TCK Madde 71

Ceza Zamanaşımının Kesilmesi

MADDE 71– (1) Mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat veya bu maksatla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser.

(2) Bir suçtan dolayı mahkûm olan kimse üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlediği takdirde, ceza zamanaşımı kesilir.

Sayfa İçeriği

TCK Madde 71 Gerekçesi

TCK 71 Tasarının ilgili maddesinin ikinci fıkrasında zamanaşımını kesen mahkûmiyet bakımından değişiklik yapılmıştır. Tasarıda daha önce işlediği bir suçtan mahkûm olan kimsenin zamanaşımı süresi içinde mahkûm olduğu suç türünden diğer bir suç işlediği takdirde ceza zamanaşımının kesileceği kabul edilmişti. Ancak, madde metninde yapılan değişiklikle, üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlendiğinde zamanaşımının kesileceği kabul edilmiştir.

TCK Madde 71 Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2020/20355 K. 2020/16654 T. 17.11.2020

Esas:2020/20355

Karar:2020/16654

Karar Tarihi:17.11.2020

Suç: Göçmen Kaçakçılığı

Hüküm: Kanun yararına bozma isteğinin reddine

Göçmen kaçakçılığı yapmak suçundan sanık …’nun, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 201/a-2, 201/a-son ve 59/2. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 2.650,00 Yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 07/11/2007 tarihli ve 2004/32 esas, 2007/211 sayılı kararının temyiz edilmeden 15/11/2007 tarihinde kesinleşmesini müteakip, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hükümlünün ceza zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle yaptığı cezanın infaz edilmemesi talebinin reddine ilişkin Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 15/05/2019 tarihli ve 2004/32 esas, 2007/211 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair Edirne 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 31/05/2019 tarihli ve 2019/127 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 21/05/2020 gün ve 2020/46507 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:

İstem yazısında “Dosya kapsamına göre sanığın mahkum olduğu 3 yıl 4 ay hapis hapis cezasının 15/11/2007 tarihinde kesinleşmesi üzerine 13/07/2011 tarihinde yakalama emri düzenlendiği, ancak sanığın yakalanamadığı, sanık hakkındaki 2.650,00 Yeni Türk lirası adli para cezasının Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 09/07/2014 tarihli kararı ile 26 gün kamuya yararlı işte çalışmaya çevrildiği, Edirne Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından 28/05/2016 tarihinde ilanen tebliğ yapıldığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ceza zamanaşımını düzenleyen 68/5. maddesinde yer alan “Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.” şeklindeki düzenleme ve anılan Kanun’un 68/1-e maddesi uyarınca ceza zamanaşımı süresinin ceza miktarı esas alınarak hesaplanması gerektiği, somut olayda hükümlünün infaz etmesi gereken cezasının süresi ve türü gereğince zamanaşımına tabi olacağı ve hükümlü hakkında hapis cezası yönünden yakalama emrinin çıkarıldığı 13/07/2011 tarihinden itibaren her hangi bir kesilme nedeni de bulunmadığından, 10 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 15/11/2017 tarihinde dolmuş olduğu cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

Hukuksal Değerlendirme;

TCK’nın 68. maddesinde Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez:

a)Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk yıl.

  b)Müebbet hapis cezalarında otuz yıl.

 c)Yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmidört yıl.

d)Beş yıldan fazla hapis cezalarında yirmi yıl.

 e)Beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında on yıl.

(2)Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle ceza infaz edilmez.

(3)Bu Kanun’un İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı yurt dışında işlenmiş suçlar dolayısıyla verilmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis veya on yıldan fazla hapis cezalarında zamanaşımı uygulanmaz.

(4)Türleri başka başka cezaları içeren hükümler, en ağır ceza için konulan sürenin geçmesiyle infaz edilmez.

(5)Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.”

Aynı Kanun’un 71. maddesinde “(1) Mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye Kanuna göre yapılan tebligat veya bu maksatla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser.

 (2)Bir suçtan dolayı mahkûm olan kimse üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlediği takdirde, ceza zamanaşımı kesilir.” hükümlerine yer verilmiştir.

TCK’nın 66/4. maddesinde “Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.” hükmüne yer verilmişken ceza zamanaşımını düzenleyen aynı Kanun’un 68. maddesinin 4. fıkrasında ise en ağır ceza ibaresi kullanılmış, türleri başka cezaları içeren hükümler, en ağır ceza için konulan sürenin geçmesiyle infaz edilmeyeceği belirtilmiştir.

Öğretide baskın görüş, bir suça ilişkin hapis ve adli para cezasına hükmedildiğinde ise, bu cezalardan birinin infazına ilişkin yapılan tebligat, diğer cezanın zamanaşımının da kesilmesine neden olacaktır. (Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, DÖNMEZER- ERMAN: C.III s.288; DEMİRBAŞ : Genel Hükümler s.638)

İncelenen somut olayda, sanık hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 201/a-2, 201/a-son ve 59/2. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 2.650,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 07/11/2007 tarihli ve 2004/32 esas, 2007/211 sayılı kararının temyiz edilmeden 15/11/2007 tarihinde kesinleştiği, sanık hakkında adli para cezasına ilişkin ilam için 28/05/2016 tarihinde ilanen tebligat yapıldığı anlaşılmıştır. Sanık hakkında aynı suça ilişkin ilamlardan adli para cezası için yapılan tebligat hapis cezasının zamanaşımının da kesilmesine neden olmuştur.

Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda; somut olayda sanık hakkında göçmen kaçakçılığına neden olma suçundan hükmedilen hapis cezasının ceza zamanaşımı, aynı suçta hükmedilen adli para cezasına ilişkin 28/05/2016 tarihinde yapılan tebligat nedeniyle kesilmiş olup ceza zamanaşımı dolmadığından itirazın reddine yönelik kararda bir isabetsizlik görülmeyip kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.

