itirazın kaldırılması

Borçlu itiraz etti, icra takibiniz durdu. Peki alacağınızı kurtarmak için en hızlı ve etkili yol hangisi? 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 68 ve 68/A maddelerinde düzenlenen itirazın kaldırılması davası, ilamsız icra takibine yapılan itirazı kısa sürede bertaraf etmeyi amaçlayan özel ve etkili bir icra hukuku yoludur. Nitelikli belgeye dayanan alacaklarda, altı aylık hak düşürücü süre içinde icra hukuk mahkemesine başvurularak takibin yeniden işlerlik kazanması sağlanabilir. 2026 yılı uygulaması ve yerleşik yargı içtihatları ışığında bu dava, alacağın hızlı tahsili bakımından icra pratiğinin en kritik araçlarından biri olmayı sürdürmektedir. Bu yazımızda itirazın kaldırılması davasının hukuki süreçleri, yasal koşulları ve sonuçları ele alınmaktadır.

Benzer İçerikler

İtirazın Kaldırılması Davası Nedir?

İtirazın kaldırılması, ilamsız icra takibine itiraz eden borçlunun bu itirazını geçersiz kılmak için İcra Hukuk Mahkemesi’nde açılan hızlı bir dava yoludur. Bu dava, itirazın iptali davasından farklı olarak arabuluculuk şartına tabi değildir ve alacaklıya zaman kazandırır.

Davanın açılabilmesi için alacaklının elinde İİK m. 68 kapsamında; noter senedi, imzalı kira sözleşmesi veya borçlunun imzasını taşıyan bir borç ikrarı gibi nitelikli bir belgenin bulunması şarttır. Borçlu borca itiraz etmişse kesin kaldırma, imzaya itiraz etmişse geçici kaldırma talep edilir. Geçici kaldırma kararından sonra borçlu 7 gün içinde borçtan kurtulma davası açmazsa takibin devamı kesinleşir.

Bu dava, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren 6 aylık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır. Fatura veya ekstre gibi belgeler, borçlu tarafından açıkça kabul edilmedikçe bu dava türünde tek başına ispat aracı sayılmaz. 2026 yılı itibarıyla yürürlükte olan bu kurallar uyarınca, davanın reddi veya kabulü halinde şartları oluşmuşsa haksız çıkan taraf aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilir.

İtirazın Kesin Kaldırılması Davası

İtirazın kesin kaldırılması davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 68 kapsamında düzenlenen ve ilamsız icra takibinde borçlunun yaptığı itirazı ortadan kaldırarak takibin devamını sağlayan özel bir icra hukuku yoludur. Bu dava bir alacak davası değildir; yalnızca itiraz nedeniyle duran takibin, kanunda belirtilen güçlü nitelikteki belgelere dayanılarak yeniden işler hâle getirilmesini amaçlar. Mahkeme esasa girerek geniş bir inceleme yapmaz; değerlendirme belge ve şekli şartlarla sınırlıdır.

Başvuru şartları kısaca şunlardır:

  • Takip ilamsız icra takibi olmalıdır.
    • Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalıdır.
    • Alacak, İİK m. 68’de sayılan nitelikte bir belgeye dayanmalıdır.
    • Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren 6 ay içinde icra hukuk mahkemesine başvurmalıdır (hak düşürücü süre).

Belge niteliği bakımından:

  • Borçlunun imzasını kabul ettiği adi yazılı borç senetleri,
    • Noterlikçe onaylanmış borç senetleri,
    • Resmi makamlarca usulüne uygun düzenlenmiş ve borcu açıkça gösteren belgeler bu davaya dayanak olabilir.

Belgenin açık, belirli ve şartsız bir borç ikrarı içermesi gerekir. Şarta bağlı veya miktarı belirli olmayan belgeler bu yola elverişli değildir.

Yargılama, görevli olan İCRA HUKUK MAHKEMESİNDE görülür ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca basit yargılama usulüne tabidir. İnceleme, takip dayanağı belgenin kanunda aranan şartları taşıyıp taşımadığı ile sınırlı olarak ve hızlı bir şekilde yapılır. Mahkeme borçlunun itirazını haksız bulursa itirazın kesin kaldırılmasına karar verir; bu karar üzerine ilamsız icra takibi kesinleşir ve alacaklı doğrudan haciz aşamasına geçebilir. Ayrıca 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 68. maddesi uyarınca şartların oluşması hâlinde, alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına da hükmedilmesi mümkündür.

2026 yılı itibarıyla bu dava türünde arabuluculuk zorunluluğu bulunmamaktadır ve İİK m. 68 sistematiğinde esaslı bir değişiklik yapılmamıştır. Belgeye dayalı, açık ve ispat gücü yüksek alacaklarda alacaklı açısından hızlı ve etkili bir hukuki koruma sağlamaya devam etmektedir.

İtirazın Geçici Kaldırılması (İmza İtirazı) Davası

İtirazın geçici kaldırılması davası, İcra ve İflas Kanunu m. 68/A kapsamında düzenlenmiştir. Bu yol, alacaklının elinde adi yazılı ve borçlunun imzasını taşıyan bir belge bulunduğu hâllerde; borçlunun borca değil imzaya itiraz etmesi durumunda başvurulan özel bir icra hukuku mekanizmasıdır. Borçlu “imza bana ait değildir” şeklinde itiraz ettiğinde, alacaklı icra hukuk mahkemesinden imza incelemesi yapılarak itirazın geçici kaldırılmasını talep edebilir.

