Adli Sicil Kaydı Sildirme

Bu makalemizde ceza mahkemeleri tarafından verilen kararlardan sonra tutulan adli sicil kaydı sildirme için ne yapılması gerektiğinden bahsedeceğiz.

Her kişinin devlet nezdinde kesinleşmiş bulunan mahkeme kararına istinaden hakkında tutulan cezaların ve güvenlik tedbirlerinin sürekli kayıt altında tutulduğu sisteme adli sicil denmektedir. Yani kısaca Adli sicil kaydı, vatandaşların devlet tarafından suç kayıtlarının tutulduğu sisteme denilmektedir.  Halk arasında çokça duyduğumuz “sabıka kaydı” ve “temiz kağıdına” Adli sicil denilmektedir.

 

Ceza Hukuku İçerikleri

Kişilerin işlemiş oldukları suç sebebiyle haklarında hükmedilen cezalara ve güvenlik tedbirleri müeyyidesinin adli sicil kaydında gözükebilmesi için ilgili mahkeme tarafından verilen kararın kesinleşmiş olması gerekmektedir.  Mahkeme tarafından ceza verilmiş ancak bu karar kesinleşmemiş ise adli sicil kaydında yer almayacaktır. 5352 sayılı adli sicil kanununa göre ceza veya güvenlik tedbiri içeren her mahkumiyet kararı adli sicil kaydında yer alacaktır.  Mahkeme tarafından bir hüküm verilmiş ancak bu hüküm 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 231. Maddesi uyarınca şartları gerçekleşmesi ve sanığın kabul etmesi dolayısı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması yani kısaca HAGB kararı verilmiş ise mahkeme tarafından verilen bu karar adli sicil kaydına işlenmeyecektir. Verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı hukuk tekniği anlamında bir mahkumiyet hükmü olmadığından adli sicil kaydında da işlenmeyecek ancak yalnızca hakim ve savcıların görüntülenmesine izin verilen bir sisteme kaydedilecektir.

Adli Sicil Kaydı Nedir?

5352 sayılı Adli Sicil Kanunu ile Ceza yargılaması sonucunda kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine mahkûmiyete ilişkin bilgilerin otomatik olarak işleme tâbi bir sistem kullanılarak;

  1. Toplanmasına

  2. Sınıflandırılmasına

  3. Değerlendirilmesine,

  4. Muhafaza edilmesine

  5. Gerektiğinde en seri ve sağlıklı biçimde ilgililere bildirilmesine yarayan kayda denilmektedir.

Hakkında Türk mahkemeleri veya yabancı ülke mahkemeleri tarafından kesinleşmiş ve Türk Hukukuna uygun şekilde tanınabilen mahkûmiyete ilişkin kararı bulunan Türk vatandaşları ile Türkiye’de bulunurken suç işlemiş olan yabancıların kayıtları da dahil tüm adlî sicil bilgileri; mahallinde bilgisayar ortamına aktarılarak, Adalet Bakanlığı bünyesinde bulunan Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğündeki Merkezî Adlî Sicilde tutulmaktadır. Merkezî Adlî Sicil, adlî sicil kayıtlarının güncelleştirilmesi, düzenlenmesi, düzeltilmesi ve mahalli adlî sicillere ulaştırılması ile görevlidir.

Mahalli adlî sicil, bulunduğu yer ile gerektiğinde diğer yerlere ait adlî sicil bilgilerinin bilgisayara girilmesi, bu bilgilerin merkezî adlî sicile aktarılması ile merkezî adlî sicilden bilgilerin alınıp ilgili şahıs ve kurumlara iletilmesi ile görevlidir. Türk mahkemeleri tarafından vatandaş veya yabancı hakkında verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri adlî sicile kaydedilir. Adlî sicil ve arşiv bilgileri gizlidir. Bu bilgiler, görevlilerce dahi açıklanamaz ve bu Kanun hükümlerine göre verilen kişi, kurum ve kuruluşlarca veriliş amacı dışında kullanılamayacağı dair kanunda hüküm de bulunmaktadır.

Hangi Bilgiler Adli Sicil Kaydına İşlenir?

Hapis cezalarına ilişkin mahkumiyet kararları adli sicil kaydına işlenmektedir.  Hapis cezası verilmesi sebebiyle kişi cezaevinde bir süre kaldıktan sonra koşullu salıverilme hükümlerinden faydalanarak tahliyesine karar verilmiş ise bu adli sicil kaydına işlenmektedir. Bu şekilde koşullu olarak salıverilen kişiler hakkında bu kararın geri alınması ile sürenin uzatılmasına ilişkin kararlar da adli sicil kaydında gözükmektedir.

