- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- Türk Ceza Kanunu
- 28 Aralık 2025
TCK Madde 27
Sınırın aşılması
MADDE 27- (1) Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur.
(2) Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez.
Sayfa İçeriği
TCK Madde 27 Gerekçesi
Madde 27 ile ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran nedenlerin hepsini kapsamına alacak surette sınırın kast olmaksızın aşılması hâli düzenlenmiştir.
Sınır kasten aşıldığında, örneğin, meşru savunmada bulunan kişi vaki saldırıyı defetmek için saldırganı öldürmenin şart olmadığını bile bile ve sırf tecavüze uğramış olması fırsatından yararlanarak saldırganı öldürdüğü takdirde hukuka aykırılığın kalkmayacağı ve failin bu maddedeki herhangi bir ceza indiriminden yararlanamayacağı şüphesizdir. Bu nedenle madde sınırın kast olmaksızın aşılması hâlini kapsamaktadır.
Yukarıda verilen örnekte fail, maruz kaldığı saldırı dolayısıyla ve içinde bulunduğu durum itibarıyla esasta gerekli olandan fazla bir savunmada bulunmuş olabilir. Sınırın aşılmasındaki bu taksir kendisinin cezalandırılmasına yol açabilirse de, bunun için işlenen suçun taksirle işlendiği takdirde de cezalandırılabilen bir fiil olması zorunludur. Demek oluyor ki, bu gibi hâllerde işlenen suçun niteliğine bakılacak ve sadece kast bulunduğu takdirde cezalandırılabilen bir suç söz konusu ise faile ceza verilmeyecek buna karşılık, suç taksirle işlendiği takdirde de cezalandırılabilen fiillerden birini oluşturduğunda, maddede öngörülen biçimde cezadan indirim yapılarak faile taksirli suçtan dolayı ceza verilecektir.
Bölüm başlığına paralel olarak, madde metnindeki “hukuka uygunluk nedenleri” yerine, “ceza sorumluluğunu kaldıran nedenler” ibaresi konulmuştur.
Maddenin ikinci fıkrasında meşru savunma hakkına ilişkin özel bir sınırın aşılması hâli düzenlenmiştir. Buna göre, meşru savunmada sınırın aşılması, fail bakımından mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise, faile ceza verilmeyecektir.
Hükümet Tasarısında, maddenin ikinci fıkrası bütün hukuka uygunluk nedenlerini kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Oysa heyecan, korku veya telaş, ancak meşru savunma hâlinde söz konusu olabileceği için, fıkra metninin başına “meşru savunmada” ibaresi konulmuştur.
TCK Madde 27 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2011/8366 K. 2012/18114 T. 24.09.2012 4. Ceza Dairesi 2011/8366 E. , 2012/18114 K.
Esas:2011/8366
Karar:2012/18114
Tarih:24.09.2012
SUÇ: Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5237 sayılı TCK’nın 256. maddesi gereğince; zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanacaktır. Eylemin 5237 sayılı TCK’nın 25. maddesine göre meşru savunma kapsamında olması ya da 27/2. maddeye göre meşru savunmada sınırın aşılmasının, mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmesi halinde faile ceza verilemeyecek, 27/1. maddeye göre ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde fiil, taksirle işlendiğinde de cezalandırılabiliyorsa taksirli suç için kanunda yer … cezaya hükmolunup ayrıca indirim yapılacaktır.
