- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- Türk Ceza Kanunu
- 8 Ocak 2026
TCK Madde 66
Dava Zamanaşımı
MADDE 66– (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi beş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda on beş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
Geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(DEĞİŞİK FIKRA RGT: 08.07.2005 RG NO: 25869 KANUN NO: 5377/8) (KOD 1)
(5) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz
Sayfa İçeriği
TCK Madde 66 Gerekçesi
TCK 66 Tasarının dava zamanaşımına ilişkin düzenlemesi esas itibarıyla muhafaza edilmiştir. Ancak, suçlar arasında cürüm ve kabahat ayrımı kaldırılmasına ve çeşitli ceza yaptırımlarına ilişkin getirilen yeni hükümlere paralel olarak madde metninin ifade biçiminde bazı değişiklikler yapılmıştır.
Madde metnine yeni bir fıkra olarak, çocuklar açısından fiili işlediği sıradaki yaşı göz önünde bulundurulmak suretiyle ayrı zamanaşımı sürelerinin belirlenmesine ilişkin bir hüküm konulmuştur.
Tasarıda, dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde ağırlatıcı ve hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan cezanın üst sınırının göz önünde bulundurulacağı belirtilmekteydi. Ancak, yapılan değişiklikle, dosyadaki deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin de dava zamanaşımı sürelerinin tespitinde göz önünde bulundurulması gerektiği yönünde düzenleme yapılmıştır.
TCK Madde 66 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 16.09.2025 T. 2025/3818 E. 2025/5310 K.
Esas : 2025/3818
Karar : 2025/5310
Karar Tarihi :16.09.2025
Konu: Öngörülen zamanaşımı süresinin yargılama aşamasında dolmuş olduğunun anlaşılması sebebiyle davanın düşmesine karar verilmesi isabetli olduğu
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 16.09.2025 T. 2025/3818 E. 2025/5310 K.
HUKUKİ SÜREÇ: Sanık … hakkında Sütçüler Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan şikayet üzerine, anılan Başsavcılığın 03.07.2015 tarihli ve 2014/468 soruşturma sayılı iddianamesi ile sanık hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan TCK’nın 154/1. ve 53/1. maddelerinden cezalandırılması talebiyle Sütçüler Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasının yargılaması sonunda adı geçen mahkemenin 17.05.2016 tarihli ve 2015/121 Esas, 2016/45 Karar sayılı kararı ile sanığın resmen teslim alınan taşınmaza el koyma suçundan TCK’nın 290/1, 62/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 29.06.2022 gün ve 2020/33010 Esas, 2022/13601 Karar sayılı ilamıyla, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 342. maddesi yollamasıyla TCK’nın 290. maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan davada yargılama yapma görevinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 346. maddesinin üçüncü fıkrasına göre icra mahkemesine ait olduğuna dair Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.07.2018 tarihli, 2015/9-185 Esas ve 2018/332 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, sanığın üzerine atılı suçta yargılama görevinin İcra Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde Sütçüler Asliye Ceza Mahkemesinin 07.03.2023 tarihli ve 2022/108 Esas, 2022/141 Karar sayılı kararı ile bozma ilamı doğrultusunda görevsizlik kararı verilerek dosya görevli ve yetkili Sütçüler İcra Ceza Mahkemesince gönderilmiş, bu mahkemece yapılan yargılama sonunda 07.03.2024 tarihli ve 2023/1 Esas, 2024/1 Karar sayılı karar ile sanığın resmen teslim alınan taşınmaza el koyma suçundan eylemine uyan TCK’nın 290/1, 62/1, 50/1-a ve 52/2 maddeleri uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm, sanık tarafından temyiz edilmiş, hükmolunan adli para cezası nedeniyle TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilmeyeceğinin gözetilmemesi nedeniyle hükümden TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılması suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi istemiyle düzenlenen 2024/122370 sayılı tebliğnameye istinaden dosyanın daireye tevdii üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.03.2025 gün ve 2025/1325 Esas, 2025/2402 Karar sayılı ilamıyla, suç tarihi itibariyle sanığa isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi bulunması, suç tarihinin 23.09.2014 tarihi olduğu, zamanaşımının kesildiği tarih olan suçla ilgili olarak iddianamenin düzenlendiği 03.07.2015 tarihi ile mahkeme karar tarihi arasında zamanaşımını kesen herhangi bir hüküm ve işlem bulunmaması nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin 03.07.2023 tarihinde yargılama aşamasında dolmuş olduğu gerekçesiyle CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmiştir.
