- Minval Hukuk
- İcra ve İflas Hukuku
- 14 Kasım 2025
Emekli aylığı, Türk sosyal güvenlik hukukunda özel bir koruma rejimine tabidir. Bu hukuki güvencenin temelini teşkil eden düzenleme, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu‘nun 93. maddesidir. Anılan madde, “gelir, aylık ve ödenekler; 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” hükmünü amirdir.
Bu özel kanun hükmü, emekli aylıklarının, nafaka borçları ve Kanun’da belirtilen prim ve idari alacaklar haricinde esas itibarıyla haczedilemez nitelikte olduğunu kesinleştirmektedir. Nitekim 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu‘nun (İİK) 83. maddesinin maaş ve emekli aylıklarını kısmen haczedilebilir mallar arasında saymasına rağmen, 5510 sayılı Kanun‘un 93. maddesindeki bu özel hüküm (lex specialis derogat legi generali ilkesi uyarınca), İİK’nın genel hükmü karşısında üstünlük sağlamaktadır. Dolayısıyla, genel kural olarak, borçlunun açık rızası olmaksızın emekli aylığı üzerine cebri icra yoluyla haciz konulması hukuken yasaktır.

Bununla birlikte, haciz yasağının mutlak olmayıp yasal istisnalar dışında borçlunun iradesiyle ortadan kalkabileceği yönünde hukuki yorumlar yapılmaktadır. Sonuç olarak, Türk mevzuatında emekli aylığına adi alacaklardan dolayı haciz konulması kanunen yasaktır; yalnızca Kanun‘da sınırlı olarak öngörülen durumlar (nafaka, prim borçları) ve borçlunun bizzat verdiği rızaya dayanan kesintiler (banka kredisi blokajı) söz konusu olabilmektedir.
2025 Emekli Maaşına Haczin Yasal Dayanağı
Emekli maaşının haczi meselesinin yasal dayanağı temelde üç kaynaktan gelir;
- • 5510 sayılı Kanun,
- • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu
- • 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Kanunu.
5510/93, emekli maaşlarına genel bir haciz yasağı getirmektedir. Bu maddenin birinci fıkrasında sigortalı ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri; (kısaca emekli maaşları) hak sahipleri açısından devir, temlik ve haciz yasağına bağlanmıştır. Metinde açıkça “TAKİP VE TAHSİLİ GEREKEN ALACAKLAR İLE NAFAKA BORÇLARI DIŞINDA HACZEDİLEMEZ” ifadesiyle hangi alacakların bu korumadan muaf olduğu belirtilmiştir.
İcra İflas Kanunu’nun 83. maddesi ise işçi ücretleri ve emekli aylıkları gibi gelirlerin bir kısmının haczedilebileceğini öngörür; ancak 5510/93 bu düzenlemeden daha özel ve üst düzey bir normdur. Bu nedenle, SGK’ya tabi emekliler bakımından 5510/93’ün yasaklayıcı hükmü esas alınır. Bu uyumsuzluğun sonucu olarak, kanunda açıkça belirtilen istisnalar dışında (nafaka ve kamu alacakları) emekli maaşı haczedilemez kabul edilmektedir.
Öte yandan 6183 sayılı Kanun’un 71. maddesi, devlet alacaklıları (vergi, SGK primi vb.) bakımından özel bir tahsil usulü getirir. Bu madde uyarınca, asgari ücretin aşan kısmı için aylıklardan en fazla dörtte bir oranında kesinti yapılabilir. Başka bir deyişle, vergi dairesi veya SGK gibi kamu kurumları için mahkeme veya icra takibine gerek olmadan emekli maaşından belirli oranda mahsup yapılabilir. Ancak hicri haciz yasağına rağmen bu hallerde dahi kesinti oranı %25’i geçemez. Sonuç olarak 2025 itibarıyla yasal düzenleme; emekli maaşını genel olarak hacze kapalı tutmakta, ancak nafaka ve kamu alacakları için belirli oranlarda icra imkânı tanımaktadır.
