- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- Türk Ceza Kanunu
- 24 Aralık 2025
TCK Madde 11
Vatandaş tarafından işlenen suç
MADDE 11- (1) Bir Türk vatandaşı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye’de kovuşturulabilirliğin bulunması koşulu ile Türk kanunlarına göre cezalandırılır.
(2) Suç, aşağı sınırı bir yıldan az hapis cezasını gerektirdiğinde yargılama yapılması zarar görenin veya yabancı hükûmetin şikayetine bağlıdır. Bu durumda şikayet, vatandaşın Türkiye’ye girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.
Sayfa İçeriği
TCK Madde 11 Gerekçesi
MADDE 11 Türk vatandaşının yabancı ülkede işlemiş bulunduğu suçtan dolayı Türkiye’de yargılanabilmesi için belli koşulların gerçekleşmesi gerekir. Bu koşullar, maddenin birinci fıkrasında belirlenmiştir.
Bunun için, failin Türk vatandaşı olması ve Türkiye’de bulunması gerekir. Failin Türkiye’de bulunması, bir kovuşturma şartı niteliğindedir. Vatandaşın yurt dışında işlediği suç dolayısıyla Türkiye’de Türk kanunlarına göre cezalandırılabilmesi için, bu suçun Türkiye’de kovuşturulabilir bir suç olması gerekir. Bunun belirlenmesinde Türk kanunlarının göz önünde bulundurulması gerektiği muhakkaktır.
Yabancı ülkede işlenen bu suçla ilgili olarak Türk kanunlarında öngörülen hapis cezasının aşağı sınırı bir yıldan az değilse, fail hakkında Türkiye’de Türk kanunlarına göre re’sen yargılama yapılacaktır. Türk vatandaşının yabancı ülkede işlemiş bulunduğu suçun 13 üncü maddede belirlenen suçlardan olması durumunda bu madde hükmü uygulanmaz.
Buna karşılık, yabancı ülkede işlenen bu suçla ilgili olarak Türk kanunlarında öngörülen hapis cezasının aşağı sınırı bir yıldan az ise, fail hakkında Türkiye’de Türk kanunlarına göre yargılama yapılabilmesi için, zarar gören şahsın veya yabancı hükümetin şikâyetinin olması gerekir. Ancak, bunun için, şikâyetin, vatandaşın Türkiye’ye girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılması gerekir.
Türk vatandaşının yabancı ülkede işlediği suçtan dolayı mağdur olan kimse yabancı ise; fail hakkında Türkiye’de Türk kanunlarına göre yargılama yapılabilmesi için, fiilin, işlendiği ülke devleti kanununa göre de suç teşkil etmesi gerekir.
Yabancı ülkede işlenmiş olan suçtan dolayı yurt dışında yargılama yapılmış ve hatta hüküm verilmiş olabilir.
Bu suç dolayısıyla yabancı ülkede yargılama yapılmakta olsa bile, fail hakkında Türkiye’de Türk kanunlarına göre re’sen yargılama yapılacaktır.
Buna karşılık, yurt dışında işlediği suçtan dolayı Türk vatandaşı hakkında yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararının verilmiş olması hâlinde, artık Türkiye’de yeniden yargılama yapılamayacaktır.
Hükümet Tasarısında vatandaş tarafından yurt dışında işlenen suçun hem Türk Kanunlarına göre hem de suçun işlendiği ülke kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç olması öngörülmüştür. Ancak, bir sonraki maddede “yabancı tarafından işlenen suç” açısından ise sadece Türk Kanununda öngörülen ceza ölçü alınmıştır. Her iki durum açısından uyumu sağlamak için, sadece Türk Kanununda öngörülen cezanın ölçü alınması yönünde madde metninin değiştirilmesi uygun bulunmuştur.
