- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- Ceza Hukuku
- 15 Şubat 2026

İçerik Başlıkları
Bir suç iddiası ortaya çıktığında devletin ilk refleksi nedir, süreç kimin kontrolünde ilerler ve dosyanın kaderini hangi karar belirler? Ceza muhakemesinde sıkça duyulan ancak uygulamadaki sınırları çoğu zaman karıştırılan soruşturma süreci, hem şüpheli hem de mağdur açısından temel hakları doğrudan etkileyen belirleyici bir aşamadır. Özellikle sürecin ne zaman başladığı, savcılığın yetkilerinin kapsamı ve dosyanın sonunda nasıl bir hukuki sonuç doğacağı, uygulamada en çok merak edilen konuların başında gelir.
Bu çerçevede akla gelen temel sorular şunlardır: Soruşturma nedir, ne kadar sürer? Savcılık ve adli soruşturma süresi, ne zaman başlar, resen soruşturma ve süreç sonunda ne olur? Bu soruların yanıtı, ceza muhakemesinin işleyiş mantığını anlamanın anahtarını oluşturur.
Soruşturma Nedir?
Soruşturma, ceza hukukunda bir suçun işlendiği yönünde hukuken anlam taşıyan bir şüphenin ortaya çıkması üzerine, devletin ceza adaleti mekanizmasını harekete geçiren araştırma faaliyetidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.2/1-e hükmü; “Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,” demek suretiyle soruşturmayı ceza muhakemesinin temel kavramlarından biri olarak tanımlar ve bu kavramın, suç iddiasının hukuk düzeni tarafından ciddiye alınmaya başlandığı noktayı ifade ettiğini ortaya koyar.
Bu kavram, sıradan bir inceleme sürecinden farklıdır. Soruşturma; suç şüphesinin hukuki denetime tabi tutulması, olayın ceza hukuku bakımından anlamının belirlenmesi ve ceza sorumluluğunu doğurabilecek maddi olguların ortaya çıkarılmasına yönelik kamusal bir faaliyettir. Kişisel girişim ya da idari araştırma niteliği taşımaz; doğrudan doğruya ceza yargılamasının başlangıç zeminidir.
Hukuki niteliği bakımından soruşturma:
- Kamu gücü kullanılarak yürütülen,
- Kanunla sınırları çizilmiş,
- Temel hak ve özgürlüklerle doğrudan bağlantılı,
- Ceza muhakemesinin sonraki aşamalarının hukuki temelini oluşturan bir süreçtir. Bu nedenle soruşturma kavramı, yalnızca “araştırma” anlamına gelmez; aynı zamanda ceza adalet sisteminin suç iddiasını ciddiyetle ele alma iradesini temsil eder.
Özetle soruşturma, bir suç isnadının hukuki zeminde varlık kazanmasını sağlayan ve ceza yargılamasının kurulmasına imkân veren ilk kamusal tepki mekanizmasıdır. Bu yönüyle hem bireyin haklarını koruyan hem de kamu düzenini güvence altına alan temel bir ceza muhakemesi kurumudur.
Soruşturma Aşaması Nedir?
Soruşturma aşaması, ceza muhakemesinde suç isnadının yargılama konusu hâline gelip gelmeyeceğinin hukuken değerlendirildiği karar sürecidir. 5271 sayılı CMK m.2/1-e hükmü bu evreyi, suç şüphesinin öğrenilmesi ile başlayan ve iddianamenin kabulü ya da kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile sonuçlanan dönem olarak tanımlar. Bu çerçevede soruşturma aşaması, ceza yargılamasının kurulmasına giden yolu şekillendiren hukuki süzgeç mekanizmasıdır.
Bu aşamada yürütme yetkisi Cumhuriyet savcısına aittir. Savcı, olayın ceza hukuku kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini belirleyecek tüm maddi olguları hukuka uygun yöntemlerle ortaya koyar. Süreç yalnızca delil toplama faaliyeti değildir; aynı zamanda toplanan verilerin hukuki nitelendirmeye tabi tutulduğu bir değerlendirme evresidir. Böylece iddia, soyut bir suç isnadı olmaktan çıkar ve hukuki denetime açık bir dosya niteliği kazanır.
