- Minval Hukuk
- Vergi ve İdare Hukuku
- 17 Kasım 2025
Türkiye’de dış ticaretin temelini oluşturan gümrük vergisi ve bu işlemlerden kaynaklanan idari para cezaları, yükümlüler için önemli mali ve hukuki sonuçlar doğurabilir. Hatalı veya hukuka aykırı olduğunu düşündüğünüz bir vergi tahakkukuna ya da ceza kararına karşı hukuki haklarınızı korumanın yolu, Gümrük Kanunu‘nda ve ilgili mevzuatta titizlikle belirlenmiş idari ve yargısal süreçleri takip etmekten geçer. Bu süreçler; uzlaşma, idari itiraz ve nihayetinde iptal davası açmayı kapsar. Sürelerin doğru hesaplanması, gümrük vergisi itiraz dilekçesinin usulüne uygun sunulması ve gümrük idari para cezasına itiraz süreçlerinin doğru yönetilmesi büyük önem taşır. Bu kapsamlı makalemizde, öncelikle gümrük vergisi ve cezalarının hukuki niteliği detaylandırılacak; ardından uzlaşma, idari itiraz ve gümrük kanunu dava açma süresi ile mahkemeye başvuru usulleri açıklanacak; son olarak da tahsilat süreçleri, yürütmenin durdurulması kararları ve Danıştay içtihatları çerçevesinde hukuki perspektif sunulacaktır.
Gümrük Vergi ve Cezası Nedir?
Türkiye Cumhuriyeti mevzuatında, uluslararası ticaretin düzenlenmesi ve devletin mali haklarının korunması amacıyla uygulanan Gümrük Vergileri, ithalat ve ihracat işlemlerinin temel mali yükümlülüklerini teşkil eder. Bu yükümlülüklerin hukuki çerçevesi, ana düzenleme olan 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 3/8. maddesinde net bir şekilde tanımlanmıştır.
Bu kavram, salt “gümrük vergisini” değil, ithal veya ihraç edilen eşya üzerinden alınan tüm mali yükümlülükleri kapsar. Dolayısıyla, gümrük idaresi tarafından tahakkuk ettirilen bu yükümlülükler arasında; ilave gümrük vergisi, Toplu Konut Fonu, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), Katma Değer Vergisi (KDV) ve diğer ilgili mali mesuliyetler de yer alarak geniş bir alanı kapsar.
Yükümlülüklerin doğru tahakkuk ettirilmemesi veya gümrük mevzuatına aykırı bir fiilin tespiti halinde, gümrük idaresi re’sen ek tahakkuk tesis etme ve ilgili yaptırımı uygulama yetkisine sahiptir. Bu durumda, eksik hesaplanan vergiye ilave olarak gümrük idari para cezası kesilir.
Ø Gümrük Para Cezalarının Hukuki Tasnifi
Gümrük Kanunu hükümleri uyarınca uygulanan para cezaları, fiilin niteliği ve sebep olduğu hukuki sonuca göre kesin bir ayrıma tabi tutulur:
Ceza Türü | Hukuki Dayanak | Uygulama Şartı ve Niteliği |
Vergi Kaybına Dayalı Cezalar | 4458 sayılı Gümrük Kanunu m. 234-238 | Vergi kaybının (Amme Alacağının eksik hesaplanması) kesin olarak tespiti zorunludur. Bu müeyyidelerin temel amacı, eksik ödenen gümrük vergisinin tahsilini sağlamaktır. Vergi kaybı oluşmayan hallerde bu tür ceza tatbik edilemez. |
Usulsüzlük Cezaları | 4458 sayılı Gümrük Kanunu m. 239-241 | Gümrükleme sürecindeki şekil ve usul kurallarının ihlal edilmesidir (Örn: Beyannameye ilişkin sürelerin aşılması). Bu cezaların uygulanması için vergi kaybı şartı aranmaz. Hukuki sorumluluk için fiilde taksir (kusur) bulunması yeterli olup, kasıt aranmaz (VUK m. 351 atfıyla). |
İthalat veya ihracat işlemlerinde muhatap olan yükümlü, kendisine tebliğ edilen ek tahakkuk veya gümrük cezası kararlarına karşı hukuki haklarını kullanmak zorundadır. Ödeme yapmak yerine, bu işlemlerin hukuka uygunluğunu sorgulamak isteyen kişi veya kurumlar, öncelikle idari yollara müracaat etmelidir. Bu, sırasıyla uzlaşma mekanizması veya gümrük idari para cezasına itiraz süreçlerini başlatmak için yazılı bir gümrük vergisi itiraz dilekçesi sunulması anlamına gelir. Bu süreçler, en başta gümrük kanunu tarafından belirlenmiştir ve bu yollar tüketilmeden yargısal denetime gidilemez. Başarısız itiraz süreçlerinin ardından, gümrük kanunu dava açma süresi olan 30 günlük yasal süre içinde Vergi Mahkemesi’nde iptal davası açılabilir. Davanın hukuki ehliyeti bağlamında, gümrük müdürlüğü dava ehliyeti tartışmaları nedeniyle davaların genellikle Ticaret Bakanlığı aleyhine açıldığı unutulmamalıdır. Son olarak, tüm hukuki süreçler tamamlandığında ve ceza kesinleştiğinde, gümrük idari para cezası nereye ödenir sorusu, tebliğ edilen ödeme emri ile yanıt bulur.
