- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- İş Kanunu
- 19 Ocak 2026
İş Kanunu Madde 3
İşyerini Bildirme
Bu Kanunun kapsamına giren nitelikte bir işyerini kuran, her ne suretle olursa olsun devralan, çalışma konusunu kısmen veya tamamen değiştiren veya herhangi bir sebeple faaliyetine son veren ve işyerini kapatan işveren, işyerinin unvan ve adresini, çalıştırılan işçi sayısını, çalışma konusunu, işin başlama veya bitme gününü, kendi adını ve soyadını yahut unvanını, adresini, varsa işveren vekili veya vekillerinin adı, soyadı ve adreslerini bir ay içinde bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadır.
Bu Kanunun 2 nci maddesinin altıncı fıkrasına göre iş alan alt işveren; kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte, birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür. Bölge müdürlüğünce tescili yapılan bu işyerine ait belgeler gerektiğinde iş müfettişlerince incelenir. İnceleme sonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçeli müfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir. Bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz iş günü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine görülecek olan dava basit yargılama usulüne göre dört ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi hâlinde Yargıtay altı ay içinde kesin olarak karar verir Kamu idarelerince bu raporlara karşı yetkili iş mahkemelerine itiraz edilmesi ve mahkeme kararlarına karşı diğer kanun yollarına başvurulması zorunludur. Rapora otuz iş günü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaalı işlemin tespitini onamış ise tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır.
Ancak, şirketlerin tescil kayıtları ise ticaret sicili memurluklarının gönderdiği belgeler üzerinden yapılır ve bu belgeler ilgili ticaret sicili memurluğunca bir ay içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ilgili bölge müdürlüklerine gönderilir.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulması, bildirimi ve işyerinin tescili ile yapılacak sözleşmede bulunması gerekli diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
Sayfa İçeriği
İş Kanunu Madde 3 Gerekçesi
İş Kanunu Madde 3 gerekçesinde 1475 sayılı Kanundaki “işyeri bildirimi”ne ilişkin 3 üncü madde hükümleri aynen korunmuş, ancak herhangi bir sebeple işyerinde faaliyete son vermenin işyerinin “kapatılması” anlamını taşıdığı belirtilmiş ve buna ilişkin bildirim yapılacağı açıklanmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin oluşması halinde, alt işveren asıl işverenin işyerinde bir mal veya hizmet üretimine geçmek ve bunun için işçi ve diğer unsurlarıyla faaliyet göstermek üzere bir birim meydana getirdiği için, onun da kendi adına kurduğu bu işyeri için gerekli bildirimleri yapması öngörülmüştür.
İş Kanunu Madde 3 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/508 K. 2023/957 T. 08.02.2023
Esas: 2023/508
Karar: 2023/957
Karar Tarihi: 08.02.2023
KARAR ÖZETİ
Kararda, davalı işverenin birden fazla şubesi bulunan ve fiilen faaliyeti devam eden bir işyerinde davacının çalışmasına rağmen, çalışmanın bir kısmının Kuruma hiç bildirilmediği somut delillerle ortaya konulmuştur. Vergi dairesi yoklama fişleri, SGK kayıtları, tanık anlatımları ve işyerinin fiili faaliyeti birlikte değerlendirilerek, işyerinin 27.11.2014 tarihinden önce de mevcut olduğu ve davacının bu tarihten itibaren değil, 20.03.2014’ten itibaren çalıştığı kabul edilmiştir.
Bu yaklaşım, İş Kanunu Madde 3’te öngörülen işyerini ve işçileri doğru ve zamanında bildirme yükümlülüğünün şekli bir tescille sınırlı olmadığını, fiili çalışmanın varlığının esas alındığını göstermektedir. Yargıtay, işverenin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesinin işçinin sosyal güvenlik haklarını ortadan kaldıramayacağını kabul ederek, bildirilmeyen sürelere ilişkin hizmet tespiti yapılmasını hukuka uygun bulmuş ve işyerinin geç bildirilmesinin işveren lehine sonuç doğuramayacağı sonucuna ulaşmıştır.
KARAR
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının … sigorta sicil numarası ile 20.03.2014-19.03.2017 yılları arasında davalıya ait işyerinde çalıştığını, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca davalı işveren tarafından sigortasının yapıldığını bildiğini, ancak davalı tarafça 20.03.2014 tarihinden 27.11.2014 tarihine kadar sigortasının yapılmadığını, davalı işveren …Ekmekçilik Unlu Mamulleri İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. yanına yukarıda belirtilen tarihler arasında çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 20.03.2014 tarihi olarak tespiti ile yatırılmayan sürelere ilişkin primlerinin davalı tarafından yatırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının müvekkili şirkette 27.11.2014 – 19.03.2017 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından 19.03.2017 tarihinde feshedildiğini ve tüm alacak haklarının ödendiğini, davacının işten ayrıldıktan 6 gün sonra işyerine gelerek ibraname ve feragatname imzaladığını beyanla davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil kurum vekili cevap dilekçesinde; davacıya ait şahsi dosyasına ulaşılamadığını, Kurum kayıtlarında … oğlu, … 20.11.1975 doğumlu davacının ilk işe girişinin 23.02.2000 olduğu ve … sicil numarası ile 4a kaydının olduğunu, … Sigorta İl Müdürlüğünde … sicil numarasında işlem gören …Ekmekçilik Unlu Mamulleri Gıda İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı, Ekmek ve Unlu Mamuller İmalat İşi işyerinin, … … adresinde kurulu olduğu, anılan işyerinin 14.09.2007 tarihinde Kanun kapsamına alındığı ve halen faal olduğunun görüldüğünü, bu tür davalara ilişkin iddianın resmi ve yazılı belgelerle ispatlanmasının gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Dava dosyasında yer alan resmi kurum ve kuruluş kayıtlarının incelenmesinde; davacının 27.11.2014 – 20.03.2017 tarihleri arasında davalı işverenin ( … kapı No:A … …) adresinde bulunan … işyeri sicil numaralı işyerinden adına çalışma bildirimi yapıldığı, bu işyerinin 27.11.2014 tarihinde 5510 sayılı Kanun kapsamına alındığı görülmekle birlikte davalı işyerinin birden fazla şubesi olan ve 27.11.2014 tarihinden çok daha önce faaliyete geçmiş bir işyeri olduğu,
Diğer yandan her ne kadar … Elektrik A.Ş. tarafından Prof. Dr. … adresinde 27.11.2014 tarihinden önce elektrik tüketimi yaptığına dair bir bilgiye rastlanmadığı bildirilmiş ise de, bu adres davacı adına bildirim yapan şube olmadığı gibi, Balçova Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından gönderilen davalı işyerinin Prof. Dr. … adresinde bulunan şubesinin 27.03.2014 tarihli Yoklama Fişinde; “Ödevli şirketin faaliyetine devam etmekte olduğu, faaliyet konusunun Unlu Mamuller İmalat, Yiyecek Satışı olduğu, işyerinde 38 (Otuzsekiz) kişinin işçi olarak çalıştığı” nın tespit edildiği görülmektedir. Celp olunan tanıklara ait HDC ekindeki işyeri ünvan listelerinde bu adresteki işyerinin SGK’ da … sicil numaralı dosyada işlem gördüğü, 14.09.2007 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı ve faal olduğu,
Davacı adına çalışma bildirimi yapılan … Şubesi işyeri 27.11.2014 tarihinde 5510 sayılı Kanun kapsamına alındığından bu tarihten önce bu işyerinden bildirilen bordro tanığı bulunmamakta olup, davalı işyeri adına tescilli birden fazla işyeri bulunduğundan bu işyerlerinde çalışan kişilerin de bordro tanığı olarak değerlendirmesi gerektiği,