Aşağıdaki tablo, emekli aylığı haczi meselesini düzenleyen temel kanunları, bu kanunların getirdiği genel kural veya istisnaları ve uygulama koşullarını özetlemektedir:
Yasal Kaynak | Kapsadığı Alan / Hükmün Niteliği | Temel Kural / İlke | İstisnai Durumlar ve Koşulları |
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (m. 93) | Emekli Aylıklarının Korunması (Lex Specialis) | Genel Haciz Yasağı (Devir, Temlik ve Haciz Yasağı) | 1. Kanun’un 88. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar (SGK prim ve idari alacakları).
2. Nafaka borçları. |
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK m. 83) | Genel Haciz Kuralları | İşçi ücretleri ve aylıkların kısmen haczi mümkün. | Uygulama Notu: 5510/93’ün özel hükmü nedeniyle, SGK emeklileri bakımından İİK 83 uygulanmaz ve genel haciz yasağı esas alınır (İstisnalar hariç). |
6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (m. 71) | Kamu Alacaklarının Tahsili (Vergi, SGK Primi vb.) | Cebri Mahsup İmkanı (Mahkeme kararı gerekmeksizin) | Kesinti Oranı Sınırlaması: Asgari ücreti aşan kısmın en fazla dörtte biri (%25) oranında kesinti yapılabilir. |
Hangi Durumlarda Emekli Maaşına Haciz Konulabilir?
Hukukî olarak emekli maaşından kesinti yapılabilen durumlar sınırlıdır. Öncelikle nafaka borçları, İcra ve İflas Kanunu kapsamında emekli maaşının kısmen haczedilebileceği alacak türleri arasındadır. Ayrıca tahsil edilmesi gereken kamu alacakları (SGK primleri, vergi ve benzeri devlet alacakları) da istisna oluşturur. Emekli SGK prim borçlarında SGK Kanunu gereğince maaştan mahsup yoluyla ödeme yapılabilir; vergi borçlarında ise 6183/71 çerçevesinde maaştan en çok %25 oranında kesinti mümkündür.
Bunların dışında, emekli borçlunun AÇIK RIZASI İLE VERDİĞİ ONAY VEYA MUVAFAKATNAMENİN bulunduğu hallerde de kesinti yapılabilir. Örneğin bir emekli kredi sözleşmesi imzalayıp maaşının belli bir oranından otomatik kesinti talimatı vermişse, bu taksitler icra dışı bir mahiyetle maaştan çekilebilir. Borçlunun rızası, mahkeme kararı yerine sözleşme serbestisiyle belirlenen bir kesinti imkânı olup uygulamada “blokaj” olarak görülür.
Özetle: Nafaka ödemeleri ile SGK/ vergi gibi kamu alacakları istisna olmak üzere, emekli maaşına icra yoluyla haciz konulmaz. Diğer tüm borçlar içinse, yalnızca yazılı muvafakat varsa maaştan taksit kesintisi yapılabilir.
“Emekli Maaşına Haciz Konulamaz” Maddesi Nedir?
Kamuoyunda kısaca “emekli maaşına haciz konulamaz” şeklinde anılan düzenleme, 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesidir. Kanun metni şöyledir: “Gelir, aylık ve ödenekler; 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.”. Bu fıkranın devamında da “Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde icra müdürü tarafından reddedilir.” ifadesi yer alır.
Dolayısıyla 5510/93, emekli maaşını devredilemez ve temlik edilemez kılarken, hacze karşı da tam bir koruma sağlar. Nafaka ve kamu alacakları dışındaki borçlar için borçlunun onayı yoksa tüm haciz talepleri icra müdürlüğünce reddedilir.. Esasen bu madde, emekli maaşlarının korunmasını anayasal sosyal güvenlik ilkesiyle de uyumlu hale getirir. Hukukçuların ve icra dairelerinin anladığı şekilde “emekli maaşına haciz konulamaz” prensibi, işte bu 5510/93’teki genel yasak hükmünün sonucudur.
Varlık Şirketleri Emekli Maaşına Haciz Koyabilir Mi?Varlık yönetim şirketlerinin (VYŞ) emekli aylığı üzerindeki yetki alanı, hukuki nitelikleri gereği kesin ve sınırlıdır. Bu kuruluşlar, bankacılık sisteminden doğan tahsil edilemeyen alacakları devralarak ticari faaliyet yürüten, özel hukuk tüzel kişileridir. Onların hukuktaki konumu, ne bir kamu otoritesi (SGK, Vergi Dairesi) ne de borcun asıl kaynağı olan bankanın kendi başına sahip olduğu özel rıza istisnasının otomatik bir devamıdır.
Basitçe ifade etmek gerekirse:
- • Varlık Şirketinin Sınırı: Bir varlık şirketi, devraldığı alacak için bir bankanın icra yetkisini devralmış sayılmaz, yalnızca alacak hakkının kendisini devralmıştır. Alacak, özel bir kuruluşa geçse bile, borcun niteliği (yani bir emekli aylığı borcu olması) 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesi ile sağlanan anayasal korumadan taviz vermez. Bu, emekli maaşının haczedilemezliği kuralının, alacaklının kimliğine bakılmaksızın genel geçer olduğunu gösterir.
- • Muvafakat Kalkanı: Emekli aylığına adi bir alacak için haciz konulabilmesinin tek yolu, borçlunun açık ve yazılı muvafakatidir. Bankaların kredi verirken bu rızayı peşinen alması ve Yargıtay’ın bu rızayı “hapis/mahsup” yetkisi olarak kabul etmesi, varlık şirketleri için doğrudan ve otomatik olarak geçerli bir yetki yaratmaz. Varlık şirketi, bankadan devraldığı sözleşmesel rıza hükmüne dayanarak hareket etse bile, bu işlemin hukuki denetimi zorunludur
Sonuç olarak Varlık yönetim şirketleri, alacaklarını tahsil etmek için icra dairesine başvurduğunda, tıpkı sıradan bir alacaklı gibi, 5510/93 hükmündeki “Haczedilemezlik Kalkanı” ile karşılaşır. Kamu alacağı veya nafaka olmadığı sürece, emekli maaşının haczi için tek şansları borçlunun icra aşamasında yenilenmiş ya da geçerliliği tartışılmamış muvafakatidir. Bu açıdan, varlık şirketi = banka denklemi, haciz yasağını delme konusunda kesinlikle doğru değildir.
Neticeten emekli maaşınıza haciz koyma konusunda varlık şirketi, komşunuzun bakkalı veya tesisatçınızdan daha özel bir yetkiye sahip değildir. Onların gücü, devraldıkları borcun kaynağı olan bankadan değil, genel icra hukukunun çizdiği sınırlardan gelmektedir.
Kredi Borcundan Dolayı Bankalar Emekli Maaşına Haciz Koyabilir Mi?
Emekli aylıklarının 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesi ile sağlanan genel haczedilmezlik zırhı, kredi borçlarından kaynaklanan alacaklar söz konusu olduğunda bankalar için bir engel teşkil eder. Bu bağlamda, bankaların icra yoluyla (cebri haciz) emekli maaşına el koyması hukuken mümkün değildir.
Ancak, bankaların alacaklarını tahsil etme mekanizması icra takibi yerine, sözleşmesel rızaya dayalı kesinti üzerine kurulmuştur. Bu mekanizmanın temel dayanağı şöyledir:
- RIZA (MUVAFAKAT) İLKESİ: Bankalar, kredi sözleşmeleri düzenlenirken veya borçlu ile yapılan özel anlaşmalar çerçevesinde, borcun ödenmemesi durumunda maaştan kesinti yapılmasına dair borçlunun yazılı onayını (muvafakatini) alırlar. Bu kesinti, icra hukukunun klasik haciz tanımına girmez; zira cebri bir takip işlemi değil, borçlunun iradesine dayanan bir ödeme taahhüdünün icrasıdır.