Tebliğnamede yer alan görüşe aykırı karar verilmesi nedeniyle aşağıda yer verilen nedenlerle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca sanık … aleyhine itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulması gerekmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ: İtiraza konu uyuşmazlık görevsiz mahkemece verilen mahkumiyet kararının dava zamanaşımı süresini kesip kesmeyeceğine ve sanığın yargılama konusu eylemi için belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin dolup dolmadığına ilişkindir.
TCK’nın \”Dava zamanaşımı\” başlıklı 66. maddesi;
\”(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda on beş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
Geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır…\” şeklinde düzenlenmiştir.
Anılan madde ile; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle ortadan kalkacağı düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde beş yıldan olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl olacağı hüküm altına alınmıştır.
Zamanaşımını kesen sebepler ise TCK’nın 67/2. maddesinde sayılmıştır. Buna göre, bir suçla ilgili olarak;
a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
Hâllerinde, dava zamanaşımı kesilecektir.
TCK’nın 67. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kesen bir nedenin bulunması hâlinde zamanaşımı, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak, dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması ihtimalinde son kesme nedeninin gerçekleştiği tarih esas alınacak, dördüncü fıkra uyarınca ise kesilme durumunda, zamanaşımı süresi, ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.
Sanığa atılı icra dairesince teslim edilen taşınmaza tekrar girme (resmen teslim olunan taşınmaza el koyma) suçunun yaptırımı, suç tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İcra Ve İflas Kanunu’nun 342. maddesi yollaması ile TCK’nun 290/1. maddesinde üç aydan bir yıla Esas No : 2025/3818 kadar hapis cezası olarak öngörülmüş olup 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca bu suça ilişkin asli dava zamanaşımı süresi 8 yıl; aynı Kanun’un 67/4. maddesi göz önüne alındığında kesintili dava zamanaşımı süresi ise 12 yıldır.
23.09.2014 tarihinde gerçekleştirildiği kabul edilen eylemle ilgili olarak sanık hakkında dava zamanaşımını kesen en son işlemin TCK’nın 67/2-d maddesi kapsamındaki Sütçüler Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2016 tarihli ve 2015/121 Esas, 2016/45 Karar sayılı mahkumiyet kararı olduğu gözetildiğinde, bu tarihten Sütçüler İcra Ceza Mahkemesinin 07.03.2024 tarihli ve 2023/1 Esas, 2024/1 Karar sayılı kararına kadar zamanaşımı sürelerinin henüz dolmadığının kabulü gerektiği cihetle, dosyanın esası incelenerek bir karar verilmesi yerine 8 yıllık olağan zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle davanın düşmesine karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır.
Açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanık aleyhine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur.
SONUÇ VE İSTEM:
Açıklanan Nedenlerle; itirazın KABULÜ ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.03.2025 tarihli ve 2025/1325 Esas, 2025/2402 Karar sayılı düşme kararının KALDIRILMASI, Sütçüler İcra Ceza Mahkemesinin 07.03.2024 tarihli ve 2023/1 Esas, 2024/1 Karar sayılı sanık hakkında resmen teslim olunana taşınmaza el koyma suçundan verilen mahkumiyet hükmünün tebliğnamedeki görüş doğrultusunda DÜZELTİLEREK ONANMASI, itiraz yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.11.2010 tarihli ve 2010/2-136 Esas, 2010/229 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 01 Haziran 2005 tarihinden önceki Ceza Genel Kurulu kararlarında duraksamasız olarak kabul edildiği üzere; zamanaşımını kesen sorgu, görevsiz mahkemece usulüne uygun olarak yapılmış olan savunma alma işlemidir, görevsizlik kararı üzerine görevli mahkemece yapılan savunma alma işlemi ise bu anlamda sorgu değildir ve zamanaşımını kesmez(Ceza Genel Kurulunun 25.06.1996/108-158, 02.02.1999/334-5 ve 25.09.2001/168-171 gün ve sayılı kararları) Bu konuda öğretide de aynı görüş hakimdir. (Dönmezer-Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, C.3, s.266 vd.).
Buna karşılık; 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CYY’nın 7. maddesinde, “Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür\” şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.
Buna göre; önceki durumun aksine, 01 Haziran 2005 tarihinden sonra yapılan işlemler açısından, zamanaşımını kesen sorgu veya mahkumiyet kararının, görevsiz mahkemece yapılan yargılamada alınan savunma ya da yargılama sonucunda verilen mahkumiyet kararı olduğunu söylemek mümkün olmayıp, görevsiz mahkemece verilen mahkumiyet kararının zamanaşımını keseceğinden bahsedilemez.
İncelenen dosyada;
Suç tarihinin 23.09.2014, iddianame tarihinin 03.07.2015, sanığın üzerine atılı eylemin suç niteliğinin değişmesi gerekçesiyle 07.03.2023 tarihinde görevsizlik kararı veren Sütçüler Asliye Ceza Mahkemesinde savunma yaptığı tarihin 06.10.2015 ve görevsiz mahkemece mahkumiyet kararı verildiği tarihin 17.05.2016 olduğu görülmektedir. Zamanaşımının kesildiği tarih olan suçla ilgili olarak iddianamenin düzenlendiği 03.07.2015 Esas N: 2025/3818 tarihi ile görevli mahkeme olan Sütçüler İcra Ceza Mahkemesinin karar tarihi arasında görevli mahkemece yapılmış ve zamanaşımını kesen herhangi bir hüküm ve işlem bulunmaması nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin 03.07.2023 tarihinde yargılama aşamasında dolmuş olduğunun anlaşılması nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine ilişkin karar verilmesinin isabetli olduğunun anlaşılması karşısında,
Dairemizin 18.03.2025 tarihli ve 2025/1325 Esas, 2025/2402 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE,
6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın YARGITAY CEZA GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİ için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.09.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 23.06.2025 T. 2025/3844 E. 2025/4965 K.
Esas : 2025/3844
Karar : 2025/4965
Karar Tarihi :23.06.2025
Suç: Kasten Yaralama Suçu
Hüküm: Suç tarihinden itibaren durma süresi de dikkate alındığında, hükmün açıklandığı tarihe kadar olağanüstü zamanaşımının dolduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın düşmesine karar verilmesi gerekmektedir
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 23.06.2025 T. 2025/3844 E. 2025/4965 K.
Erzin Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2021 tarihli ve 2021/623 Esas, 2021/946 Karar sayılı kararı ile hükümlünün, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanması ile hükümlü hakkında katılanlar … ve…’e yönelik kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/2, 86/3-e, 31/3, 62, 52/2. maddeleri gereğince 2.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, katılan …’e yönelik kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 31/3, 62, 52/2. maddeleri gereğince 1.320,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin netice cezaların türü ve miktarı itibarıyla 5271 sayılı Kanun’un 272/3-a maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle 15.12.2021 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2025 tarihli ve 2024/22390 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.05.2025 tarihli ve KYB-2025/63177 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.05.2025 tarihli ve KYB-2025/63177 sayılı kanun yararına bozma isteminin; olağan dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan hükümlünün katılanları basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un Dava zamanaşımı başlıklı 66/1-e maddesi ve 66/2. maddesinin ilgili bölümüne göre; “(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; (e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada …; on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.”
5237 sayılı Kanun’un Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi başlıklı 67/4. maddesine göre ise; “Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.”
Hükümlü hakkında açılan kamu davasına konu suçun, 5237 sayılı Kanun’un 86/2. maddesi kapsamında bulunduğu ve 5 yıl 4 aylık olağan ve 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımı sürelerine tabi olduğu belirlenmiştir.
Hükümlünün üzerine atılı suçu 17.09.2011 tarihinde işlediği, Mahkemece 17.10.2012 tarihinde savunmasının alındığı, suç ortağı Ali Mağara hakkında 08.05.2019 tarihinde hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet kararı verildiği, hükümlünün hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın 21.02.2014 tarihinde kesinleştiği, hükümlünün 31.10.2014 tarihinde yeniden suç işlediği, suç tarihinde başlayan sürenin 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesinin son cümlesi gereğince 21.02.2014 ilâ 31.10.2014 tarihleri arasında 8 ay 10 gün süreyle durduğu, deneme süresinde işlenen suç tarihi olan 31.10.2014 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlediği anlaşılmakla; suç tarihinden itibaren durma süresi de gözetildiğinde hükmün açıklandığı 15.12.2021 tarihine kadar olağanüstü zamanaşımının 27.07.2020 tarihinde dolması nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi gerektiğinden kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesinde yer alan; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklindeki düzenleme uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
Erzin Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2021 tarihli ve 2021/623 Esas, 2021/946 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, hükümlü hakkındaki kasten yaralama suçundan açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.06.2025 tarihinde karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

