Haksız Fiilden Kaynaklanan Tazminat Davası Nedir?

Haksız fiil; bir kişinin hakkına, malına veya şahsiyetine zarar veren hukuka aykırı bir davranışı ifade eder. Nitekim Borçlar Kanunu’nda da “kusurlu ve hukuka aykırı bir şekilde başkasına zarar vermek” olarak tanımlanmıştır.

Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası ise bu kusurlu ve hukuka aykırı eylem neticesinde zarar gören mağdurun oluşan zararını gidermek üzere açtığı davadır. Bu dava, zarar görenin haklarını koruma ve uğradığı zararı telafi etme amacını taşır. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası, maddi tazminat davası ve manevi tazminat davası olmak üzere ikiye ayrılır.

Haksız Fiilden Kaynaklı Maddi Tazminat Davası

Haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat davası, bir kişinin hukuka aykırı bir eylemi ve kusuru nedeniyle başkasının malvarlığına, maddi haklarına veya maddi çıkarlarına zarar vermesi durumunda ortaya çıkar. Bu dava sonucunda oluşan maddi zararın tazmin edilmesi amaçlanır.

Tazminat miktarı, uğranılan zararın türüne, şiddetine, davacının kusuruna, rızasına ve diğer özel durumlara bağlı olarak belirlenir. Mahkeme, tarafların iddialarını ve delillerini dikkate alarak adil bir tazminat miktarı belirler. Haksız fiilden doğan maddi tazminat davasında tazminat, sermaye ya da irat şeklinde ödenebilir.

Haksız Fiilden Kaynaklı Manevi Tazminat Davası

Haksız fiilden kaynaklı manevi tazminat, bir kişinin hukuka aykırı bir eylemi sonucunda başkasının duygusal veya ruhsal bütünlüğüne zarar vermesi durumunda ortaya çıkar. Haksız fiil nedeniyle meydana gelen manevi zararlar, duygusal acı, üzüntü, itibar kaybı gibi etkileri içerir. Manevi tazminat davası ile ortaya çıkan bu etkilerin tazmin edilmesi amaçlanır.

TBK m.56’da “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” denilmektedir. Haksız fiilden doğan manevi tazminat davası sonucu kazanılan tazminat, sadece toplu bir biçimde ödenebilir.

Haksız Fiilden Kaynaklı Tazminat Davası Zamanaşımı Süreleri

Haksız fiilden kaynaklı tazminat davasında zamanaşımı süreleri Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve herhâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.

Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.

Haksız Fiilden Kaynaklı Tazminat Davası Görevli ve Yetkili Mahkeme

Haksız fiilden kaynaklı tazminat davasında görevli mahkeme, Asliye Hukuk Mahkemesidir. Nitekim HMK madde 2’ de de “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.” denilmektedir.

Haksız fiilden kaynaklı tazminat davasında yetkili mahkeme ise HMK’da belirtilmektedir. Burada davacıya seçimlik haklar tanınmıştır. Buna göre; Davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili mahkeme olarak belirlenmiştir. (HMK m. 6/1). Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. (HMK m. 16) Davacı, kanunda sayılan yetkili mahkemelerin herhangi birinde dava açma hakkına sahiptir.

Haksız Fiilden Kaynaklı Tazminat Davası Harç Ücretleri

Karar ve ilam harcı, maktu ve nispi olmak üzere ikiye ayrılır. Nispi harç, konusu para olan; Maktu harç ise konusu para olmayan davalarda alınan harçtır. Haksız fiilden kaynaklı tazminat davalarında alınan harç nispi harçtır.

Harçlar Kanunu madde 28’de nispi harçlardan bahsedilmiştir. Buna göre;

Madde 28 – (1) sayılı tarifede yazılı nispi harçlar aşağıdaki zamanlarda ödenir. a) (Değişik: 23/7/2010-6009/18 md.) Karar ve ilam harcı, Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.