Gümrük Vergileri ile Gümrük Para Cezalarında Uzlaşma, İtiraz ve İptal Davası
Türkiye’de, gümrük idaresi tarafından re’sen tesis edilen vergi tahakkuklarına ve gümrük cezası işlemlerine karşı hak arama süreci, idari işlemlerin kesinleşmesinden önce başlayıp yargısal denetimden önce 4458 sayılı Gümrük Kanunu‘nda açıkça öngörülen idari başvuru yollarının TÜKETİLMESİNİ bir zorunluluk olarak şart koşar (İdari Yolların Tüketilmesi İlkesi). Yükümlülerin, işlem kendilerine tebliğ edildikten sonra izleyebilecekleri temel hukuki adımlar ve ilgili kesin süreler, aşağıda hukuki detaylarıyla sunulmuştur:
Ø Uzlaşma Başvurusu: Mali Çözüm Mekanizması (Opsiyonel Tercih)
Uzlaşma, vergi ve ceza ihtilaflarını uzun ve maliyetli mahkeme sürecine taşımadan, idare ile yükümlü arasında tahakkuk eden vergi ve cezaların miktarları üzerinde mutabakat sağlamayı amaçlayan, alternatif bir idari çözüm yoludur. Özellikle ihtilaflı ve yoruma açık konularda, maliyet etkin ve hızlı bir hukuki kesinlik sağlama potansiyeli yüksektir.
- SÜRE VE USUL: Yükümlü, ek tahakkuk ve ceza kararının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 GÜNLÜK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE içinde Gümrük Uzlaşma Komisyonu‘na yazılı uzlaşma talebinde bulunmak zorundadır (4458 Sayılı Gümrük Kanunu m. 244). Bu süre, kanun tarafından kesin olarak belirlenmiştir.
- HUKUKİ SONUÇ (SÜRELERİN DURMASI): Uzlaşma başvurusu yapıldığı an itibarıyla, idari itiraz süresi ve gümrük kanunu dava açma süresi dahil olmak üzere, tüm kanuni hak arama süreleri, uzlaşma süreci sonuçlanıp karar yükümlüye tebliğ edilene kadar durur (Tevakkuf). Bu durum, yükümlüye hukuki süreçler için ek zaman tanır.
- SONUÇSUZ KALMASI: Uzlaşma Komisyonu ile mutabakat sağlanamaması (uzlaşamama) halinde, duran kanuni süreler, uzlaşmama durumunun tebliğ edildiği tarihi takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder. Bu durumda, yükümlüye, durma süresinden önceki kalan yasal süresi içinde idari itiraz ve sonrasında İPTAL DAVASI yollarına başvurma hakkı yeniden doğar.
Ø İdari İtiraz ve İptal Davası: Yargı Yoluna Geçiş (Zorunlu Yol)
Uzlaşma yolunun tercih edilmemesi veya uzlaşmanın bir netice vermemesi durumunda, yükümlü, yargısal denetimden önce zorunlu olan idari itiraz yolunu kullanmakla yükümlüdür.
- İDARİ İTİRAZ SÜRECİ
- SÜRE VE DİLEKÇE: Tebliğ tarihinden itibaren yine kesin süre olan 15 gün içinde, ilgili üst makama (üst makam yoksa işlemi yapan aynı makama) hitaben gerekçeleri açıkça belirtilmiş yazılı bir gümrük vergisi itiraz dilekçesi veya gümrük idari para cezasına itiraz dilekçesi verilmelidir (4458 Sayılı Kanun m. 242/1 Dilekçede, ihtilafın hukuki ve maddi dayanakları detaylıca sunulmalıdır.)
- HUKUKİ GÜVENCE (Yanlış Birim): Danıştay içtihatları, itiraz dilekçesinin süresi içinde yanlış bir gümrük birimine verilmesi durumunda dahi itirazın geçerliliğini koruduğunu ve idarenin, bu dilekçeyi zaman kaybetmeksizin ve yükümlüye ek bir yük getirmeksizin yetkili makama ulaştırmakla yükümlü olduğunu netleştirmiştir. Bu, idarenin hizmet kusuru karşısında yükümlüyü koruyan önemli bir güvencedir.
- İDARENİN CEVAP SÜRESİ: İtirazı alan idare, başvuruyu en geç 30 GÜN içinde hukuka uygun olarak karara bağlamak ve bu sonucu yazılı olarak yükümlüye tebliğ etmek zorundadır. Bu süre, kamu düzenine ilişkindir.
- İPTAL DAVASI SÜRECİ (Vergi Mahkemesi)
İdari itirazın olumsuz sonuçlanması veya idarenin kanuni süre içinde suskun kalması (zımni ret), nihayet yargı yolunu açar:
- AÇIK RED KARARINA KARŞI DAVA: İdari itirazın reddi kararının yükümlüye tebliğ edilmesinden itibaren 30 gün içinde yetkili Vergi Mahkemesi‘nde iptal davası açılmalıdır. Bu aşamada, davanın doğru davalıya (genellikle Ticaret Bakanlığı) karşı açılması, hukuki ehliyet açısından önem arz eder.
- ZIMNİ REDDE KARŞI DAVA: İdarenin 30 günlük yasal cevap verme süresi içinde herhangi bir cevap vermemesi halinde, bu sürenin sonunda işlemin reddedildiği, yani “zımni ret” oluştuğu kabul edilir. Bu zımni ret tarihini takip eden kesin süre olan 30 gün içinde de dava açılması gerekmektedir (4458 Sayılı Kanun m. 242/4). Bu 30 günlük süre, gümrük kanunu dava açma süresi olarak mevzuatta kesin olarak belirlenmiştir ve kaçırılması halinde hak arama yolu kapanır.
Hukuki Yolların Karşılaştırmalı Özeti ve Süre Takibi
Bu süreçleri doğru takip etmek, hak kaybını önlemenin yegâne anahtarıdır. Özellikle 15 ve 30 günlük sürelerin başlangıç tarihlerine dikkat edilerek doğru hesaplanması, hukuki süreçlerin sağlıklı işlemesi açısından kritik öneme sahiptir.
