TCK Madde 73

Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar

MADDE 73– (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.

(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (EKLENMİŞ CÜMLE RGT: 14.11.2024 RG NO: 32722 KANUN NO: 7531/14) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.

(3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.

(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.

(5) İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.

(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.

(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz.

 

Sayfa İçeriği

TCK Madde 73 Gerekçesi

TCK 73 Tasarıdaki metin muhafaza edilmiştir. Ancak, sistematik açıdan daha doğru olduğu düşüncesiyle, Hükümet Tasarısının 39 uncu maddesinin son fıkrasında yer alan uzlaşmaya ilişkin hüküm, bu madde metnine son fıkra olarak ilave edilmiştir.

TCK Madde 73 Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 16.06.2025 T. 2025/2673 E. 2025/4752 K.

Esas : 2025/2673

Karar : 2025/4752

Karar Tarihi :16.06.2025

Suç: Kasten Yaralama

Hüküm: Hükmün Kanun Yararına Bozulması

Amasya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.02.2024 tarihli ve 2023/657 Esas, 2024/108 Karar sayılı kararı ile hükümlünün, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanması ile hükümlü hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/1, 29, 62, 53. maddeleri gereğince 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 12.03.2024 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309/1. maddesi uyarınca, 14.04.2025 tarihli ve 2024/18746 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.04.2025 tarihli ve KYB-2025/49312 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

  1. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.04.2025 tarihli ve KYB-2025/49312 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

\”Dosya kapsamına göre, sanığın müşteki …’a karşı yumruk atmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaraladığından bahisle 5237 sayılı Kanun’un 86/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, … Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 22.05.2019 tarihli rapora göre, müştekinin yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğunun belirlenmesi karşısında, sanığın üzerine atılı eylemin 5237 sayılı Kanun’un 86/2. maddesinde düzenlenen basit kasten yaralama suçunu oluşturduğu, atılı suçun soruşturma ve kovuşturmasının ise şikayete bağlı olduğu, müştekinin 05.07.2018 tarihli oturumda sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini ve kamu davasına katılmak istemediğini beyan ettiği gibi sanığın da 15.11.2019 tarihli oturumda şikayetten vazgeçmeyi kabul ettiği anlaşılmakla, şikayetten vazgeçme nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Kanun’un 73/4 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.\”

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

GEREKÇE

5237 sayılı Kanun’un, \”Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar\” başlıklı 73. maddesinin ilgili bölümleri; \”(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.

(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.

(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.\” şeklinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun’un 86/2. maddesi ise; \”(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine,…\” şeklindeki düzenlenmeyi haizdir.

Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; hükümlü hakkında kasten suçundan 5237 sayılı Kanun’un 86/1, 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, hükümlünün eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 86/1. maddesi kapsamında kaldığı kabul edilmiş ise de; yargılama aşamasında alınan adlî muayene raporuna göre mağdurun yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde hafif nitelikte olduğu, hükümlünün eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 86/1. maddesi kapsamında değil aynı Kanun’un 86/2. maddesi kapsamında kaldığı, mağdurun 05.07.2018 tarihli duruşmada şikâyetten vazgeçtiği, hükümlünün de vazgeçmeyi kabul ettiği anlaşılmıştır.

Hükümlünün eylemine uyan suçun, şikâyete tabi olması ve mağdurun şikâyetçi olmaması nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği dikkate alınmadan cezalandırılmasına karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

Amasya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.02.2024 tarihli ve 2023/657 Esas, 2024/108 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309/4-d uyarınca bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, hükümlü … hakkında mağdur …’a yönelik kasten yaralama suçundan açılan kamu davasının 5237 sayılı Kanun’un 73/4. maddesi delâletiyle 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği şikâyetten vazgeçme nedeniyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.06.2025 tarihinde karar verildi.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/39893 K. 2022/6166 T. 01.03.2022

Esas:2021/39893

Karar:2022/6166

Karar Tarihi:01.03.2022

Suç: Tehdit

Hüküm: Hükmün Bozulması

Tehdit suçundan sanık …’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2.cümle, 43/2, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 600,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarihli ve … sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

İstem yazısında : ” Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarihli ve … karar sayılı ilamında yer alan “…şikayetten vazgeçmiş olması nedeniyle, sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının, TCK’nın 73/4 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, şikayetten vazgeçme beyanı dikkate alınmadan kurulan mahkumiyet hükmü hukuka aykırıdır…BOZULMASINA…” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,

Somut olayda, müştekilerin 24/01/2019 tarihli celsede şikayetçi olmadığına dair beyanının bulunduğu, karara konu tehdit suçunun şikayete tabi olduğu, sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul etmediğine dair bir beyanın da bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında takibi şikayete bağlı tehdit suçundan düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

Hukuksal Değerlendirme;

TCK’nın soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar kenar başlıklı 73. maddesi; “(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. (2) Zamanaşımı süresini

 geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez. (4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz. (5) İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar. (6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. (7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz.” biçimindedir.

TCK’nın 106. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte, mağdurun şikayeti üzerine, sanık hakkında altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunacağı belirtilmiştir.

İncelenen dosyada; mağdurun, 24/01/2019 tarihli celsede şikayetten vazgeçmiş olması nedeniyle, sanık hakkında sair tehdit suçundan açılan kamu davasının TCK’nın 73/6 maddesi gereğince şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulduktan sonra sonucuna göre, düşmesine karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi hukuka aykırıdır.

II- Sonuç ve Karar:

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yapılan açıklamalara göre yerinde görüldüğünden,

1- Sair tehdit suçundan sanık … hakkında, …Asliye Ceza Mahkemesinin …tarihli ve … (K) sayılı dosyası kapsamında sair tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, 5271 sayılı CMK’ nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

2-Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına,

3-Dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA TEVDİİNE, … tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Our Score
Click to rate this post!
[Total: 0 Average: 0]

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

📞 Hemen Ara