Borçlunun tapuda kayıtlı taşınmazına kural olarak haciz konulabilir; hisseli tapuda yalnızca borçlunun payı haczedilir. Borçlunun ve ailesinin oturması için zorunlu olan konut bakımından meskeniyet iddiasında bulunulabilir. Bu iddia icra mahkemesine süresinde bildirilir ve taşınmazın değeri ile ailenin ihtiyacı birlikte değerlendirilir.
Banka borcu, kredi borcu veya başka bir para alacağı nedeniyle icra takibi başlatılması, borçlunun taşınmazları bakımından haciz sürecini gündeme getirebilir. Ancak bir evin aile konutu olması, taşınmazın hisseli tapuya kayıtlı bulunması veya borçlunun burada ailesiyle yaşaması, haczin hukuki sonuçlarını etkileyebilecek farklı unsurlardır. Bu nedenle her taşınmaz için aynı sonucun doğacağı söylenemez.
Özellikle aile evine haciz gelip gelmeyeceği araştırılırken taşınmazın kimin adına kayıtlı olduğu, borcun kime ait bulunduğu ve konutun borçlu bakımından zorunlu bir yaşam alanı olup olmadığı önem taşır. Meskeniyet iddiası, yani borçlunun hâline münasip evinin haczedilemeyeceği yönündeki şikâyet, belirli şartlar ve süreler çerçevesinde incelenir. Haczin öğrenilmesiyle başlayan sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açabileceğinden, tebligatların ve icra dosyasındaki işlemlerin niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Aile Evine Haciz Gelir Mi?
Aile evine haciz konulup konulamayacağı, öncelikle taşınmazın borçluya ait olup olmadığına ve haczedilmezlik hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağına bağlıdır. Borçlu adına kayıtlı konut kural olarak haczedilebilir; ancak borçlunun hâline münasip evi için İcra ve İflas Kanunu kapsamında meskeniyet iddiası gündeme gelebilir.
İcra hukukunda genel kural, borçlunun malvarlığının alacaklıya karşı borcun tahsilinde kullanılabilmesidir. Bununla birlikte kanun, borçlunun ve ailesinin yaşamını sürdürebilmesi için bazı mal ve hakları haciz dışında bırakır. İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesinin birinci fıkrasının 12. bendinde borçlunun hâline münasip evine ilişkin koruma düzenlenmiştir.
Bu koruma, her durumda konutun haczedilemeyeceği anlamına gelmez. Taşınmazın değeri, borçlunun ve birlikte yaşadığı ailesinin ihtiyaçları, sosyal koşullar ve daha mütevazı bir konut edinmek için gerekli bedel değerlendirilir. Evin değeri borçlunun hâline uygun bir konut edinmesine yetecek tutarın üzerindeyse, kanundaki koşullar çerçevesinde satış ve bedelin paylaştırılması gündeme gelebilir. Bu değerlendirmede bilirkişi incelemesi önem taşıyabilir.
Banka borcu için eve haciz gelip gelmeyeceği de bu genel çerçevede ele alınır. Borcun bankaya ait olması, tek başına konutu hacizden muaf hâle getirmez. Bununla birlikte borçlunun taşınmaz üzerindeki mülkiyet durumu ve meskeniyet iddiasının koşulları ayrıca incelenmelidir.
Ev eşyalarının haczi ise taşınmaz haczinden farklı bir konudur. Bu yazı konutun veya tapudaki payın haczine odaklanır; ev eşyalarının haczedilebilirliği ayrı hukuki kurallara tabidir.
Meskeniyet İddiası Nedir?
Meskeniyet iddiası, borçlunun haczedilen taşınmazının kendisi ve ailesi için hâline uygun, zorunlu konut olduğunu ileri sürerek haczedilmezlik şikâyetinde bulunmasıdır. İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesinin birinci fıkrasının 12. bendi bu korumanın temel dayanağıdır. İddianın kabul edilip edilmeyeceği somut olayın koşullarına göre icra mahkemesince değerlendirilir.