Hukuki Yol | Başvuru Süresi (Tebliğden İtibaren) | İdarenin Cevap Süresi / Sonuçlanma Süresi | Sonrası Yasal Yol ve Süresi |
Uzlaşma | 15 gün (Hak Düşürücü Süre) | Komisyonun Belirlediği Süre | Uzlaşma sağlanmazsa, duran süreler kaldığı yerden devam ederek İdari İtiraz yoluna geçiş imkanı. |
İdari İtiraz | 15 gün (Kesin Süre) | 30 gün (Kanuni Cevap Süresi) | Açık Ret veya Zımni Ret tarihinden itibaren takip eden 30 gün içinde Vergi Mahkemesinde İptal Davası. |
Gümrük Vergi veya Cezalarında Yürütmenin Durdurulması Kararı
İdari yargılama sürecinde, kural olarak, dava konusu edilen bir idari işlemin sonuçlarının, yani yürütmenin, dava sonuçlanıncaya kadar ertelenmesi için mahkemeden “Yürütmenin Durdurulması” (YD) kararı talep edilmesi gerekir. Ancak, gümrük vergileri ve cezaları söz konusu olduğunda, yükümlüler lehine özel bir kanuni düzenleme mevcuttur:
Ø Yürütmenin Otomatik Durması
Gümrük vergileri ve cezalarına ilişkin uyuşmazlıklarda, tahsilat işlemleri hakkında özel bir tedbir kararı alınmasına gerek yoktur. İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 27 uyarınca:
- Otomatik Yürütmenin Durması: Vergi Mahkemesi‘nde gümrük vergisi veya gümrük idari para cezası kararlarına karşı bir iptal davası açılması, dava konusu vergi ve cezanın TAHSİLAT İŞLEMİNİ OTOMATİK OLARAK DURDURUR.Bu hüküm, yükümlü için büyük bir kolaylık ve güvence sağlar. Bu sayede, gümrük idaresi veya vergi dairesi, yargılama süreci tamamlanıp mahkeme kararı kesinleşene kadar tahsilat amacıyla herhangi bir icrai işlem yapamaz. Dolayısıyla, gümrük uyuşmazlıklarında ayrı bir YD kararı talep etme zorunluluğu ortadan kalkar. Tahsilat, ancak dava sonucunda ceza veya verginin hukuka uygun bulunarak onanması ve kararın kesinleşmesiyle mümkün hale gelir.
Ø Ödeme Yükümlülüğü ve Tahsilat Yeri
Gümrük idari para cezasının tahsil edilebilir hale gelmesi, idari itiraz ve dava yollarının tükenmesine veya kararın kesinleşmesine bağlıdır. Kesinleşen bu alacakların ödenme usulü ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun‘a tabidir.
- Ödeme Süresi ve Usulü: Kesinleşen idari para cezası, genellikle tebliği izleyen BİR AY içinde ödenmek zorundadır.
- Tahsilat Yeri: Gümrük idari para cezası nereye ödenir sorusunun kesin cevabı, yükümlüye tebliğ edilen ödeme emrinde açıkça belirtilir. Ödeme; cezayı kesen idareye, bu idarenin bağlı olduğu vergi dairesine veya yetkili kılınmış banka/vezne hesaplarına yatırılarak gerçekleştirilir.
- İcra Takibi: Belirtilen süre içinde ödeme yapılmadığı takdirde, 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca amme alacağı niteliği kazanan bu alacak için icra takibi başlatılabilir.
Gümrük Vergisi veya Para Cezaları Danıştay Kararları ve Hukuki
Danıştay, idari yargılamada verdiği kararlarla, Gümrük Kanunu‘nun uygulanışına yön veren ve hukuki istikrarı sağlayan önemli içtihatlar geliştirmiştir. Bu kararlar, yükümlülerin hukuki pozisyonunu anlamaları açısından hayati öneme sahiptir:
v Gümrük Cezalarında Kanunilik İlkesi: Danıştay 7. Dairesi, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 238. maddesi uyarınca uygulanan idari para cezalarında, suçta ve cezada kanunilik ilkesine dikkat çekmiştir. Kararda, fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olmayan ve daha ağır ceza öngören hükmün uygulanamayacağı vurgulanmıştır. Somut olayda, beyannamenin tescil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan düzenleme “gümrük vergilerinin iki katı” oranında ceza öngörürken, sonradan yürürlüğe giren değişiklik “gümrüklenmiş değerin iki katı” esasına dayanıyordu. Danıştay, daha ağır ceza getiren yeni hükmün geçmişe uygulanamayacağını, bu nedenle davalı idarenin temyiz talebinin reddine, davacının talebinin ise kabulüne karar vermiştir.
Bu karar, gümrük işlemlerine ilişkin para cezalarının belirlenmesinde Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan kanunilik ilkesinin mutlak biçimde geçerli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.Anılı karar ise şu şekildedir “….Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanan bölge idare mahkemesi kararının, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin hüküm fıkrası Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, anılan hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır. Olayda, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 238. maddesinin 6455 sayılı Kanun’la değişik şekli uyarınca gümrüklenmiş değerin iki katı tutarında para cezası hesaplanarak karara bağlanmışsa da bahsi geçen hükmün değişik halinin 11/04/2013 tarih ve 28615 sayılı Resmi Gazete’de yayımlayarak yürürlüğe girmesi, cezalandırmaya konu fiile ilişkin beyannamenin tescil tarihine göre öngörülen cezanın ise, gümrük vergilerinin iki katı tutarında olduğunun görülmesi karşısında, belirtilen hükmün daha ağır ceza öngören şeklinin uygulanması Anayasa’nın yukarıda yer verilen 38. maddesinde ifade edilen, kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemeyeceği yönündeki ilkeye aykırılık oluşturacağından, temyize konu kararın davacının istinaf başvurusunun reddine ilişkin hüküm fıkrasında hukuka uyarlık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin ise kabulüne, 2…. Bölge İdare Mahkemesi… Vergi Dava Dairesinin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,..” (T.C. Danıştay 7. Daire, 07.02.2022 tarih, E. 2018/828, K. 2022/407.)