Mahkeme bu davada öncelikle imzanın borçluya ait olup olmadığını inceler. Gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılır. İmzanın borçluya ait olduğu kanaatine varılırsa itirazın geçici olarak kaldırılmasına karar verilir ve takip devam eder. Ancak bu karar, kesin kaldırmadan farklı olarak borçlunun maddi anlamda borçtan kurtulma imkânını tamamen ortadan kaldırmaz. Borçlu, kararın tebliğinden itibaren 7 GÜN İÇİNDE BORÇTAN KURTULMA DAVASI açabilir; bu dava açılmazsa takip kesinleşir.

Para cezası (tazminat) yönünden ise şu husus önemlidir: İmzanın borçluya ait olduğu tespit edilirse ve alacaklı talepte bulunmuşsa, İİK m. 68/A uyarınca borçlu aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere para cezasına hükmedilebilir. Bu yaptırım, haksız imza inkârının takibi sürüncemede bırakmasını önlemeye yöneliktir. Ancak ceza otomatik değildir; talep ve yasal şartların varlığı aranır.

Geçici kaldırma davası yalnızca imza itirazı bakımından uygulanır. “Borcun ödendiği”, “zamanaşımına uğradığı” veya “borcun hiç doğmadığı” gibi diğer itiraz sebepleri bu dava kapsamında incelenmez. Bu tür uyuşmazlıklarda alacaklının genel mahkemede itirazın iptali davası açması gerekir. Ayrıca bu dava da, itirazın ALACAKLIYA TEBLİĞİNDEN İTİBAREN 6 AYLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE içinde açılmalıdır.

İtirazın Kaldırılması Davasında İcra İnkar Tazminatına Hükmedilir mi?

Evet, şartların oluşması hâlinde icra inkâr tazminatına hükmedilebilir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 68 uyarınca, itirazın kaldırılması talebinin kabulü veya reddi durumunda, haksız çıkan taraf aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata karar verilmesi mümkündür. Ancak bu sonuç otomatik değildir; belirli koşulların gerçekleşmesi gerekir.

İcra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için:

  • Borçlu, ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olmalıdır.
    • Alacaklı, itirazın kaldırılması talebiyle icra hukuk mahkemesine başvurmuş olmalıdır.
    • Tazminat talebi açıkça ileri sürülmelidir.
    • Alacak likit, yani miktarı belirli ve hesaplanabilir nitelikte olmalıdır.

Mahkeme, itirazı haksız bulur ve itirazın kaldırılmasına karar verirse, talep üzerine borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedebilir. Buna karşılık alacaklının talebi reddedilirse ve şartları oluşmuşsa bu kez alacaklı aleyhine tazminata karar verilmesi mümkündür.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, borçlunun kötüniyetli olmasının zorunlu bir şart olmamasıdır; önemli olan itirazın hukuken haksız çıkması ve alacağın belirli olmasıdır. Sonuç olarak, icra inkâr tazminatı itirazın kaldırılması davasında caydırıcı ve dengeleyici bir yaptırım niteliği taşır; ancak mahkeme tarafından ancak kanuni şartlar oluştuğunda ve talep edilmesi hâlinde hükmedilir.

İtirazın Kaldırılması Davasında Vekâlet Ücreti Ne Kadar?

İtirazın kaldırılması davalarında vekâlet ücreti, davanın görüldüğü İcra Hukuk Mahkemesi’nin özel statüsü gereği, genel mahkemelerdeki davalardan farklı olarak maktu (sabit) bir tutar üzerinden hesaplanır. Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan ve 2026 yılı boyunca geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca, davanın duruşmalı veya duruşmasız görülmesine göre belirlenen asgari ücretler şu şekildedir:

Duruşma açılmadan, yalnızca dosya ve belgeler üzerinden yapılan inceleme ile sonuçlanan davalarda asgari vekâlet ücreti 11.000 TL olarak belirlenmiştir. İmza incelemesi, tanık dinlenmesi veya mahkemenin gerekli görerek duruşma açtığı hallerde ise bu tutar 18.000 TL olarak uygulanır. Belirlenen bu tutarlara ayrıca %20 oranında KDV eklenmektedir.

Mahkemece hükmedilen bu maktu ücretler asgari sınırları temsil eder; avukat ile müvekkil arasındaki özel ücret sözleşmesi bu tutarların üzerinde kararlaştırılabilir. Ancak mahkemenin karşı tarafa yükleyeceği ücret, tarifedeki bu sabit rakamlar üzerinden belirlenir. Bu dava türünde vekâlet ücreti alacağın miktarına göre (nispi) hesaplanmaz; sadece hükmedilen vekâlet ücretinin asıl alacak miktarını geçmemesi kuralı gözetilir. Ayrıca bu ücret, davanın kabulü veya reddi halinde haksız çıkan taraf aleyhine hükmedilen %20 icra inkâr tazminatından tamamen bağımsız bir yargılama gideridir.

Our Score
Click to rate this post!
[Total: 0 Average: 0]

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

📞 Hemen Ara