Soruşturma aşamasının belirleyici özelliği, yargılama sürecine geçiş için gerekli asgari hukuki zeminin oluşup oluşmadığını tespit etmektir. Bu yönüyle hem bireyin keyfi biçimde sanık konumuna düşmesini engelleyen bir güvence işlevi görür hem de kamu düzenini ilgilendiren suç iddialarının hukuki ciddiyetle ele alınmasını sağlar.
Resen Soruşturma Nedir?
Resen soruşturma, bir suç iddiasının mağdurun başvurusu ya da üçüncü bir kişinin şikâyeti aranmaksızın, devletin ceza adaleti yetkisini kendiliğinden harekete geçirmesiyle başlatılan soruşturmadır. 5271 sayılı CMK m.160 uyarınca Cumhuriyet savcısı, suç işlendiği izlenimini veren bir hâli herhangi bir şekilde öğrendiğinde derhâl işin gerçeğini araştırmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, resen soruşturmanın hukuki temelini oluşturur.
Bu tür soruşturmalarda belirleyici unsur, şikâyet şartının bulunmamasıdır. Türk Ceza Hukuku’nda kamu düzenini, toplumsal güvenliği veya genel ahlakı ilgilendiren birçok suç tipi (örneğin kamu güvenliğine karşı suçlar, rüşvet, uyuşturucu suçları gibi) şikâyete bağlı değildir; savcılık bu suçlarda ihbar olmasa dahi harekete geçebilir. Suç şüphesinin bir basın yayını, sosyal medya içeriği, kolluk tespiti ya da başka bir resmi işlem sırasında ortaya çıkması yeterlidir.
Resen soruşturma, ceza hukukunun kamusallık ilkesinin sonucudur. Suç yalnızca bireye karşı değil, aynı zamanda topluma karşı işlenmiş sayıldığından, devlet suç iddiasını tarafların iradesine bırakmaz. Bu nedenle resen soruşturma, kamu yararını korumaya yönelik zorunlu bir hukuki refleks niteliğindedir.
Savcılık Soruşturması En Fazla Ne Kadar Sürer?
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda savcılık tarafından yürütülen soruşturma için genel ve sabit bir azami süre sınırı öngörülmemiştir. Kanunda gözaltı ve tutukluluk gibi koruma tedbirlerine ilişkin süreler açıkça düzenlenmiş olsa da, soruşturmanın tamamının ne kadar sürede bitirileceğine dair kesin bir zaman çizelgesi yoktur. Bununla birlikte soruşturma işlemlerinin süratli, ölçülü ve gereksiz gecikmeye yol açmayacak biçimde yürütülmesi hukukun temel ilkesidir. Süre; olayın niteliği, delillerin toplanma güçlüğü, teknik incelemelerin gerekip gerekmediği ve dosyanın kapsamına göre değişkenlik gösterebilir.
Bu noktada belirleyici olan, sürecin makul sürede yürütülmesi yükümlülüğüdür. Anayasa’daki adil yargılanma hakkı ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden doğan ilkeler gereği, soruşturmanın uzaması birey haklarını ihlal edecek boyuta ulaşmamalıdır. Son yıllardaki yargı reformları ve uygulama düzenlemeleri de, soruşturma işlemlerinin etkin ve zamanında tamamlanmasını sağlamaya yöneliktir.
Adli Soruşturma Süresi Ne Kadardır?
Mevcut 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu sisteminde “adli soruşturma” adı altında savcılık soruşturmasından ayrı ve bağımsız bir evre bulunmaz; soruşturma faaliyetleri Cumhuriyet savcısının sevk ve denetiminde yürütülen tek bir süreç olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle kanunda ayrıca tanımlanmış, özel bir “adli soruşturma süresi” de yer almamaktadır. Soruşturmanın tamamı bakımından genel ve bağlayıcı bir bitiş süresi öngörülmemiştir.