v Gümrük Vergisi Ek Tahakkuklarında Zamanaşımı ve Ceza Sürelerinin Önemi: 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 197. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, gümrük, katma değer ve özel tüketim vergisi ek tahakkuklarına karşı açılan davalarda zamanaşımı sürelerinin uygulanması gerekmektedir. Somut olayda, davacıya ait serbest dolaşıma giriş beyannamesine ilişkin ek tahakkuk, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten üç yılı geçtikten sonra yapılmış olup, dava konusu fiil aynı zamanda suç oluşturup oluşturmadığı ve ceza zamanaşımı sürelerinin olaya uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmeden ısrar kararı verilmiştir.Danıştay, temyiz incelemesinde, bu değerlendirme yapılmaksızın verilen ısrar kararının hukuka uygun olmadığını belirterek temyiz istemini kabul etmiş ve Mersin 1. Vergi Mahkemesi’nin 10.05.2013 tarihli ısrar kararını bozmuştur. Karar, gümrük vergisi ek tahakkuklarında zamanaşımı süresinin ve ceza mahkemesi sürecinin dikkate alınmasının zorunlu olduğunu vurgulamaktadır. Konuyla ilgili Danıştay vergi daireleri kurulu vermiş olduğu bir kararda ; “…Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:Davacı adına tescilli serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın kıymetinin noksan beyan edildiğinden bahisle yapılan gümrük, katma değer ve özel tüketim vergileri ek tahakkukuna vaki itirazın reddi yolundaki işlemin iptaline ilişkin ısrar kararı gümrük idaresi tarafından temyiz edilmiştir.4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 181’inci maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinin 1’inci fıkrasında; gümrük yükümlülüğünün ithalat vergisine tabi eşyanın serbest dolaşıma girmesiyle doğacağı; 2’nci fıkrasında, gümrük yükümlülüğünün, söz konusu gümrük beyannamesinin tescil tarihinde başlayacağı belirtilmiş; aynı Kanunu’n 197’nci maddesinin 2’nci fıkrasında da, yapılan denetimler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen veya 1’inci fıkrada belirtilen şekilde tebliğ edilmeyen gümrük vergilerine ilişkin tebligatın, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içinde yapılacağı; şu kadar ki, gümrük yükümlülüğünün doğduğu olayla ilgili olarak dava açılmasının zamanaşımını durduracağı; 4’üncü fıkrasının olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde de, gümrük vergileri alacaklarının, ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve suçun zamanaşımının daha uzun bulunması halinde, bu alacakların Türk Ceza Kanunu’ndaki dava ve ceza zamanaşımı süreleri içinde kovuşturulup tahsil edileceği hükme bağlandığından, ilgililer hakkında tahakkuk ettirilen gümrük vergisinin ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin bulunması ve bunun da, açılan ceza davası sonucunda verilen mahkumiyet kararı ile sonuçlanması halinde; tahakkuk zamanaşımı süresinin, Türk Ceza Kanunu’nda bu suç için öngörülen ceza zamanaşımı süresine göre hesaplanacağı açık bulunmaktadırDavacı adına tescilli beyanname muhteviyatı eşya nedeniyle ek olarak tahakkuk ettirilen vergilere ilişkin tebligat, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıllık süre geçirildikten sonra yapılmış ve şirket yetkilileri hakkında Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/58 esasına kayıtlı dosyasında açılan ceza davasının birleştirildiği Mersin Birinci Ağır Ceza Mahkemesinin E:2008/83 sayılı dosyasında 25.10.2011 günlü ve K:2011/433 sayılı kararla beraat kararı verilmiş ise de söz konusu kararın Yargıtay nezdinde temyiz edildiği anlaşıldığından, davaya konu işlem tesisine neden olan fiilin aynı zamanda “suç” oluşturup oluşturmadığı ve Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen ceza zamanaşımı sürelerinin olaya uygulanması gerekip gerekmediğinin bu yargısal sürece bağlı olarak değerlendirilmesi gerektiğinden bu değerlendirme yapılmaksızın verilen ısrar kararı hukuka uygun görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile Mersin 1. Vergi Mahkemesinin, 10.05.2013 günlü ve E:2013/181, K:2013/826 sayılı ısrar kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 26.03.2014 gününde oyçokluğu ile karar verildi….” Şeklinde hüküm tesis etmiştir. (T.C. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 26.03.2014 tarih, E. 2013/431, K. 2014/175.)
v Gümrük Vergisi İadesinde İdari İtiraz Yolunun Zorunluluğu: Danıştay 7. Dairesi, gümrük vergilerinin iadesi taleplerinde, Gümrük Kanunu’nun 242. maddesi uyarınca idari itiraz yolunun dava öncesi zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Somut olayda, davacı şirket, Gümrük Başmüdürlüğü’nün reddi üzerine idari itiraz yoluna başvurmadan doğrudan dava açmış; Danıştay, bunun idari merci tecavüzü oluşturduğunu belirterek davayı reddetmiştir. Karar, gümrük işlemlerinde idari itirazın tüketilmesinin dava öncesi şart olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.Karar metni ise şu şekildedir ; “…Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Temyiz başvurusu; davacı adına tescilli serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın kıymetinin, ithalat kayıt belgesinde yeralan kıymete göre beyan edilmesi üzerine tahakkuk ettirilerek ödenen gümrük ve katma değer vergilerinin, eşyaya ait faturada gösterilen kıymete göre hesaplanan tutardan fazlasının geri verilmesi istemiyle yapılan başvurunun, Gümrük Başmüdürlüğünce, ithalat kayıt belgesine ilişkin başvuruların Dış Ticaret Müsteşarlığına yapılması gerektiği, bu nedenle, geri verme başvurusunun değerlendirmeye alınmadığından bahisle reddine dair işlemi iptal eden mahkeme kararının bozulması istemine ilişkindir. İdari karar, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 3’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının 5’inci bendinde, bağlayıcı tarife ve menşe bilgileri de dahil olmak üzere, gümrük idaresinin, gümrük mevzuatı ile ilgili olarak belirli bir konuda bir veya daha fazla kişi üzerinde hukuki sonuç doğuran tasarrufu; “Geri verme” deyimi ise, 210’uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ödenmiş olan gümrük vergilerinin tamamen veya kısmen geri ödenmesi olarak tanımlanmış; 211’inci maddesinin 1’inci fıkrasında da, kanunen ödenmemeleri gerektiği halde ödenmiş olduğu belirlenen gümrük vergilerinin geri verileceği belirtilmiştir. Gümrük Yönetmeliğinin 500’üncü maddesinde, geri verme işlemleri konusunda gümrük idarelerinin yetki sınırları tutar olarak belirlenmiş ve 29.12.2009 gün ve 27447 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 76 Seri Nolu Gümrük Genel Tebliğinde, 2010 yılında geçerli tutarlara yer verilmiştir. Buna göre; 102.000.- Türk lirasına kadar ilgili gümrük müdürlükleri; 511.000.- Türk lirasına kadar gümrük ve muhafaza başmüdürlükleri; 511.000.- Türk lirasının üstündeki geri verme işlemlerini yapmaya ise Müsteşarlık yetkili kılınmıştır. Bu hukuki durum karşısında, davacının, kendi beyanı üzerine ödediği vergilerin geri verilmesi istemiyle gümrük müdürlüğüne yapmış olduğu başvurunun, anılan müdürlükçe, yetkisizlik sebebiyle Gümrük Başmüdürlüğüne iletilmesi üzerine, başmüdürlükçe tesis edilen işlem; davalı İdarenin davacı üzerinde hukuki sonuç doğuran tasarrufu olduğundan, idari karardır. Anılan Kanunun 242’nci maddesinde ise, kişilerin, idari kararlara karşı onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama itiraz edebilecekleri; itirazın reddi kararlarına karşı, işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurabilecekleri hükme bağlanmıştır. Gümrük Kanununun sözü edilen 242’nci maddesi hükmüne göre, idari davaya konu olabilecek işlem, idari karar değil; söz konusu karara karşı, öngörülen usule göre yapılacak itiraz üzerine, yine aynı maddede yazılı mercilerce tesis edilecek olumsuz işlem olduğundan, itiraz başvurusu, yargı yerlerine başvurulmadan önce ilgililerce tüketilmesi gereken zorunlu nitelikteki başvuru yoludur. Bu yol tüketilmeden dava açılması halinde, bu durumun idari yargı yerlerince kendiliklerinden nazara alınması, İdari Yargılama Hukukunun gereklerindendir. Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14’üncü maddesinde, açılan davada, idari merci tecavüzü bulunup bulunmadığının ilk inceleme esnasında inceleneceği belirtilmiş; aynı Kanunun 15’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (e) bendinde, idari merci tecavüzü halinde, dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine karar verileceği, 2’nci fıkrasında da, dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, Danıştaya veya ilgili mahkemeye başvurma tarihinin, merciine başvurma tarihi olarak kabul edileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Bu bakımdan; davacı Şirketçe, ödenen vergilerin iadesi istemiyle Gümrük Başmüdürlüğüne yapılan başvurunun reddinden sonra, anılan makamın ret kararına karşı, Gümrük Kanununun yukarıda açıklanan 242’nci maddesi uyarınca, Gümrük Müsteşarlığı nezdinde itiraz yoluna gidilmeden dava açıldığından, davada, idari merci tecavüzü bulunmakta ise de; 20.7.2010 tarihinde tebliğ edilen Başmüdürlüğün ret işlemine karşı, onbeş günlük itiraz süresi geçirildikten sonra, 16.8.2010 tarihinde kayda giren dilekçe ile dava açıldığının anlaşılması karşısında, bu aşamada merciine tevdi kararı verilmesinin davacıya hukuki bir yarar sağlaması olanaksız bulunduğundan, davanın bu nedenle reddi gerekirken, aksi yönde verilen mahkeme kararında isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulüne, mahkeme kararının bozulmasına; bozma kararı üzerine, Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 10.11.2014 gününde oybirliği ile karar verildi….” (T.C. Danıştay 7. Daire, 10.11.2014 tarih, E. 2011/7683, K. 2014/5647.)
v Gümrük Vergisi ve Ceza Zamanaşımı İlişkisi: Gümrük vergilerinin tahakkuku ve zamanaşımı; ceza uygulanmasını gerektiren fiiller nedeniyle açılan ceza davasının gümrük vergisi zamanaşımı üzerindeki etkisi hakkında ise Danıştay ; “…Yukarıda değinilen hükümlere göre; yapılan denetimler sonucunda hiç alınmadığı ya da noksan alındığı tespit edilen vergilere ilişkin tebligatın gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içerisinde yapılması gerekiyorsa da; gümrük yükümlülüğünü doğuran olayla ilgili olarak, sözü edilen süre içerisinde dava açılması halinde, zamanaşımının durduğu sürece veya davanın sonuçlanmasından sonra kalan süre içerisinde tahakkuk işlemi yapılarak mükellefine tebliğ edilebileceği gibi, gümrük vergileri alacaklarının ceza uygulanmasını gerektiren bir fiile ilişkin olması durumunda, tahakkukun suçun tabi olduğu zamanaşımı süresi içerisinde yapılması da olanaklı olmakla birlikte, bir fiilin ceza gerektirip gerektirmediği, bir başka ifadeyle suç teşkil edip etmediği, açılacak ceza davasında verilecek kararla ortaya konulabileceğinden, 197. maddenin 4. fıkrası hükmünün uygulanabilmesi bakımından ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenilmesi gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, vergilerin tebliği için öngörülen üç yıllık sürenin geçirilmesinden sonra da olsa, davacının fiili nedeniyle açılmış bir ceza davasında verilerek kesinleşen mahkumiyet hükmü, gümrük vergileri alacakları hakkında, suçun tabi olduğu zamanaşımı süresinin uygulanmasını mümkün kılacaktır.Olayda, davacı adına tescilli beyanname muhteviyatı eşya nedeniyle ek olarak tahakkuk ettirilen vergi ve cezaya ilişkin tebligat, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 08/02/2019 tarihinde yapılmış olmakla birlikte, gümrük yükümlülüğünü doğuran olay nedeniyle, davacı şirket yetkilileri hakkında … Ağır Ceza Mahkemesinin E:…sayılı dosyasında açılan davada yargılamaya devam edildiği tespit edilmiştir.Bu bakımdan; suçun tabi olduğu zamanaşımının uygulanabilmesi için Kanun maddesinde ceza davasının açılması herhangi bir süreyle sınırlandırılmış değildir. Dolayısıyla, vergilerin tebliği için öngörülen üç yıllık sürenin geçirilmesinden sonra da olsa bu fiil nedeniyle ceza davası açılmış olması ve bu ceza davasında verilecek hüküm, Türk Ceza Kanunu’ndaki dava ve ceza zamanaşımı sürelerinin uygulanıp uygulanmaması sonucunu doğuracağından, işbu dava hakkında karar verilebilmesi için, söz konusu ceza davasında verilecek kararın kesinleşmesinin beklenilmesi gerekirken, ceza davasının 3 yıl içerisinde açılmamasına dayanılarak verilen temyize konu kararda isabet görülmemiştir.Davanın para cezalarına ilişkin kısmına gelince;4458 sayılı Kanun’un 5911 sayılı Kanunla değişik olup, 07/10/2009 tarihinden sonra tescilli beyannamelere isabet eden para cezaları için uygulanabilecek nitelikteki 232. madde hükmü nedeniyle para cezası kararları vergilerle birlikte aynı zamanda alınmış ise de; belirtilen tarihten önce tescilli beyannamelere isabet eden para cezası kararlarının vergi tahakkuklarının idari bakımdan kesinleşmesinden, diğerbir ifadeyle, vergilere vaki itirazın reddedilmesinden önce karara bağlanması ve vergiler açısından geçerli olan 197. maddenin 4. fıkrasında yer alan hükmün para cezalarında uygulanması olanaklı olmadığı gibi, para cezalarına ilişkin olarak 28/03/2013 tarihinde 6455 sayılı Kanunla, 4458 sayılı Kanunun 231. maddesi değiştirilerek getirilen hükmün olay tarihinde uygulanma imkanı da bulunmamaktadır. Ancak, davaya konu para cezalarının Kanun’un 234. maddesi uyarınca alındığı, dolayısıyla vergiye bağlı ceza niteliğinde olduğu göz önünde bulundurulduğunda, tahakkuk hakkında yapılacak değerlendirme sonucunda ulaşılan sonucun para cezasını da etkileyecek olması nedeniyle Mahkemece bozma üzerine verilecek kararda bu hususun da gözetileceği tabidir.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1.Temyiz isteminin kabulüne,2.…Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,…” hüküm ve kanısına varmıştır. (T.C. Danıştay 7. Dairesi, 14.02.2023, E. 2020/3764, K. 2023/579)
v Geçici İthalatta Lehe Hüküm ve Para Cezası: Geçici ithalat rejimi kapsamındaki ticari kullanıma mahsus kara taşıtlarının süresi içinde yurt dışına çıkarılmaması nedeniyle uygulanan idari para cezası ve lehe hükmün uygulanabilirliği hakkında ise ;“…İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :Geçici ithalat rejimi kapsamında davacının sevk ve idaresinde 26/07/2016 tarihinde yurda giriş yapan …plakalı taşıtın 1 Seri No’lu Geçici İthal Edilen Kara Taşıtlarına İlişkin Gümrük Genel Tebliği’nin 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde belirtilen süreyi ihlal ettiği ve süresi içerisinde yurt dışına çıkarılmadığının tespit edildiğinden bahisle 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 238. maddesinin 1. fıkrası uyarınca gümrüklenmiş değerin iki katı tutarında karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.