Kanun burada ikili bir ayrıma gitmiştir;

  1. Ölüm veya bedensel zarara dayanarak açılmayan tazminat davalarında genel kural uygulanır. Buna göre; talep edilen tazminat miktarının binde 68,31’i hesaplanır ve bunun 1/4’i peşin harç olarak alınır.
  2. Ölüm veya bedensel zarar halinde açılan maddi, manevi tazminat davalarında ise talep edilen tazminat miktarının binde 68,31’i hesaplanır ve bunun 1/20’si peşin harç olarak alınır.

Dava sonunda kaybeden taraf harcın tamamını ödeme yükümlülüğü altına girer.

Haksız Fiilden Kaynaklanan Tazminat Davasında Arabuluculuk

Arabuluculuk, iki veya daha fazla tarafın ortaya çıkan uyuşmazlığı çözmek amacıyla tarafsız bir üçüncü kişiden (arabulucudan) yardım isteyerek oluşan anlaşmazlığı kendi aralarında çözmeleridir.

Arabuluculuk, zorunlu arabuluculuk ve ihtiyari arabuluculuk olmak üzere ikiye ayrılır. Zorunlu arabuluculukta dava açmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu vardır. İhtiyari arabuluculukta ise taraflar, mahkemeye gitmeden önce kendi istekleri doğrultusunda arabuluculuk sürecini başlatabilirler. Her ikisinde de amaç, taraflar arasındaki anlaşmazlıkları mahkemeye gitmeden daha hızlı ve etkili bir şekilde çözmektir. Haksız fiilden kaynaklı tazminat davalarında arabulucuya başvurmak zorunlu değildir, ihtiyaridir.

Haksız Fiilden Kaynaklanan Tazminat Davaları Yargıtay Kararları

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi T. 25.02.2019, E. 2016/7227, K. 2019/1945

Taraflar arasındaki, ölümlü trafik kazası nedeniyle manevi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davacılar vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R-
Davacılar vekili, davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın, davacıların eşi/ babası/ oğlu olan …’in idaresindeki motosiklete çarpmasıyla ölümlü kaza meydana geldiğini, kazada davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu, ölüm olayı nedeniyle davacıların manevi zarara uğradıklarını belirterek toplam 150.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihinde işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı … Ltd. Şti. vekili, kazada sürücülerinin kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile her bir davacı için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 35.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle, ölenin yakınlarının manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, dava konusu kaza sonucu davacılar murisinin ölümünden duyulan üzüntü nedeniyle, ölenin eşi/ çocuğu/ annesi olan davacılar için toplam 150.000,00 TL. manevi tazminat isteminde bulunmuş; mahkemece talebin kısmen kabulüne karar verilerek hükümde belirtilen miktarlarda manevi tazminata karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
O halde mahkemece; meydana gelen trafik kazası sonucu davacıların eşi/ babası/ çocuğu olan yakınlarının ölümü nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacıların ölene olan yakınlıkları nedeniyle duyacakları elemin derinliği göz önünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen, davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, somut olay ile bağdaşmayan, bir miktar düşük manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
2-Davacı taraf dava dilekçesinde, talep edilen tazminatlar için kaza tarihinden yasal faiz işletilmesini talep etmiş; mahkeme ise, hüküm altına alınan manevi tazminatlar yönünden temerrüt faizine karar vermemiş, manevi tazminatları faizsiz biçimde hüküm altına almıştır.
Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Davaya konu kazayı yapan aracın sürücüsü olan davalı …’nın haksız fiil faili olarak haksız fiil tarihinde mütemerrit olduğu; diğer davalı … Ltd. Şti. de araç işleteni sıfatıyla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/son maddesi gereği, sürücüsünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu ve haksız fiil tarihi itibariyle mütemerrit olduğundan, hükmedilen tazminatlara kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmemesi de hatalı olmuştur.

SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 25/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir