Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2015/23368-E, 2017/8697-K,  07.12.2017-T 

Asıl ve birleşen dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı …. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 

Dava; 12.06.2007 tarihinde gerçekleşen kazada vefat eden sigortalı hak sahiplerine bağlanan gelir ve sosyal yardım zammı nedeniyle uğranılan Kurum zararının tahsili istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki; “ …İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir.” 

düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin, anılan Kanun’da, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücûan tazminat davalarında uygulanmasına imkan veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak yasaların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı sonucu olarak davanın yasal dayanağının 506 sayılı Yasa’nın 26. maddesi olduğu belirgindir. Sigorta şirketlerinin 2918 sayılı Kanun kapsamından poliçeye dayalı akdi sorumluluğu nedeniyle poliçe limitini teşkil eden miktar, Kurumun rücu davasından önce sigortalı-hak sahiplerine ödediğinin geçerli belgelerle kanıtlanması durumunda; sigorta şirketlerinin mükerrer ödeme ile karşı karşıya bırakılmaması bakımından ödediği miktar kadar sorumlu tutulmaması gerekir. 

Dosya kapsamına göre, davalı … şirketi kazalıya harici ödeme yaptığı iddiasında bulunmuş, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinde öngörülen poliçe limitinin tamamının ödendiği savunulmuş olup, dosyaya ibraname sunulmuştur. Mahkemece; davalı … şirketinin hak sahiplerine ödeme yaptığı yö[1]nündeki iddiası, yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçeye dayalı akdi bir sorumluluk olması nedeniyle, trafik kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine yaptığı ödeme ölçüsünde akdi sorumluluktan kurtulacağı, poliçe limitinin tamamının ödenmiş olması durumunda ise, artık, sigorta şirketinin sorumluluktan kurtulduğu hususunun gözetilip hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı …. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. 

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ….’ye iadesine 07.12.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.

KARAR ÖZETİ 

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içerisinde hak sahiplerine ödenen tazminat poliçe limiti ile sınırlıdır. Sigorta şirketi poliçe limitinin tamamını ödediği takdirde sorumluluktan kurtulur. Şu halde poliçe limitini ödeyen sigorta şirketi aleyhinde tazminat yöneltilemez. Zararın poliçeyi aşması durumunda ise hak sahibi/sahipleri araç sürücüsü veya araç maliki aleyhinde dava açabilir. 

Yargıtay sorum olayda, sigorta şirketinin sorumluluğu tükendiği halde aleyhinde karar verilmiş olmasını BOZMA sebebi görerek yerinde bir karar vermiştir. 

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir