- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- Türk Ceza Kanunu
- 31 Aralık 2025
TCK Madde 41
İştirak hâlinde işlenen suçlarda gönüllü vazgeçme
MADDE 41 – (1) İştirak halinde işlenen suçlarda, sadece gönüllü vazgeçen suç ortağı, gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanır.
(2) Suçun;
a) Gönüllü vazgeçenin gösterdiği gayreti dışında başka bir sebeple işlenmemiş olması,
b) Gönüllü vazgeçenin bütün gayretine rağmen işlenmiş olması,
hallerinde de gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır.
Sayfa İçeriği
TCK Madde 41 Gerekçesi
TCK 41. madde de, iştirak hâlinde işlenen bir suçta suç ortaklarından birinin gönüllü vazgeçmesinin ceza sorumluluğu üzerindeki etkisi düzenlenmiştir.
İştirak hâlinde işlenen suçlarda gönüllü vazgeçme ile ilgili olarak bazı durumlarla karşı karşıya gelinebilmektedir.
Gönüllü vazgeçen suç ortağı, suçun işlenmemesi için elinden gelen bütün gayreti göstermiş ve fakat, suç başka bir nedenle işlenememiş olabilir. Bu durumda dahi, gönüllü vazgeçen suç ortağını gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlandırmak gerekecektir.
Keza, gönüllü vazgeçen suç ortağının bütün gayretine rağmen, diğer suç ortakları suçu işlemiş olabilir. Bu durumda, suçun işlenmiş olmasına rağmen, gönüllü vazgeçen ve suçun işlenmemesi için elinden gelen bütün gayreti gösteren suç ortağının işlenen suça iştirakten dolayı sorumlu tutulmaması gerekir. Ancak, bu durumda, suç ortağının gönüllü vazgeçme anına kadar gerçekleştirdiği fiillerin bağımsız bir suç oluşturması durumunda, bu suçtan dolayı sorumlu tutulacağı kuşkusuzdur.
TCK Madde 41 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2013/6103 K. 2014/1749 T. 19.03.2014
Esas:2013/6103
Karar:2014/1749
Karar Tarihi:19.03.2014
Tebliğname No: 1 – 2013/61645 MAHKEMESİ : Boyabat Ağır Ceza Mahkemesi TARİHİ VE NO: 24/12/2012, 2012/38 (E) ve 2012/47 (K) SUÇ : Oğlunu öldürmeye teşebbüs TÜRK MİLLETİ ADINA Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Mehmet’in, mağdur Yılmaz’a yönelik eyleminin sübutu kabul, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçeler ile reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş, Ancak; a) Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanık Mehmet’in, bir evini oğlu Şaban’a vermesi nedeniyle oğlu mağdur Yılmaz’ın kendisine bağırması üzerine mağdur ile tartışmaya başladığı, mağdurun, annesini kastederek sanığa “Gülüzar’ı kendisinden ayırıp boşayacağını, İstanbul’a götüreceğini” söylediği, bu şekilde abisine ev verilmesinden dolayı babası olan sanığa baskı uyguladığı, tartışmayı bitirip yatak odasına giden sanığın ardından giderek tartışmaya devam ettiği olayda, sanık hakkında TCK.nun 29. maddesi uyarınca asgari oranda haksız tahrik indirimi yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, b) Sanığın, mağduru yaraladıktan sonra evden ayrılıp komşusu Mustafa’ya giderek jandarma ve polise haber verdiğini savunduğu halde, bu hususun araştırılarak, sonucuna göre 5237 sayılı TCK.nun 36. maddesinde öngörülen gönüllü vazgeçme hükümlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği hususu tartışılmasız bırakılması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanık ve müdafii ile Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), sanığa verilen cezanın miktarı, tutuklulukta geçirdiği süre ve bozma nedeni dikkate alınarak sanığın tahliye talebinin reddine, TCK.nun 36. maddesinde öngörülen gönüllü vazgeçme hükümlerinin koşulları oluşmadığından tartışılması gerektiğine yönelen düşünceye katılmadıkları gerekçeleriyle Üye Meryem Üstüner ve Üye Yusuf Ziya Arıcan’ın karşı oyları ve oyçokluğu, haksız tahrik konusunda oybirliği ile 19/03/2014 gününde karar verildi.
