- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- Türk Ceza Kanunu
- 26 Aralık 2025
TCK Madde 19
Yabancı Kanunun Göz Önünde Bulundurulması
MADDE 19 – (1) Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de yargılama yapılırken, Türk kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz.
(2) Ancak suçun;
- a) Türkiye’nin güvenliğine karşı veya zararına olarak,
- b) Türk vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına olarak,
İşlenmesi durumunda, yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.
Sayfa İçeriği
TCK Madde 4 Gerekçesi
TCK’nın 19.maddesinin gerekçesi Türk hâkimi, yargılamak durumunda olduğu somut olayla ilgili olarak ancak Türk kanunlarını uygulamak görev ve yetkisine sahiptir. Bu nedenle, yabancı kanunun doğrudan doğruya yurt içinde uygulanması kabul edilemez. Aksi görüş, Devletin hâkimiyet ilkesiyle bağdaşmadığı ve Anayasaya aykırı olduğu gibi, uygulamada da pek çok güçlüğe ve hatta imkansızlığa sebep olur. Çünkü, yabancı ceza kanununun uygulanması, hem fiilin suç olarak tespitinde ve cezanın tayininde yabancı kanunun ölçü olarak alınması anlamına gelmektedir. Türk hâkiminin yabancı kanunu bu şekilde uygulama yükümlülüğü, yukarıda da değinildiği üzere, egemenlik ilkesiyle bağdaşmadığı gibi, böyle bir yükümlülüğün tam anlamıyla yerine getirilebilmesi de olanaklı değildir. Buna karşılık, adalet ilkesi gereğince yabancı kanunun göz önünde tutulması mümkündür. Nitekim madde metninde yabancı kanunun göz önünde bulundurulması hususunda bir hükme yer verilmiştir.
Bu düzenlemeyle öngörülen uygulama şöyle olacaktır: Türk hâkimi yargılamakta olduğu olayla ilgili olarak fail hakkında önce Türk kanunlarına göre bir ceza belirleyecektir. Ancak, Türk kanununun uygulanması suretiyle belirlenen somut cezaya yabancı kanunun göz önünde bulundurulması suretiyle bir sınırlama getirilmektedir. Buna göre, Türk kanunlarının uygulanması sonucunda belirlenen ceza açısından, yabancı kanunda yargılama konusu suçla ilgili olarak öngörülen soyut cezanın azami ölçü olarak alınması gerekir.
Ancak, işaret etmek gerekir ki; Türk hâkimi, yurt dışında Türkiye’nin güvenliğine karşı veya zararına olarak ya da Türk vatandaşına karşı veya Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına olarak işlenen suçlarda münhasıran Türk kanunlarını uygulamak suretiyle hüküm tesis edecek, yani suçun işlendiği ülke kanununu göz önünde bulundurmayacaktır. Aynı şekilde, Türkiye Devleti tarafından görevli olarak yurt dışına gönderilen kişilerin bu görevleri dolayısıyla, bu görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri suçlardan dolayı da ceza belirlenirken yabancı kanun göz önünde bulundurulmayacaktır.
TCK Madde 19 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2016/1782 K. 2016/2254 T. 02.05.2016 1. Ceza Dairesi 2016/1782 E. , 2016/2254 K.
Esas : 2016/1782
Karar : 2016/2254
Karar Tarihi :02.05.2016
SUÇ: Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM: 765 sayılı TCK.nun 448, 62/1, 463, 59/2, Alman Ceza Kanununun 23/2, 49/1 maddeleri uyarınca 5 sene hapis cezası
TÜRK MİLLETİ ADINA
1-)Gerekçeli karar başlığında sanığın işlediği suçun kasten öldürmeye teşebbüs yerine adam öldürme, suç tarihinin ise 29.07.2004 yerine 30.12.2003 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hataları olarak değerlendirilmiştir.
