- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- Türk Ceza Kanunu
- 4 Ocak 2026
TCK Madde 57
Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri
MADDE 57– (1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.
(2) Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine (DEĞİŞİK İBARE RGT: 25.06.2021 RG NO: 31522 KANUN NO: 7328/4) (KOD 1) infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir.
(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.
(4) Tıbbi kontrol ve takip, raporda gösterilen süre ve aralıklarla, Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır.
(5) Tıbbi kontrol ve takipte, kişinin akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığında, hazırlanan rapora dayanılarak, (EKLENMİŞ İBARE RGT: 25.06.2021 RG NO: 31522 KANUN NO: 7328/4) infaz hâkimliğince yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.
(6) İşlediği fiille ilgili olarak hastalığı yüzünden davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişi hakkında birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre yerleştirildiği yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda düzenlenen kurul raporu üzerine, mahkûm olduğu hapis cezası, süresi aynı kalmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, (DEĞİŞİK İBARE RGT: 25.06.2021 RG NO: 31522 KANUN NO: 7328/4) (KOD 1) infaz hâkimi kararıyla akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.
(7) Suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı kişilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasına karar verilir. Bu kişilerin tedavisi, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam eder. Bu kişiler, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca bu yönde düzenlenecek rapor üzerine (DEĞİŞİK İBARE RGT: 25.06.2021 RG NO: 31522 KANUN NO: 7328/4) (KOD 1) infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir.
Sayfa İçeriği
TCK Madde 57 Gerekçesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 57. maddesinde fiili işlediği sırada akıl hastası olanlar hakkında verilen güvenlik tedbirlerinin infaz usulü belirlenmiştir. 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunla 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanununda yapılan değişikliklere göre infaz aşamasında verilecek kararların infaz hakimleri tarafından verilmesi gerekmektedir. Ancak, uygulamada infaz hakimlikleri ile hükmü veren mahkemeler arasında görev bakımından uyuşmazlık çıktığı gözlemlenmiştir. Maddeyle, Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde değişiklik yapmak suretiyle uygulamada ortaya çıkan tereddüdün giderilmesi amaçlanmaktadır.
TCK 57 Maddede akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri düzenlenmiştir. Buna göre, fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişiler, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.
Akıl hastaları ile ilgili güvenlik tedbiri açısından belli bir süre öngörülmüş değildir. Bu nedenle, güvenlik tedbiri, akıl hastasının toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalkmasına veya önemli ölçüde azalmasına kadar uygulanmaya devam edilecektir.
Kusur yeteneği tam olarak kalkmamış olmakla birlikte, işlediği fiille ilgili olarak hastalığı yüzünden davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişinin mahkûm olduğu hapis cezasının, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine çevrilmesine de olanak tanınmıştır.
Keza, suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı kişilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına alınması ve bu kişilerin tedavisinin, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam etmesi öngörülmüştür. Bu kişiler, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca bu yönde düzenlenecek rapor üzerine mahkeme veya hâkim kararıyla serbest bırakılabilecektir.
TCK Madde 57 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 06.05.2024 T. 2024/2403 E. 2024/5968 K. 4. CEZA DAİRESİ
Esas : 2024/2403
Karar : 2024/5968
Karar Tarihi :06.05.2024
Suç: Tehdit Suçu
Karar: Hükmün Onanması
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece, bozma üzerine sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca tehdit ve 125 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hakaret suçlarından aynı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrası, 54 ve 57 nci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına ve müsadereye karar verilmiştir.
TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, bozma öncesinde alınan raporlara dayanılarak hüküm kurulduğuna, sanığın sağlığı ve ceza ehliyetine dair güncel durumuna ilişkin rapor alınması, bu kapsamda güvenlik tedbiri uygulanıp uygulanmayacağının yeniden değerlendirilmesi gerektiğine, sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak ve kesin delil bulunmadığına, güvenlik tedbiri uygulanmasına gerek olmadığına, sanık akıl hastası olmasaydı, suçun alt ve üst sınırları gözetildiğinde özgürlüğünün kısıtlanmayacağına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın cami çıkışında katılana yaklaşarak elinde bulundurduğu bıçak ile \”Sen beni neden takip ediyorsun, ben raporluyum, senin hakkın domuz kurşunu, evde o da var, senin ananı avradını sinkaf ederim.\” dediği, bu suretle silahtan sayılan bıçakla tehdit ve alenen hakarette bulunduğu kabul edilmekle Mahkemece sanık hakkında akıl hastalığı nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı ile akıl hastalarına ilişkin güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden Meram Tıp Fakültesi Hastanesi’nin 15.07.2013 tarihli raporu ve katılan anlatımları ile uyumlu tanık beyanları doğrultusunda sanığın üzerine atılı tehdit ve hakaret suçlarını işlediğinin sübut bulduğu ancak akıl hastalığı nedeniyle cezai sorumluluğunun bulunmadığına ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
5237 sayılı Kanun’un 32 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak kişinin suç tarihi itibarıyla akıl sağlığına ilişkin durumunun tespit edilmesi gerektiği belirlenmekle, kişinin güncel sağlık durumu ve cezai ehliyetinin belirlenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri reddedilmiştir.
5237 sayılı Kanun’un 57 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenen \”Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.\” hükmünün emredici olup Mahkemeye bir takdir … tanımadığı anlaşılmakla akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına gerek olmadığına ilişkin temyiz sebeplerinin reddi gerekmiştir.
Sair Sebepler Yönünden Sanığa yükletilen tehdit ve hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Akıl hastalığına özgü güvenlik tedbirinin kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.05.2024 tarihinde karar verildi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 01.03.2023 T. 2022/10797 E. 2023/759 K. 1. CEZA DAİRESİ
Esas : 2022/10797
Karar : 2023/759
Karar Tarihi :01.03.2023
Suç: Kasten Öldürmeye Teşebbüs
Karar: Hükmün Onanması
Dava ve Karar: Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
HUKUKÎ SÜREÇ
Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.02.2019 tarihli ve 2018/274 Esas, 2019/173 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 … maddesinin birinci fıkrası, 35 … maddenin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.02.2019 tarihli ve 2018/274 Esas, 2019/173 Karar sayılı kararının, sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 11.09.2019 tarihli ve 2019/1879 Esas, 2019/3710 Karar sayılı ilâmıyla; sanığın cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığına dair alınan raporlar arasında çelişki bulunduğu, bu sebeple Adlî Tıp Kurumu ilgili üst kurulunda sanığın muayenesi yaptırılarak, ilgili üst kuruldan rapor aldırılması suretiyle mevcut çelişki giderildikten sonra, sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2020 tarihli ve 2019/659 Esas, 2020/118 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrası, 57 nci maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü madde uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilmiştir.
Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2020 tarihli ve 2019/659 Esas, 2020/118 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 26.05.2021 tarihli ve 2020/5002 Esas, 2021/9054 Karar sayılı ilâmıyla; sanık müdafinin duruşmada hazır bulunmaması sebebiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/09/2021 tarihli ve 2021/298 Esas, 2021/319 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrası, 57 nci maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü madde uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
Kararın hukuka, usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın yorgancı olduğu ve yan tarafta züccaciye dükkanı işleten dosya tanığı …ile komşu oldukları, katılan …’nın tanık …in dükkanına sık sık uğradığı, olay günü de katılanın otosunun içerisinde yüksek sesle müzik dinlemesi nedeniyle sanıkla aralarında çıkan, tartışmada sanığın adlî emanette kayıtlı makas ile katılan …’yı karın bölgesinden yaraladığı, katılanın yakındaki dükkana giderek bıçak alıp geldiği ve sanığa doğru sallayarak tehdit ettiği anlaşılmıştır.
Sanığın olayda kullandığı silahın öldürmeye elverişli oluşu, katılanın birden fazla öldürücü bölgeden isabet alması, sanığın eylemi gerçekleştirirken \”onu öldüreceğim\” şeklinde kastını ortaya koyan sözler sarf etmesi hususları sebebiyle sanığın eylemi kasten öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirilmiştir.
Sanık aşamalarda, üzerine atılı suçlamayı kabul etmiştir. Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak Kayseri Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün 02.10.2014 tarihli raporuna göre; …’da iki adet kesici alet yarasının bulunduğu ve bu yaralanmanın göğüs bölgesi sol sekizinci kot orta aksiller hatta toraksa nafiz kesici delici alet yaralanması olduğu ve ikinci yaranın ise sol koltuk altı çizgisi, altıncı kot birleşim yerinde kesici alet yaralanmasının olduğu ve kalp ön yüzdeki kesici delici alete ait hasarın bulunduğu ve yaşamını tehlikeye sokup basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
Sanığın cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin, İstanbul Adlî Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 30.01.2019 tarihli, sanığın bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğuna ilişkin heyet raporu dava dosyasında mevcuttur. Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Birinci Üst Kurulunca düzenlenen 10.03.2020 tarihli rapor içeriğine göre, sanığın \”Psikotik Bozukluk\” denilen akıl hastalığına duçar olduğu ve atılı suçun hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunmadığı rapor edilmiştir.
GEREKÇE
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin hem ikrar hem de tanık beyanlarıyla saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bozma ilamı öncesinde eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, ancak sanığın cezai ehliyeti yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulduğu, bozma ilamına uyularak sanığın sevk edildiği Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Birinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen 10.03.2020 tarihli rapor içeriğine göre, sanığın \”Psikotik Bozukluk\” denilen akıl hastalığına duçar olduğu, atılı suçun hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunmadığı anlaşıldığından Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrası, 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/09/2021 tarihli ve 2021/298 Esas, 2021/319 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.03.2023 tarihinde karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