İLGİLİ MEVZUAT:4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 241. maddesinin 3. fıkrasının (l) bendinde; geçici ithalat rejimi kapsamında Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen taşıtın verilen sürenin bitimini takiben bir ay içerisinde yeniden ihraç edilmesi veya gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulması halinde usulsüzlük cezasının 1. fıkrada belirtilen miktarın iki katı, 4. fıkrasının (g) bendinde, aynı eylemin iki ayı aşmayan sürede gerçekleşmesi halinde dört katı, 5. maddesinin (b) bendinde, üç ayı aşmayan sürede gerçekleşmesi halinde altı katı olarak uygulanacağı; 238. maddesinin 1. fıkrasının olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde, 241. maddenin 3. fıkrasının (l), 4. fıkrasının (g) ile 5. fıkrasının (b) bendinde belirtilen durumlar hariç, geçici ithalat rejimine ilişkin hükümlerin ihlali halinde eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı para cezası alınacağı, bu cezanın ödeme süresi içinde eşyanın gümrükçe onaylanmış başka bir işlem veya kullanıma tabi tutulmaması halinde eşyanın gümrük vergileri tutarında para cezası tahsil edileceği, 24/10/2019 tarih ve 7190 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile değişik halinin 1. fıkrasında ise; 241. maddenin 3. fıkrasının (l), 4. fıkrasının (g) ile 5. fıkrasının (b) bendinde belirtilen durumlar hariç, geçici ithalat rejimine ilişkin hükümlerin ihlali hâlinde, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı, (b) bendinde, tam muafiyet suretiyle geçici olarak ithal edilen özel kullanıma mahsus taşıtlara ilişkin rejim ihlallerinde, gümrük vergileri tutarının dörtte biri, (d) bendinde, (b) bendinde belirtilen taşıtlar hariç olmak üzere, geçici ithalat rejimi kapsamında ithal edilen eşyanın süresi içerisinde gümrükçe onaylanmış başka bir işlem veya kullanıma tabi tutulmaması durumunda gümrük vergileri ile rejime ilişkin beyannamenin tescil tarihinden tespitin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanun’a göre tespit edilen gecikme zammı oranında faizin toplamı kadar idari para cezası verileceği, 2. fıkrasında, 1. fıkranın (c) ve (d) bentlerinde belirtilen eşyanın, yapılacak tebligat tarihinden itibaren altmış gün içinde gümrükçe onaylanmış başka bir işlem veya kullanıma tabi tutulmaması hâlinde, ayrıca gümrük vergileri tutarında idari para cezası verileceği hükme bağlanmıştır.HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Yukarıda yer verilen mevzuatın değerlendirilmesinden, 4458 sayılı Kanun’un 7190 sayılı Kanun ile değişik 238. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yükümlüler lehine değişiklik yapılarak, geçici ithalat rejimi kapsamında ithal edilen eşyanın süresi içerisinde gümrükçe onaylanmış başka bir işlem veya kullanıma tabi tutulmaması durumunda gümrüklenmiş değerin iki katı tutarından daha düşük bir ceza kesilmesi öngörülmüştür.
Bölge İdare Mahkemesince, ticari kullanıma mahsus kara taşıtının geçici ithalat rejimi izin süresi içinde mazeretsiz olarak ihraç edilmemesi nedeniyle, 4458 sayılı Kanun’un 238. maddesi hükmünün ihlal edildiği sonucuna ulaşılması yerinde olmakla birlikte; davacının rejim kapsamında taşıta tanınan yasal süreyi ihlal etme ve taşıtı süresi içerisinde yurt dışına çıkarmama eylemiyle ortaya çıkan ihlal sebebi ortaya konularak, 7190 sayılı Kanun’la getirilen lehe hükümden faydalanıp faydalanılamayacağının değerlendirilmesi suretiyle yeniden karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmiştir…” denilmiştir. (T.C. Danıştay 7. Dairesi, 13.12.2022, E. 2019/3819, K. 2022/5076)
v İtirazda Tahakkuk Artırımı ve Peşin Ödeme: Danıştay vermiş olduğu bir kararında da Gümrük idaresinin itiraz üzerine tahakkuk miktarını artıramayacağını, yalnızca işlemi kaldırma veya düzeltme yetkisine sahip olduğunu belirtmiştir. Somut olayda, “peşin ödeme” beyanına rağmen ek KKDF ve KDV tahakkuku yapılması hukuka aykırı bulunmuş; yapılan ödemenin beyan tarihinden önce gerçekleştiği dikkate alınarak Vergi Mahkemesi’nin iptal kararı onanmıştır. Karar, gümrük idarelerinin itiraz incelemesinde yetki sınırlarını ve “peşin ödeme” değerlendirmesinin esaslarını netleştirmektedir. “….Dava konusu istem: Davacı adına tescilli 14/01/2013 tarih ve … sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın ödeme şeklinin peşin olmadığının tespit edildiğinden bahisle tahakkuk ettirilen kaynak kullanımını destekleme fonu payı ve bu fon payının matraha eklenmesi suretiyle ek olarak tahakkuk ettirilen katma değer vergisine vaki itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Gümrük Müdürlüğüne yapılan itirazın tahakkuk miktarı arttırılarak reddine dair karara karşı davanın açıldığının kabulü ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 242. maddesi hükmünün açıklanması suretiyle; gümrük başmüdürlüğünün, idari kararlara, gümrük vergilerine ve cezalara karşı kişilerin yaptıkları itiraz üzerine, itiraza konu işlemin hukuka uygun olup olmadığını kontrol ederek, itiraz sebeplerini yerinde görmesi halinde, işlemin geri alınmasına veya düzeltilmesine karar verebileceği, ancak, itirazın konusunu aşarak, vergi veya cezanın miktarını artıramayacağı, dolayısıyla, gümrük mevzuatında anılan mercie bu hususta verilmiş bir yetki bulunmadığından, tahakkukların arttırılan kısmında yetki yönünden hukuka uyarlık görülmediği, uyuşmazlığın gümrük müdürlüğünce tahakkuk ettirilen miktara yönelik itirazın reddine dair kısmı yönünden ise, beyannamenin tescil edildiği ve gümrük yükümlülüğünün başladığı 14/01/2013 tarihinden önce eşyayı devreden şirket hesabına transfer işleminin 24/09/2012 tarihinde yapılması nedeniyle işlemin beyan edildiği gibi peşin ödeme niteliğinde olduğunun anlaşılması karşısında, davaya konu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Beyannamenin tescil tarihinden önce yurt dışındaki ihracatçı firmaya para transferi yapıldığını gösterir belge ibraz edilemediğinden, cevaplı rapor uyarınca tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA…” (T.C. Danıştay 7. Dairesi, 08.10.2020 tarih, E. 2016/8401, K. 2020/3813.)
Bu içtihatlar, idari süreçlerin usulüne uygun işletilmesinin, yani gümrük kanunu dava açma süresi gibi temel prosedürlere uyulmasının hukuki bir zorunluluk olduğunu göstermektedir. Gümrük idari para cezasına itiraz süreçlerinde 15+30 günlük sürelerin kaçırılması, telafisi mümkün olmayan hak kayıplarına yol açabilir.
GÜMRÜK VERGİLERİ VE CEZALARINA İLİŞKİN SIK SORULAN SORULAR (SSS)
Soru | Cevap |
Gümrük Kanunu dava açma süresi nedir? | İdari itirazın reddi kararının tebliğinden veya idarenin 30 günlük cevap süresinin dolmasından (“zımni ret”) itibaren kesin süre olan 30 gündür (4458 Sayılı Kanun m. 242/4). |
Gümrük vergisi itiraz dilekçesi nereye verilir? | Vergi veya cezayı kesen makamın bağlı olduğu üst makama (Örn: Gümrük Müdürlüğü kararına karşı Gümrük Başmüdürlüğüne), üst makam yoksa işlemi yapan aynı makama verilir. |
Gümrük idari para cezasına itiraz süresi ne kadardır? | Vergi/ceza kararının tebliğ tarihini izleyen 15 gündür (4458 Sayılı Kanun m. 242/1). |
İtiraz dilekçesini yanlış birime verirsem ne olur? | Dilekçenin süresi içinde yanlış birime verilmesi, itirazı geçersiz kılmaz. İdare, bu dilekçeyi derhal yetkili makama iletmekle yükümlüdür (Danıştay içtihatları). |
İtiraz edilmeden doğrudan iptal davası açılabilir mi? | Hayır. Gümrük Kanunu, yargı yoluna gitmeden önce idari itiraz yolunun veya uzlaşma yolunun tüketilmesini zorunlu kılar (İdari Yolların Tüketilmesi İlkesi). |
Uzlaşma başvurusunun süresi ne kadardır? | Ek tahakkuk ve ceza kararının tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Gümrük Uzlaşma Komisyonu‘na başvurulmalıdır (4458 Sayılı Kanun m. 244). |
Uzlaşma başvurusu yapılması, dava süresini durdurur mu? | Evet. Uzlaşma başvurusu, uzlaşma süreci sonuçlanana kadar idari itiraz ve gümrük kanunu dava açma süresi dahil tüm kanuni süreleri durdurur. |
Dava açılınca tahsilat otomatik olarak durur mu? | Evet. Gümrük vergi veya cezalarına karşı Vergi Mahkemesi’nde iptal davası açılması, tahsilat işlemini otomatik olarak durdurur (İYUK m. 27). Ayrı bir Yürütmenin Durdurulması kararı alınmasına gerek yoktur. |
Gümrük idari para cezası nereye ödenir? | Kesinleşen ceza, tebliği izleyen bir ay içinde cezayı veren idarenin bağlı olduğu vergi dairesine, yetkili banka veya vezneye ödenir. Gümrük idari para cezası nereye ödenir bilgisi ödeme emrinde belirtilir. |
Vergi kaybına dayalı ceza nedir? | 4458 sayılı Gümrük Kanunu m. 234-238’de düzenlenen, eksik vergi tahsil edilmesine neden olan fiiller için kesilen cezalardır. Ceza için vergi kaybının oluşması şarttır. |
Usulsüzlük cezası nedir? | 4458 sayılı Gümrük Kanunu m.239-241’de düzenlenen, şekil ve usul kurallarına aykırılıktan (Örn: Beyanname eksikliği) kesilen cezalardır. Vergi kaybı şartı aranmaz. |
İhtirazi kayıt nedir ve ne zaman konulmalıdır? | Yükümlünün, beyanname tescil aşamasında vergi veya cezaya yönelik itiraz hakkını saklı tuttuğunu belirten şerhtir. Bu şerhin konulmaması, sonradan kesilen cezalara karşı itiraz yolunu kısıtlayabilir (Danıştay İçtihadı). |
Gümrük Müdürlüğü dava ehliyeti var mıdır? | Hayır. Gümrük Müdürlükleri tüzel kişiliğe sahip olmadığından doğrudan davalı gösterilemez. Davalar, genellikle bağlı oldukları üst idare olan Ticaret Bakanlığı veya Bölge Müdürlüğü aleyhine açılır. |

Minval Hukuk & Danışmanlık Bürosu Sigorta Hukuku(Trafik ve İş Kazaları), İş Hukuku, Kamulaştırma ve İstimlak, Tazminat Hukuku, Ölüm ve Yaralamalı Trafik Kazalarından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat Davaları, Yangın Sigortaları, Dask Sigortası, İşveren Mali Sorumluluk Sigortaları, Araç Değer Kaybı ve Araç Hasar Bedeli Davaları ile Vatandaşlık Hukuku ve Nüfus Davaları, Göç Davaları, SGK’nın karşılamadığı akıllı ilaç bedellerinin ödenmesi ve ücretsiz temin edilmesi ile ilgili davalar üzerine yoğunlaşmış ve bu alanların her birinde yüzlerce danışanın haklarını ilgili kişi ve kurumlar nezdinde çözüme kavuşturmuştur. Minval Hukuk Bürosunun Kurucu ortaklarının çeşitli site ve dergilerde yayınladığı onlarca makalenin yanında basılan “Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı da bulunmaktadır.