Meskeniyet iddiası, taşınmazın yalnızca aile tarafından kullanılıyor olmasına dayanmaz. Konutun borçluya ait olması, fiilen ikamet edilen yer niteliği taşıması ve borçlunun yaşam koşullarıyla ilişkisi gibi unsurlar birlikte değerlendirilir. Borçlunun başka bir konutunun bulunup bulunmadığı ve mevcut taşınmazın özellikleri de somut olay bakımından önem taşıyabilir.
Meskeniyet incelemesinde taşınmazın piyasa değeriyle borçlunun hâline uygun başka bir konut edinebilmesi için gereken tutar karşılaştırılır. Değer belirlenirken yalnızca evin büyüklüğü veya bulunduğu semt değil, haciz tarihindeki koşullar ve emsal taşınmazların özellikleri de dikkate alınabilir. Yargıtay kararlarında, taşınmazın ve hâline münasip konutun değerinin haciz tarihi esas alınarak somut verilerle belirlenmesi gerektiği açıklanmaktadır.
Dolayısıyla meskeniyet iddiası, haczin her koşulda ortadan kalkmasını sağlayan otomatik bir işlem değildir. Başvurunun süresinde yapılması, gerekli olguların ortaya konulması ve mahkemenin hukuki değerlendirmesi gerekir.
Meskeniyet İddiasının Şartları Nelerdir?
Meskeniyet iddiasının incelenmesinde taşınmazın borçluya ait olması, konut olarak kullanılması, borçlu ve ailesinin barınma ihtiyacı ile taşınmazın ekonomik değeri gibi unsurlar dikkate alınır. Bu unsurların hiçbiri her olayda tek başına belirleyici kabul edilmez; değerlendirme taşınmazın ve borçlunun somut koşullarına göre yapılır.
Taşınmazın Borçluya Ait Olması
Meskeniyet koruması, borçlunun hâline münasip evine ilişkin haczedilmezlik düzenlemesine dayanır. Bu nedenle tapu kaydındaki malik bilgisi temel önemdedir. Taşınmaz başka bir kişiye aitse, borçlunun borcu nedeniyle o kişinin mülkiyetindeki taşınmazın doğrudan borçlu malı gibi haczedilmesi kural olarak mümkün değildir. Ancak ipotek, müşterek borçluluk veya başka bir hukuki ilişki varsa ayrıca inceleme gerekir.
Konutun Borçlu ve Ailesinin Barınma İhtiyacına Hizmet Etmesi
Taşınmazın borçlunun ve ailesinin fiilen yaşadığı konut olup olmadığı, meskeniyet incelemesinde değerlendirilir. Buradaki aile kavramı, yalnızca nüfus kaydındaki kişilerle sınırlı biçimde ele alınmayabilir; aynı çatı altında yaşayan ve borçlunun bakmakla yükümlü olduğu kişiler de olayın koşullarına göre dikkate alınabilir.
Konutun Hâle Uygun Olması
Meskeniyet koruması, borçlunun istediği her nitelikteki veya her değerdeki konutu elinde tutabileceği anlamına gelmez. Mahkeme, borçlunun sosyal durumunu ve ailesinin zorunlu ihtiyaçlarını değerlendirerek hâline uygun bir konut için gereken bedeli belirleyebilir. Taşınmazın değeri bu tutardan yüksekse satış ve bedelin bölüştürülmesi gündeme gelebilir.
Başvurunun Süresinde Yapılması
Meskeniyet iddiası, haczedilmezlik şikâyeti niteliğindedir. İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesindeki genel kural çerçevesinde şikâyet süresi kural olarak işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gündür. Sürenin hangi tarihte başladığı, haczin nasıl öğrenildiği ve dosyada hangi tebligatların bulunduğu incelenerek belirlenir.
Kısacası meskeniyet iddiasında yalnızca taşınmazın konut olması yeterli değildir. Mülkiyet, fiilî kullanım, konutun değeri ve başvuru süresi birlikte değerlendirilir.
Hisseli Tapuya Haciz Gelir Mi?
