- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- İş Kanunu
- 22 Ocak 2026
İş Kanunu Madde 10
Sürekli Ve Süreksiz İşlerdeki İş Sözleşmeleri
Nitelikleri bakımından en çok otuz iş günü süren işlere süreksiz iş, bundan fazla devam edenlere sürekli iş denir.
Bu Kanunun 3, 8, 12, 13, 14, 15, 17, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 34, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 75, 80 ve geçici 6 ncı maddeleri süreksiz işlerde yapılan iş sözleşmelerinde uygulanmaz. Süreksiz işlerde, bu maddelerde düzenlenen konularda Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır
Sayfa İçeriği
İş Kanunu Madde 10 Gerekçesi
(İŞ KANUNU TASARISININ 11. MADDESİ İŞ KANUNU’NUN YASALAŞAN METNİNİN 10. MADDESİNE KARŞILIK GELMEKTEDİR.)
1475 sayılı Kanunun 8 inci maddesi hükümleri aynen korunmuş, sürekli ve süreksiz işlerdeki iş sözleşmeleri ayırım ölçütleri ve hükümleriyle birlikte yeni madde numarası altında düzenlenmiştir.
İş Kanunu Madde 10 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/13736 K. 2012/11296 T. 14.06.2012
Esas: 2010/13736
Karar: 2012/11296
Karar Tarihi: 14.06.2012
Karar Özeti
Somut olayda davacı, belirli bir işyerinde uzun yıllar süren çalışmalarının tespitini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, işin mevsimlik olduğu ve hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi ise, işin süreklilik arz edip etmediğinin ve sezonluk nitelikte olup olmadığının tam olarak tespit edilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, işe giriş bildirgesinin verilmiş olması nedeniyle hak düşürücü sürenin işlemeyeceği vurgulanmış ve eksik inceleme nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Karar, sürekli ve süreksiz işlerde iş sözleşmelerinin niteliğinin tespiti ile çalışma sürelerinin doğru şekilde belirlenmesinin Madde 10 kapsamında temel önemde olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, mahkemelerin işin niteliği ve sürekliliğine ilişkin somut delilleri titizlikle incelemesi gerektiği vurgulanmıştır.
Yargıtay Kararı
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava, davacının davalıya ait işyerinde 12.09.1987-31.03.1999 tarihleri arasında geçen çalışmaların kesintisiz olduğunun ve Kuruma eksik bildirilen sürenin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, hak düşürücü sürenin geçmiş olması, işin mevsimlik iş olması ve çalışmanın kesintili olması nedenleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı Şirket adına tescilli 12802156 sicil numaralı işyerinden davacının 12.09.1987 ve 12.10.1988 tarihlerinde işe başladığını gösterir işe giriş bildirgelerinin verildiği ve dönem bordrolarından davacının 1988/1.dönem 63 gün, 1988/3. dönem 18 gün çalışmasının olduğunun bildirilmiş olduğu görülmüştür.
Uyuşmazlık nitelikçe 506 sayılı Yasanın 79. maddesinden kaynaklanan davalı işyerinde geçen ve kuruma bildirilmeyen hizmet süresinin tespitine ilişkindir. Bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı, işin niteliği, sürekli veya sezonluk nitelikte olup olmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilir ise de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların, davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve uyuşmazlık konusu dönemi kapsar biçimde çalışmaları işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Somut olayda; davacının çalışmalarının, 12.09.1987-31.03.1999 tarihleri arasında davalı işveren tarafından kısmi olarak bildirildiği, duruşmada dinlenen tanıklar davacının çalışmasının sürekli olduğunu bildirmelerine ve işveren tarafından verilen dönem bordrolarının hiçbir kesintiye uğramadığı, süreklilik arzettiği gözardı edilerek işin mevsimlik iş olduğu kanaatine varılarak, çalışılan iş yerinin niteliğinin, özellikle davacı tarafından yapılan işin devamlılık arz eden bir iş olup olmadığı ile sezonluk niteliğinde olup olmadığının kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmemiş olması, bu husus açıklığa kavuşturulmadan yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmuş olması isabetli bulunmamaktadır.
Öte yandan mahkemece hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesine dayanılması da isabetsiz olmuştur. Davalı tarafından işe giriş bildirgesi verildiği anlaşılmakla hak düşürücü sürenin işlemeyeceği, kaldı ki davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığı tespit edilse dahi, ara dönemlerde hizmet akdinin askıda olduğu ve bu nedenle hak düşürücü sürenin işlemeyeceğinin gözardı edilmesi de isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; işin süreklilik arz edip etmediğini, sezonluk nitelikte ise davacının tespitini istediği dönemdeki çalışmasının davacının yaşı da dikkate alınarak sezonluk mu yoksa çalıştığı bölüm itibarı ile tüm senelik mi olduğunu, günde kaç saat çalışıldığını belirlemek, işin mevsimlik iş olup olmadığı ve mevsimlik ise sezonun başlama ve sona erme tarihlerinin, gerektiğinde mahkemece keşif yapılarak ve ihtilaflı dönemin tamamında çalışması bulunan bordro tanıkları dinlenerek bunların ifadeleri ile yetinilmemesi halinde Belediye ve zabıta aracılığıyla, aynı işi yapan komşu iş yerlerinin işveren ve çalışanları tespit edilip ifadelerine başvurularak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 14/06/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Karar Özeti
Somut uyuşmazlıkta davacı, belirli süreli iş sözleşmeleri kapsamında çalışmış, daha sonra daimi kadroya geçmiş ve yıllar içinde aralıklı çalışmalarda bulunmuştur. Mahkeme, davacının çalışmasının süreklilik arz edip etmediğini, mevsimlik mi yoksa aralıklı mı olduğunu doğru şekilde tespit etmeden hüküm kurmuştur. Yargıtay kararında, işin niteliği ve çalışma sürelerinin ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Özellikle, mevsimlik işlerde yıllık ücretli izin hakkı doğmayacağı, aralıklı çalışmalarda ise yıllık izin hakkının doğacağı belirtilmiştir. Somut olayda, davacının çalışmaları mevsimlik nitelikte olmayıp, aralıklı çalışma kapsamında değerlendirilmiş ve yerel mahkemenin yıllık izin alacağına ilişkin reddi hatalı bulunmuştur. Karar, iş sözleşmesinin sürekli ve süreksiz nitelikteki işlerde işçinin haklarının tespiti açısından Madde 10 ile doğrudan ilişkilidir ve bu tespit yapılmadan hüküm kurulamayacağını ortaya koymaktadır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/4405 K. 2017/5760 T. 03.04.2017
Esas: 2017/4405
Karar: 2017/5760
Karar Tarihi: 03.04.2017
DAVA: Davacı, yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 07/10/1982 tarihinde Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünde mevsimlik işçi olarak işe girdiğini ve 2001 yılında kadroya alındığını, davalı kuruma devredildikten sonra da çalışmaya devam ettiğini ve 2010 yılında emekli olduğunu, davacının 1982-2001 yılları arasındaki yıllık izinlerinin mevsimlik işçi olduğundan bahisle kullandırılmadığını ve yıllık izin karşılığı ücretinin de ödenmediğini ileri sürerek, yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının daimi kadroya geçmeden önce mevsimlik işçi olarak çalıştığını, 4857 sayılı İş Kanununun 53. Maddesi uyarınca yıllık ücretli izne hak kazanamayacağını, ayrıca 2001 yılında kadrolu işe geçmesi nedeniyle davacı ile yapılan sözleşmenin niteliğinin değiştiğini, bu nedenle mevsimlik iş sözleşmesine dayanan yıllık izin ücreti alacağının zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davacının kullandığı yıllık izinler nazara alındığında izin alacağının bulunmadığı davanın sübut bulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Uyuşmazlıkta temel sorun hükme esas alınan bilirkişi raporunda kabul edildiği gibi davacının daimi kadroya geçmeden önce geçen hizmet süresinin mevsimlik olup olmadığı noktasındadır.
Çalışmanın sadece yılın belirli bir döneminde sürdürüldüğü veya tüm yıl boyunca çalışılmakla birlikte çalışmanın yılın belirli dönemlerinde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler mevsimlik iş olarak tanımlanabilir. Söz konusu dönemler işin niteliğine göre uzun veya kısa olabilir. Her zaman aynı miktarda işçi çalıştırmaya elverişli olmayan ve işyerinde yürütülen faaliyetin niteliğine göre işçilerin her yıl belirli sürelerde yoğun olarak çalıştıkları ve fakat yılın diğer dönemlerinde iş sözleşmelerinin, ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar ara vermeyi gerektirdiği işler mevsimlik iş olarak değerlendirilir. Ancak bu olgu için işçinin mevsimlik çalıştığı belirtilen dönemde yapılan işin gerçekten mevsime bağlı olarak yapılması gerekir. Uygulamada tam yıl çalışılması gereken ve devamlılığı olan bir işte, işçilerin işlerine 1-2 ay ara vererek bunların mevsimlik işte çalıştıkları bir çok olayda gözlemlenmiştir. Tam bir yıldan daha az sürmüş olan böyle bir çalışmada, mevsimlik iş kriterlerinin bulunup bulunmadığı araştırılmadan sırf bir yıldan az bir çalışma olduğu için mevsimlik saymak doğru değildir. Bir işyerinde iş kolundaki faaliyeti yılın her dönemi yapılıyor, ancak bazı işçiler yılın belirli bir zamanında çalıştırılmakta iseler, bu işçilerin aralıklı çalıştıkları kabul edilmelidir. Zira yapılan iş, mevsimlik iş değildir.
4857 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, mevsimlik işlerde yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümler uygulanamaz. Bir başka anlatımla, mevsimlik işçi İş Kanununun yıllık ücretli izin hükümlerine dayanarak, yıllık ücretli izin kullanma veya buna dayanarak ücret alacağı isteminde bulunamaz. Hemen belirtmek gerekir ki, bu kural nispi emredici nitelikte olup, işçi lehine bireysel ya da toplu iş sözleşmesi ile yıllık ücretli izne ilişkin hükümler düzenlenebilir. Bu durumda sözleşmedeki izinle ilgili hükümler uygulanacaktır. Diğer taraftan, bir işyerinde mevsimlik olarak çalıştırılan işçi, mevsim bitiminde, mevsimlik iş dışında askı süresi içinde işverenin diğer işyerlerinde çalıştırılıyorsa, devamlı bir çalışma olgusu söz konusu olduğundan, bu durumda işçinin yıllık ücretli izin hükümlerinden yararlandırılması gerekir. Aynı işverene ait yazlık ve kışlık tesislerde, sezonluk işlerde fakat tam yıl çalışan işçiler de, 4857 sayılı Yasanın 53/3 maddesi ve Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinin 12 nci maddesi uyarınca yıllık ücretli izne hak kazanacaklardır.
Belirtmek gerekir ki, yapılan iş mevsimlik değil, ancak işçi aralıklı çalıştırılmış ise, mevsimlik işten söz edilemeyeceğinden, bu sürenin de izin hesabında dikkate alınması gerekir.
Diğer taraftan işçinin yıllık izne hak kazanmasında takvim yılı başlangıcı değil, işe girdiği tarih esas alınır. İşe girdiği tarihten itibaren, aralıklı da çalışsa bir yılı doldurduğunda, izne hak kazandığı kabul edilmelidir.
Bir işyerinde başlangıçta mevsimlik olarak ve daha sonra devamlılık arzeden işte çalıştırılan işçinin, mevsimlik dönemdeki çalışması kıdeminde dikkate alınmasına rağmen, yıllık ücretli izinde dikkate alınmaz. Kısaca mevsimlik işte çalışan işçinin kıdemi ile izne hak kazanması farklı kabul edilmelidir. Bu nedenle işçinin mevsimlik dönemde geçen kıdemi, daha sonra izne hak kazandığı dönemde izin süresinin belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. Ancak bu olgu için işçinin mevsimlik çalıştığı belirtilen dönemde yapılan işin gerçekten mevsime bağlı olarak yapılması gerekir. Yapılan iş mevsimlik değil, ancak işçi aralıklı çalıştırılmış ise, mevsimlik işten söz edilemeyeceğinden, bu sürede de bir yılı doldurmak koşulu ile izne hak kazandığı kabul edilmelidir.
