Ev sahibi, kira sözleşmesinin süresi dolduğunda kiracıyı kendiliğinden çıkaramaz; tahliye için kanunda belirtilen sebeplerden birine dayanılması gerekir. Gereksinim, yeniden inşa, yeni malik, kira bedelinin ödenmemesi, iki haklı ihtar ve on yıllık uzama süresinin tamamlanması bu sebepler arasındadır. Her birinde farklı koşullar ve süreler uygulanır.

Konut veya çatılı iş yeri kiralarında kiracının tahliyesi, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen özel kurallara tabidir. Bu nedenle bir yıllık kira sözleşmesinin sona ermesi, taşınmazın satılacak olması ya da kira bedelinin piyasa koşullarına göre düşük kalması tek başına her durumda tahliye hakkı doğurmaz. Kiraya verenin hangi hukuki sebebe dayandığı, gerekli bildirimin yapılıp yapılmadığı ve yasal sürelere uyulup uyulmadığı önem taşır.

Tahliye sürecinde yazılı ihtar, arabuluculuk, dava veya icra yoluyla takip gibi farklı aşamalar gündeme gelebilir. İzlenecek yol, tahliye talebinin dayanağına göre belirlenir. Özellikle kira borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibi ile ihtiyaç sebebiyle açılan tahliye davası aynı usule tabi değildir. Bu nedenle tahliye sebebinin baştan doğru belirlenmesi, sürecin hukuki çerçevesinin anlaşılması bakımından önemlidir.

1 Yıllık Kira Sözleşmesi Bitince Ev Sahibi Kiracıyı Çıkarabilir Mi?

Bir yıllık kira sözleşmesinin süresinin dolması, konut veya çatılı iş yeri kiralarında tek başına tahliye sebebi oluşturmaz. Kiracı, sözleşme süresinin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmadıkça sözleşme kural olarak bir yıl uzar. Kiraya veren ise yalnızca süre bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez.

Belirli süreli kira sözleşmelerinde kiracının sözleşmeyi sona erdirme hakkı ile ev sahibinin tahliye talep etme hakkı birbirinden ayrılır. Kiracı, sözleşmede belirlenen sürenin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunarak sözleşmeyi sona erdirebilir. Kiraya veren bakımından ise yalnızca sözleşmede yazılı tarihin gelmesi, konut veya çatılı iş yeri kirasını sona erdirmek için yeterli değildir.

Bu nedenle “1 yıllık kira sözleşmesi bitince ev sahibi kiracıyı çıkarabilir mi?” sorusunun yanıtı, kural olarak yalnızca sözleşme süresinin dolmasına dayanılarak çıkaramayacağı yönündedir. Bununla birlikte kiraya veren, kanunda öngörülen ihtiyaç, yeniden inşa, yeni malik, kira bedelinin ödenmemesi veya diğer tahliye sebeplerinden biri oluştuğunda ilgili usule başvurabilir.

Sözleşme süresinin dolmasıyla tahliye hakkının doğduğu özel durumlar da bulunabilir. Örneğin on yıllık uzama süresinin tamamlanması, kanunda belirtilen bildirim koşulları yerine getirildiğinde kiraya verene sözleşmeyi sona erdirme imkânı sağlayabilir. Bu nedenle sözleşmenin ilk bitiş tarihi ile kanunda öngörülen uzama süreleri birbirine karıştırılmamalıdır.

Ev Sahibi Hangi Sebeplerle Kiracının Tahliyesini İsteyebilir?

Kiraya verenin tahliye talebi, Türk Borçlar Kanunu’nda belirtilen hukuki sebeplerden birine dayanmalıdır. Konut ve çatılı iş yeri kiralarında gereksinim, yeniden inşa veya esaslı onarım, yeni malikin ihtiyacı, kira bedelinin ödenmemesi, iki haklı ihtar ve on yıllık uzama süresinin tamamlanması başlıca tahliye nedenleridir. Her sebebin koşulları ayrıdır.

Gereksinim Nedeniyle Tahliye

Kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişiler için taşınmazı konut ya da iş yeri olarak kullanma zorunluluğu bulunuyorsa gereksinim nedeniyle tahliye gündeme gelebilir. İhtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması aranır. Yalnızca tahliye sağlamak amacıyla ileri sürülen soyut bir ihtiyaç yeterli kabul edilmez.