Hisseli tapuya haciz konulabilir; ancak borçlu yalnızca taşınmazın belirli bir payına sahipse kural olarak haciz de borçlunun bu payı üzerinde uygulanır. Diğer hissedarların payları, sırf aynı taşınmazda ortak oldukları için borçlunun kişisel borcundan dolayı haczedilemez. Tapu kaydı ve borç ilişkisinin kapsamı bu ayrımda belirleyicidir.
Hisseli mülkiyette taşınmazın birden fazla maliki bulunur. Örneğin bir arsanın dört hissedarı varsa ve bunlardan yalnızca biri borçluysa, takip kapsamında borçlu hissedarın mülkiyet payı değerlendirilir. Taşınmazın tamamının borçluya ait olduğu varsayımıyla işlem yapılamaz.
Banka borcundan hisseli tapuya haciz gelip gelmeyeceği de bu ilkeye göre incelenir. Borçlunun payı üzerinde haciz uygulanması, diğer hissedarların borçtan sorumlu olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte haczedilen payın satış süreci, taşınmazın fiilî kullanımı ve diğer hissedarların hakları bakımından ayrı sonuçlar doğurabilir.
Hisseli tapuda borçlunun payının haczedilmesiyle taşınmazın tamamının haczedilmesi birbirinden farklıdır. Haciz kaydı, hangi pay üzerinde işlem yapıldığını gösterecek şekilde tapu kayıtlarıyla birlikte incelenmelidir.
Hisseli Arsada Hissedarlardan Birinin Hissesine Haciz Gelirse Ne Olur?
Hisseli arsada hissedarlardan birinin payına haciz konulduğunda, icra takibi borçlu hissedarın mülkiyet payı üzerinden yürütülür. Diğer hissedarların payları kendiliğinden haczedilmiş olmaz. Haczedilen payın satışa konu edilmesi ihtimali bulunmakla birlikte, izlenecek süreç taşınmazın hukuki durumuna ve icra dosyasındaki işlemlere bağlıdır.
Hisseli tapuda haciz, diğer ortakların taşınmaz üzerindeki payını doğrudan ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte borçlu hissedarın payının icra yoluyla devredilmesi, taşınmazın ortaklık yapısını değiştirebilir. Satın alan kişi, ilgili hukuki koşullar çerçevesinde borçlu hissedarın yerine paydaş konumuna gelebilir.
Bu durum, hissedarların taşınmazın kullanımı veya gelecekteki paylaşımı konusunda anlaşmazlık yaşamasına yol açabilir. Hisseli taşınmazın satışı, ortaklığın giderilmesi ve paydaşların hakları birbirinden farklı hukuki süreçlerdir. Bu nedenle haciz kaydının bulunması, taşınmazın tamamının hemen satılacağı şeklinde yorumlanmamalıdır.
Hisseli tapuda haciz kaydı görüldüğünde tapu bilgileri, haczin hangi payı kapsadığı ve icra dosyasındaki aşama birlikte değerlendirilmelidir. Hisseli tarla ve taşınmazların devrine ilişkin ayrıntılar için hisseli tarlanın satışına ilişkin yazı ayrıca incelenebilir.
Aile Konutu Şerhi Varsa Haciz Uygulanabilir Mi?
Aile konutu şerhi, eşlerin birlikte yaşadığı konut üzerindeki bazı hukuki işlemler bakımından koruma sağlayan bir tapu kaydıdır. Ancak şerhin bulunması, taşınmazın her tür haciz işlemine karşı mutlak biçimde korunacağı anlamına gelmez. Aile konutu şerhi ile meskeniyet iddiası farklı hukuki dayanaklara sahiptir ve somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi, eşlerden birinin diğer eşin açık rızası olmaksızın aile konutunu devretmesini veya konut üzerindeki hakları sınırlamasını belirli koşullarda sınırlar. Bu düzenlemenin amacı aile konutuna ilişkin bazı tasarruf işlemlerinde diğer eşin korunmasıdır. Ancak aile konutu şerhiyle icra takibinde taşınmaz üzerine haciz konulması aynı hukuki işlem değildir.