Bununla birlikte soruşturma işlemleri, hukukun temel ilkeleri gereği makul süre içinde sonuçlandırılmalıdır. Anayasa’daki adil yargılanma hakkı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden doğan güvenceler, soruşturmanın gereksiz yere uzatılmasını hukuka aykırı kılar. Bu sebeple süre; dosyanın kapsamı, delillerin toplanma niteliği ve olayın karmaşıklığı gibi unsurlara göre somut olay bazında değerlendirilir; ancak her durumda gecikmeye yol açmayacak şekilde yürütülmesi zorunludur.
Soruşturma Ne Zaman Başlar?
Soruşturma, bir suçun işlendiğine dair hukuken anlamlı bir şüphenin ortaya çıkmasıyla başlar. 5271 sayılı CMK m.160 hükmüne göre Cumhuriyet savcısı, suç işlendiği izlenimini veren bir durumu öğrendiği anda gecikmeksizin harekete geçmekle yükümlüdür. Bu öğrenme; mağdurun şikâyeti, bir ihbar, kolluk tespiti ya da başka bir resmi yolla edinilen bilgi üzerinden gerçekleşebilir.
Başlangıç için aranan şüphe seviyesi, ceza muhakemesinde “basit şüphe” olarak ifade edilir. Bu, suç işlendiğini düşündürebilecek makul ve somut bir belirtinin bulunması anlamına gelir. Bir tanık anlatımı, teknik inceleme sonucu ya da olayla bağlantılı maddi bulgular böyle bir şüphe doğurabilir. Bu eşiğin oluşmasıyla birlikte ceza adaleti mekanizması devreye girer ve soruşturma süreci resmen başlamış olur.
Son Soruşturmanın Açılması Ne Demek?
“Son soruşturmanın açılması” kavramı, ceza muhakemesinde genel usulden farklı olarak bazı meslek grupları bakımından uygulanan özel kovuşturma izni sistemini ifade eder. Özellikle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu kapsamında avukatların görevleriyle bağlantılı suç isnatlarında, kamu davası doğrudan iddianameyle açılmaz. Bu kişiler hakkında ceza yargılamasının başlayabilmesi için mahkeme tarafından verilen “son soruşturmanın açılması kararı” gerekir.
Usulde Cumhuriyet savcısı, yürütülen soruşturma sonucunda bir fezleke düzenler ve dosyayı yetkili mercie gönderir. Dosya, ağır ceza mahkemesi başkanlığına ulaştığında mahkeme, dosya içeriğine göre ya son soruşturmanın açılmasına ya da açılmasına yer olmadığına karar verir. Avukatlık Kanunu sisteminde kamu davasını başlatan belge işte bu mahkeme kararıdır; klasik anlamda iddianame, tek başına kovuşturmayı başlatmaya yetmez.
Mahkeme “son soruşturmanın açılmasına” karar verirse dosya kovuşturma aşamasına geçer ve ceza yargılaması başlar. Buna karşılık “açılmasına yer olmadığı” kararı verilirse kamu davası kurulmaz ve süreç sona erer. Bu düzenleme, mesleki faaliyetlerin korunması amacıyla getirilen usuli bir güvence olup genel ceza muhakemesi sistemine istisna teşkil eder.
Soruşturma Bittikten Sonra Ne Olur?
Soruşturma tamamlandığında Cumhuriyet savcısı, dosyada toplanan tüm delilleri hukuki yeterlilik açısından değerlendirir ve CMK m.172–174 hükümleri doğrultusunda süreci sonuçlandırır. Bu aşama, ceza yargılamasının başlayıp başlamayacağını belirleyen karar evresidir.
- KAMU DAVASI AÇILMASI (İDDİANAME DÜZENLENMESİ)
- Savcı, mevcut delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanaatine ulaşırsa iddianame düzenler (CMK m.170).
- İddianamede; şüphelinin kimliği, yüklenen suç, uygulanması gereken kanun maddeleri, deliller ve olayın anlatımı yer alır.
- Dosya görevli ve yetkili mahkemeye gönderilir.
- Mahkeme, iddianamenin usul ve içerik yönünden kanuna uygun olup olmadığını inceler. Eksiklik yoksa iddianamenin kabulüne karar verir (CMK m.174).
- Kabul kararıyla birlikte kişi artık “şüpheli” değil sanık sıfatını alır ve süreç kovuşturma (yargılama) aşamasına geçer.
- KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞI KARARI (TAKİPSİZLİK): Savcı aşağıdaki hallerden biri mevcutsa kamu davası açmaz ve “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verir (CMK m.172):
- Deliller suçun işlendiğine dair yeterli şüphe oluşturmuyorsa,
- Fiil hukuken suç niteliği taşımıyorsa,
- Şikâyet yokluğu, izin şartının gerçekleşmemesi gibi kovuşturma şartları eksikse,
- Hukuka uygunluk nedenleri veya şahsi cezasızlık sebepleri mevcutsa.
Bu karar, dosyanın kovuşturma aşamasına geçmesini engeller ve soruşturma kapanır. Ancak yeni ve yeterli delil ortaya çıkarsa aynı fiil nedeniyle yeniden soruşturma yapılabilir. Takipsizlik kararına karşı suçtan zarar gören kişinin itiraz hakkı da bulunmaktadır (CMK m.173).
Sonuç olarak, soruşturma sonunda ya yargılama süreci başlar ya da dosya hukuken kapanır. Bu aşama, hem bireyin gereksiz yere sanık konumuna düşmesini engelleyen hem de kamu adına ceza yargılamasının ancak hukuki temele dayandığında kurulmasını sağlayan temel bir güvence mekanizmasıdır.
Soruşturma Hangi Şüphe ile Başlar?
Ceza muhakemesinde soruşturmanın başlaması için aranan şüphe düzeyi “BASİT ŞÜPHE”DİR. Bu seviye, bir suçun işlendiğini düşündürebilecek makul ve somut bir belirtinin ortaya çıkması anlamına gelir. 5271 sayılı CMK sisteminde başlangıç için kesin delil veya güçlü kanaat aranmaz; ceza adalet mekanizmasının devreye girmesi için olayın suç olabileceğini gösteren asgari düzeyde olgusal dayanak yeterlidir.
Basit şüphe, soyut tahminden farklıdır. Bir tanık beyanı, maddi bir bulgu, teknik tespit ya da olayın oluş biçimine ilişkin objektif veriler bu şüpheyi doğurabilir. Henüz suçun tüm unsurları netleşmemiş olsa bile, eldeki veriler suç ihtimalini akla uygun kılıyorsa bu eşik aşılmış sayılır. Cumhuriyet savcısı, böyle bir şüphe oluştuğu anda CMK m.160 gereği derhal harekete geçer ve delillerin toplanması talimatını verir. Böylece ceza muhakemesi süreci, hukuki zeminde ve yargısal denetime açık şekilde başlamış olur.
Soruşturma Aşamasında Tutukluluk Süresi
Tutuklama, ceza muhakemesinde kişi özgürlüğünü en ağır biçimde sınırlayan koruma tedbiridir ve bu nedenle kanunda açıkça belirlenmiş süre sınırlarına tabidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesi, iddianamenin kabulüne kadar geçen soruşturma evresindeki tutukluluk bakımından azamî süreleri suçun niteliğine göre kademeli biçimde düzenlemiştir.
Asliye ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda soruşturma aşamasında tutukluluk süresi en çok 6 aydır. Ancak zorunlu hâllerde, gerekçesi somut biçimde gösterilmek şartıyla bu süre 6 ay daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda ise temel süre 1 yıl olup yine zorunlu nedenlerle ve gerekçeli karar ile 6 ay uzatma yapılabilir; böylece soruşturma evresindeki toplam tutukluluk süresi en fazla 1 yıl 6 ay olabilir. Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar bakımından ise kanun koyucu daha uzun bir üst sınır öngörmüş; bu suçlarda soruşturma evresindeki tutukluluk süresi 1 yıl 6 ay, zorunlu hâllerde yapılabilecek uzatma ile birlikte en çok 2 yıl olarak belirlenmiştir. Soruşturma evresinde tutuklamaya, tutukluluğun devamına veya sürenin uzatılmasına Cumhuriyet savcısının talebi üzerine Sulh Ceza Hâkimi karar verir (CMK m. 101). Her uzatma kararının somut olgulara dayanması, ölçülülük ilkesine uygun olması ve tutuklamanın adlî kontrol gibi daha hafif tedbirlerle amacına ulaşılamayacağının gerekçelendirilmesi gerekir. Bu süreler dolduğunda henüz iddianame düzenlenmemişse kişi derhal serbest bırakılmak zorundadır; gerektiğinde adlî kontrol tedbirleri uygulanabilir.
Çocuklar yönünden süreler daha da kısaltılmıştır. Çocuk Koruma Kanunu uyarınca, on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından bu süreler yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır. Burada belirtilen süreler yalnızca soruşturma evresine ilişkindir. İddianamenin kabulüyle kovuşturma aşamasına geçildiğinde, CMK m. 102’nin kovuşturmaya ilişkin diğer fıkralarında düzenlenen ayrı tutukluluk süreleri devreye girer. Bu sistem, hem kamu düzenini korumayı hem de kişi özgürlüğünün keyfî biçimde sınırlandırılmasını önlemeyi amaçlayan anayasal güvencenin ceza muhakemesindeki yansımasıdır.
Suç Tipi / Görevli Mahkeme | Soruşturma Azami Süresi | Uzatma | Toplam Sınır |
Asliye Ceza Kapsamı | 6 Ay | +6 Ay | 1 Yıl |
Ağır Ceza Kapsamı | 1 Yıl | +6 Ay | 1,5 Yıl |
Terör ve Anayasal Suçlar | 1,5 Yıl | +6 Ay | 2 Yıl |
Soruşturma Aşamasında Şikâyetten Vazgeçme Halinde Verilecek Karar
Türk Ceza Hukuku’nda bazı suçlar şikâyete bağlı suç niteliğindedir ve bu suçlarda soruşturma ile kovuşturma yapılabilmesi mağdurun şikâyetine bağlıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve Türk Ceza Kanunu sistematiği gereği, soruşturma şikâyet üzerine başlatılmışsa mağdurun soruşturma aşamasında şikâyetinden açıkça vazgeçmesi önemli bir usulî sonuç doğurur. Bu durumda Cumhuriyet savcısı, fiilin şikâyete tabi bir suç olduğunun anlaşılması ve vazgeçmenin geçerli şekilde açıklanması halinde “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” (KYOK) vermek zorundadır. Çünkü şikâyet, bu suç tiplerinde muhakeme şartıdır; şart ortadan kalktığında kamu davası açılması hukuken mümkün değildir.
Şikâyetten vazgeçme beyanının geçerli olabilmesi için iradenin özgürce açıklanmış olması, suçun şikâyete tabi bulunması ve vazgeçmenin soruşturma evresinde gerçekleşmesi gerekir. Bu halde savcı, artık delillerin yeterliliğini tartışmaksızın muhakeme şartının yokluğu nedeniyle dosyayı takipsizlikle sonuçlandırır. Ancak birden fazla mağdurun bulunduğu durumlarda her mağdurun vazgeçme iradesi ayrı değerlendirilir; vazgeçmeyen mağdur yönünden süreç devam edebilir. Aynı şekilde iştirak hâlinde işlenen suçlarda vazgeçmenin sanıklara etkisi, suçun niteliğine göre belirlenir.
Şikâyetten vazgeçme kurumu, ceza muhakemesinin kamu düzenine ilişkin yapısı ile mağdur iradesi arasındaki dengeyi yansıtır. Kanun koyucu, toplumsal etkisi sınırlı görülen bazı suçlarda yargılamanın sürdürülmesini mağdurun talebine bağlamış; mağdurun vazgeçmesi halinde ise ceza muhakemesinin devamında kamu yararı bulunmadığını kabul etmiştir.
Bu açıklamalar ceza muhakemesi hukukuna ilişkindir. Buna karşılık iş hukuku alanındaki uyuşmazlıklar —örneğin toplu iş sözleşmeleri kapsamındaki hak ve yükümlülükler— 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu çerçevesinde değerlendirilir ve ceza soruşturması usullerinden tamamen farklı çözüm yollarına tabidir. Bu nedenle ceza muhakemesindeki şikâyet ve vazgeçme kurumu ile iş hukukundaki toplu iş ilişkileri birbirinden bağımsız hukuki rejimlere dayanır.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.