KARŞI OY : Sanık M.. M.. hakkında, özoğlu Y.. M..’nu kasten öldürmeye teşebbüs etmek suçundan dolayı TCK 82/1-d, 35/2, 62, 53 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ilişkin yerel mahkemece verilen hükmün, sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz istemi üzerine dosya Dairemize gelmekle, heyetçe yapılan değerlendirmede, oybirliği ile sanık lehine TCK 29.maddesi uyarınca asgari oranda haksız tahrik indirimi yapılması gerektiği belirtilerek kararının (a) bendine göre bozma nedeni gösterilerek bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizin bozma kararının (b) bendinde ise “Sanığın, mağduru yaraladıktan sonra evden ayrılıp komşusu Mustafa’ya giderek jandarma ve polise haber verdiğini savunduğu halde, bu hususun araştırılarak, sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 36.maddesinde öngörülen gönüllü vazgeçme hükümlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun tartışmasız bırakılması..” gerekçe gösterilerek diğer bir bozma nedeni oluşturulmuş ise de, dosya kapsamına göre, sanık lehine TCK 36. maddenin uygulanmasının mümkün olamayacağı gerekçesi ile Dairemizin bozma kararının (b) bendine karşı muhalifiz.
ZİRA; gerek icra hareketleri aşamasında gerekse icra hareketlerinin bitmesinden sonra, failin suçu tamamlamaktan gönüllü olarak vazgeçmesini teşvik etmek modern suç politikasının temel araçlarından biridir. 765 sayılı TCK’da sadece icra hareketlerinin devamı aşamasında kabul edilen gönüllü vazgeçme, yeni yasanın sistematiğinde, suçun icrası sürecindeki bütün aşamalarda kabul edilebilir şekilde düzenlenmiştir.
ANCAK, icra hareketlerinin bitmesinden sonra gönüllü vazgeçmenin kabulü için, vazgeçenin suçun tamamlanmasını önlemek bakımından ciddi bir çabasının olması gereklidir.
Oysa ki; Sanık M.. M.. olayımızda, suçun icrai hareketlerinin devamı sırasında, elindeki ruhsatsız silahını kullanarak, oğlu mağdura bir el ateş etmiş ve onu hayati tehlike oluşturacak şekilde yaralanmasına neden olmuş, buna rağmen eylemine devamla, ikinci kez silahını kullanmak istemiş, ancak dosyada mevcut ekspertiz raporundan da teknik olarak anlaşılacağı üzere, tabancanın arızalanması nedeniyle eylemine, kendi ihtiyarı dışında devam edememiştir.
Yine, sanık M.. M.., kendi ihtiyarı dışında son vermek durumunda kaldığı eylem sonrası, oğlunu yaralı vaziyette olay yeri olan müşterek evden ayrılıp, komşusu Mustafa’nın evine giderek “jandarmaya haber ver” şeklinde beyanda bulunmuş ise de, gerek mağdurun olayın sıcaklığı ile verdiği ilk beyanlarında ve gerekse mağdurun annesi sanığın eşi olan tanık Gülüzar’ı beyanlarında geçtiği üzere, komşulara ambulans çağırması için tanık Gülüzar’ın da çaba gösterdiği, bu durumda sanığın, özoğlunu vurduktan sonra, eyleminden gönüllü vazgeçtiğinin kabulü ve neticenin gerçekleşmesini engellemeye yönelik gereken ciddi bir çabasının olmadığı, olay yerinin tenha olmayıp köy ortası yerleşim yeri olduğu, sanığın “jandarmaya haber ver” şeklindeki iradesinin de ciddi bir çaba olarak kabulünün mümkün olamıyacağı düşünce ve kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluk görüşünün bu yönüyle tahkikatın genişletilmesine yönelik bozma gerekçesine katılmıyouz.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2022/6917 K. 2023/3396 T. 22.05.2023 1. Ceza Dairesi 2022/6917 E. , 2023/3396 K.