Kişinin mahkum olduktan sonra cezasının infazının tamamlanması halinde bu husus da adli sicil kaydında yer alacaktır.

Kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi halinde buna ilişkin karar da adli sicil kaydında yer almaktadır. 

Hapis cezasının mahkeme tarafından ertelenerek hüküm altına alınması halinde kişi hakkında adli sicilinde bu cezasını ertelenmesine ilişkin bilgi ile kişinin tabi olduğu denetime ilişkin süre de yer alacaktır. Denetim süresinde yükümlülüklere uygun davranan ve iyi hal ile geçirilmiş olması durumunda hükümlünün cezasının infaz edilmiş sayılmasına ilişkin kayıt da adli sicil kaydında yer alacaktır.  Mahkumiyet hükmü Adli Para Cezasına ilişkin ise bu bilgiler de adli sicil kaydına işlenecektir. Adli para cezasının ödenmesi dolayısı ile cezanın infazı tamamlanmış olacağından bu husus kayıt edilmekle ödeme yapılmaması durumunda kısmen veya tamamen nasıl infaz edildiği konusu adli sicil kaydına işlenmektedir. Denetimde geçirilen sürelerde yükümlülüklere uyulmaması halinde ertelemesi yapılan hapis cezasının ceza infaz kurumunda infaz edilmesine karar verilir ise bu husus da adli sicil kaydında yer alır.
  1. TCK madde 53 kapsamında kişilerin işledikleri suçlar bakımından mahkumiyet verilmesi ile belli haklardan yoksun bırakılmasına dair karar verilebilmektedir. Eğer belli haklardan yoksun bırakılmasına ilişkin karar verilmiş ise belli bir hak veya yetkinin kullanılmasının belirli bir süre yasaklanması veya sürücü belgesinin geri alınması veya bir mesleğin icrasının yasaklanmasına dair hükümlerde adli sicil kaydında yer alacaktır. 
  2. Ceza mahkumiyeti ile ilgili etkin pişmanlığa ilişkin hükümler ile şikayetten feragat edilmesi dolayısı ile verilen kararlar da adli sicil kaydında yer alacaktır.
  3. Mahkeme tarafından mahkumyet kararı verilmesi ancak verilen bu kararın infazının belirlenene sürenin sonuna kadar infaz edilememesi durumunda kişi hakkında bu sürenin dolduğunun tespitine ilişkin karar da adli sicil kaydında yer alacaktır.
  4. Yabancı mahkemelerden verilmiş ve kesinleşmiş mahkumiyete ilişkin kararların Türkiye de uygulanmasının doğurduğu hakların yoksunluğuna ilişkin kararlar mahkemece kurulacak kara ile adli sicil kaydında yer alabilir.
  5. Kişi hakkında verilmiş kararların bir süre sonra genel affa veya özel affa konu kanun ile cumhurbaşkanlığı kararı da adli sicil de yer alacaktır. 
  6. Akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kararlar, Adlî sicile kaydedilir. Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen mahkûmiyet hükmü ya da eski hükümde değişiklik yapan tüm hüküm ve kararlar da adli sicile kaydedilir.

Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir?

5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 9. Maddesi uyarınca adli sicil bilgisinin silinmesi;

  1. Cezanın veya güvenlik tedbirine ilişkin kararın infazının tamamlanması,  
  2. Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık,
  3. Ceza zamanaşımının dolmuş olması ile,
  4. Genel af halinde halinde Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınır.
  5. Bunların haricinde adlî sicil bilgileri, ilgilinin ölümü üzerine tamamen silinir.

6-Türk vatandaşları hakkında yabancı mahkemelerce adlî sicile kaydedilen hürriyeti bağlayıcı cezaya ilişkin mahkûmiyet hükümleri, kesinleştiği tarihten itibaren mahkûmiyet kararında belirtilen sürenin geçmesiyle, Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce adlî sicil kayıtlarından çıkartılarak arşiv kaydına alınır.

7-Adlî para cezasına mahkûmiyet hükümleri ile cezanın ertelenmesine ilişkin hükümler, adlî sicil kaydına alınmadan doğrudan arşive kaydedilir.

Adlî sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesiyle ilgili kararları almak ve kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere, Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün teklifi ve Adalet Bakanının onayı ile üç hâkimden oluşan bir komisyon kurulmuş ve bu kararları almaktadır.

Adli Sicil Kaydı Nereden Alınır?