Dava dosyasında dinlenen uyuşmazlık konusu 27.11.2014 tarihinden önceki dönemde bu kapsamda … sicil numaralı Prof. Dr. … adresinde bulunan işyerinden adına çalışma bildirimi yapılan bordro tanıklarından … (tanık 12.02.2014 – 25.05.2015 tarihleri arasında çalışmış)“Kendisinin 2014 yılı Şubat ayında … Emekçilik Ltd. Şti.’nde işe başladığını, davacının kendisinden bir ay sonra Mart ayında işe başladığını, kendisinin şoförlük yaptığını, davacının dondurma bölümünde bir süre mal pişirdiğini, dondurmaya baktığını, 7-8 ay kadar sonra yeni bir şube açıldığını, davacıyı o şubeye sorumlu olarak gönderdiklerini, kendisinin de o şubeye mal götürüp getirdiğini, kendisinin Nisan 2017 tarihine kadar çalıştığını, davacının kendisinden sonra da çalışmaya devam ettiğini” …, (tanık 01.10.2014 – 26.11.2014 ve 27.11.2014 – 31.03.2015 tarihleri arasında çalışmış) “Kendisinin 01.10.2014 tarihinde davalı… Ekmekçilik şirketinde işe başladığında davacının orada çalışıyor olduğunu, kendisinin pastanede tezgahtar olarak çalıştığını, davacının da tezgaha baktığını ve dondurma bölümünde çalıştığını, hemen her yere baktığını” …(tanık 15.01.2011 – 08.10.2011, 19.01.2012 – 15.07.2012, 15.09.2014 – 26.11.2014, 27.11.2014 27.12.2014 tarihleri arasında çalışmış) “Kendisinin davacı ile birlikte …Unlu Mamullerde beraber çalıştıklarını, kendisinin 2009 yılında işe başladığını, ancak davacı ile hangi yıllarda beraber çalıştıklarını hatırlamadığını, yaklaşık 5 sene önce davacı ile birlikte çalıştıklarını hatırladığını ancak emin olmadığını, kendisinin ilk kez …’deki şubede çalıştığını, daha sonra yeni açılan … şubesine geçtiğini, bu sırada davacının da burada müdür olarak görev yapmakta olduğunu, … Şubesinde davacı ile birlikte çalışmadıklarını, ancak davacının orada çalıştığını duyduğunu, oradan da davacının … Şubesine geçtiğini, bu şubede temizlik sırasında 3-4 gün birlikte olduklarını, kendisinin temizlik personeli olarak bu şirkette çalıştığını” ifade ettiklerini,
Bu durumda özellikle bordro tanığı …’ nın verdiği detaylı bilgilerden davacının 2014 yılı Mart ayında davalı işyerinin Prof. Dr. … Cad. … Sok. No:22/A adresinde bulunan işyerinde çalışmaya başladığı, 7-8 ay sonra, 27.11.2014 tarihinden itibaren de davalı şirketin yeni açılan … Şubesine sorumlu kişi olarak atanmış olduğunun anlaşıldığı,
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davacı … TC kimlik, … ss numaralı …’un; davalı … Ekmekçilik Unlu Mamulleri Gıda İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.’ ne ait Prof. Dr. … adresinde bulunan … sicil numaralı işyerinde 20.03.2014 tarihinde çalışmaya başladığı, 20.03.2014 – 27.11.2014 tarihleri arasında asgari ücretle sürekli ve kesintisiz olarak 248 gün çalıştığı, 248 günlük bu çalışmasının fer’i müdahil Kuruma bildirilmediği sonuç ve kanaatine varıldığı, gerekçesiyle,
Davacının davasının kabulüne,
Davacının davalı …Ekmekçilik Unlu Mamulleri Gıda İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne ait … adresinde bulunan … sicil numaralı işyerinde 20.03.2014 tarihinde çalışmaya başladığı, 20.03.2014 – 27.11.2014 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden asgari ücretle sürekli ve kesintisiz olarak 248 gün çalıştığı, 248 günlük çalışmasının fer’i müdahil kuruma bildirilmediğinin tespitine, karar verilmiştir.
İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile feri müdahil kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
1.Davalı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davacının davalıya ait iş yerinin … şubesinde çalışmaya başladığını, bu şubenin açılış tarihinin 17.11.2014 olduğunu, sadece davacı lehine olan tanık ifadelerinin herhangi bir gerekçe göstermeden hükme esas alındığını, yerel Mahkeme tarafından verilen kararın hatalı olduğunu ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu beyanla İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Feri müdahil Vekilinin İstinaf Sebepleri
Yerel Mahkeme tarafından yeteriz tanık anlatımları ve yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğunu beyanla İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuşlardır.
Feri müdahil vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuşlardır.