Özellikle taşınmazın borçlu eş adına kayıtlı olduğu, borcun hangi ilişkiden doğduğu ve taşınmaz üzerinde ipotek bulunup bulunmadığı gibi hususlar önem taşır. Aile konutuna ilişkin rıza şartları bazı ipotek ve tasarruf işlemlerinin geçerliliğini etkileyebilir; ancak bunun sonucu somut olayın özelliklerine ve ilgili hukuki işlemin niteliğine göre belirlenir.
Kısacası aile konutu şerhi, tek başına haczin kaldırılmasını veya satışın kesin biçimde durmasını sağlayan bir kayıt olarak değerlendirilmemelidir. Şerhin kapsamı, borç ilişkisi ve icra işleminin dayanağı birlikte incelenmelidir.
103 Davetiyesi Nedir ve Neden Önemlidir?
103 davetiyesi, İcra ve İflas Kanunu’nun 103. maddesi kapsamında, haciz sırasında hazır bulunmayan ilgili kişilerin haciz tutanağını incelemek üzere icra dairesine davet edilmesiyle ilişkilidir. Bu belge, haciz işleminden haberdar olma ve tutanağın içeriğini öğrenme bakımından önem taşıyabilir. Ancak her taşınmaz haczinde aynı şekilde tebliğ edilmesi gerektiği varsayılmamalıdır.
103 davetiyesi, doğrudan haczin kaldırıldığı veya hacze karşı bütün itirazların otomatik olarak yapıldığı bir belge değildir. Davetiyenin amacı ve sonuçları, hangi haciz işleminin yapıldığına ve dosyada hangi bildirimlerin bulunduğuna göre değerlendirilir. Taşınmazın tapu kaydına haciz işlenmesiyle taşınır malların haczi bakımından takip sürecinde farklılıklar bulunabilir.
103 davetiyesinin tebliğ edilmiş olması, hacze ilişkin bütün şikâyetlerin aynı süreye tabi olduğu anlamına gelmez. Meskeniyet iddiası, haczedilmezlik şikâyeti olarak değerlendirilir ve sürenin başlangıcı kural olarak işlemin öğrenilmesiyle ilişkilidir. Bu nedenle davetiyenin tarihi kadar, haczin hangi tarihte ve hangi işlemle öğrenildiği de önem taşır.
103 Davetiyesine İtiraz Süresi Kaç Gündür?
103 davetiyesi bakımından tek bir genel “itiraz süresi” bulunduğunu söylemek doğru değildir. Davetiyenin işlevi haciz tutanağının incelenmesiyle bağlantılıdır; haciz işlemine karşı şikâyet süresi ise kural olarak işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gündür. Somut dosyada sürenin başlangıcı, tebligat ve öğrenme tarihleri üzerinden belirlenir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 103. maddesi kapsamında davet edilen kişinin haciz tutanağını incelemesi için üç günlük süreye ilişkin düzenleme bulunur. Bu süre, haciz işlemine karşı şikâyet süresiyle aynı kavram değildir. Davetiyeye ilişkin üç günlük süre ile İİK’nın 16. maddesindeki genel şikâyet süresi birbirine karıştırılmamalıdır.
Örneğin meskeniyet iddiasında bulunulacaksa yalnızca davetiyenin tebliğ tarihi değil, haczin öğrenildiği tarih ve icra dosyasındaki diğer işlemler de önemlidir. Yargıtay kararlarında, meskeniyet şikâyetinin genel olarak yedi günlük süreye tabi olduğu ve sürenin öğrenme tarihinden başladığı belirtilmektedir.
Bu nedenle “103 davetiyesine itiraz edilmezse ne olur?” sorusunun yanıtı, dosyadaki işlemler incelenmeden kesin biçimde verilemez. Davetiyenin alınması veya haciz tutanağının incelenmemesi, her durumda haczin esasına ilişkin bütün itirazların ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bununla birlikte yasal sürelerin kaçırılması, ilgili şikâyet yollarının kullanılmasını etkileyebilir.
Meskeniyet İddiası Satışı Durdurur Mu?