Esas:2022/6917
Karar:2023/3396
Karar Tarihi:22.05.2023
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SUÇ: Üstsoya karşı öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi ve mahkumiyet kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
- HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.02.2020 tarihli ve 2019/394 Esas, 2020/109 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (e) bentleri, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi kapsamında 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2…. Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 24.11.2020 tarihli ve 2020/1443 Esas, 2020/2587 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yapılan duruşmalı inceleme neticesinde sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının (sanık aleyhine) istinaf başvurularının kabulü ile nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 Sayılı Kanunun 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 … maddesi, 29 uncu maddesi ve 53 üncü maddesi kapsamında 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
- Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 10.06.2022 tarihinde tanzim olunan ve temyiz isteminin esastan reddiyle onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
- TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri; sübuta, eksik incelemeye, öldürme kastının ve öldürmeyi gerektirecek husumetin bulunmadığına, haksız tahrikin derecesine, etkin pişmanlık ve gönüllü vazgeçme koşullarının varlığına, cezanın fazla tayin edildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
- İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Mağdur ile sanığın baba- oğul oldukları, suç tarihinde mağdurun, eşi ve sanığın da annesi olan … ile yaşadığı tartışma esnasında …’e sinkaflı küfür ederek üzerine yürümesi üzerine sanığın, annesine yapılan haksız hareketten duyduğu öfke ve elemin etkisi altında kendisine ait kelebek tabir edilen bıçakla babası mağdur …’e saldırarak adli rapor bulgularına göre 11 ayrı yerinden yaraladığı, mağdurun meydana gelen iç organ yaralanmaları nedeniyle hayati tehlike geçirdiği, Mahkemece taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek husumetin bulunmaması, mağdurun aşamalarda özü değişmeyen beyanlarında belirttiği üzere ”… isteseydi bıçaklamaya devam edebilirdi” şeklindeki anlatımları da gözetilerek sanığın eylemine kendiliğinden son vermiş olması değerlendirildiğinde eylemin kasten yaralama suçunu oluşturduğu, mağdurun sanığın annesine şiddet uygulamaya çalışması nedeniyle öfkelenmesi sonucunda ve etkisi ile eylemin gerçekleştirilmiş olması nedeniyle sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin tatbik edildiği anlaşılmıştır.
2.Sanık savunmaları, mağdur … tanık beyanları, 04.02.2019 tarihli olay yeri inceleme raporu ve basit krokisi, … Adli Tıp Şube Müdürlüğünün ve 22.09.2018, 19.03.2019, 29.04.2019 tarihli adli tıp raporları, sanığa ait güncel nüfus ve sabıka kayıtları dava dosyasında bulunmaktadır.
- Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular yönünden sanık ile mağdur arasında önceye dayalı öldürmeyi gerektirecek husumet yok ise de; mağdurun 10 ayrı yerinden bıçak darbesi alması, bunların 2 ‘sinin hayati bölgelerden olan batın bölgesine, 1’inin yine hayati bölgelerden olan göğüs-batın boşluğuna, 2’sinin ise yine hayati bölgelerden olan göğüs kafesi boşluğuna nafiz ve öldürme sonucunu doğuracak şiddette olması, olay esnasında mağdurun sanığa hitaben “beni öldürdün” şeklindeki sözleri üzerine duraksadığı sırada ağabeyi tanık …’ın elinden bıçağı alması suretiyle eylemin sonlanması, sanığın olay sonrası hastaneye kaldırılan mağdura yönelik bir yardımının veya kurtarmaya dönük bir çabasının bulunmaması hususları göz önünde bulundurulduğunda sanığın yaralama kastıyla Esas No : 2022/6917
değil öldürme kastıyla hareket ettiğinin kabul edilmesinin gerektiği belirlendiğinden sanığın 5237 sayılı Kanunun 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 … maddesi, 29 uncu maddesi ve 53 üncü maddesi kapsamında 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
- GEREKÇE
Sanık Müdafiinin Sübuta, Eksik İncelemeye, Öldürme Kastının ve Öldürmeyi Gerektirecek Husumetin Bulunmadığına, Haksız Tahrikin Derecesine, Etkin Pişmanlık ve Gönüllü Vazgeçme Koşullarının Varlığına, Cezanın Fazla Tayin Edildiğine Yönelen Temyiz İstemleri Yönünden;
İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, icra hareketlerinin bitmesinden sonra gönüllü vazgeçmenin kabulü için, vazgeçenin suçun tamamlanmasını önlemek bakımından ciddi bir çaba göstermesi gerektiği, eylem kasten öldürme suçunda bütün unsurlarıyla tamamlandıktan sonra gönüllü vazgeçmenin yanı sıra etkin pişmanlığın da söz konusu olmayacağı, somut olayda sanık savunmaları ve tanık anlatımları nazara alındığında sanığın olay sonrası hastaneye kaldırılan mağdura yönelik bir yardımının veya kurtarmaya dönük bir çabasının bulunmadığı tespit edildiğinden gönüllü vazgeçme şartlarının mevcut olmadığı, eyleme uyan suç vasfı ile yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
- KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 24.11.2020 tarihli ve 2020/1443 Esas, 2020/2587 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.05.2023 tarihinde karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

