- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- Türk Ceza Kanunu
- 8 Ocak 2026
TCK Madde 67
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi
MADDE 67– (1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hallerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.
(2) Bir suçla ilgili olarak;
a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
Halinde, dava zamanaşımı kesilir.
(3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.
(4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar
Sayfa İçeriği
TCK Madde 67 Gerekçesi
TCK 67 Tasarının ilgili madde metni içerik olarak muhafaza edilmiştir. Ancak, “kamu davasının açılması” ibaresi yerine, “soruşturma, kovuşturma yapılması, kamu davasının açılması” ifadesi benimsenmiş ve bu suretle uygulamada çıkan aksaklıkların giderilmesi amaçlanmıştır.
TCK Madde 67 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2015/25856 K. 2015/40453 T. 21.12.2015
Esas:2015/25856
Karar:2015/40453
Karar Tarihi:21.12.2015
Suç: Tehdit
Hüküm: Hükmün Bozulması
Tebliğname No: 4 – 2014/255620 MAHKEMESİ : Çine (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi TARİHİ: 29/05/2014 NUMARASI: 2014/164 (E) ve 2014/243 (K) SUÇ: Tehdit Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede: 5271 sayılı CMK’nın 231/8. maddesinde, “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur …Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.” hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü üzere denetim süresi içerisinde duracak olan zamanaşımının başlangıç ve bitiş tarihleri maddede açık bir şekilde düzenlenmemiştir.
Öğreti ve uygulamada bu konuda farklı görüşlere yer verilmekle birlikte özellikle iki görüşün ön plana çıktığı görülmektedir. Bu görüşlerden birine göre, zamanaşımı süresi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesiyle, ikinci suçun işlendiği tarihler arasında duracak, diğer bir görüşe göre ise, zamanaşımı süresi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesiyle, ikinci suçtan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği tarihler arasında duracaktır.
Bu görüşlerden ilkinin uygulanması halinde zamanaşımının durduğu süre az olacağı için sanık lehine sonuç doğuracaktır. Ancak tartışma konusu zamanaşımına ilişkin olduğundan TCK’nın bu konuya ilişkin maddelerinin de incelenmesi gerekmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi” başlıklı 67. maddesinde; “ Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hallerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre, soruşturma veya kovuşturma engelinin bulunması halinde (izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucunun beklenmesi) soruşturma veya kovuşturmaya elde olmayan nedenlerle devam edilemediğinden, dava zamanaşımı süresi duracaktır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesi üzerine başlayan denetim süresi içerisinde, kasıtlı yeni bir suç işlendiğinde yasa gereği hükmün açıklanması gerekmektedir. Ancak evrensel masumiyet karinesi ilkesi gereğince, kesinleşmiş mahkumiyet kararı olmadan hükmün açıklanması halinde ileride telafisi imkansız zararlar doğabilecektir. Bu nedenle kovuşturmaya devam edilebilmesi için başka bir mercide devam eden bu yargılamanın sonucu beklenmelidir. Bu sürecin beklenmesi ikinci suçun işlenmesiyle ilintili olduğundan, artık kesintiye uğrayan denetim süresi (yetişkinler için 5 yıl, çocuklar için 3 yıl) dikkate alınmayacak, sanığın içinde bulunduğu yeni durumun ( bekletici mesele) sonucu beklenecektir.
Bu itibarla, kovuşturma yapılmasına engel olan bekletici meselenin halli gerektiğinden, TCK’nın 67. maddesindeki düzenleme de göz önünde bulundurularak, zamanaşımı süresinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesinden başlayarak, ikinci suçtan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği tarihe kadar durduğunu kabul etmek gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 26.09.2008 tarihi ile, ikinci suçtan verilen ve gün para cezası üzerinden belirlenmesi nedeniyle miktar itibariyle kesin nitelikteki olan adli para cezasına ilişkin mahkumiyet kararının kesinleştiği 10.04.2014 tarihleri arasında zamanaşımı süresi durduğundan, düşme kararının verildiği 29.05.2014 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı gözetilmeden, zamanaşımının durduğu süreler hatalı değerlendirilerek hüküm kurulması, Kanuna aykırı ve Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düşüncenin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 21/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2011/7510 K. 2012/1915 T. 13.02.2012
Esas:2011/7510
Karar:2012/1915
Karar Tarihi:13.02.2012
Suç: Uyuşturucu Ticareti
Hüküm: Bozma
4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine, 2313 Sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakebesi Hakkında Kanunda, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda ve 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a aykırı davranmak suçundan sanıklar … ve … haklarında yapılan yargılama sırasında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesi gereğince kamu davasının durdurulmasına dair Şişli 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/07/2010 tarihli ve 2001/231 esas, 2010/827 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/09/2010 tarihli ve 2010/1415 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 03.05.2011 gün ve 24720 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 13.06.2011 gün ve KYB. 2011-196656 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Şişli 6. Asliye Ceza Mahkemesince, bu davanın ön şartı olan istanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 200/122 esasına kayden görülen uyuşturucu ticareti suçundan yapılan yargılamanın sonucunun beklenmesi amacıyla durma kararı verildiği anlaşılmış ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8-2. cümlesinde, ancak soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verileceğinin düzenlendiği, keza aynı Kanun’un 218/1-2. cümlesinde de, “Ancak, bu sorunla ilgili olarak görevli mahkemede dava açılması veya açılmış davanın sonuçlanması ile ilgili olarak bekletici sorun kararı verebilir.” şeklinde bir düzenlemeye yer verildiği nazara alındığında, somut olayda bir başka mahkemede görülen davanın sonucunun beklenmesinin durma kararı verilmesi için yeterli sebep olmadığı, mahkemesince ancak bu sorunun bekletici mesele yapılabileceği,
Diğer yandan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 67/1. maddesinde yer alan, “Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.” biçimindeki düzenleme dikkate alındığında, usulüne uygun verilmiş durma kararları ile bekletici mesele yapılan hallerde dava zamanaşımının duracağı anlaşılmakta ise de, somut olayda durma kararı verilmesinin usule aykırı olması nedeniyle zamanaşımının durması hususunda da sorun çıkabileceği cihetle, itirazın bu yönlerden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden , İstanbul 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 24.09.2010 gün ve 2010/1415 değişik iş sayılı kararının CMK.nun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 13.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