- YARGITAY İÇTİHADI: Yargıtay uygulamaları, bankanın emekli maaşından kesinti yapabilmesi için borçlunun açık ve yazılı izninin zorunlu olduğu görüşünü sürdürmektedir. Daha da önemlisi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun yakın tarihli kararı, özellikle tüketici kredileri kapsamında borçlu tarafından önceden verilmiş olan onay ve rıza talimatlarının hukuki geçerliliğini teyit etmiştir. Bu kararla, bankanın bu rızaya dayanarak emekli maaşına doğrudan bloke koymasının mümkün olduğu kabul edilmiştir. Anılı içtihadı birleştirme kararının ilgili bölümü şu şekildedir; “….Bu hâlde tüketicinin kredi sözleşmesi çerçevesinde borcunun kredi veren banka nezdindeki emekli maaşı hesabından virman vb. bir usulle tahsil edilebileceği, bir başka anlatımla bu meblağ kadar emekli maaşına bloke konulabileceği yönünde verdiği bir talimatın, taraflar arasındaki ihtilaf henüz cebri icra aşamasına geçilmemişken, salt İİK’nın 82, 83/a ve 5530 sayılı kanunun 93. maddesi gereği geçersiz olduğunun kabul edilmesi mümkün olmamalıdır. Böyle bir durumda taraflar arasındaki ihtilâf söz konusu icra hukuku kaideleri dairesinde çözümlenemeyecekse de elbette hâkim her somut olayın özelliğine göre söz konusu sözleşme hükmünün borçlar hukuku ve tüketici hukukunun ilke ve esaslarına uygun olup olmadığını tartışacak, sözleşmenin tüketici yönünden bağlayıcı olup olmadığını, yine bankanın kanuna ve sözleşmeye uygun davranıp davranmadığını belirleyecektir.32. Hâl böyle olunca, Daireler arasındaki görüş farklılığının Yargıtay 3., (kapatılan) 13 ve 19. Hukuk Daireleri ile Hukuk Genel Kumlunun son tarihli kararı doğrultusunda tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle bankanın emekli maaşına doğrudan bloke koymasının mümkün olduğu yönünde birleştirilmesine karar vermek gerekmiştir.V. SONUÇ Tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle bankanın emekli maaşına doğrudan bloke koymasının mümkün olduğuna 21.03.2025 tarihinde yapılan üçüncü görüşmede oy çokluğu ile karar verilmiştirkararı ile tüketici kredisi kapsamında verilen onay/riza talimatları nedeniyle bankaların emekli maaşına bloke koymasının mümkün olduğu kabul edilmiştir. Bu karar, borçlunun talimatıyla yapılan kesintinin özel bir türü olarak değerlendirilmiştir (yani icra takibi değil, borçlunun rızasına dayalı blokaj). Ancak bu, emekli maaşının banka kredisi yoluyla kesilmesinin bir istisnasıdır ve genel haciz yasağını ortadan kaldırmaz. Özetle, kanun uyarınca emekli maaşına normal borçlardan dolayı haciz konulamaz; sadece kanunda öngörülen sınırlı hallerde kesinti mümkün olabilir..”(Yargıtay BGK 2022/2 Esas, 2025/1 Karar 21.03.2025 tarih)
- BLOKE VS. HACİZ AYRIMI: Bu bağlamda kullanılan “bloke” veya “mahsup/takas” terimleri, icra dairesi tarafından konulan ve bir kamu gücü işlemi olan hacizden farklıdır. Bloke, alacaklının onayı ile sözleşmeden doğan hakkını kullanarak yaptığı içsel bir kesinti (self-help) uygulamasını ifade eder.
