAVACI : Hxxxx Öxxxxx – T.C. Kimlik No: 2xxxxxxxxxx 

VEKİLİ : Av. RÜŞTÜ UFUK BARANOĞLU – Av. Bilal SAYIN 

DAVALI :TÜRKİYE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ 

VEKİLLERİ : Av. S xxx Sxxxxx

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

DAVA TARİHİ: 29/12/2022

KARAR TARİHİ : 17/10/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 26.10.2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11.11.2021 tarihinde Ankara’da meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkili Hxxxx Öxxxxx’in imam nikahlı eşi ve farazi desteği Dxxxxx Kxxxxx’nun vefat ettiğini, müvekkilinin müteveffanın desteğinden yoksun kalarak maddi ve manevi açıdan zarara uğradığını, kazanın oluşumunda davalı sigorta şirketine sigortalı bulunan 06 BJT 946  plakalı araç sürücüsü Umut Cxx Şxxxxx’ün kusurlu ve sorumlu olduğunu, kaza nedeniyle meydana gelen vefat neticesinde destekten yoksun kalma tazminatı taleplerine ilişkin doğrudan doğruya Türkiye Sigorta A.Ş’ye 25.11.2021 tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğunu, sigorta şirketinin yaptıkları başvuruya olumlu veya olumsuz herhangi bir cevap vermemesi üzerine taraflarınca arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak bir anlaşma sağlanamadığını, kaza tespit tutanağında 06 BJT 946  plakalı araç sürücüsü Uxxxx Cxx Şxxxxx’ün kuralları ihlal ettiğinin belirtildiğini, sigorta şirketine 338575420 No’lu poliçeyle sigortalanan 06 BJT 946 plakalı araç sürücüsünün kusurlu ve sorumlu olduğunu, bu zararın davalı sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, müvekkiline destekten yoksun kalma tazminatı ödenmesi gerektiğini, müvekkili Hxxxx Öxxxxxxxx ve eski eşi Dxxxxx Kxxxxxx’nun Ankara 13. Aile Mahkemesinin 02.09.2020 Tarih, 2020/584-E, 2020/459-K sayılı kararıyla anlaşmalı olarak boşandıklarını, ancak fiili birlikteliklerinin devam ettiğini, müvekkilinin eski resmi nikahlı eşi ve vefat tarihinde imam nikahlı eşi olan müteveffa ve müşterek çocukları ile boşandıktan sonra dahi aynı evde yaşamaya devam ettiklerini, somut olayda müvekkilinin tüm zararlarından davalı şirketin sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkili Hxxxx Öxxxxxxxx lehine 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 11.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş; belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davada yargılama sırasında verilen 14.09.2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile dava değerini 281.083,68-TL olarak artırmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 06 BJT 946 plakalı aracın müvekkili şirkete 28/03/2021-28/03/2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere  338575420/0  numaralı Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olduğunu, bedeni zararlarda şahıs başına azami 430.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanların sigortacıya dava açmadan önce yazılı başvurmak zorunda olduklarını, zararın tespiti açısından gerekli belgelerin ibraz edilmesi sureti ile usulüne uygun yazılı başvurusundan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerektiğini, müteveffa  Dxxxxx Kxxxxx’nun vefatı sebebiyle talep edilen tazminata ilişkin belgelerin eksiksiz olarak müvekkili şirkete iletilmediğini, davacının müvekkilin imam nikahlı eşi olduğunu iddia ettiğini, davacı Hxxxx Öxxxxx ile müteveffa arasında resmi bir evlilik bulunmadığını, ölenin yaşarken resmi bir evlilik gibi davacıya maddi desteğinin olduğunun kanıtlanması gerektiğini, davacının sosyo-ekonomik durumunun araştırılmasını, TRH-2010 kadın/erkek tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılmasını ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasını talep ettiklerini belirterek, davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası sonucu vefat eden Dxxxx Kxxxxx’nun desteğinden yoksun kaldığını iddia eden davacının, bu nedenle uğradığı destekten yoksun kalma zararının kazaya karışan aracın zorunlu mali sorumluluk (Trafik) sigortasını temin eden davalı sigorta şirketinden poliçesi kapsamında tazmini istemine ilişkindir. 

İncelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile; Davada çözümü gereken yön, meydana gelen trafik kazasında kazaya karışanların kusur durumu, ölen Dxxxx Kxxxx’nun davacının fiili desteği olup olmadığı, davacının söz konusu ölüm olayı nedeniyle destekten yoksun kalma zararına uğrayıp uğramadığı, uğramış olduğunun belirlenmesi halinde bunun miktar ile kapsamının tayin ve tespiti noktasındadır.

