- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- Türk Ceza Kanunu
- 30 Aralık 2025
TCK Madde 39
Yardım etme
MADDE 39- (1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hallerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:
- a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
- b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak
Sayfa İçeriği
TCK Madde 39 Gerekçesi
TCK madde 39 Hükümet Tasarısındaki “fer’î iştirak” yerine yardım etme ifadesi benimsenmiştir. İçerik olarak Tasarının 42 nci maddesine büyük ölçüde sadık kalınmıştır. Ancak, iştirake ilişkin olarak kabul edilen yeni sistemde, “zorunlu fer’î iştirak” olarak adlandırılan bir hükme gerek kalmadığından, maddenin ikinci fıkrasındaki bu hususa ilişkin hüküm metinden çıkarılmıştır.
TCK Madde 39 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2019/8997 K. 2022/6530 T. 18.05.2022 10. Ceza Dairesi 2019/8997 E. , 2022/6530 K.
Esas:2019/8997
Karar:2022/6530
Karar Tarihi:18.05.2022
Suç: Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm: Mahkumiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
- A) Sanık … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan hükmün incelenmesinde:
1) Sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçu nedeniyle suç tarihi itibarıyla TCK’nın 188/3. maddesinde öngörülen hapis cezasının alt sınırına göre zorunlu müdafii tayini gerekmemekte ise de, hükmün verildiği tarihten önce 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile TCK’nın 188/3 maddesinde düzenlenen suç için öngörülen hapis cezasının alt sınırının “on yıl” olarak değiştirildiği, bu itibarla sanığa CMK’nın 150. maddesi uyarınca zorunlu müdafii tayini gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla hüküm kurularak sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2) Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA,
- B) Sanıklar … ve … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanıkların durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2) Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarınca suç konusu uyuşturucu maddeden alınan şahit numunenin müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;
1) TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ile 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler sonrası oluşan durumuna göre, sanıklar hakkında TCK’nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi,
2) Hüküm fıkrasının müsadereye ilişkin kısmında yer alan “kenevir bitkilerinin” ibarelerinden sonra gelmek üzere “ve Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından suç konusu maddeden alınan tanık numunenin” ibaresinin eklenmesi,
Suretiyle, hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
18.05.2022 tarihinde sanık … yönünden oy birliği ile, sanıklar … ve … yönünden Başkan Vekili …’ün karşı oyu ve oy çokluğuyla, karar verildi.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 13.03.2024 T. 2024/87 E. 2024/2213 K.9. CEZA DAİRESİ
Esas: 2024/87
Karar: 2024/2213
Karar Tarihi:13.03.2024
Sanık hakkında bozma üzerine verilen hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü;
- HUKUKÎ SÜREÇ, OLAY VE OLGULAR
- Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.05.2022 tarihli 2020/297 Esas, 2022/204 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna yardım eden sıfatıyla iştirak ettiğinden bahisle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 39 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca 16 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 09.11.2022 tarihli 2022/1935 Esas, 2022/2055 Karar sayılı kararı ile, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
- Anılan kararın sanık müdafii, katılan mağdur ile Bakanlık vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 19.06.2023 tarihli 2023/747 Esas, 2023/4417 Karar sayılı kararı ile \”Dosya kapsamına göre sanık …’ın suça sürüklenen çocukların üç farklı günde gerçekleşen eylemleri sırasında gözcülük yaptığı, mağdurun poposuna dokunduğu, aralarında fikir ve eylem birliği olan suça sürüklenen çocukların eylemlerine müşterek fail olarak iştirak ettiği, mağdur üzerinde ortak hakimiyet kurup direncini kırmak suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi anlamında gerçekleşen eylemlere katılmasından dolayı müşterek fail olarak mahkumiyeti gerektiği gözetilerek istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddine karar verilmesi\” gerekçesiyle bozulmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.09.2023 tarihli ve 2023/448 Esas, 2023/384 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddesi uyarınca 28 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
- TEMYİZ SEBEPLERİ
- Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi
Alt sınırdan ceza tayini ile takdiri indirim hükümlerinin uygulanması ile lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olmasına ilişkindir.
- Sanık … Müdafiin Temyiz İstemiKatılan mağdurun beyanlarının çelişkili olduğuna, sanığın yaşının büyütülmesinin, ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşmanın ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna, lehe hükümlerin uygulanması gerektiği ile dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.
- Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Alt sınırdan ceza tayini ile takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasının, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olmasına ilişkindir.
III. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, katılan lehine mülkiyet hakkının ihlali suretiyle genelge ile ücreti vekaletin belirlenemeyeceği, 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemesi de yerinde olduğu anlaşıldığından kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
- KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.09.2023 tarihli ve 2023/448 Esas, 2023/384 Karar sayılı kararında sanık müdafii, katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2024 tarihinde karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