Özetle, bankaların emekli kredi borcunu tahsil etme yetkisi, icra ve haciz yoluyla değil, yalnızca borçlunun önceden verdiği yazılı rızaya dayanarak maaştan kesinti (bloke/mahsup) yapma şeklinde tezahür etmektedir. Bu durum, 5510 sayılı Kanun’un getirdiği genel yasağın, borçlunun rızasıyla ortadan kalkabileceği yönündeki hukuki yorumun önemli bir istisnasıdır.
Vergi Dairesinden Emekli Maaşına Haciz Gelir Mi?
Vergi daireleri gibi amme alacaklıları, Türk hukukunda emekli aylıklarının tabi olduğu genel haczedilmezlik ilkesinin temel istisnalarından birini oluşturur. Bu durum, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93. maddesi ile sağlanan korumanın, kamu alacakları karşısında mutlak olmadığını gösterir.
Vergi dairesi tarafından emekli maaşına haciz gelip gelmeyeceği sorusuna verilecek yanıt nettir: Evet, vergi borcu nedeniyle emekli maaşına kesinti (haciz) işlemi uygulanabilir. Vergi borçları, 5510/93’te belirtilen yasal istisna kapsamında yer alır.
Bu tahsil yetkisi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) ile somutlaşır. Bu Kanun, vergi dairesine, adi alacaklarda olduğu gibi icra takibine gerek kalmaksızın, borcu idari yolla mahsup etme yetkisi vermektedir.
Ancak bu yetki sınırsız değildir. AATUHK’nın 71. maddesi, vergi borcundan dolayı emekli aylığından yapılabilecek kesinti oranını kesin olarak belirlemiştir: maaşın en fazla dörtte biri (%25) oranında kesinti yapılabilir. Bu %25’lik sınır, emeklinin temel geçim hakkını koruma altına alarak, kamu alacağının tahsilinde dahi sosyal güvenlik hukuku ilkelerinin gözetildiğini gösterir.
Özetle, vergi borcu, emekli maaşına haciz getirebilen (kesinti yapılabilen) bir alacak türüdür; fakat haczedilebilecek miktar, kanunen aylığın %25’i ile sınırlıdır.
Emekliye İcra Gelir Mi?
Bir kişi emeklilik statüsünde olsa dahi, genel hukuk kuralları gereğince borçlu sıfatını taşıyabilir ve kendisine karşı icra takibi başlatılması hukuken mümkündür. Ancak, borçlu emeklinin aylığı üzerinden yürütülen icra işlemleri, diğer borçlulara göre özel ve sınırlayıcı bir hukuki rejime tabidir.
Bu rejimin temelini, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93. maddesi oluşturur. Bu madde, emekli aylığının haczedilemezliği ilkesiyle, icra müdürünün alacak taleplerini bu özel kural çerçevesinde değerlendirmesini zorunlu kılar.
İcra Takibinin Uygulanma Alanı ve Sınırlamalar
- GENEL KURAL (ADİ BORÇLAR): Borçlunun açık ve yazılı rızası bulunmadığı sürece, adi alacaklar (özel banka kredisi, senet borcu vb.) için emekli aylığına yönelik icra talepleri reddeder.
- YASAL İSTİSNALAR (CEBRİ İCRA): Emekli, nafaka borçları veya SGK/vergi borçları gibi kanuni istisnaların söz konusu olduğu durumlarda icra mercileri ile muhatap olmak zorundadır. Ancak bu hallerde dahi, aylıktan kesinti oranı kanunla kesin olarak sınırlandırılmıştır.
- İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) HÜKMÜ: İİK’da, borçlunun ve ailesinin geçinmesi için gerekli asgari miktar düşüldükten sonra maaşın haczedilebileceği hükmü yer alsa da, bu haczedilebilecek miktarın dörtte birinden (%25) az olamayacağı öngörülmüştür. Bu durum, 5510/93’ün özel hükmü karşısında kamu alacakları ve nafaka gibi istisnai hallerde uygulanabilen üst sınırı belirler.