Dosya içeriğine göre davacı ilke kez 07.10.1982 tarihinde işe girmiş ve davacı ile belirli süreli geçici işçilere mahsus sözleşme imzalanmıştır. Sözleşme süresi 2 ay 24 gün olarak belirlenmiştir. Daha sonra her yıl bu sözleşmeler imzalanmış, sözleşmelerin gelen ödenek miktarına göre sürelerinin belirlendiği, 1986 tarihinden sonra sözleşmelerde geçici kavramına yer verilmemiş ve düz işçi vasfı ile belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştırılmaya devam olunmuştur. Davacı işçi işyerinde Toplu İş Sözleşmesine taraf sendikaya 23.11.2008 tarihinde üye olmuştur. 01.03.1982 tarihinden itibaren yürürlükte olan ve birden fazla yenilen Toplu İş Sözleşmelerinde ise yararlanma kapsam maddesinde “devamlılık arz eden pozisyonlarda süresi belirli hizmet akdiyle işçi çalıştırılamayacağı, ancak niteliği gereği belirli süreli hizmetlerin ifası için .. süresi belirli süreli hizmet akitleri ile işçi çalıştırılmasının mümkün olduğu, niteliği bakımından belirli süreli hizmetlerin ifası için Kaynak ustası, aşçı, aşçı yardımcısı, … gibi meslekler sayıldığı gibi düz işçinin (arazi ve inşaat) sayıldığı anlaşılmıştır. Sigorta sicil kaydına göre davacı 1982 yılında 2 ay 24 gün, 1983 yılında 8 ay 2 gün, 1984 yılında 9 ay, 1985 yılında 8 ay, 1986 yılında 8 ay 26 gün, 1987 yılında 8 ay 25 gün, 1988 yılında 8 ay 13 gün, 1989 yılında 7 ay 29 gün, 1990 yılında 7 ay 9 gün, 1991 yılında 7 ay, 1992 yılında 6 ay 12 gün, 1993 yılında 5 ay 25 gün, 1994 yılında 4 ay 16 gün, 1995 yılında 4 ay 6 gün, 1996 yılında 6 ay 10 gün, 1997 yılında 5 ay 24 gün, 1998 yılında 5 ay 19 gün, 1999 yılında 11 ay 9 gün ve 2000 yılında ise 9 ay 28 gün çalıştığı, 2001 yılında daimi kadroya geçtiği ve aralıksız çalışmaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Davacının bazı yıllar çalışmasının 9 aydan fazla olduğu görülmektedir.
Somut uyuşmazlıkta davacı düz işçi olup, daimi kadroya geçtikten sonrada aynı işte çalışmıştır. Gerek Toplu İş sözleşmesinde ve gerekse imzalanan iş sözleşmesinin işin mevsimlik olduğu ve davacının mevsimlik işte çalıştığı belirtilmemiştir. Davacı ile ödenek miktarına bağlı olarak belirli süreli iş sözleşmesi imzalanmıştır. Kısaca davacının hizmet süresini mevsim değil, gönderilen ödeneğin, ödenen ücretin miktarı belirlemiştir. Diğer taraftan özellikle 9 ay ve üzeri olan yıl çalışmalarında mevsimlik bir işten de söz edilemez. Belirtilen somut bu hukuki ve maddi olgulara göre davacının mevsimlik işten çalıştığından söz edilemez. Burada yenilenen sözleşmeler nedeni ile belirsiz hale gelen iş sözleşmesine dayanılarak davacının aralıklı çalıştığından söz edilebilir. İş Hukukunda istisnai hükümlerin dar yorumlanması esastır. Aralıklı çalışmada ise işçi yıllık ücretli izin hakkını kazanır. Çalışmanın mevsimlik olmadığı, aralıklı bir çalışma olduğu anlaşılmaktadır. Aralıklı çalışmanın mevsimlik olarak yorumlanarak davacının kullanmadığı yıllık izinlerin hesabı ve hüküm altına alınması yerine yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 03/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