Sonuç ve Karar:

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığı’na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 17/11/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 30.10.2014 T. 2014/17801 E. 2014/17713 K.

Esas : 2014/17801

Karar : 2014/17713

Karar Tarihi :30.10.2014

Suç: Sahte Rapor verme ve Kullanma Suçu

Karar: İhbarnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden reddine

Dava: Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 24.06.2014 gün ve 2014-12960/43273 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14.07.2014 gün ve KYB. 2014/250944 sayılı ihbarnamesi ile

Borçlunun ödeme şartını ihlali suçundan sanık Abdülkadir Merdin’in, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi uyarınca 3 ayı geçmemek üzere kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Kadıköy 2. İcra Ceza (kapatılan) Mahkemesinin 07/02/2012 tarihli ve 2011/457 esas, 2012/41 sayılı kararını müteakip anılan tazyik hapsi kararının 14/03/2014 tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımını doldurduğundan bahisle ortadan kaldırılmasına ve infazına yer olmadığına ilişkin İstanbul Anadolu 7. İcra Ceza Mahkemesinin 21/03/2014 tarihli ve 2011/457 esas, 2012/41 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair İstanbul Anadolu 8. İcra Ceza Mahkemesinin 01/04/2014 tarihli ve 2014/23 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 45. maddesinde, suç karşılığı uygulanacak yaptırımların, hapis ve adli para cezası olarak belirlendiği, diğer taraftan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 1. maddesinde bu Kanunun amacının, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğunun belirtildiği, bu haliyle 5275 sayılı Kanun’un ceza ve güvenlik tedbirlerine dair hususları kapsamakta olup tazyik hapislerine ilişkin bir hususa yer vermediği, keza Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 193/4. maddesinde yer alan “Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları, tekerrüre esas olmaz, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz ve adli sicil kayıtlarına işlenmez.” hükmü ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/11/2006 tarihli ve 2006/16-220-231 sayılı ilamı ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 03/10/2013 tarihli, 2013/17785 esas, 2013/14246 karar sayılı ilamı birlikte değerlendirildiğinde, disiplin ve tazyik hapsinin bir “hapis” cezası olmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2. maddesinde tanımlanan “disiplin hapsi” kavramı içinde kaldığının anlaşılmasına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 71. maddesinde düzenlenen ceza zamanaşımının kesilmesine ilişkin hususların disiplin hapsi mahiyetinde olan tazyik hapsi için geçerli olmadığı, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 354/2. maddesinde yer alan ceza zamanaşımı süresinin kesilmesine ilişkin başkaca bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı gözetilerek itirazın kabulü yerine yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:

 

Kadıköy 2. İcra Ceza Mahkemesinin 07/02/2012 tarihli ve 2011/457 esas, 2012/41 sayılı kararı ile sanık Abdülkadir Merdin hakkında borçlunun ödeme şartını ihlali suçundan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi uyarınca 3 ayı geçmemek üzere kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün itiraz edilmeden 14.03.2012 tarihinde kesinleştiği, cezanın infazı için sanığın 05.03.2013 tarihinde yakalanıp, açık cezaevine teslimi için 10 günlük süre verilerek serbest bırakıldığı, sanığın belirtilen sürede teslim olmadığı, cezasının infazı için 18.04.2012 tarihinde ilamat bürosuna gönderildiği, Cumhuriyet savcılığı ilamat bürosunun 19.03.2014 günlü istemi ile hükümlünün zamanaşımı süresinden önce yakalanmasının ceza zamanaşımını uzatıp uzatmayacağı hakkında mahkemeden bir karar verilmesi talep edildiği, İstanbul Anadolu 7. İcra Ceza Mahkemesinin 21/03/2014 tarihli ve 2011/457 esas, 2012/41 sayılı ek kararı ile, 14/03/2014 tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımını dolduğundan kararın ortadan kaldırılmasına ve infazına yer olmadığına karar verildiği, itiraz üzerine mercii İstanbul Anadolu 8. İcra Ceza Mahkemesinin 01/04/2014 tarihli ve 2014/23 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.

Karar ve Sonuç: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 45. maddesinde, suç karşılığı uygulanacak yaptırımların, hapis ve adli para cezası olarak belirlendiği, diğer taraftan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 1. maddesinde bu Kanunun amacının, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğunun belirtildiği, bu haliyle 5275 sayılı Kanun’un ceza ve güvenlik tedbirlerine dair hususları kapsamakta olup tazyik hapislerine ilişkin bir hususa yer vermediği, keza Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 193/4. maddesinde yer alan “Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları, tekerrüre esas olmaz, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz ve adli sicil kayıtlarına işlenmez.” hükmü ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/11/2006 tarihli ve 2006/16-220-231 sayılı ilamı birlikte değerlendirildiğinde, disiplin ve tazyik hapsinin bir “hapis” cezası olmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2. maddesinde tanımlanan “disiplin hapsi” kavramı içinde kaldığının anlaşılmasına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 71. maddesinde düzenlenen ceza zamanaşımının kesilmesine ilişkin hususların disiplin hapsi mahiyetinde olan tazyik hapsi için geçerli olmadığı, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 354/2. maddesinde yer alan ceza zamanaşımı süresinin kesilmesine ilişkin başkaca bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı gözetilerek, mercii İstanbul Anadolu 8. İcra Ceza Mahkemesinin 01/04/2014 tarihli ve 2014/23 değişik iş sayılı kararı isabetli olduğu cihetle, ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2014 gününde oybirliği ile karar verildi

Our Score
Click to rate this post!
[Total: 0 Average: 0]

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

📞 Hemen Ara