Hacizlerin Yığılması (Sıra İlkesi)
Birden fazla alacaklı tarafından emekli maaşına haciz talebi gelmesi durumunda, HACİZLERİN SIRAYA GİRMESİ ilkesi uygulanır. Önceki hacizler tamamlanmadan sonraki haciz ilerleyemez. Kanuni olarak belirlenen kesinti oranı (genellikle en az %25) üzerinden, alacaklar sırasıyla tahsil edilir.
Sonuç olarak Emeklilere karşı icra takibi başlatılması teorik olarak mümkün olsa da, pratikte bu takibin konusu emekli maaşının tamamı değil; kanunen kesinti yapılmasına izin verilen sınırlı tutardır (azami %25). Nihayetinde, 5510/93 hükmü, borçlu muvafakati olmaksızın çoğu takibin reddedilmesini sağladığından, emekliye icra gelip gelmeyeceği, esas olarak borcun hukuki türü (adi borç veya istisnai borç) ile sıkı bir şekilde sınırlandırılmıştır.
Hukuki Açıdan Emekli Aylığı Haczi ve Kesinti Durumları Özeti:
| Soru / Durum | Cevap (Genel Kural) | Hukuki Dayanak / Açıklama | Kesinti Oranı / Şekli |
| Emekli Maaşına Genel Olarak Haciz Konulur mu? | Hayır. | 5510 S.K. m. 93 ile genel haciz yasağı getirilmiştir (Adi Alacaklar). | 0% (Borçlunun rızası yoksa) |
| Emekli Maaşı Haczedilebilir mi? (Yasal İstisnalar) | Yalnızca sınırlı durumlarda. | Nafaka borçları ve Kamu alacakları (SGK Primi, Vergi) 5510/93’ün yasal istisnalarıdır. | Kanunen sınırlı (Nafaka için mahkeme kararı, Kamu borcu için en çok %25). |
| Bankalar Haciz Koyabilir mi? (Kredi Borçları) | Hayır, icra yoluyla koyamaz. | Bankalar, borçlunun açık ve yazılı rızası (muvafakati) varsa, bu rızaya dayanarak maaşa bloke/mahsup koyabilir (Yargıtay İçtihadı). | Rızaya dayalı kesinti. |
| Varlık Şirketleri Haciz Koyabilir mi? | Hayır. | Özel hukuk tüzel kişileridir. Bankadan devraldıkları alacak için cebri icra yetkileri sınırlıdır; yalnızca borçlunun muvafakati varsa kesinti mümkündür. | 0% (Muvafakat yoksa) |
| Vergi Dairesi Emekli Maaşına Haciz Uygular mı? | Evet. | 6183 S.K. m. 71 (Amme Alacakları Kanunu) uyarınca idari yolla mahsup yetkisi vardır. | Maaşın en fazla %25’i oranında kesinti yapılır. |

Minval Hukuk & Danışmanlık Bürosu Sigorta Hukuku(Trafik ve İş Kazaları), İş Hukuku, Kamulaştırma ve İstimlak, Tazminat Hukuku, Ölüm ve Yaralamalı Trafik Kazalarından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat Davaları, Yangın Sigortaları, Dask Sigortası, İşveren Mali Sorumluluk Sigortaları, Araç Değer Kaybı ve Araç Hasar Bedeli Davaları ile Vatandaşlık Hukuku ve Nüfus Davaları, Göç Davaları, SGK’nın karşılamadığı akıllı ilaç bedellerinin ödenmesi ve ücretsiz temin edilmesi ile ilgili davalar üzerine yoğunlaşmış ve bu alanların her birinde yüzlerce danışanın haklarını ilgili kişi ve kurumlar nezdinde çözüme kavuşturmuştur. Minval Hukuk Bürosunun Kurucu ortaklarının çeşitli site ve dergilerde yayınladığı onlarca makalenin yanında basılan “Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı da bulunmaktadır.

4 Comments