2-)Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’ın kasten öldürmeye teşebbüs suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip kısmen reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümde eleştiri ve düzeltme nedeni dışında isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, 5237 sayılı TCK.nun 19. maddesinin 1. fıkrasında; Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de yargılama yapılırken, Türk Kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamayacağı, aynı maddenin 2. fıkrası b bendinde ise, suçun Türk vatandaşına karşı işlenmesi durumunda, birinci fıkra hükmünün uygulanmayacağının belirtildiği; 765 sayılı TCK’nun 10/a maddesinin uygulanması gerektiği hallerde, egemen devlet olmanın gereği ve kaçınılmaz sonucu olarak, yabancı ülkede işlenen ve hukuka aykırılığı kabul edilen eyleme öncelikle Türk
Ceza Kanunu uygulanarak ceza miktarının tespit edilmesi, bundan sonra suçun işlendiği ülke kanunu ile Türk Ceza Kanunundan hangisi ceza miktarı yönünden sanık lehine sonuç verecek ise o kanunun gözönünde bulundurulması ve yabancı kanunda tanımlanan suça, Türk Kanunlarına göre verilmesi gereken ceza ve Türk Kanununda bulunup yabancı ülke kanunundaki cezaya en yakın olan ceza tespit edilerek uygulama yapılması gerektiği, bu açıklamalara göre 5237 sayılı TCK’nun 19/2-b maddesine göre mağdurun Türk vatandaşı oluşu nedeniyle Almanya Ceza Kanununun lehe olan cezasının benimsenemeyeceği, 765 sayılı TCK.nun 10/a maddesindeki düzenlemenin esas alınması gerektiği dikkate alınarak CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasında yer alan “TCK. 19. maddesi” ibaresinin “765 sayılı TCK’nın 10/a maddesi” olarak değiştirilmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, 02/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2019/6492 K. 2020/7143 T. 10.11.2020 10. Ceza Dairesi 2019/6492 E. , 2020/7143 K.
Esas : 2019/6492
Karar : 2020/7143
Karar Tarihi :10.11.2020
Suç : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama
Hüküm : Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık müdafiinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına dair isteminin, hükmedilen cezanın süresine göre, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8/1, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 318 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 299. maddeleri uyarınca reddine karar verilerek, duruşmasız inceleme yapılmıştır.
1- 5237 sayılı TCK’nın 13. maddesinin 3. fıkrasına göre, yurt dışında işlenen uyuşturucu madde ticareti suçlarından dolayı Türkiye’de yargılama yapılabilmesi için, yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması gerekmekte olup, hüküm verilmiş ise aynı suçtan dolayı Türkiye’de yeniden kovuşturma yapılamayacaktır. Böyle bir durumda yabancı ülkede hüküm verilmiş olması halinde, aynı fiilden dolayı birden fazla hüküm verilemeyeceğine ilişkin “non bis in idem” kuralı uyarınca, TCK’nın 13. maddesi ve 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinin 7. fıkrası uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerekecektir.
Dosyada mevcut bilgilerden, sanık hakkında temyize konu suçlardan dolayı Türkiye’de kamu davası açılmadan önce Almanya adli makamlarınca soruşturma başlatılmış olduğunun anlaşıldığı, ayrıca İçişleri Bakanlığının 27.10.2009 tarihli ve 173942 sayılı yazısında, sanığın “uyuşturucu madde ticareti” suçundan Almanya/Augsburg Bölge Mahkemesinin 22.4.2008 tarihli, 1 Js 302 js 121109/06 ve 8 kls 105 js 139608/01 sayılı kararıyla 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum edildiğinin belirtildiği, söz konusu yazı ekinde yer alan Alman İnterpolünün 15.10.2009 tarihli mesajının suç özeti kısmındaki suç tarihleri ile işlenen fiillerin de temyize konu suçlarla aynı mahiyette olduğu gözetilerek; sanık hakkında Alman mahkemesince verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkumiyetin sanığın temyiz konusu bu dosyada yargılandığı suçlara ilişkin olup olmadığının ya da sanık hakkında temyize konu suçlardan dolayı Almanya’da hüküm verilip verilmediğinin araştırılması gerekirken, belirtilen hususlar sorulmadan eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2- TCK’nın 19. maddesindeki, Türkiye’nin güvenliğine karşı veya zararına olarak veya Türk vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına işlenmiş suçlar hariç olmak üzere, “Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de yargılama yapılırken, Türk kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz” şeklindeki düzenleme karşısında; sanığın Almanya’da işlediği uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan dolayı, Almanya’nın ilgili kanununda suç tarihi itibarıyla, sonradan değişiklik yapılmışsa bu hususlar da tespit edilmek suretiyle, bu suç için öngörülen cezanın üst sınırı belirlendikten sonra, TCK’nın 19. maddesi dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma ile karar verilmesi,
3- TCK’nın 58/4. maddesinde yer alan kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçlarına ilişkin yabancı mahkeme ilamlarının tekerrüre esas alınacağı hükmü karşısında, adli sicilinde Alman mahkemelerince verilmiş mahkumiyet kayıtları bulunan sanığın, bu kayıtlarına ilişkin belgelerin öncelikle Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünden, gerek görülmesi halinde ise uluslararası adli yardımlaşma yoluna başvurularak, Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla Almanya’dan getirtilip tekerrür yönünden tartışılıp değerlendirilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması,
4- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
5-Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “06.11.2007” yerine “15.05.2008” olarak yazılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 10.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

