- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- Türk Ceza Kanunu
- 31 Aralık 2025
TCK Madde 40
Bağlılık kuralı
MADDE 40– (1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir.
Sayfa İçeriği
TCK Madde 40 Gerekçesi
TCK madde 40 Bağlılık kuralı, suç ortaklarından bazılarında faillik için aranan şartların bulunmaması hâlinde, bu kişilerin işlenen suçtan sorumluluğunu sağlamaktadır. Böylece; suçun işlenişinde hâkimiyet kuramadığı veya özel faillik niteliğini taşımadığı için fail olarak sorumlu tutulamayan bir suç ortağı, bağlılık kuralı sayesinde, gerçekleşen suçtan sorumlu tutulabilmektedir.
Bağlılık kuralının gereği olarak, diğer suç ortaklarının azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilmesi için, failin işlediği fiilin kasten işlenmesi ve hukuka aykırı olması gerekir ve yeterlidir. Failin bu fiil nedeniyle ayrıca kusurlu olmasına gerek yoktur. Yine, cezayı hafifleten veya ortadan kaldıran kişisel nedenler, ancak ilgili suç ortağı açısından hukukî sonuç doğururlar.
Özel faillik niteliğinin arandığı suçlarda, ancak bu niteliğe sahip olan kişiler fail olabilir. Örneğin zimmet suçunun faili ancak kamu görevlisi olabilir. Özel faillik niteliğini taşımayan kişiler, özgü suça iştirak etmeleri hâlinde, ancak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu olur.
Sadece özel faillik niteliğine sahip olmak, özgü suçun faili olarak sorumluluk için yeterli olmayabilir. Bunun için, özel faillik niteliğinin yanı sıra, ayrıca fiil üzerinde hâkimiyet kurulması gerekir. Örneğin resmî belgede sahtecilik suçunun işlenişine iştirak eden kamu görevlisi kişilerin, bu suçun nitelikli şekli açısından müşterek fail olarak sorumlu tutulabilmeleri için, birlikte suç işleme kararının yanı sıra, ayrıca belgede sahtecilik fiili üzerinde ortak hâkimiyet kurmaları gerekir.
Azmettiren veya yardım eden olarak sorumluluk için, suçun tamamlanmış veya en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir. Bu sonuç, bağlılık kuralının niceliksel etkisinden çıkarılmaktadır.
Hükümet Tasarısında, 765 sayılı Türk Ceza Kanununda olduğu gibi, “kişisel ağırlatıcı nedenlerin” ve “fiilî ağırlatıcı nedenlerin şeriklere uygulanması” hükümlerine yer verilmiştir. Bu hükümler, bağlılık kuralının henüz bilinmediği 19. yüzyıl ceza hukuku düşüncesinin ürünü olarak kanuna konmuştur. Bağlılık kuralına metinde yer verildikten sonra, bu hükümlerin korunmasına gerek kalmamıştır. Kaldı ki, “ağırlatıcı neden”lerin kişisel veya fiilî olarak ayırıma tabi tutulması bilimsel olmadığı için, uygulamada duraksamalara ve çelişkili kararlara neden olmaktadır. Belirtilen nedenlerle, Hükümet Tasarısının 43 ve 44 üncü maddeleri hükümleri metinden çıkarılmıştır.
TCK Madde 40 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/35302 K. 2025/4961 T. 22.04.2025 11. Ceza Dairesi 2021/35302 E., 2025/4961 K.
Esas:2021/35302
Karar :2025/4961
Karar Tarihi:22.04.2025
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanıklar …, … haklarında 08.11.2010 tarih ve 2010/4732 iddianame numaralı iddianamesi ile görevi kötüye kullanma suçundanda kamu davası açılmışsa da bu konuda verilmiş bir hüküm bulunmadığından inceleme konusu yapılmamıştır.