Meskeniyet iddiasında bulunulması, taşınmazın satışının her durumda kendiliğinden duracağı anlamına gelmez. İddia icra mahkemesinde incelenir ve satış sürecine etkisi ilgili başvurunun niteliğine, dosyanın aşamasına ve mahkemenin vereceği karara bağlıdır. Bu nedenle yalnızca meskeniyet şikâyetinde bulunulmasına dayanılarak satışın kesin biçimde duracağı varsayılmamalıdır.
Meskeniyet şikâyetinin amacı, borçlunun hâline münasip evinin haczedilmezliğine ilişkin hukuki korumanın uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesidir. İcra mahkemesi, taşınmazın niteliğini, borçlunun ve ailesinin ihtiyaçlarını, değerini ve ilgili hukuki koşulları inceleyebilir. Şikâyetin sonucu, dosyadaki bilgi ve belgeler ile yasal ölçütlere göre belirlenir.
Satış aşamasına yaklaşılmış olması, sürelerin ve mevcut işlemlerin daha dikkatli değerlendirilmesini gerektirebilir. Haciz, kıymet takdiri, satış hazırlıkları ve tebligat süreçleri farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Özellikle taşınmazın kıymet takdirine ilişkin rapor tebliğ edilmişse, bu işleme karşı başvuru yollarının ve sürelerinin ayrıca incelenmesi gerekir.
Kıymet takdiri işlemine ilişkin başvuru hakkında ayrıntılı bilgi için kıymet takdirine itiraz dilekçesi sayfası değerlendirilebilir. Ancak dilekçenin kullanılması veya bir başvuru yapılması, somut dosyada belirli bir sonuç elde edileceği anlamına gelmez.
İlamlı İcra İtiraz Süresi ile Meskeniyet Şikâyeti Aynı Mıdır?
İlamlı icra takibi ile meskeniyet şikâyeti farklı hukuki konulardır. İlamlı icra, mahkeme kararı veya kanunda belirtilen diğer belgeler üzerinden yürütülen takip türüdür; meskeniyet şikâyeti ise haczedilen taşınmazın haczedilmezlik kapsamında değerlendirilmesini amaçlar. Bu nedenle “ilamlı icra itiraz süresi” ifadesi, yapılacak başvurunun türü belirlenmeden tek bir süre olarak ele alınmamalıdır.
İlamlı icra takibinde borçlunun başvurabileceği yollar, takip dayanağına ve ileri sürülen hukuki sebebe göre değişir. Takibin dayanağı olan ilama karşı kanun yolu, icra müdürlüğü işlemlerine yönelik şikâyet ve haczedilmezlik iddiası aynı başvuru değildir. Her biri için uygulanacak koşullar ve süreler farklılık gösterebilir.
Meskeniyet şikâyeti bakımından temel konu, haczedilen taşınmazın İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesindeki koruma kapsamında olup olmadığıdır. Şikâyet süresinin başlangıcı ise kural olarak ilgili işlemin öğrenilmesiyle ilişkilidir. Bu nedenle dosyada yalnızca takip türüne bakmak yeterli değildir; haczin tarihi, tebligatlar ve başvurunun hukuki dayanağı birlikte değerlendirilmelidir.
Aile Konutuna ve Hisseli Tapuya Haciz Konulması Arasındaki Farklar
Aile konutu ve hisseli tapu, haciz bakımından farklı hukuki sorunlar ortaya çıkarır. Aile konutunda taşınmazın aile yaşamındaki işlevi ve meskeniyet koruması öne çıkarken, hisseli tapuda mülkiyetin hangi paylara ayrıldığı önem taşır. Her iki durumda da haczin kapsamı ve başvurulabilecek yollar, somut mülkiyet ve borç ilişkisine göre belirlenir.
