- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- Türk Ceza Kanunu
- 6 Ocak 2026
TCK 63 Madde
Mahsup
MADDE 63– (1) Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adli para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün (DEĞİŞİK İBARE RGT: 12.03.2024 RG NO: 32487 KANUN NO: 7499/37) (KOD 1) beşyüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.
Sayfa İçeriği
TCK Madde 63 Gerekçesi
TCK 63 Maddeyle, mahkûmun suç nedeni ile şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran örneğin tutuklama gibi hâller nedeni ile geçirilen sürelerin mahkûmiyetten indirilmesi esası benimsenmiştir. Böylece teknik anlamda tutukluluk sayılmamakla beraber şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran tedbirlerin tümünün de tutukluluk gibi mahkûmiyet süresine mahsup edilmesi öngörülmüştür. Bu nedenle, madde metninde “hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller” ibaresi kullanılmıştır.
Maddede “hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen” ibaresi yer aldığından hükümlünün mahkûm edildiği suçtan başka bir fiilden dolayı yargılama nedeniyle hürriyetinin sınırlanmış olması hâlinde de mahsubun hangi koşul ile yapılabileceği gösterilmiştir.
Tasarıdaki maddenin ikinci cümlesinde yapılan değişiklikle, adli para cezasına hükmedilmesi durumunda, mahsubun bir gün karşılığı yüz Türk Lirası sayılmak suretiyle yapılacağı kabul edilmiştir.
TCK Madde 63 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2020/14001 K. 2020/18071 T. 03.12.2020
Esas:2020/14001
Karar:2020/18071
Karar Tarihi: 03.12.2020
Suç: Basit Kasten Yaralama
Karar: Bozma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adli sicil kaydında tekerrüre esas ilamı olan mükerrir sanık hakkında TCK’nin 58/3. maddesi gereğince aynı Kanun’un 86/2. maddesinde belirtilen seçimlik cezalardan hapis cezası tercih edilip, sonuçta mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulaması gerekirken, sanık hakkında seçimlik cezalardan adli para cezası seçilerek sonuç adli para cezası olduğundan tekerrür hükümlerinin uygulanma imkanının ortadan kaldırılması, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2) Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrileceğine karar verilmiş ise de, 28/6/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106/3. maddesindeki yeni uygulamaya aykırı olduğunun gözetilmemesi,
3) Sanığın, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran hâlleri nedeniyle geçirmiş olduğu süreler hakkında 5237 sayılı TCK’nin 63. maddesi gereği mahsup kararı verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2023/9561 K. 2024/835 T. 09.02.2024
Esas:2023/9561
Karar:2024/835
Karar Tarihi:09.02.2024
Suç: Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama ve resmi belgede sahtecilik suçları
Karar: Kanun Yararına Bozma
Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama ve resmi belgede sahtecilik suçlarından … İnfaz Hakimliğinin 07.07.2021 tarihli ve 2021/3030 Esas, 2021/3107 Karar sayılı içtima kararı ile 5 yıl 11 ay hapis cezasına hükümlü …’ın, evvelce beraat ettiği … Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/142 esas sayılı dosyasında tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin infaz etmekte olduğu cezasından mahsup edilmesi yönündeki talebinin mahsup şartlarının oluştuğu gerekçesiyle kabulü ile 10.03.2005-12.10.2005 tarihleri arasında tutuklu kalınan sürenin mahsubuna dair mercii … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.01.2019 tarihli ve 2014/810 Esas, 2015/660 Karar sayılı ek kararı ile ilgili olarak;
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 31.10.2023 tarihli ve 94660652-105-31-18868-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.12.2023 tarihli ve 2023/118404 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;
İSTEM
Yargıtay Cumhuryet Başsavcılığının, 12.12.2023 tarihli ve 2023/118404 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, infaz aşamasında hükümlü lehine uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağı gözetilerek yapılan incelemede,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 63 üncü maddesinde, “Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler hükmolunan hapis cezasından indirilir.” şeklinde düzenlemenin yer aldığı, anılan düzenleme uyarınca sadece tutukluluk halinin değil şartların mevcut olması halinde şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hallerin mahsup işlemine konu olabileceği cihetle,
Hükümlünün tutuklu kaldığı ve mahsup edilmesini istediği … Ağır Ceza Mahkemesinin 13.03.2006 tarihli ve 2003/142 Esas, 2006/95 Karar sayılı kararının 21.03.2006 tarihinde kesinleştiği, hâlen infaz edilmekte olan … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2015 tarihli ve 2014/810 Esas, 2015/660 Karar sayılı kararına konu suç tarihinin ise 25.12.2010 olduğu, bu hâliyle tutuklu kalınan ve mahsup edilmesi istenen kararın kesinleşmesinden sonra işlenmiş bir suçun bulunduğunun anlaşılması karşısında, mahsup koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları;
(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.
Şeklinde düzenlenmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 06.03.1940 tarihli ve 1940/5-68 sayılı kararına, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.01.2006 tarihli, 2006/4-7 sayılı kararına göre; hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran hallerin bir başka mahkumiyet kararında yer alan cezadan mahsup edilebilmesi için, mahsup istenen mahkumiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesi gerekmektedir.
Somut olayda, hükümlünün infaza konu olan ve mahsup istediği mahkumiyete ilişkin suç tarihinin 25.12.2010 olup, hükümlünün hürriyetinin kısıtlandığı … Ağır Ceza Mahkemesinin 13.03.2006 tarihli ve 2003/142 Esas, 2006/95 Karar sayılı kararının kesinleştiği 21.03.2006 tarihinden sonra olduğu ve mahsup koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, hükümlünün mahsup talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne dair verilen karar Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
- … 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 15.01.2019 tarihli ve 2014/810 Esas, 2015/660 Karar sayılı ek kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.02.2024 tarihinde karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

