- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- Türk Ceza Kanunu
- 4 Ocak 2026
TCK Madde 59
Sınır dışı edilme
Madde 59- (Değişik: 31/3/2005 – 5328/1 md.)
(1) İşlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilen yabancı, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına veya koşullu salıverilmesine karar verildikten ve her halde cezasının infazı tamamlandıktan sonra, durumu, sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak değerlendirilmek üzere derhal İçişleri Bakanlığına bildirilir.
Sayfa İçeriği
TCK Madde 59 Gerekçesi
TCK 59 madde metninde, bir güvenlik tedbiri olarak sınır dışı edilme düzenlenmiştir.
Maddeyle, Türk Ceza Kanunu’nun 59 uncu maddesinde değişiklik yapmak suretiyle, yabancı hükümlüler hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezalarının infazına karar verildiği takdirde sınır dışı edilme işlemleriyle ilgili olarak bu hükümlülerin durumlarının İçişleri Bakanlığınca değerlendirilebilmesine imkân sağlanmaktadır. Böylelikle, yabancı hükümlünün koşullu salıverilmesi veya cezasının infazının tamamlanması hâlleri bakımından uygulanan bu tedbirin, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına karar verilmesi hali bakımından da uygulanması sağlanmaktadır.
TCK Madde 59 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2024/7542 K. 2024/10528 T. 04.12.2024
Esas:2024/7542
Karar:2024/10528
Karar Tarihi: 04.12.2024
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2024/952 E., 2024/538 K.
SUÇ: Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanunun 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle tanıktan komşular ile sanık arasında husumet bulunduğuna, olay yerinin etraftan görülemeyeceğine, muayene raporlarında bir bulguya rastlanmadığına ve dilekçesinde yer alan diğer nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
III. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 59. maddesi gereğince, işlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkum edilen yabancı uyruklu sanık hakkında koşullu salıverilmeden yararlandıktan ve herhalde cezasının infazı tamamlandıktan sonra, durumun sınırdışı işlemleri ile ilgili olarak değerlendirilmek üzere derhal İç İşleri Bakanlığına bildirilmesi hususunun infaz aşamasından sonra değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289. maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçesinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1 maddesi uyarınca Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.12.2024 tarihinde karar verildi.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2012/505 K. 2013/836 T. 05.02.2013
Esas:2012/505
Karar:2013/836
Karar Tarihi:05.02.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Rüşvet vermek, dolandırıcılığa teşebbüs, sahtecilik
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanık hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından verilen mahkümiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın eylemlerine uyan sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarının kanun maddelerinde öngörülen cezaların üst sınırı itibarıyla 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık eklemeli zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihi olan 28/12/2002 tarihinden inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükümlerin 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca bu suçlara ilişkin davaların zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık hakkında rüşvet vermek suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay CGK’nın 18/09/2012 gün ve 2012/420 Esas, 2012/1771 sayılı Kararı da nazara alınarak 6352 sayılı Yasanın geçici 2. maddesinin sadece karşılıksız yararlanma suçlarını kapsadığı anlaşılmakla anılan kanunun rüşvet suçu yönünden getirdiği düzenlemeler de gözetilerek yapılan incelemede;
TCK’nın 59. maddesi uyarınca işlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkum edilen yabancı sanığın durumunun, sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak değerlendirilmek üzere derhal İçişleri Bakanlığına bildirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluğunun hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olduğu, sadece Türk vatandaşları için uygulanacağına dair bir sınırlamanın olmadığı, bu nedenle yabancı uyruklu sanıklar hakkında da uygulanma imkanının bulunduğu anlaşıldığından, bu konuya ilişkin tebliğnamede yer alan bozma düşüncesine ise iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilme tarihine kadar kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hükümde yer alan hak yoksunluğuna ilişkin bölümün çıkarılarak yerine “Sanığın, 5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili haklarından koşullu salıverilme tarihine, 53/1. maddesinde yazılı diğer haklarından 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

