TCK Madde 55

Kazanç Müsaderesi

MADDE 55– (1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.

(2) Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere el konulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir.

(EKLENMİŞ FIKRA RGT: 09.07.2009 RG NO: 27283 KANUN NO: 5918/2)

(3) Bu madde kapsamına giren eşyanın müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan iktisap eden kişinin 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun iyi niyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir.

Sayfa İçeriği

TCK Madde 55 Gerekçesi

MADDE 55 Maddede, suç işlemek yoluyla kazanç elde edilmesini engelleyecek etkin bir yaptırım olarak kazanç müsaderesine ilişkin düzenleme yapılmıştır. Bu düzenleme ile güdülen temel amaç, suç işlemek yoluyla kazanç elde edilmesinin önüne geçilmesidir. Bu nedenle yeni hükümde kazanç müsaderesi kapsamlı bir biçimde düzenlenmiş ve suç işlemek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edilen ekonomik kazançların müsaderesi olanaklı hâle getirilmiştir. Böylece, kazanç müsaderesi, “kara para aklama”, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti, dolandırıcılık, kaçakçılık, ihaleye fesat karıştırma gibi ekonomik çıkar elde etme amacıyla işlenen suçlara karşı etkin biçimde caydırıcılık özelliği olan bir yaptırım niteliğine kavuşturulmuştur. Bu hükmün uygulanmasında mağdurun ve iyi niyetli üçüncü kişilerin hakları korunacak, bunlara ait maddî değerler kazanç müsaderesine tabi tutulmayacaktır.

Düzenleme ile getirilen diğer bir yenilik, kaim değerin müsaderesidir. Buna göre, müsadere konusu ekonomik değerin harcama, imha, tüketme gibi hareketlerle müsaderesinin imkânsız kılınması hâlinde, karşılığı para tutarının müsaderesine karar verilecektir.

TCK Madde 55 Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay 13. Ceza Dairesi 22.05.2019 T. 2018/16129 E. 2019/8755 K. 13. CEZA DAİRESİ

Esas : 2018/16129

Karar : 2019/8755

Karar Tarihi :22.05.2019

Suç: Kişinin Malının Koruyamayacak Durumda Olmasından Yararlanarak Hırsızlık Suçu

Karar: Hükmün Onanması

Dava: Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Karar: 1-Sanıklar …, …, … ve … ve … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde:

5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; sanıklar …, …, … ve … müdafiileri ve sanık …’in ve katılan kurum vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,

2-72 AN 9.. plaka sayılı tankerin müsaderesi hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;

Ceza muhakemesi sistemine göre ne kadar sanık varsa o kadar dava vardır, ne kadar suç varsa o kadar dava vardır. Kural olarak bu davaların şahsi ve/veya fiili irtibat nedeniyle birlikte görülüyor olması bunların tabi olduğu kanun yolunu değiştirmez.Ancak;

Müsadere 5237 sayılı TCK’nın 54 ve 55. maddelerinde düzenlenmiş olup, bir güvenlik tedbiridir.

Müsadere davası da müstakil olarak açılabileceği gibi irtibat nedeniyle asıl davayla birlikte açılabilir.

İstinaf mahkemeleri faaliyete geçmeden önce müstakil olarak açılan müsadere davaları, 04.06.1936 gün ve 12 – 14 sayılı İ.B.K. uyarınca, karar tarihindeki (müsadere ya da iadeye konu eşyanın değeri …) miktara göre, kesin veya temyize tâbi iken, asıl davayla birlikte açılmışsa asıl davanın tabi olduğu kanun yoluna(temyize) tâbidir.

İstinaf mahkemelerinin faaliyet geçtiği tarihten sonra ise; 5271 sayılı CMK’nın 258. maddesi uyarınca müstakil müsadere davaları da istinaf kanun yoluna tabidir. Asıl davayla birlikte açılmışsa da yine istinaf kanun yoluna tâbi olduğunu kabul etmemiz gerekir.

Somut olayda, karar tarihi itibariyle, asıl davada verilen karar temyiz kanun yoluna tabi olduğundan müsadere kararının da temyiz kanun yoluna tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

Yargıtayımızın istikrar bulmuş içtihatları uyarınca (örneğin Y. 20.C.D 18.02.2016 günlü 14875/952 E./K. Sayılı kararında olduğu gibi) 12.01.2004 tarihinde ruhsat sahibi … tarafından haricen sanık …’a satıldığı, bedeli mukabili sanığa teslim edildiği, dosyada bulunan adi sözleşme ve malen sorumlu vekilinin 25.01.2006 tarihli dilekçedeki beyanı ile sanığın beyanından anlaşılan suçta kullanılan ve bu nedenle müsaderesine karar verilen 72 AN 9.. plaka sayılı tankerin ruhsat sahibi olan …’nın iyiniyetinden söz edilemeyeceğinden 5237 sayılı TCK’nın 54/1. maddesi uyarınca müsaderesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.

Sonuç: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; malen sorumlu … vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, 22.05.2019 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 16.05.2019 T. 2015/10731 E. 2019/5366 K. 5. CEZA DAİRESİ

Esas : 2015/10731

Karar : 2019/5366

Karar Tarihi :16.05.2019

Suç: Rüşvet Suçu

Karar: Hükmün Düzeltilerek Onanmasına

Dava ve Karar: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;

T.C. Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri ile Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 30/01/2007 tarihli, 2007/3-9 Esas ve 2007/18; 05/07/2011 tarihli, 2011/2-148 Esas ve 2011/155 sayılı Kararlarına göre; gerek yüze karşı gerekse gıyapta verilen hükümlerde başvurulabilecek yasa yolu, süresi, merci ve şekillerinin belirtilmesi zorunlu olduğu halde, sanığın yüzüne karşı, müdafin yokluğunda verilen hükme karşı başvurulacak temyiz yasa yolu süresinin tebliğ tarihinden itibaren başlayacağı belirtilerek sanık yanıltıldığından ve açıklanan bu noksanlık CMK’nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni sayıldığından, sanık müdafin 20/11/2013 tarihli dilekçesinin süresinde yapılmış eski hale getirme yoluyla temyiz isteği niteliğinde olduğu kabul edilerek, işin esasının incelenmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Hükümden önce 05/07/2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 87. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 252. maddesinde yapılan değişiklikle suça teşebbüs halinde “…verilecek ceza yarı oranında indirilir” şeklinde takdire bağlı olmayan bir düzenleme getirilmesi, dava konusu olayda ise sanık hakkında teşebbüs nedeniyle TCK’nın 35. maddesi gereğince 3/4 oranında indirim uygulanması karşısında, lehe kanunun belirlenmesi maksadıyla karşılaştırma yapılmaması 6352 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme açıkça sanık aleyhine olduğundan bozma nedeni sayılmamış, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanık hakkında hükmedilen sonuç cezanın adli para cezası olması nedeniyle TCK’nın 58. maddesindeki tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,

Adli emanette muhafaza edilen rüşvet teklifine konu 20 TL paranın, suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaat niteliğinde olması nedeniyle TCK’nın 55/1 yerine 54/1. maddesine göre müsaderesine karar verilmesi,

28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasanın 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi,

Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasında yer alan “ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine” şeklindeki kısım ile tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bendin tümüyle hüküm fıkrasından çıkartılması, rüşvet suçuna konu paranın müsaderesi ile ilgili uygulama maddesindeki “TCK’nın 54/1” ibaresinin ise “TCK’nın 55/1” olarak değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 16/05/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Our Score
Click to rate this post!
[Total: 0 Average: 0]

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

📞 Hemen Ara