Mahkememizce davaya konu uyuşmazlığın çözümüne ilişkin olarak gerekli deliller toplanmış, davacı tarafça gösterilen tanıklar duruşma sırasında dinlenmiş, emniyet araştırılması yaptırılarak, bu konuda gelen 10.05.2023 tarihli cevabi yazı dosyaya eklenerek, dosyanın bilirkişilere tevdine karar verilmiş olmakla, bilirkişiler tarafından gerekli incelemeleri içeren 11.09.2023 tarihli raporun düzenlendiği, davacı tarafça talep artırım dilekçesinin sunulduğu, davalı vekilinin rapora ve talep artırımına karşı beyan ve itirazda bulunduğu görülmekle, tahkikat tamamlanmıştır.

Bu durumda; yapılan yargılamaya, toplanan delillere, alınan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre; kazanın, 11.11.2021 günü saat 20.30 sıralarında dava dışı Uxxxx Cxxx Şxxxx sevk ve idaresindeki davalı şirkete sigortalı 06 BJT 946 plakalı araç ile Ahi Mesut Bulvarını takiben Sincan Vatan Caddesi istikametine seyir halindeyken, solundan orta refüj üzerinden karşıya geçmek isteyen yaya olan müteveffa Dxxxx Kxxxxx ile kızı İxxxxx Nxx Kxxxxxx’ya aracının sol ön köşe kısmı ile çarpması şeklinde meydana geldiği, kaza sonucunda savrularak park halinde bulunan başka bir aracın arka alt kısmına düşen Dxxxx Kxxxxx’nun vefat ettiği, kazanın meydana gelmesindeki temel nedenin, müteveffa yaya Dxxxx Kxxxx ve mağdure Ixxxxx Nxxx Kxxx’nun olay yerinin yakınında, 73 m geride bulunan yaya üst geçidini kullanmayarak, kendi can güvenliklerini tehlikeye düşürecek şekilde orta refüj üzerinden kontrolsüz biçimde yola girmeleri olduğu, kazanın yan etkenlerinin ise sürücü Uxxx Cxxx Şxxxxx’ün yerleşim yeri içerisindeki seyri sırasında hızını mahal şartlarına göre ayarlamaması olduğu, bu durumda meydana gelen davaya konu kazada müteveffa Dxxxxx Kxxxx ve mağdure dava dışı Ixxxxx Cxxx Kxxx’nun %70 oranında asli kusurlu oldukları, dava dışı sürücü Uxxx Cxxx ‘ün % 30 oranında tali kusurlu olduğu, müteveffa Dxxx Kxxxxx’nun kaza tarihi olan 11.11.2021 tarihinde 51 yıl 6 ay 8 gün yani 52 yaşında olup, TRH 2010 Erkek yaşam tablosuna göre muhtemel yaşam süresinin 24,06 yıl yani, 24 yıl 22 gün olduğu, buna göre müteveffa yaşasaydı muhtemel yaşam süresinin 03.12.2045 tarihine kadar devam edeceğinin varsayıldığı, müteveffanın imam nikahlı eşe desteklilik ilişkisi ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede; müteveffanın resmi evlilik olmadan hayatlarını birleştirip, eylemli ve düzenli olarak karı-koca gibi birlikte yaşayıp yaşamadıklarının araştırılıp, desteklik olgusunun varlığı halinde destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanılanilabileceği hususunun Yargıtay’ın yerleşmiş görüşü olduğu, desteklik olgusunun kanıtlanması açısından davacı tanıkları dinlenmiş olup, davacı tanıkları müteveffanın kardeşi olan Dxxx Kxxxx ve müteveffanın yaşadığı apartmanda komşusu Axxx Kxx vermiş oldukları beyanlarında özetle; müteveffa ve davacının çocukları ile birlikte destek ilişkisi içerisinde beraber yaşadıklarını, çevrede evli olarak bilindiklerini, davacının geçiminin birlikte yaşadığı eski eşi müteveffa Dxxx Kxxxxx tarafından sağlandığını bildirdikleri, yaptırılan emniyet araştırmasında müteveffanın yaşadığı apartman yöneticisinin beyanına göre, müteveffa ve imam nikahlı davacı eşin beraber yaşadıklarının belirtildiği, bu durumda dinlenen tanık beyanlarına, yaptırılan emniyet araştırması sonucuna ve dosyaya sunulan davacı ve ölen Dxxxx Kxxxxx’nun birlikteliğini gösteren fotoğraflara göre, müteveffa Dxxxxx Kxxxxx’nun davacı Hxxxxx Öxxxxxx’in desteği olduğunun kabulü sonucuna varıldığı, kusur durumu da dikkate alınarak Yargı içtihatlarına uygun olarak yapılan hesaplama sonucu davacı Hxxxxx Öxxxxxxx’in destekten yoksun kalma zararının toplam 377.456,86-TL olarak belirlendiği, ancak kaza tarihi olan 2021 yılı itibariyle ZMSS poliçeleri sigorta teminat limitinin 430.000,00-TL olup, bu tutarın garamaten paylaşımı sonucu davacının talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminat tutarının 281.083,68-TL olarak belirlenmiş olup, davacının bu tutarı davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü tarih olan 07.12.2021’den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep hakkının bulunduğu, davalı sigorta şirketinin yaptığı itirazların yerinde görülmediği, mahkememize sunulan bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranları ile davaya konu kazaya ilişkin olarak yapılan ceza yargılaması sonucu verilen kararda kabul edilen kusur durumunun birbiri ile örtüştüğü, kazaya ilişkin olarak Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.02.2023 tarihli kararda özetle, “Ankara Adil Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 29.12.2021 tarihli raporuna göre; sürücü Uxxxx Cxx Şxxxx’ün sevk ve idaresindeki 06 BJT 946 plakalı otomobili ile seyri sırasında seyir yönüne hitap eden levhaları dikkate almadığı, yerleşim yeri içerisindeki seyri sırasında hızını mahal şartlarına göre ayarlamadığı, geldiği olay yerinde seyrine göre solundan orta refüj üzerinden yola giren yayalara hızı nedeniyle etkin önlem alamadığı, aracıyla çarpmasıyla meydana gelen olayda dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle tali kusurlu olduğunun, müteveffa yaya Dxxxx Kxxx ile mağdur Ixxxx Nxx Kxxxx’nun karşıdan karşıya geçmek istedikleri sırada olay yerine 73 metre uzaklıkta bulunan yaya üst geçidini kullanmadıkları, kendi can güvenliklerini tehlikeye düşürecek şekilde, taşıt yolu üzerinde seyir halinde olan araçlara rağmen orta refüj üzerinden kontrolsüz biçimde yola girdikleri, bu haliyle bölünmüş yol üzerinde ilk geçiş hakkına sahip biçimde gelen sürücü Uxxxx Cxx Şxxxxxx’ün sevk ve idaresindeki 06 BJT 946 plakalı otomobilin seyir yoluna girip, çarpmaya maruz kaldıklarının belirtildiği olayda; dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleri nedeniyle her biri kendi yaralanma ve ölüm olayında asli kusurlu olduklarının belirtildiği, tanık anlatımlarının da Adli Tıp Kurumunun rapor içeriği ile uyumlu olduğu” belirtilmekle, ceza yargılamasında belirlenen ve kabul edilen kusur durumu ile mahkememize sunulan bilirkişi raporunda belirlenen kusur durumunun birbirini teyit ettiği, davalıya sigortalı araç sürücüsünün tali kusuru ile karıştığı trafik kazası sonucu davacı Hxxxxx Öxxxxx’in fiili desteği olan Dxxxx Kxxxxx’nun vefatı nedeniyle, davacının uğradığı destekten yoksun kalma zararından davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna isabet eden tutarın yapılan hesaplamalar sonucu 281.083,68-TL olup, davacının dava değerini bu tutar üzerinden talep artırımı suretiyle artırdığı, davalı sigorta şirketinin bu tutardan kendisine yapılan başvurunun tebliğ tarihi olan 25.11.2021 tarihinden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 99. Maddesinde belirtilen yasal süre olan 8 iş günü sonrasına isabet eden 07.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya karşı sorumlu olduğu, sigorta şirketlerinin sorumluluğunun başlayabilmesi ve temerrüde düşebilmeleri için başvuruda bulunmanın yasal bir şart olması nedeniyle, davacının kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesine ilişkin talebi ile davaya konu kazanın ticari bir işlem ve eylem niteliğinde olmadığından avans faizi hükmedilmesine ilişkin feri nitelikteki taleplerinin yerinde görülmemesi nedeniyle reddine, reddine karar verilen hususların feri nitelik taşımasından dolayı, davalı taraf yararına bu nedenle yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, davanın talep artırımı sonucu artırılan miktar üzerinden kabul edilmiş olması nedeniyle tüm yargılama giderleri ile vekalet ücreti ve arabuluculuk giderinin davalı tarafa yüklenmesine karar vermek gerekmekle, açıklanan esaslara ve varılan hukuki sonuca uygun olarak aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın, talep artırım dilekçesindeki miktar üzerinden KABULÜ ile, 
  2. 281.083,68 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan 07/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile DAVACIYA ÖDENMESİNE,
  3. Davacının yerinde görülmeyen kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi ve avans faizi hükmedilmesine ilişkin feri nitelikteki taleplerinin REDDİNE, 
  4. Hüküm altına alınan 281.083,68-TL üzerinden hesaplanan 19.200,82-TL harçtan, davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 80,70-TL ile yargılama sırasında yapılan ıslah sonucu yatırılan 959,69-TL harcın mahsubu sonucu kalan 18.160,43‬-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 
  5. Davacı tarafından yapılan 80,70-TL başvuru harcı, 80,70-TL peşin harç, 37,1‬0-TL vekalet harcı, 959,69-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.158,19‬-TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 
  6. Davacı tarafça tüm yargılama sürecinde yargılama gideri olarak yapılan bilirkişi ücreti karşılığı 3.000,0‬0-TL, dosya kapak masrafı 10,00-TL, tebligat posta giderleri karşılığı 50,25‬-TL olmak üzere toplam 3.060,25‬-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
  7. Davalı tarafça yapılan 11,50-TL vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
  8. Davacı davasını bir vekil vasıtası ile takip ettiğinden AAÜT hükümleri uyarınca belirlenen  44.162,55-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
  9. Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A (13). Maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
  10. Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, 
  11. Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Ankara BAM’da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/10/2023      

Ölümlü Trafik Kazası Tazminat Davası Yargıtay Kararları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 13.04.2011 Tarihli, 2011/17-3 Esas, 2011/242-Karar Sayılı Kararı

Somut uyuşmazlıkta, davacı, müteveffanın boşandığı eşi olduğunu ancak fiili olarak birlikte yaşamaya devam ettiklerini, bu nedenle müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını ileri sürmektedir. 

Dosya kapsamından da, davacının müteveffa ile boşandığı ve yabancı uyrukla bir kadınla evli olduğu ve halen bu evliliğin devam ettiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, destekten yoksun kalma tazminatı istemi için resmi bir evlilik bağı ile bağlı olunması gerekmediği gibi, mirasçı olunmasına da gerek yoktur. 

Önemli olan, düzenli ve eylemli bir birliktelik ve destek ihtiyacının kanıtlanmasıdır. Hukuk Genel Kurulu’nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 412 K. sayılı kararında “BK.nun 45. maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır, sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.” denmiştir. Bu durumda mahkemece, davacı tarafın delilleri toplanarak, sosyal ve ekonomik durumu da araştırılmak sureti ile, davacının ölmeden önce müteveffa ile birlikte yaşayıp yaşamadığı, ortak bir hayatları olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…) 

 

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 31.10.2022 Tarihli, 2022/5544 E., 2022/13431 K. Sayılı Kararı

..Dava, trafik kazası nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze ve defin gideri istemine ilişkindir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Tazminat miktarının belirlenmesi” başlıklı 51. maddesinde (eski BK madde 43); hakimin, tazminatın kapsamı ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş, “Tazminatın indirilmesi” başlıklı 52. maddesinde (eski BK madde 44) de; zarar gören taraf zararı doğuran fiile razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına etkili olduğu ve zararı yapan kişinin durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminat tutarını indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmış; eğer zarar, zarar verenin hafif kusurundan doğmuş ve zarar veren, tazminatı ödemesi halinde yoksulluğa düşecekse ve hakkaniyet de gerektiriyorsa hakimin tazminatı indirebileceği belirtilmiştir. Destek, kazaya karışan motosikletin sürücüsü olup, desteğin ölüm nedeninin kafa travmasına bağlı solunum ve dolaşım yetmezliği olduğu, ayrıca hakkında kaza nedeniyle düzenlenen trafik ceza tutanağında kask takmama nedeniyle trafik cezası kesildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; desteğin, 2918 KTK’nın 78. maddesi ve KTY hükümleri gereği, kask takmama nedeniyle müterafik kusurlu olduğu kabul edilerek, TBK’nın 52. maddesi uyarınca tazminattan makul oranda (Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre bu oran % 20) indirim yapılması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 3-)Davacı vekilince cenaze ve defin gideri olarak 3.000,00 TL talep edilmiş, İtiraz Hakem Heyetince herhangi bir araştırma yapılmaksızın 3.000,00 TL cenaze ve defin giderine hükmedilmiş ise de, Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları gereği davalı taraf davacının meydana gelen trafik kazası sonucu oluşan gerçek defin gideri zararlarının tazmini ile sorumlu olup; davacı tarafın kendi milli değerlerine, yerel örf ve adetlerine göre yaptığı özel giderlerden sorumlu değildir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, ilgili Belediye ya da müftülüklerden, murisin vefat ettiği 2013 yılında cenaze için yer tahsisi, kefen, cenaze yıkama ve kazı bedelleri gibi zorunlu cenaze giderleri belirlenmek suretiyle makul, uygun miktarda cenaze ve defin giderine hükmedilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir….

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir