Rekabet Hukuku

Rekabet hukuku, liberal piyasa ekonomi çerçevesinde faaliyet sürdüren şirketlerin rekabete aykırı davranışlarını düzenleyen ve bu şirketlerin tekelleşmesi veya kartelleşmesini engelleyen bir tür hukuk dalıdır. Rekabet hukukunun amacı gerekli düzenleme ve denetimleri yaparak mal veya hizmet piyasasındaki rekabeti bozucu, engelleyici, kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları kontrol altında tutmaktır. Özellikle piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek rekabet hukukunun önemli bir fonksiyonudur.

Rekabet hukuku, serbest/liberal ekonomiye sahip ülkelerde rekabet yasaları mevcuttur. Ancak modern anlamdaki ilk rekabet hukuku kanunu 1890 yılında Sherman Antitröst Yasası adıyla yürürlüğe girmiştir. Ülkemizde Rekabet Hukuku 07.12.1994 tarih, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ile yasal bir statüye kavuşturulmuştur. Kanunun Amaç başlıklı 1.maddesi; ‘‘Bu Kanunun amacı, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır.’’ hükmüne amir olup, serbest piyasa ekonomisini ihlal eden durumlara karşı düzenlemeler içermektedir. Rekabet hukuku ihlali durumunda kanun koyucu çeşitli para cezaları öngörmüştür.

Rekabet Hukuku Nedir?

Rekabet hukuku özü itibarı ile serbest piyasa ekonomisini benimseyen ülkelerde ticari faaliyet sürdüren ve özellikle piyasaya hakim şirketlerin bu faaliyetlerini kısıtlayıcı, engelleyici davranışları engellemek için yapılan düzenlemeleri bütünüdür.

Rekabet hukukunu benimseyen devletlerde, ülke uygulamalarında rekabet kanunlarına uygun davranmayı sağlamak üzere, esasa ilişkin ihlaller bakımından para cezaları, hapis cezaları, yöneticilik yapmanın yasaklanması gibi oldukça farklı yaptırımların uygulandığı görülmektedir.

Türk Rekabet Hukuku bakımından ise yasalar, para cezaları şeklinde müeyyide uygulamaktadır.

Nitekim 07.12.1994 tarih, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun ilk halinde esasa ilişkin ihlaller nedeniyle ticari işletmelere para cezası uygulanması öngörülmekteyken, 5728 sayılı Kanun ile 8 Şubat 2008 tarihinden itibaren hayata geçirilen değişiklikle, ihlalde belirleyici etkisi bulunduğu saptanan teşebbüs yönetici ve çalışanlarına da bireysel olarak ceza verilmesi kabul edilmiştir. İdari para cezaları hakkındaki düzenlemeler 4054 sayılı Kanun’un üçüncü bölümünde yer almaktadır. Bu bölümde yer alan cezalara ilişkin temel bilgiler aşağıda yer almaktadır.

Rekabet ihlallerinde esasa ilişkin cezalar 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinde düzenlenmektedir. Bu maddeye göre Kanunun 4., 6. ve 7. maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs veya teşebbüs birliklerine, karar tarihinden bir önceki mali yıl sonunda oluşan yıllık gayri safi gelirin yüzde onuna kadar; ihlalde belirleyici etkisi olduğu saptanan söz konusu teşebbüs ya da teşebbüs birliği çalışanlarına ise, verilen cezanın yüzde beşine kadar idari para cezası verilmektedir.

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun İdari Para Cezaları başlıklı 16.maddesi; ‘‘ Kurul, teşebbüs niteliğindeki gerçek ve tüzel kişiler ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerine;

  1. Muafiyet ve menfi tespit başvuruları ile birleşme ve devralmalar için izin başvurularında yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi,
  2. İzne tabi birleşme ve devralmaların Kurul izni olmaksızın gerçekleştirilmesi,
  3. Kanunun 14 ve 15 inci maddelerinin uygulanmasında eksik, yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi ya da bilgi veya belgenin belirlenen süre içinde ya da hiç verilmemesi,
  4. Yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması,

hallerinden (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilenler için teşebbüsler ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin binde biri oranında, (d) bendinde belirtilenler için ise aynı şekilde saptanacak olan gayri safi gelirlerinin binde beşi oranında idarî para cezası verir. Ancak bu esasa göre belirlenecek ceza onbin Türk Lirasından az olamaz. Bu fıkranın (b) bendine göre idarî para cezası birleşme işlemlerinde tarafların herbirine, devralma işlemlerinde ise sadece devralana verilir.

hükmüne amir olup uygulanacak para cezaları tayin edilmiştir.

Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar Nelerdir?
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4.maddesinde sayılmıştır. Madde metnine göre;

Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.
Bu haller, özellikle şunlardır:

  1. Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi,
  2. Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü,
  3. Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi,
  4. Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi,
  5. Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması,
  6. Anlaşmanın niteliği veya ticarî teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi,

Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir

Rekabet Hukukunun Esasları

Rekabet hukuku, mal ve hizmet piyasalarında rekabetin korunması amacına yönelik olarak oluşturulan kurallar bütününe sahip bir hukuk dalıdır.