Belirli süreli sözleşmelerde tahliye davası, sözleşme süresinin sonunda; belirsiz süreli sözleşmelerde ise kanunda belirtilen fesih dönemleri ve bildirim süreleri gözetilerek açılır. Dava açma süresi ve arabuluculuk başvurusunun zamanlaması birlikte değerlendirilmelidir. Gereksinim sebebine ilişkin ayrıntılar için ihtiyaç nedeniyle tahliye davası sayfası incelenebilir.

İhtiyaç sebebinin varlığı yalnızca bir bildirim yapılmasına bağlı değildir. Kiraya verenin hangi kişinin ihtiyacına dayandığı, taşınmazın hangi amaçla kullanılacağı ve bu ihtiyacın dava sürecinde nasıl ortaya konulacağı önem taşır. İhtiyacın geçici olması veya taşınmazın tahliye sonrasında farklı bir amaçla kullanılması, uyuşmazlığın değerlendirilmesini etkileyebilir.

Yeniden İnşa veya Esaslı Onarım Nedeniyle Tahliye

Kiralanan taşınmazın yeniden inşası, imarı veya esaslı onarımı gerekiyorsa ve bu çalışmalar sırasında taşınmazın kullanılması mümkün değilse tahliye talep edilebilir. Bu sebepte sıradan bakım veya küçük onarım ihtiyacıyla kapsamlı inşa ve esaslı onarım ihtiyacı birbirinden ayrılır. Çalışmanın niteliği ve taşınmazın kullanılabilirliği değerlendirmede önem taşır.

Tahliye talebinin hangi tarihte ileri sürülebileceği, kira sözleşmesinin belirli veya belirsiz süreli olmasına göre değişebilir. Kiraya verenin kanunda öngörülen bildirim ve dava sürelerine uyması gerekir. Yeniden inşa veya onarım gerekçesiyle tahliye kararı verilmesi, her durumda kiracının başka haklarının ortadan kalktığı anlamına gelmez; somut uyuşmazlıkta uygulanacak hükümler ayrıca incelenir.

Yeni Malikin Gereksinimi

Kiralanan taşınmazın el değiştirmesi, mevcut kira sözleşmesini kendiliğinden sona erdirmez. Taşınmazı satın alan kişi, kendisi veya kanunda sayılan yakınları için konut ya da iş yeri ihtiyacı bulunuyorsa yeni malik sıfatıyla tahliye talep edebilir. Bunun için kanunda belirtilen sürelerde kiracıya yazılı bildirim yapılması ve uygun tahliye yolunun izlenmesi gerekir.

Yeni malik, taşınmazı edindiği tarihten itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunarak, edinme tarihinden itibaren altı ay sonra tahliye davası açma yolunu değerlendirebilir. Diğer seçenek, kira sözleşmesinin süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açma koşullarına uymaktır. Hangi yolun izleneceği, taşınmazın edinilme tarihi ve kira sözleşmesinin süresiyle bağlantılıdır.

Yeni malik, yalnızca taşınmazı satın almış olmasına dayanarak kiracıyı hemen çıkarmaya yetkili değildir. Gereksinimin gerçek ve samimi olması, kanundaki bildirim koşullarının yerine getirilmesi ve tahliye talebinin usulüne uygun biçimde ileri sürülmesi gerekir. İş yeri kiralarında da çatılı iş yeri hükümleri çerçevesinde benzer bir değerlendirme yapılır.

Kira Bedelinin Ödenmemesi Nedeniyle Tahliye

Kiracının kira bedelini veya yan giderleri ödememesi, belirli koşullarda tahliye sürecine yol açabilir. Kiraya veren, konut ve çatılı iş yeri kiralarında yazılı bildirimle borcun ödenmesini talep eder ve kiracıya kanunda belirtilen süreyi tanır. Bu süre içinde ödeme yapılmaması hâlinde, şartları oluşmuşsa sözleşmenin feshi ve tahliye yolları gündeme gelebilir.

Konut ve çatılı iş yeri kiralarında temerrüt nedeniyle tahliye için kiracıya tanınan ödeme süresi kural olarak en az 30 gündür. Bildirimin hangi borca ilişkin olduğu, hangi ödeme süresini içerdiği ve kiracıya usulüne uygun ulaşıp ulaşmadığı önem taşır. Eksik veya yanlış düzenlenen bir bildirim, tahliye talebinin hukuki değerlendirmesini etkileyebilir.

Kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle tahliye, doğrudan mahkemeye başvurulmasıyla sınırlı değildir. Alacaklı, koşulları oluştuğunda ilamsız icra yoluyla tahliye sürecini de başlatabilir. İcra takibindeki ödeme emri, itiraz süresi ve ödeme süresi ayrı kurallara tabidir. Bu nedenle temerrüt nedeniyle tahliye ile icra takibine ilişkin işlemler birbirine karıştırılmamalıdır.

İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye

Kiracının aynı kira yılı içinde kira bedelini zamanında ödememesi nedeniyle iki ayrı haklı ihtara sebep olması, belirli şartlarda tahliye nedeni oluşturabilir. İhtarların aynı kira yılı içinde oluşması, her birinin haklı olması ve kanunda belirtilen süre içinde dava açılması gerekir. Bu sebep, yalnızca iki ihtar belgesinin bulunmasıyla otomatik olarak tahliye sonucu doğurmaz.

İki haklı ihtara dayalı tahliyede, ihtarların hangi kira dönemine ilişkin olduğu ve kiracının ödeme davranışı önemlidir. İhtarların aynı kira yılı içinde farklı kira borçlarıyla ilgili olması ve hukuken haklı kabul edilmesi gerekir. İhtarın gönderilmiş olması tek başına yeterli değildir; ödeme tarihi, borcun vadesi ve ihtarın içeriği birlikte incelenir.

Kanunda belirtilen koşullar gerçekleştiğinde, kiraya veren kira yılının veya ilgili sürenin bitiminden başlayarak bir ay içinde tahliye davası açabilir. Bu süre kaçırıldığında aynı ihtarlara dayanılarak tahliye talebinde bulunulup bulunulamayacağı ayrıca değerlendirilmelidir. Sürelerin doğru hesaplanması, bu tahliye sebebinde özellikle önem taşır.

On Yıllık Uzama Süresinin Tamamlanması

Konut ve çatılı iş yeri kiralarında kiraya veren, belirli süreli sözleşmenin sona ermesi nedeniyle hemen tahliye talep edemez. Bununla birlikte kanunda öngörülen on yıllık uzama süresi tamamlandıktan sonra, kiraya verenin belirli bildirim koşullarını yerine getirerek sözleşmeyi sona erdirme imkânı bulunur. Bu hesaplamada sözleşmenin başlangıcı, ilk süre ve uzama yılları dikkate alınır.

On yıllık uzama süresinin tamamlanması, kira sözleşmesinin toplamda on yıl sürmüş olmasıyla her durumda aynı anlama gelmez. Kanuni hesaplama, belirli süreli sözleşmenin ilk süresi ve ardından gelen uzama yılları üzerinden yapılır. Kiraya verenin fesih bildirimi, ilgili uzama yılının bitiminden en az üç ay önce kiracıya ulaşacak şekilde yapılmalıdır.

Bu sebebe dayalı tahliye, ihtiyaç nedeniyle tahliyeden farklıdır. Kiraya verenin kendisi veya yakını için konuta ihtiyaç duyduğunu kanıtlaması gerekmez; ancak kanundaki süre ve bildirim koşullarına uyulması gerekir. Ayrıntılı bilgi için 10 yıllık kiracının tahliyesi sayfası incelenebilir.

Ev Sahibi Evi Satacağım Diye Kiracıyı Çıkarabilir Mi?

Ev sahibinin taşınmazı satmak istemesi, tek başına mevcut kiracının tahliyesini gerektirmez. Taşınmazın satılması kira sözleşmesini kendiliğinden sona erdirmez; yeni malik kural olarak mevcut kira ilişkisiyle bağlı olur. Yeni malik, kanunda belirtilen gereksinim koşulları oluştuğunda ve bildirim sürelerine uyduğunda tahliye talebinde bulunabilir.

Kiralanan taşınmazın satılacağı gerekçesiyle kiracıdan evi boşaltmasının istenmesi, hukuken geçerli bir tahliye sebebinin bulunduğu anlamına gelmez. Satış süreci ile tahliye süreci ayrı değerlendirilmelidir. Kiracının sözleşmeden kaynaklanan kullanım hakkı, yalnızca mülkiyetin el değiştirmesi nedeniyle ortadan kalkmaz.

Taşınmazı satın alan kişi, kendisi veya kanunda belirtilen yakınları için gerçek bir konut ya da iş yeri ihtiyacı taşıyorsa yeni malik hükümlerine başvurabilir. Ancak kanuni bildirim ve dava koşullarına uyulması gerekir. Satıştan önce kiracıyla anlaşılması mümkün olmakla birlikte, anlaşma bulunmadığında tahliye talebi kanuni yollarla yürütülmelidir.

Yeni Dükkân Sahibi Kiracıyı Çıkarabilir Mi?

Yeni dükkân sahibi, taşınmazı satın aldığı için mevcut iş yeri kiracısını kendiliğinden tahliye edemez. Kira sözleşmesi kural olarak devam eder. Ancak yeni malik, kendisi veya kanunda belirtilen yakınları için iş yeri gereksinimi taşıyorsa, kanunda düzenlenen bildirim ve dava koşullarına uyarak tahliye talebinde bulunabilir.

Çatılı iş yeri kiralarında da kiracının sözleşme süresinin sona ermesi tek başına tahliye nedeni değildir. Yeni malikin taşınmazı edinme tarihi, kiracıya yaptığı yazılı bildirimin tarihi ve ihtiyacın niteliği değerlendirilir. Yeni malik, kanundaki süreler çerçevesinde altı ay sonra dava açma yolunu kullanabileceği gibi sözleşme süresinin sonuna ilişkin kanuni seçeneği de değerlendirebilir.

İş yerinin ticari faaliyet amacıyla kullanılması, tahliye sürecinin konut kiralarından tamamen farklı olduğu anlamına gelmez. Çatılı iş yeri kiraları bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanır. İş yerinin kullanım amacı, sözleşme koşulları ve yeni malikin ihtiyacı birlikte ele alınmalıdır.

Ev Sahibinin Tahliye Süreci Nasıl İlerler?

Tahliye sürecinde izlenecek yol, talebin dayanağına göre değişir. Gereksinim, yeni malik veya on yıllık uzama süresi gibi nedenlerde tahliye davası gündeme gelebilirken, kira bedelinin ödenmemesi durumunda şartlarına göre ilamsız icra yoluyla tahliye seçeneği de bulunabilir. Dava yoluyla tahliye taleplerinde kural olarak zorunlu arabuluculuk aşaması dikkate alınır.

Süreç genel olarak şu aşamalardan oluşmaktadır:

  1. Tahliye sebebinin belirlenmesi: Kiraya verenin talebi; gereksinim, temerrüt, yeni malik veya başka bir kanuni nedene dayanmalıdır.
  2. Süre ve bildirim koşullarının incelenmesi: İhtar veya yazılı bildirimin gerekip gerekmediği, hangi tarihte yapılacağı ve hangi sürelerin uygulanacağı belirlenir.
  3. Arabuluculuk başvurusu: Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, kanuni istisnalar dışında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
  4. Dava veya icra yolunun seçilmesi: Tahliye sebebine göre sulh hukuk mahkemesinde dava açılması ya da koşulları varsa ilamsız icra takibi yürütülmesi söz konusu olabilir.
  5. Karar ve tahliye aşaması: Tahliye kararı veya ilgili icra sürecinin sonucuna göre taşınmazın boşaltılmasına ilişkin işlemler yürütülür.

Arabuluculuk, tarafların uyuşmazlığı mahkemeye taşımadan çözebilmesine yönelik bir süreçtir. Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, 1 Eylül 2023 itibarıyla dava şartı arabuluculuk uygulanmaya başlanmıştır. Bununla birlikte kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler bu zorunluluğun dışında tutulmuştur.

Her tahliye sebebinde aynı bildirim ve dava süresi uygulanmadığından, sürecin yalnızca genel bir ihtar gönderilerek başlatılabileceği varsayılmamalıdır. Özellikle ihtiyaç nedeniyle tahliyede dava açma süresi ile arabuluculuk başvurusunun zamanlaması arasında bağlantı bulunur. Sürelerin yanlış hesaplanması, tahliye talebinin usul bakımından değerlendirilmesini etkileyebilir.

Tahliye Sebepleri ve Süreler: Karşılaştırma Tablosu

Aşağıdaki tablo, başlıca tahliye sebeplerini bildirim ihtiyacı, temel süre ve başvurulabilecek yol bakımından özetler. Süreler, somut sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihleri ile tahliye sebebinin koşulları dikkate alınarak hesaplanmalıdır.

Tahliye sebebiİhtar veya bildirim gerekir mi?Temel süreBaşvurulabilecek yol
GereksinimKanuni bildirim ve dava sürelerine uyulmalıdır.Belirli sözleşmede süre sonunda; dava süresi ayrıca hesaplanır.Arabuluculuk sonrası tahliye davası
Yeni malik gereksinimiEdinmeden sonra yazılı bildirim gerekir.1 ay içinde bildirim, alternatif yolda 6 ay sonra davaTahliye davası
Taşınmazın satılmasıSatış tek başına tahliye bildirimi için yeterli sebep değildir.Kendiliğinden tahliye süresi doğmaz.Gereksinim gibi geçerli bir sebep varsa ilgili yol
Kira borcunun ödenmemesiYazılı ödeme ihtarı gerekir.Konut ve çatılı iş yeri kiralarında kural olarak en az 30 günŞartlarına göre icra veya dava yolu
İki haklı ihtarAynı kira yılı içindeki iki haklı ihtar aranır.İlgili dönem bitiminden itibaren 1 ay içinde davaTahliye davası
On yıllık uzama süresiKanuni fesih bildirimi gerekir.Uzama yılı bitiminden en az 3 ay önce bildirimTahliye davası

Tablodaki süreler genel bilgilendirme niteliğindedir. Sözleşme türü, ihtarın tebliğ tarihi, ödeme tarihleri ve kanundaki istisnalar değerlendirmeyi değiştirebilir. Özellikle temerrüt nedeniyle icra yoluna başvurulmasıyla doğrudan tahliye davası açılması arasındaki usul farklılıkları dikkate alınmalıdır.

Tahliye Davasını Kaybeden Kiracı Ne Zaman Çıkar?

Tahliye davasını kaybeden kiracının taşınmazı ne zaman boşaltacağı, kararın niteliğine, kanun yolu sürecine ve kararın icra edilebilirlik durumuna göre belirlenir. Dava sonucunda tahliyeye karar verilmesi, her olayda aynı gün taşınmazın boşaltılacağı anlamına gelmez. Kararın kesinleşmesi veya icraya konulması bakımından uygulanacak kurallar ayrıca değerlendirilmelidir.

Kiracının karara karşı başvurabileceği kanun yolları, kararın türüne ve ilgili usul hükümlerine bağlıdır. Kararın icrası için gerekli koşullar oluştuğunda tahliye işlemleri ilgili icra birimleri üzerinden yürütülebilir. Bu süreçte kiracıya yapılan bildirimler ve tanınan süreler önem taşır.

Tahliye davasının kaybedilmesi, kiracının taşınmazı süresiz olarak kullanabileceği anlamına gelmediği gibi, tahliye kararının her durumda hemen uygulanacağı anlamına da gelmez. Kararın kapsamı, kanun yolu başvurusu ve icra sürecinin aşaması incelenmelidir. Bu nedenle tahliye tarihinin yalnızca duruşma günü esas alınarak belirlenmesi doğru olmaz.

Kiracı Tahliye Davasının Masraflarını Kim Öder?

Tahliye davasındaki yargılama giderleri ve vekâlet ücreti, mahkemenin kararına ve ilgili usul kurallarına göre belirlenir. Davanın kabul veya reddedilmesi, tarafların talepleri ve yapılan giderler masrafların hangi tarafa yükletileceği bakımından önem taşır. Bu nedenle bütün masrafların her durumda yalnızca kiracıya veya yalnızca ev sahibine ait olduğu söylenemez.

Yargılama giderleri; başvuru ve karar harçları, tebligat giderleri, bilirkişi ücreti gibi dosyada yapılan masrafları içerebilir. Mahkeme, ilgili mevzuat çerçevesinde giderlerin taraflar arasında nasıl paylaştırılacağını karara bağlar. Vekâlet ücretinin belirlenmesinde ise yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve kararın niteliği dikkate alınır.