Yargılamaya konu somut olayda; Zabıta memuru olan sanıkların, arabasıyla seyyar satıcılık yapan …’ı uyararak arabasının muhafaza altına alınacağını söylemesi üzerine, bunu kabul etmeyen …’un, arabasından aldığı kurusıkı tabancayla sanıklara doğru … ederek …’u göğsünden yaraladığı, sanıkların da vurmak suretiyle …’ı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte yaraladıklarının kabul edilmesi, … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan da hükümlülük kararı verilmesi karşısında; zor kullanma yetkisine sahip belediye zabıta görevlileri olan sanıkların, direnmenin mahiyetine ve derecesi dikkate alınarak görevlerinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanıp kullanmadıkları, eylemlerinin aynı Kanun’un 25 ya da 27 maddeye göre meşru savunma veya meşru savunmada sınırın aşılması olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, zor kullanma yetkisinde sınırın kasten aşıldığının kabulü halinde ise haksız tahrikin varlığı tartışılmadan kasten yaralama suçundan hükümlülük kararları verilmesi,
2- 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve TCK’nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca sanıklar yararına olan 5728 sayılı Yasanın 562.maddesinin 1.fıkrası ile CMK’nın 231/5. madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve sözkonusu 562. maddesinin 2. fıkrası ile de CMK’nın 231/14 madde ve fıkrasındaki, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında, 6008 sayılı yasa değişikliği de göz önüne alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı ve sanıklar …, …, … ve İlhamı Nergiz’in temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2019/3293 K. 2021/13625 T. 26.10.2021 1. Ceza Dairesi 2019/3293 E. , 2021/13625 K.
Esas:2019/3293
Karar:2021/13625
Karar Tarihi:26.10.2021
SUÇ: Kasten öldürme
HÜKÜMLER:Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 19/01/2016 tarih ve 2015/243 Esas, 2016/8 Karar sayılı kararı ile,
Sanık … hakkında,
Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaşla aşılması nedeni ile TCK’nin 27/2. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına dair karar.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Oluşa ve dosya kapsamına göre, maktulün alkollü bir şekilde sanığın çalışmakta olduğu taksi durağına gelerek sanığın aracına bindiği, sanığın maktulü istediği yere götürdüğü, maktulün burada sanığa eksik para verdiği ve sanığın cep telefonunu istediği, sanığın vermemesi üzerine maktülün bağırmaya başladığı, araç içinde sağa sola tekmeler attığı, bunun üzerine durağın bulunduğu yere dönmek için tekrar birlikte yola çıktıkları, yolda maktül …’ın bir çok kez telefonunu istediği sanığa hakaretlerde bulunarak içeriden aracı tekmelediği, durağa geldiklerinde tartışmanın büyüdüğü ve sanığın bıçak çıkardığı, maktulün de yerden eline sopa aldığı, sanığın bıçak ile maktüle saldırdığı, bu sırada maktulün arkadaşı…’in olay yerine geldiği, kavgayı ayırmaya çalıştığı, sandalye ile sanığa vurduğu, sanığın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı, sanığın maktülü dört bıçak darbesiyle
yaraladığı ve maktulün titreyerek yere düştüğü, sanığın ticari taksisine binerek olay yerinden ayrıldığı, yoldan geçen bir araçla hastaneye götürülen maktulün hayatını kaybettiği olayda,
TCK’nin 27/2. maddesi ile meşru savunmada haksız bir saldırıya karşı savunmada bulunan kişinin, o anki ruhsal durumuna göre, mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaşa kapılarak bu durumun etkisiyle saldırı karşısında gereğinden fazla karşı koymada farkında olmadan, saldırıyı savuşturmaya yarayacak olandan fazla zarar vermesi gerektiği öngörüldüğünden, somut olayda maktül ve tanık…’in fiili saldırısı sonucu tehdit ve tehlikeye maruz kalan sanığın eylemini saldırının defedilmesinden ziyade yoğun öfkesini tatmin etmeye yönelik olarak gerçekleştirdiği, sanığın daha önce aracı ile olay yerinden uzaklaşma imkanı varken gitmediği, sanığın yaralanmasının niteliği, maktüle yönelik darbe sayısı ve hedef alınan vücut bölgeleri birlikte değerlendirildiğinde, 5237 sayılı Yasa’nın 27/2. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, etki ve tepki dengesi gözetilerek maktülden gelen ve haksız tahrik oluşturan davranışlar da nazara alındığında, haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan cezalandırılması yerine yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılanlar vekilinin temyiz talepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 26/10/2021 gününde oy birliği ile karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