| Taşınmazın durumu | Haczedilebilir mi? | Hukuki dayanak | Değerlendirilebilecek yol |
|---|---|---|---|
| Borçlunun tek başına malik olduğu konut | Kural olarak haczedilebilir; hâline münasip ev bakımından istisna gündeme gelebilir. | İİK m. 82 | Şartları varsa meskeniyet şikâyeti |
| Aile konutu şerhi bulunan taşınmaz | Şerh tek başına mutlak haciz bağışıklığı sağlamaz; işlem ve borç ilişkisi incelenir. | TMK m. 194 ve ilgili icra hükümleri | Somut işleme göre hukuki inceleme |
| Hisseli tapudaki borçlu payı | Kural olarak borçluya ait pay haczedilebilir. | İİK’ nın haciz hükümleri ve tapu kaydı | Haczin kapsamının ve payın durumunun incelenmesi |
| Borçluya ait olmayan taşınmaz | Kural olarak borçlunun kişisel borcu nedeniyle haczedilemez; özel hukuki ilişkiler ayrıca incelenir. | Mülkiyet hakkı ve ilgili takip hükümleri | Haczin dayanağına göre başvuru yolları |
Tablo genel çerçeveyi göstermektedir. Özellikle aile konutu şerhi, ipotek, eşlerin borç ilişkisi veya taşınmaz üzerinde birden fazla hak bulunması gibi durumlarda değerlendirme yalnızca tapu kaydındaki tek bir ifadeye göre yapılamaz. Haczin hangi mal veya pay üzerinde uygulandığı ve hangi hukuki ilişkiye dayandığı incelenmelidir.
Sonuç
Aile konutuna veya hisseli tapuya haciz konulması, taşınmazın mülkiyet durumuna, borcun kime ait olduğuna ve meskeniyet korumasının şartlarına bağlıdır. Aile konutu şerhi hacze karşı mutlak koruma sağlamaz; meskeniyet iddiası ise süre ve somut koşullar çerçevesinde değerlendirilir. 103 davetiyesi, öğrenme tarihi ve icra dosyasındaki işlemler hak kaybı yaşanmaması bakımından önem taşır.
Taşınmaz haczi, meskeniyet iddiası veya hisseli tapudaki paya ilişkin uyuşmazlıkların dosya özelinde değerlendirilmesi için Ankara icra hukuku hizmet sayfası üzerinden hukuk büromuzla iletişime geçilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilir; dosyaya özgü inceleme yapılmadan genel bir sonuca varılamaz.
Aile Konutuna ve Hisseli Tapuya Haciz Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Banka borcundan hisseli tapuya haciz gelir mi?
Banka borcu nedeniyle başlatılan icra takibinde, borçlunun hisseli tapudaki mülkiyet payı kural olarak haczedilebilir. Diğer hissedarların payları yalnızca ortak oldukları için borçlunun borcundan dolayı haczedilemez. Haczin kapsamı, tapu kaydı ve takip dosyasındaki işlemler birlikte incelenerek belirlenir.
Meskeniyet iddiası satışı durdurur mu?
Meskeniyet iddiasında bulunulması, taşınmazın satışını her durumda kendiliğinden durdurmaz. İddia icra mahkemesinde incelenir ve satış sürecine etkisi dosyanın aşamasına ve ilgili kararlara bağlıdır. Bu nedenle başvurunun yapılması, satışın kesin olarak duracağı veya haczin kaldırılacağı anlamına gelmez.
103 davetiyesine itiraz süresi kaç gündür?
103 davetiyesiyle ilişkili haciz tutanağını inceleme süreci ile hacze karşı şikâyet süresi birbirinden farklıdır. Genel şikâyet süresi kural olarak işlemin öğrenilmesinden itibaren yedi gündür. Ancak başlangıç tarihi, tebligat ve dosyadaki işlemlere göre değerlendirilmelidir; davetiyenin tarihi tek başına her durumda yeterli olmayabilir.
Hisseli tapuya haciz gelirse ne olur?
Hisseli tapuya haciz geldiğinde, kural olarak borçlu hissedarın payı takip konusu olur. Bu durum diğer hissedarların paylarının da haczedildiği anlamına gelmez. Haczedilen payın satışa konu edilmesi ihtimali bulunabilir; sonuç, tapu kaydı, icra dosyasının aşaması ve ilgili mevzuata göre belirlenir.

Hukuk Fakültesi eğitimini tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.