Dava öncesinde arabuluculuk aşamasının bulunması da sürecin giderleri bakımından önemlidir. Tarafların anlaşmaya varması veya anlaşamaması, arabuluculuk ücretinin hangi kurallara göre belirleneceğini etkileyebilir. Dolayısıyla kiracı tahliye davası masrafları değerlendirilirken yalnızca dava harcı değil, sürecin bütünü dikkate alınmalıdır.

Kiracı Erken Çıkarsa Depozitoyu Alabilir Mi?

Kiracının kira sözleşmesi sona ermeden taşınmazı boşaltması, depozitonun her durumda tamamen iade edileceği veya otomatik olarak kaybedileceği anlamına gelmez. Depozitonun iadesi; sözleşme koşulları, varsa ödenmemiş kira veya yan giderler, taşınmazda meydana gelen zararlar ve kiracının erken çıkışının doğurduğu hukuki sonuçlar birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Kiracının sözleşme süresinden önce taşınmazı geri vermesi hâlinde, Türk Borçlar Kanunu’ndaki erken geri verme hükümleri gündeme gelebilir. Kiracının sorumluluğu, taşınmazın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süreyle bağlantılı olarak değerlendirilebilir. Uygun koşulları taşıyan yeni bir kiracının bulunması gibi durumlar, sorumluluğun kapsamını etkileyebilir.

Depozito, kiraya verenin her durumda elinde tutabileceği bir bedel değildir. İade koşulları ve olası kesintiler, kira ilişkisi kapsamındaki alacaklarla ve güvenceye ilişkin kurallarla birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle erken çıkış durumunda depozito hakkında kesin bir sonuca varılmadan önce sözleşme ve taşınmazın teslim koşulları incelenmelidir.

Sonuç

Ev sahibi, kiracıyı yalnızca kira sözleşmesinin süresi dolduğu veya taşınmazın satılacağı gerekçesiyle her durumda tahliye edemez. Tahliye talebinin kanuni bir sebebe dayanması, gerekli bildirimlerin yapılması ve ilgili sürelerin korunması gerekir. Süreç; tahliye sebebine göre arabuluculuk, dava veya icra yoluyla ilerleyebilir.

Kira sözleşmesi, tahliye sebebi ve uygulanacak sürelerin somut olay özelinde değerlendirilmesi için Ankara Kira ve Gayrimenkul Hukuku hizmet sayfası üzerinden hukuk büromuzla iletişime geçilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilir; dosyaya özgü inceleme yapılmadan genel bir sonuca varılamaz.

Ev Sahibinin Kiracıyı Tahliye Etmesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Ev sahibi evi satacağım diye kiracıyı çıkarabilir mi?

Hayır. Taşınmazın satılacak olması, tek başına kiracının tahliyesi için yeterli değildir. Kira sözleşmesi kural olarak devam eder. Yeni malik, kendisi veya kanunda belirtilen yakınları için gerçek bir konut ya da iş yeri ihtiyacı varsa kanuni bildirim ve dava koşullarına uyarak tahliye talep edebilir.

Tahliye davasını kaybeden kiracı ne zaman çıkar?

Tahliye davasını kaybeden kiracının taşınmazı boşaltacağı tarih, kararın niteliğine, kanun yolu sürecine ve icra aşamasına göre belirlenir. Tahliye kararı her durumda aynı gün uygulanmaz. Kararın icra edilebilirliği ve gerekli bildirimler değerlendirilerek taşınmazın ne zaman boşaltılacağı belirlenir.

Kiracı erken çıkarsa depozitoyu alabilir mi?

Kiracı erken çıktığında depozito otomatik olarak kaybedilmez; ancak her durumda tamamen iade edileceği de söylenemez. Ödenmemiş kira, yan giderler, taşınmazdaki zararlar ve erken geri vermenin doğurduğu sorumluluk değerlendirilir. Depozito iadesi, sözleşme koşulları ve ilgili yasal hükümler çerçevesinde belirlenir.

Yeni dükkân sahibi kiracıyı çıkarabilir mi?

Yeni dükkân sahibi, yalnızca taşınmazı satın aldığı için iş yeri kiracısını hemen tahliye edemez. Kira sözleşmesi kural olarak devam eder. Yeni malik gerçek bir iş yeri ihtiyacına dayanıyorsa, kanunda belirtilen yazılı bildirim ve dava sürelerine uyarak tahliye talebinde bulunabilir.

Our Score
Click to rate this post!
[Total: 0 Average: 0]

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

📞 Hemen Ara