Sanık …’ün …’ta faaliyet gösteren … Eczanesinin sahibi sanıklar … ve …’ın … İlaç …. A.Ş.nin mümesilleri, sanıklar … ile …’ın da … Devlet Hastanesi tabipleri oldukları, ayrıca … ve …’in evli oldukları, sanık …, … ve …’in haksız çıkar elde etmek için aralarında anlaşmaları sonucu sahte, ancak fotokopileri bulunan aslına uygunluğu …’ün eczanesi olan … Eczanesinden onaylanan raporlarla olaydan hiç haberleri olmayan birçok kişiyi Devlet Hastanesine muayene olmuş gibi Devlet Hastanesi kayıtlarına kaydettirdikleri,
Devlet Hastanesi hekimleri olan sanık … ile sanık …’in de bu hastaları görmeyerek aynı anda veya kısa aralıklarla birçok reçete düzenleyip imzaladıkları, bu reçetelerin … Eczanesinde işleme konduğu ve mezkur kişiler adına almadıkları halde ilaç almışlar gibi işlem yapıldığı, bu işlemler sonucunda Sosyal Güvenlik Kurumunun 18.690,21 TL zarara uğratıldığının iddia edildiği olayda; dosya kapsamında toplanan tüm delillere göre bir çok hastaya almadıkları halde ilaç almışlar gibi işlem yapıldığı, bu tanıklara ait sürekli hastalık nedeniyle düzenlenen ilaç raporlarını sahte olarak düzenleyip ve süresi biten gerçek raporların geçerlik tarihlerini tahrifatla değiştirerek kullandıkları tüm sahte reçetelerin doktor sanıklar … ve …’in nöbetçi oldukları günlerde ve sıralı şekilde yazıldıkları tanıkların tamamının idari soruşturmada olayı doğruladıkları, hastanede görevli tanıklar … ve … beyanları ile tüm raporların sanık …’e ait … eczanesinde aslı gibidir şeklinde onaylanmaları karşısında, sanıklar …, … ve … haklarında özgü suç niteliğinde olan 5237 sayılı TCK’nın 204/2 maddesi kapsamında yer alan kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunun yasal unsurlarını taşıdığı, 5237 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında; “Özgü suçlarda ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.” şeklinde yer verilen bağlılık kuralı uyarınca, azmettiren ya da yardım eden sıfatıyla 5237 sayılı Kanun’un 38 ve 39 inci maddeleri kapsamında sorumlu tutulabileceği bu nedenle sanıkların yüklenen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işledikleri gözetilmeden keza … eczanesinin … ile … eczanesinin sahibi … hakkında … ve … isimli iki hasta yönünden sahte reçetelerle ilaç satılmış gibi işlem yapılmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında; bu sanıklar tarafından işleme konulan reçete sayı ve miktarı nazara alınarak suç kastlarının tartışılmasından sonra karar verilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı biçimde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca, hükümlerin Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2009/20566 K. 2012/30755 T. 11.12.2012 7. Ceza Dairesi 2009/20566 E., 2012/30755 K.
Esas:2009/20566
Karar:2012/30755
Karar Tarihi:11.12.2012
SUÇ: 5411 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜM: Hükümlülüğe
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Hükmolunan cezanın nevi ve miktarına göre sanıklar müdafıinin duruşmalı inceleme talebi yerinde görülmediğinden 5320 sayılı Yasa’nm 8.maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nun 318.maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık … yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
Nüfus kayıt örneğine göre … ve … kızı, 1955 doğumlu Ankara ili Keçiören İlçesi …. Köyü nüfusuna kayıtlı olan sanık … ‘in kimlik bilgilerinin, gerekçeli kararda … kızı, …’den olma, 1955 doğumlu, Samsun ili …. ilçesi nüfusuna kayıtlı olarak yazılarak karışıklığa sebebiyet verilmesi,
5411 sayılı yasanın 160/2 maddesinde, hükmedilecek adli para cezasının bankanın uğradığı zararın üç katından az olmayacağı belirtilmiş olup sanıkların banka zararını giderdiği kabul edildiğine göre, banka zararından söz edilemeyeceğinden sanık hakkında 5411 sayılı yasanın 160/2 maddesi uyarınca gün para cezası olarak tayin edilen 15.000 gün üzerinden arttırım ve indirimlerin yapılmasının gerekmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafıinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden sanık hakkındaki hükmün BOZULMASINA,
Sanık … yönünde ise;
Sanık ve müdafiinin aşamalardaki, sanığa ait malvarlığı ve hesaptaki paraların sanığın kişisel birikimi ve ticari faaliyetleri sonucu oluştuğuna dair savunmaları nazara alındığında, dosyaya ibraz edilen fatura, bilgi ve belgelerin ilgili muhattap firma ve kurumlardan da teyitleri alınmak suretiyle konusunda uzman bilirkişi heyetine dosyanın tevdii edilerek sanığa ve eşi olan diğer sanığa ait toplam malvarlığının savunmada bahsedildiği şekilde kişisel birikim ve ticari faaliyet sonucunda oluşup oluşamayacağının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Eylemin subutu halinde ise Türk Ceza Kanununun 40.maddesinin 2.fıkrasına göre “özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur” hükmü gözetilerek, 5237 sayılı TCK.nun 37/1 ve 39 maddeleri gereğince hukuki durumunun değerlendirilmek suretiyle mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde uygulama yapılması,
5411 sayılı yasanın 160/2 maddesinde, hükmedilecek adli para cezasının bankanın uğradığı zararın üç katından az olmayacağı belirtilmiş olup sanıkların banka zararını giderdiği kabul edildiğine göre, banka zararından söz edilemeyeceğinden sanık hakkında 5411 sayılı yasanın 160/2 maddesi uyarınca gün para cezası olarak tayin edilen 15.000 gün üzerinden arttırım ve indirimlerin yapılmasının gerekmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafıinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden sanık hakkındaki hükmün BOZULMASINA, 11.12.2012 günü oybirliği ile karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