5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 8. Maddesi uyarınca adli sicil bilgileri;

  1. Mahalli adlî sicillerde Cumhuriyet başsavcılıklarınca,
  2. Kaymakamlıklarca yurt dışında elçilik ve konsolosluklarca,
  3. Merkezî adlî sicilde ise Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce kayıtlar bulunmakta ve talep edilmesi halinde talep eden adına düzenlenmektedir.

Teknolojinin gelişimi ile birlikte e-devlet sistemi üzerinden barkodlu olarak da edinilebilmektedir. Bu belgenin geçerliliği de ıslak imzalı belge mahiyetinde olup hukuken doğuracağı sonuçlar e-devlet sistemi üzerinden edinilen belge içinde geçerlidir. E-devlet sistemine giriş yapıldıktan sonra arama butonuna adli sicil belgesi sorgulama ekranına tıklayıp, ilgili evrakın ne amaçla kullanılacağına ilişkin soruya cevap verilmesi halinde sistem üzerinden adli sicil kaydınızı yani sabıka kaydınızı edinebilirsiniz.

Adli ve Arşiv Sicil Kaydı Ne Zaman Silinir?

Arşiv bilgileri;

  1. İlgilinin ölümü halinde,
  2. Anayasanın 76. maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihe göre bu tarihten itibaren;
  3. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla on beş yıl geçmesiyle,
  4. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu aranmaksızın otuz yıl geçmek ile,
  5. Diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmek ile tamamen silinir.
  6. Fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması halinde, bu suçtan mahkûmiyete ilişkin adlî sicil ve arşiv kayıtları, talep aranmaksızın tamamen silinir.
  7. Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararına ilişkin adlî sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir.
  8. Akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kayıtlar, infazının tamamlanmasıyla tamamen silinir.

Adli Sicil Kaydına İşlenen Suçlar

Adli sicil kaydına işlenecek bilgilere ilişkin diğer sorularda ayrıntılı açıklama yapılmıştı. Adli sicil kaydına işlenecek bilgilerin dışında hangi suçlara ilişkin kayıtların bulunacağına açıklık getirecek olursak;

  1. Karar alınmış ve kanun yolları tüketilmiş yani kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri
  2. Bu kararların yani mahkumiyete ilişkin kararların İnfaz edildiğine ilişkin bilgiler
  3. Ertelenen hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine ilişkin karar,
  4. Adli para cezaları,
  5. Hapis cezalarının seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkin kararlar
  6. Belirli hakların kullanılmaktan yoksun bırakılmasına ilişkin kısıtlar
  7. Af kanunu gereğince yapılan tahliyeye ilişkin kayıtlar

Adli Sicil Kaydının Silinmesi Yargıtay Kararları

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E. 2006/7477 K. 2007/420 T. 1.2.2007

ÖZET : Anayasanın 76. maddesi ile özel kanunlarda sayılan suçların silinme koşulları gerçekleştiğinde adli sicil kaydından çıkarılır ve arşiv kaydına alınır. Bu nedenle, Anayasanın 76. maddesinde sayılan suçlardan olması nedeniyle adli sicil kaydından çıkartılarak arşiv kaydına alınan “sahtecilik” suçunun arşiv kaydının silinmesi, ancak 5352 sayılı Adli Sicil Yasasının 12. maddesindeki koşullar gerçekleştiği takdirde olanaklıdır. Sahte belgeyi bilerek kullanmak suçundan yargılanan sanığın hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair ilamı kapsayan kaydın 5352 sayılı Yasa’nın geçici 2/2. maddesi uyarınca arşiv kayıtlarından çıkarılmasına ilişkin olarak verilen karar yerinde değildir.

