TCK Madde 45

Cezalar

MADDE 45– (1) Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adli para cezalarıdır.

Sayfa İçeriği

TCK Madde 45 Gerekçesi

TCK 45 Kabahatlerin ceza kanunundan çıkarılmasının kabul edilmesi, Tasarıda benimsenen yaptırım sistem ve türlerinin değişmesini sonuçlamıştır. Suç karşılığı olarak uygulanabilecek yaptırımlar, ceza ve güvenlik tedbirleri olarak belirlenmiştir. Ceza olarak ise sadece hapis ve adli para cezası uygulanacaktır. Böylece cezalar bakımından sade, basit ve uygulanması kolay bir sistem oluşturulmuştur.

Bir suç karşılığında kanunda ceza olarak sadece hapis cezası öngörülebileceği gibi, hapis cezası adli para cezası ile seçenek olarak veya bu cezaların her ikisi birlikte de öngörülebilir.

Bu düzenlemeyle, “asli ceza” ve “fer’i ceza” ayırımı kaldırılmıştır.

TCK Madde 45 Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2017/8647 K. 2019/5768 T. 07.05.2019 12. Ceza Dairesi         2017/8647 E.  ,  2019/5768 K.

Esas:2017/8647

Karar:2019/5768

Karar Tarihi:07.05.2019

Suç: Taksirle yaralama

Hüküm: TCK’nın 89/1, 89/2-b-d, 22/3, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-Sürücü belgesiz sanığın idaresindeki araç ile kazadan 3 saat sonra alınan alkol raporunda 48 promil olduğu (kaza anında 93 promil alkollü) olarak, gece saat 05.45 sıralarında, üç şeritli yolun sağ şeridinde park halindeki aracın arkasında ayakta duran katılana çaptığı, katılanın kemik kırığı ve yüzde sabit izi oluşacak şekilde yaralandığı olayda; sanığın alkolün etkisi ile güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine ve dışa yansıyan davranışlarına ilişkin bir tespite yer verilmediği gibi kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiğine dair delil bulunmadığı anlaşılmakla; kazanın tek başına alkolün etkisiyle meydana gelmediği ve bilinçli taksirin koşullarının oluşmadığı gözetilmeksizin, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 22/3. maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,

2-5237 Sayılı TCK’nın 45/1. maddesi uyarınca suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezaların, hapis ve adli para cezaları olarak belirlendiği, dolayısıyla 5271 sayılı CMK’nın 223/5 maddesi uyarınca verilen mahkumiyet kararlarının ancak hapis cezası, adli para cezası veya güvenlik tedbiri olarak tezahür edebileceği, sayılanlar dışında başkaca bir yaptırım uygulanmasının mümkün olmadığı gibi hangi yaptırım türünün uygulanacağının da açık olarak belirtilmesinde zorunluluk bulunduğu, yine 5271 Sayılı CMK’nın 232/6 maddesi gereğince hüküm fıkrasında verilen kararın, ceza miktarının açıkça gösterilmesi gerektiği; buna karşın sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün fıkralarında “tam gün ceza ile cezalandırılmasına” ibarelerine yer verilmek suretiyle hapis mi yoksa adli para cezası mı uygulanacağının açıkça belirtilmemesi suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,

3-Sanığın eylemi neticesinde, mağdurun vücudunda kemik kırığı oluşacak ve yüzünde sabit ize neden olacak şekilde yaralandığı olayda, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulurken, TCK’nın 61/2. maddesi gereğince bilinçli taksir hükümlerinin temel cezadan hemen sonra ve nitelikli hallerden önce uygulanması gerekirken TCK’nın 89/2-b-d maddeleri gereğince artırım yapıldıktan sonra uygulanması,

4-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “sanığın güttüğü amaç ve saik” kıstası uygulanamayacağından, temel cezanın belirlenmesinde gerekçe gösterilmesi,

Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 07/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2017/8647 K. 2019/5768 T. 07.05.2019 12. Ceza Dairesi         2017/8647 E.  ,  2019/5768 K.

Esas:2017/8647

Karar:2019/5768

Karar Tarihi:07.05.2019

Suç: Taksirle yaralama

Hüküm: TCK’nın 89/1, 89/2-b-d, 22/3, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-Sürücü belgesiz sanığın idaresindeki araç ile kazadan 3 saat sonra alınan alkol raporunda 48 promil olduğu (kaza anında 93 promil alkollü) olarak, gece saat 05.45 sıralarında, üç şeritli yolun sağ şeridinde park halindeki aracın arkasında ayakta duran katılana çaptığı, katılanın kemik kırığı ve yüzde sabit izi oluşacak şekilde yaralandığı olayda; sanığın alkolün etkisi ile güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine ve dışa yansıyan davranışlarına ilişkin bir tespite yer verilmediği gibi kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiğine dair delil bulunmadığı anlaşılmakla; kazanın tek başına alkolün etkisiyle meydana gelmediği ve bilinçli taksirin koşullarının oluşmadığı gözetilmeksizin, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 22/3. maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,

2-5237 Sayılı TCK’nın 45/1. maddesi uyarınca suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezaların, hapis ve adli para cezaları olarak belirlendiği, dolayısıyla 5271 sayılı CMK’nın 223/5 maddesi uyarınca verilen mahkumiyet kararlarının ancak hapis cezası, adli para cezası veya güvenlik tedbiri olarak tezahür edebileceği, sayılanlar dışında başkaca bir yaptırım uygulanmasının mümkün olmadığı gibi hangi yaptırım türünün uygulanacağının da açık olarak belirtilmesinde zorunluluk bulunduğu, yine 5271 Sayılı CMK’nın 232/6 maddesi gereğince hüküm fıkrasında verilen kararın, ceza miktarının açıkça gösterilmesi gerektiği; buna karşın sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün fıkralarında “tam gün ceza ile cezalandırılmasına” ibarelerine yer verilmek suretiyle hapis mi yoksa adli para cezası mı uygulanacağının açıkça belirtilmemesi suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,

3-Sanığın eylemi neticesinde, mağdurun vücudunda kemik kırığı oluşacak ve yüzünde sabit ize neden olacak şekilde yaralandığı olayda, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulurken, TCK’nın 61/2. maddesi gereğince bilinçli taksir hükümlerinin temel cezadan hemen sonra ve nitelikli hallerden önce uygulanması gerekirken TCK’nın 89/2-b-d maddeleri gereğince artırım yapıldıktan sonra uygulanması,

4-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “sanığın güttüğü amaç ve saik” kıstası uygulanamayacağından, temel cezanın belirlenmesinde gerekçe gösterilmesi,

Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 07/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Our Score
Click to rate this post!
[Total: 0 Average: 0]

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

📞 Hemen Ara