TCK Madde 11 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 19.09.2018 T. 2018/3673 E. 2018/8378 K. 12. CEZA DAİRESİ
Esas : 2018/3673
Karar : 2018/8378
Karar Tarihi :19.09.2018
Dava: Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından şüpheliler … ve … hakkında yapılan soruşturma sonucunda Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 18.01.2018 tarihli ve 2017/55583 soruşturma, 2018/1924 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin Bakırköy 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 05.02.2018 tarihli ve 2018/919 değişik iş sayılı kararı kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, müşteki … ile şüpheli …’ın evli olup Avusturya’da yaşadıkları, şüphelinin birlikte yaşadıkları konutuna müştekiden habersiz olarak ses kayıt cihazı yerleştirip müştekinin konuşmalarını kayıt altına alındığı ve bu kayıtların ifşa edilerek özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğinden bahisle müştekinin vekili aracılığı ile şikayette bulunması üzerine, müştekinin suçu ve suçluyu 2017 Ocak veya Şubat ayında öğrendiği akabinde Türkiye’ye geldiği ve altı aylık şikayet süresi içerisinde şikayette bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
Somut olayda, şikayete konu kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarında eylemin müştekinin suç tarihinde bulunduğu yer olan Avusturya’da işlendiği ve şüphelilerin Türk vatandaşı olduğunun anlaşılması karşısında, şüphelilere isnad edilen suçun Türk vatandaşı tarafından yabancı bir ülkede Türk vatandaşı aleyhine işlenen suç niteliğinde olduğu, 5237 sayılı Kanun’un yer bakımından uygulanmasına dair 11. maddesinde “(1) Bir Türk vatandaşı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye’de kovuşturulabilirliğin bulunması koşulu ile Türk kanunlarına göre cezalandırılır. (2) Suç, aşağı sınırı bir yıldan az hapis cezasını gerektirdiğinde yargılama yapılması zarar görenin veya yabancı hükûmetin şikâyetine bağlıdır. Bu durumda şikâyet, vatandaşın Türkiye’ye girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.” şeklinde hükme yer verildiği, 11/2. maddesindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere bu nitelikteki suç yönüyle Türk Ceza Kanunlarına göre soruşturmanın yapılabilmesi için şüphelinin Türkiye’ye girdiği tarihten itibaren altı ay içinde şikayette bulunmasının zorunlu olduğu, dosya kapsamında şüphelilerin Türkiye’de yaşayıp yaşamadıkları ve Türkiye’ye giriş-çıkış yaptıkları tarihin tespitinin yapılmadığının anlaşılması karşısında, bu hususun araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 08.05.2018 gün ve 94660652-105-34-5199-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.2018 gün ve 2018/41386 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Bakırköy 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 05.02.2018 tarihli ve 2018/919 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.09.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 06.03.2024 T. 2022/1640 E. 2024/1053 K. 12. CEZA DAİRESİ
Esas : 2022/1640
Karar : 2024/1053
Karar Tarihi :06.03.2024
Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
- HUKUKÎ SÜREÇ
Dosya içerisinde bir sureti mevcut olan Bulgaristan Devleti tarafından Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı’na hitaben yazılan 04.10.2013 tarihli 3970/13 sayılı \”talep\” başlığı ile tercümesi yapılan yazıda; 01.11.1961 doğumlu … hakkında Bulgaristan Şehir Mahkemesi Ceza Bölümü 23. Heyetinin 03.01.2013 tarih ve 2255/2012 esas genel ceza niteliğindeki kararı ile taksirle öldürme suçundan infazı dört yıl erteli iki yıl hapis cezası ve iki yıl süre ile motorlu taşıt kullanma hakkından yoksun kılınmasına karar verildiği, Ceza Yargılarının Milletlerarası Değer Konusunda Avrupa Sözleşmesi hükümlerine göre ülkemizde kararın tanınması ve infazının hükümlünün yerleşim yeri mahkemesinden talep olunmakla, İstanbul Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesince sanığa davetiye çıkartılıp, savunması alındıktan sonra sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 85/1, 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK’nın 231/5.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, kararın itiraz edilmeden 04.09.2015 tarihinde kesinleşmesine müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 05.02.2019 tarihinde kasıtlı bir suç işlediğinin ihbarı üzerine Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 85/1, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
- TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteminin; kusursuz olduğuna ve hakkında beraat kararı verilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemece, sanık …’in suç tarihinde Bulgaristan’da taksirle bir kişinin ölümüne sebebiyet verme suçunu işlemesi nedeniyle Bulgaristan Şehir Mahkemesi tarafından cezalandırılmasına ilişkin kararın, ülkemiz ile Bulgaristan’ın da taraf olduğu \”Ceza Yargılarının Milletlerarası Değeri Konusunda Avrupa Sözleşmesi\” ve bu Sözleşmenin onaylanmasına dair, 13.03.1988 tarih ve 15877 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 01.03.1977 tarih ve 2081 sayılı \”Ceza Yargılarının Milletlerarası Değeri Konusunda Avrupa Sözleşmesinin Onaylanması ve Uygulanması Hakkında Kanun\”un ilgili hükümlerine göre, sanık hakkında Taksirle ölüme neden olma suçundan 1 Yıl 8 Ay Hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve CMK 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, denetim süresi içerisinde sanığın kasıtlı bir suç işlediğini ihbarı üzerine hükmün açıklanarak sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK’nın 85/1, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.
- GEREKÇE ve KARAR
Sanık …’in suç tarihinde Bulgaristan ülkesinde taksirle bir kişinin ölümüne sebebiyet verme suçunu işlediğinden Bulgaristan Şehir Mahkemesi tarafından cezalandırılmasına karar verildiğinin hükümde belirtilmesi karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 11/1. maddesinde \”Vatandaş tarafından işlenen suç\” başlığında düzenlenen \” (1) Bir Türk vatandaşı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye’de kovuşturulabilirliğin bulunması koşulu ile Türk kanunlarına göre cezalandırılır.\” şeklinde yasal düzenlemede öngörülen koşulların oluşup oluşmadığı irdelenmeden sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi bozmayı gerektirmiş olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince sair yönler incelenmeksizin, Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2024 tarihinde karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