C.Gerekçe
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının davalıya ait Unlu Mamuller işyerinde 20.03.2014 – 27.11.2014 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ıncı maddesinin dokuzuncu fıkrası
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/14589 K. 2024/13800 T. 25.12.2024
Esas: 2024/14589
Karar: 2024/13800
Karar Tarihi: 25.12.2024
KARAR ÖZETİ
Kararda, işyerine ait işe giriş bildirgesinin mevcut olmasına rağmen işverenliğin ve işyerinin kimliğinin açık ve kesin biçimde belirlenmediği, farklı sicil numaraları ve adresler üzerinden işlem yapıldığı, işyerinin hangi gerçek veya tüzel kişiye ait olduğunun araştırılmadan hüküm kurulduğu tespit edilmiştir. Yargıtay, işyerinin bildirimi, tescili ve kime ait olduğunun tereddüde yer vermeyecek biçimde saptanmasının, hizmet tespiti davalarının sağlıklı yürütülebilmesi için zorunlu olduğunu vurgulamış; bu yapılmadan verilen kararları eksik incelemeye dayalı bularak bozmuştur.
Bu yaklaşım, Madde 3’te düzenlenen “işverenin işyerini ve çalıştırdığı işçileri süresi içinde ve doğru şekilde bildirme yükümlülüğü”nün yalnızca şekli bir işlem olmadığını, işyerinin gerçek sahibi, adresi ve faaliyetiyle birlikte doğru tespit edilmesini gerektirdiğini ortaya koymaktadır. Yargıtay’a göre işverenin bildirim yükümlülüğündeki belirsizlik veya eksiklikler, işçinin sosyal güvenlik haklarını zedeleyemez; aksine, mahkemece re’sen yapılacak kapsamlı araştırmalarla gerçek çalışma olgusu ve işyeri bilgileri ortaya çıkarılmalıdır.
KARAR
Taraflar arasındaki hizmet tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalı işverene ait işyerinde 05.09.1986-05.10.1986 tarihleri arasında çalıştığını, işe giriş bildirgesinin düzenlendiğini ancak prim ödenmediğini, yaşlılık aylığı için Kuruma müracaat ettiğini ancak sigorta başlangıç tarihi 05.09.1986 olmasına rağmen çalışmanıza rastlanmamış olduğundan dosyanın işlemden kaldırıldığı denildiğini, Kurumun kusuru sebebiyle mağdur edildiğini belirterek iş bu davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
1.Davalı şirket cevap dilekçesi sunmamıştır.
2.Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya fer’i müdahil olarak katıldıklarını, davanın zamanaşımına uğradığını, Kurum kayıtları resmi belge niteliğinde olup aksinin eşdeğer delillerle ispatı gerekeceğini belirterek, iş bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davacının davalı işverene ait işyerinde 05.09.1986 tarihinde 1 günlük süre ile çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF
İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstinaf Sebepleri
Fer’i müdahil SGK vekili istinaf dilekçesinde, Mahkemece verilen kısmen kabulüne dair kararın hatalı olduğunu, hak düşürücü süre değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “..Mahkemece; “iş bu davanın ve davacı vekilinin talebinin; 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun ile değişik 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 106/1-1. madde ve bendi ile mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79 ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86. maddeleri uyarınca, iş (hizmet) akdine dayalı sigortalılık süresinin tespiti talebinden ibaret olduğu anlaşılmıştır. Sigortalı giriş bildirgesi ve dosyada dinlenen taraf ve bordro tanıklarının beyanlarının bir bütün olarak değerlendirmesi neticesinde davacının 05.09.1986 tarihinde 1 gün süreyle davalı işyerinde çalıştığı yönünde kanaatine ulaşılarak talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilinin dava dilekçesi ile yargılama safahatındaki yazılı ve sözlü iddiaları, davalı vekillerinin yargılama safahatındaki yazılı ve sözlü savunmaları yargılama safahatındaki yazılı savunmaları ile ibraz ettikleri belgeler, Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün cevabi yazıları ve ekleri, bilirkişi raporu ve tüm dava dosyası kapsamı dikkate alınmak sureti ile aşağıda belirtilen şekilde hüküm verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.” gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır. …” gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ
Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
Temyiz Sebepleri
Fer’i müdahil Kurum vekili, davanın reddinin gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
Gerekçe
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 05.09.1986-05.10.1986 dönemi arası davalı işyerinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri,
2.506 sayılı Kanun’un 79. maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
3.Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanun’un kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
4.Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
5.Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde Türk Medeni Kanun’un 27. maddesinin 1. fıkrası gereğince ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir.