Mal veya hizmet piyasalarında ticari faaliyet gösteren işletme sahiplerinin eylem-işlemlerini konu alan bu kurallar genel olarak üçe ayrılmaktadır. Buna göre rekabet kuralları teşebbüsler arasındaki rekabeti sınırlayan anlaşma, karar ve uyumlu eylemler ile pazarında hâkim durumda olan teşebbüslerin bu durumlarını kötüye kullanmalarını yasaklamakta, belirli eşiklerin üzerindeki birleşme ve devralmaları ise kontrole tabi tutmaktadır. 

Rekabet kurallarında öngörülen yasaklama ve kontrol ile temel olarak, mal ve hizmet piyasalarında kartelleşme ve tekelleşmenin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. 

Nitekim piyasalarda meydana gelecek bu nitelikteki oluşumlardan rekabet kurallarının korumayı hedeflediği toplumsal refahın öncelikli unsuru olan tüketici refahı kaçınılmaz olarak zarar görmektedir. Diğer taraftan, bazı anlaşmalar rekabeti sınırlayıcı yönü bulunmakla birlikte, bu etkinin ötesinde iktisadi etkinlik/fayda da yaratabilmektedir.

Buna göre 4054 sayılı Kanun’un 

  1. 4. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararları
  2. 6. maddesi, piyasada hâkim durumda olan teşebbüslerin bu güçlerini kötüye kullanmasını,
  3. 7. maddesi ise hâkim durum yaratmaya veya var olan bir hâkim durumu güçlendirmeye yönelik ve bunun sonucu olarak rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme veya devralma niteliğindeki her türlü hukuki işlem ve davranışları  konu almaktadır. 

4054 sayılı Kanun’un esasını teşkil eden, emredici nitelikteki hükümler içeren 4, 6 ve 7’nci maddelerin getirdiği düzenlemeler teşebbüslere yöneliktir

Rekabet Hukukunun Faydaları Nelerdir?

Liberal piyasada faaliyet sürdüren teşebbüs sahipleri çoğunlukla kendileri ile rekabet eden diğer işletmelerin çeşitli engelleyici, kısıtlayıcı eylemlerine maruz kalabilmektedir. Bununla birlikte rekabetin korunması düzenlemeleri ihlal edilmeden faaliyetin sürdürülmesi de gerekmektedir.

Öte yandan piyasaya hakim olmayan küçük ticari işletmeler, belirli bir güce sahip işletmeler karşısında dezavantajlı olabilmektedir. Hakim şirket rekabet hukukuna aykırı davrandığı takdirde küçük şirketlerin var olması neredeyse imkansızdır. Zira hakim şirketler kartelleşme veya tekelleşme yoluna gidebilmektedir.

Yine benzer şekilde hakim şirketlerin ticari sırları diğer işletmeler tarafından kolaylıkla elde edilerek ihlal edilebilmektedir. Bu durumda şirketin diğer şirketler karşısında korunması gerekmektedir. Kaldı ki ülkemizce benimsenen devletçilik ilkesi ile birlikte liberalizmin benimsenmesi devletin serbest piyasaya ne oranda müdahale edeceği noktasında çeşitli sorunlara sebep olmaktadır.

İşte tüm bu sorunlar karşısında teşebbüs sahiplerinin diğer teşebbüs sahiplerine ve devlete karşı korunmasında zorunluluk vardır. Ticari faaliyetin sürdürülmesi de vazgeçilmez bir unsurdur. Bu sebeple Rekabet Hukuku bu anlamda şirketleri koruyucu tedbirler alarak faaliyetlerini sürdürmesine imkan tanımaktadır.

Rekabet Hukuku Kapsamında Verilen Hizmetlerimiz

Serbest/ piyasa ekonomisini benimseyen ülkemizde Rekabet Hukuku oldukça önemli bir yere sahiptir. Zira ekonomik faaliyet sürdüren işletmelerin ticari hayatının kısıtlanmaması, engellenmemesi veya sekteye uğramaması gerekmektedir. Öte yandan piyasaya hakim işletmelerin ticari sırları ve kendisi ile rekabet edecek diğer işletmelere karşı korunması ticari hayatın vazgeçilmez bir unsurudur.

Başka bir anlatımla şirketin faaliyetleri karşısında rekabet yasalarına aykırı hareket ederek bu faaliyetin kısıtlanması veya engellenmesi durumunda şirket ne tür tedbirler alabilecektir. İşte tüm bu sorunlarla beraber rekabet hukuku çerçevesinde faaliyetini sürdürebilmesi için, rekabet hukukuna riayet ederek ve kendisine karşı bunu ihlal edenlere de bu durumu engelleyici hukuki süreçlere başvurması gerekmektedir.

Bu sebeple teknik bir bilgiye dayanan Rekabet ile Hukuku davaları alanında uzman Rekabet Hukuku Avukatı gözetiminde sürecin sağlıklı bir şekilde yürütülmesinde fayda vardır.  

Minval Hukuk ve Danışmanlık ekibi, her türlü Rekabet Hukuku davalarını özenle ve süreci en sağlıklı şekilde yürütmektedir. 

Rekabet Hukuku Davaları