Değerlendirme
1.Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır.
Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, dava konusu dönemde davacı adına 05.09.1986 tarihli 14126 sicil işyerinden ve …-Atatürk Meydanı K.maraş Apt. Psj./K.maraş adresli olarak, işverenin isim imzası olarak ise dava dışı …’ın bulunduğu işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, 14126 sicil sayılı işyerinin tescil bilgilerinde ise işveren unvanının … Kufaör olarak belirtildiği ancak hangi gerçek kişi yada tüzel kişiye ait olduğunun belirtilmediği, Mahkemenin de bu hususu araştırmadığı, işyeri adresi olarak da “… sitesi giriş kat no:25 K.Maraş” olan ancak kuaför mahiyetli bu işyerinin 05.09.1986-30.09.1986 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğunun da bildirildiği, öte yandan davalı …’a ait işyeri tescil bilgileri olarak ise bir başka sicil no.lu işyeri tescil bilgilerinin dosyaya gönderildiği, 16141 sicil no.lu … adına kayıtlı kuaför mahiyetli bu işyerinin ise 01.05.1988-31.01.1989 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, 1986 yılına ait dönem bordrosunun olmadığı ve işe giriş bildirgesindeki adresten farklı bir adres olan “… Mah. Lale Sok. K.Maraş” adresli olduğunun bildirildiği, davacının hizmet döküm cetveline göre de ilk sigortalılık bildiriminin 1988/2. dönemden itibaren davalı …’a ait 16141 sicil sayılı işyerinden başladığı, komşu işyeri olarak davacının … işyeri adresi olarak bildirdiği “Kurtuluş Mahallesi tarihi kapalı çarşı girişi “olarak emniyet aracılığıyla araştırma yapıldığı, komşu işyeri tespit edilemdiği, böylelikle işverenlik ve işyeri tam ve kesin olarak belirlenmeden eksik inceleme ve araştırmaya göre hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
2.Mahkemece evveliyatla davacı adına 14126 sicil sayılı işyerinden verilen işe giriş bildirgesindeki işverenin kim olduğu Kurumdan da bu işyerinin işvereninin hangi gerçek yada tüzel kişi olduğu araştırılarak belirlenmeli, işe giriş bildirgesinde ad ve imzası olan …’ın kim olduğu, …’ın 14126 sicil sayılı işyerinin işvereni olup olmadığı … ile ne tür bir irtibatının olduğu hususları araştırılarak işverenliğin kime ait olduğu belirlenmeli, işverenliğin davalı haricinde bir başka kişi olduğunun anlaşılması halinde HMK 124. maddeye göre yöntemince davaya dahil edilerek ortaya koyacağı deliller toplanmalı, öte yandan işverenlik belirlendikten sonra buna göre dava konusu dönemde işyerine komşu iş yerleri ve sigortalı çalışanları emniyet, SGK, vergi dairesi, belediye nezdinde araştırılarak belirlenmeli, bu kişilerin sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanlarına başvurulmalı, komşu işyerine ulaşılamaması halinde davacının çalışmasını bilebilecek kişiler taraflardan sorulmak suretiyle belirlenmeli, bu kişilerin de çalışma kayıtları getirtilerek dinlenmeli, bozma öncesi dinlenen davacı tanığı … ‘nin hizmet döküm cetveli ile belirlenecek işverenlikten adına verilmiş işe giriş bildirgesi de Kurumdan celbedilerek beyanı denetlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır.
3.Kabule göre de
5510 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi yollamasıyla uygulanan mülga 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesinde “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir” hükmü öngörülmüştür.
4.Eldeki davada, Mahkemece davacının 05.09.1986 tarihinde 1 gün süre ile sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmişse de davacının bu tarihte 16 yaşında olduğu bu nedenle de sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği tarih olan 20.10.1988 tarihi olduğu ve 18 yaşını doldurduğu 20.10.1988 tarihinden önceki (1) gün süreli hizmet süresinin de prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğine hükmedilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsiz bulunmuştur.
5.Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
KARAR
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