DAVA : Sahte belgeyi bilerek kullanmak suçundan sanık Necmettin’in 765 sayılı TCK’nın 342/1, 59/2. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, ( Ankara Sekizinci Ağır Ceza Mahkemesi )’nin 14.06.1999 tarihli ve 1998/275 Esas, 1999/130 sayılı ilamını kapsayan kaydın 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun geçici 2/2. maddesi gereğince arşiv kayıtlarından çıkarılmasına ilişkin ( Trabzon İkinci Asliye Ceza Mahkemesi )’nin 24.07.2006 tarihli ve 2006/101 değişik iş sayılı ek kararının, Dosya kapsamına göre, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun Geçici 2. maddesinin suç tarihi itibariyle aynı Kanun’un yürürlük tarihinden önceki kayıtların silinmesine ilişkin koşulları düzenlenmiş olduğundan, Necmettin’in mahkumiyetine konu kaydın da bu kapsamda olduğu, dolayısıyla mülga 3682 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 8. maddesinde belirtilen şartlar oluştuğunda, silinmesi mümkün suçlara ilişkin adli sicil kayıtlarının mahkemelerce verilen silme kararlarına istinaden veya Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce oluşturulan komisyon tarafından adli sicil kaydından çıkartıldığı, anılan madde metinlerinde “affa uğramış olsalar bile” ibaresi bulunan, başta Anayasa’nın 76. maddesi ile özel kanunlarda ( 2839 sayılı Milletvekili Seçim Kanunu’nun 11. maddesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesi, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 7. maddesi vb. gibi ) sayılan suç ve cezaların ise 5352 sayılı Kanun’un 10. maddesine istinaden, istenildiğinde verilmek üzere arşiv kaydına alındığı, aynı Kanun’un 12. maddesinde sayılan şartlar dışında silinmesine yasal olanak bulunmadığı, bu bağlamda; adı geçenin silmeye konu suçunun, Anayasa’nın 76. maddesi ile özel kanunlarda sayılan suçlardan olması sebebiyle bahse konu kaydın mevzuat gereği adli sicil kaydından çıkartılarak arşiv kaydına alındığının anlaşılması karşısında, arşiv kaydının da silinmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 06.10.2006 gün ve 45736 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 06.11.2006 gün ve YE.2006251323 sayılı ihbarnamesiyle Daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:

KARAR : Hükümlünün sabıka kaydını oluşturan suçun Anayasa’nın 76. maddesinde sayılan “sahtecilik” suçu olup 5352 sayılı Adli Sicil ve İstatistik Yasası’nın 12. maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmemesi halinde arşiv kaydının silinemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde arşiv kaydının silinmesine karar verilmesi isabetsiz olup yasa yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görüldüğünden Trabzon İkinci Asliye Ceza Mahkemesinin 24.07.2006 gün ve 2006/101 değişik iş sayılı kararının ( BOZULMASINA ), gereğinin mahallinde ifasına, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına İADESİNE, 01.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

Yargıtay 2.Ceza Dairesi Esas: 2022/ 13987, Karar: 2022 / 21769 Karar, Tarihi: 28.12.2022

Hırsızlık suçundan sanık …’nın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 491/ilk ve 522 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4. maddeleri gereğince 450.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair Kahramanmaraş (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 12/12/1990 tarihli ve 1990/635 esas, 1990/1124 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, hükümlünün arşiv kaydının silinmesi talebi üzerine yapılan inceleme sonunda, cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına ve sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine ilişkin Kahramanmaraş (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 27/02/2018 tarihli ve 1990/635 esas, 1990/1124 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 22841/2021 gün ve sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/10/2022 gün ve 2022/112675 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.

Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;

Karar tarihinden önce 11/04/2012 tarihli ve 28261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6290 sayılı Adli Sicil Kanunu ile Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 2. maddesi ile değiştirilen, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 12. maddesinin 1. fıkrası (b) bendi ile arşiv kayıtlarının silinmesi koşullarının yeniden düzenlendiği ve anılan Kanun’un geçici 2. maddesi uyarınca arşiv kayıtlarının silinmesi işleminin Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yapılacağının hükme bağlandığı nazara alındığında, 11/04/2012 tarihinden itibaren adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi işleminin münhasıran Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde arşiv kaydının silinmesine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 12/12/1990 tarihli, 1990/635 Esas ve 1990/1124 Karar sayılı kararıyla hükümlü … hakkında 765 sayılı TCK’nun 491/ilk, 522 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4. maddeleri gereğince 450.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun 6. maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği, bu kararın 03/01/1991 tarihinde kesinleştiği, hükümlünün talebi üzerine Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 27/02/2018 tarihli, 1990/635 Esas ve 1990/1124 Karar sayılı kararıyla ek kararıyla Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 12/12/1990 tarihli, 1990/635 Esas ve 1990/1124 Karar sayılı ilamının tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına ve sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmiş ise de; karar tarihinden önce 11/04/2012 tarihli ve 28261 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6290 sayılı Adlî Sicil Kanunu ile Sporda Şiddet ve Düzensizliğini Önlenmesine Dair Kanun’un 2. maddesi ile değiştirilen, 5352 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 1. fıkrası (b) bendi ile 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun geçici 2. maddesine göre, arşiv kayıtlarının silinmesi koşullarının yeniden düzenlendiği, yapılan değişiklikle arşiv kayıtlarının silinmesi işleminin Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yapılmasının gerekmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (KAHRAMANMARAŞ) 2. Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, 27.02.2018 tarihli ve 1990/635 E., 1990/1124 K. sayılı ek kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 28/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Yargıtay 11.Hukuk Dairesi Esas: 2022/ 6786, Karar: 2022 / 8974 Karar Tarihi: 13.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRES

Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23.06.2022 tarih ve 2022/165 E- 2022/566 K. sayılı kararın birleşen davada davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 07.10.2022 tarih ve 2022/1320 E- 2022/1413 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi birleşen davada davalı tasfiye memuru vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacının … Ticaret Ve Pazarlama Limited Şirketi’den çeşitli tarihlerden tıbbi malzeme aldığını, kayıtların SGK’nun Medula sistemine hatalı tanımlanması nedeniyle SGK tarafından Aralık 2021 dönemi aylık hakedişden kesinti yapıldığını, kesinti tutarlarının rücuen tahsili talebiyle SGK ve … Ticaret ve Pazarlama Ltd. Şirketi’ne karşı 13.01.2022 tarihinde İzmir 7.Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/13 Esas sayılı dava dosyası kapsamında alacak davası açıldığını, davada şirketin tasfiye sonucunda 28.12.2021 terkin edildiğinin tespit edildiğini, alacak davasının yürütülebilmesi için şirketi ihyasının gerektiğini ileri sürerek … Ticaret Ve Pazarlama Limited Şirketi’nin ihyasına karar verilmesini istemiş, birleşen davada da, davada … Ticaret ve Pazarlama Ltd. Şirketinin tasfiye sonucunda 28.12.2021 terkin edildiğinin tespit edildiğini, alacak davasının yürütülebilmesi için şirketin ihyasını gerektiğini, tasfiye memuru olarak …’nün atandığını, tasfiye memurunun da zorunlu dava arkadaşı olduğunu belirterek … Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi’nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı … Sicil Müdürlüğü, … Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketinin 22.03.2004 tarihinde kuruluş ile tescil edildiğini, 31.05.2021 tarihli genel kurul kararı ile tasfiyeye girdiğini, tasfiye memuru olarak Mehmet …’nün seçildiğini, 27.12.2021 tarihli genel kurur kararı ile tasfiye işlemlerinin tamamlanması nedeni ile unvan ve işletme kaydının Ticaret Sicil Memurluğunca silinmesine karar verildiğini ve 28.12.2021 tarihinde şirketin kapanışının sicile tescili yapılarak ünvan ve işletme kaydının sicilden silindiğini, şirketin tasfiyesinin kanuna uygun olarak gerçekleştirilmesi ve sona erdirilmesinden tasfiye memuru sorumlu olduğunu savunarak müdürlüğün yasal hasım olması nedeniyle harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.

Birleşen davada davalı vekili, savunma hakkı tanınmadan dosya üzerinden birleştirme kararı verildiğini, kararının davalıya tebliğ edilmediğini, birleştirme kararından haricen haberdar olunduğunu, kararına karşı istinaf başvurusunun İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.05.2022 tarih ve 2022/273 E. 2022/298 K. sayılı ek kararı ile reddedildiğini, ek karara karşı 18.05.2022 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, birleşen davanın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, … Ticaret Ve Pazarlama Limited Şirketi’nin tasfiyesinde tasfiye memuru olarak görev yaptığını, davalının tasfiye halindeki şirketin alacak ve borçlarının tasfiyesi için gerekli işlemleri ve gerekli gazete ilanlarını yaparak tasfiye sürecini yasalara uygun olarak tamamladığını, davalının üzerine düşen dikkat ve özeni gösterdiğini, tasfiye işlemlerinin gerçekleştirildiği esnada açılmış olan bir dava veya icra takibi olmadığını, davaların ayrılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davanın devamını sağlamak amacı ile şirketin ihyasını sağlamak gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü’ nün Merkez – 112559 sicil numarasında kayıtlı iken 28/12/2021 tarihinde tasfiye sonu terkin edilen Tasfiye … … Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi’nin İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’ nin 2022/13 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak kaydı ile ihyasına, tasfiye memuru olarak … ‘nün atanmasına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına, keyfiyetin ticaret sicile tescil ve ilanına karar verilmiştir.

Karar, birleşen davada davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ticaret sicil kayıtlarına göre … Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi’nin İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne kayıtlı iken 31.05.2021 tarihli ortaklar kurulu kararı ile tasfiye sürecine girdiği, tasfiye memuru olarak …’nün seçilip görevlendirildiği ve 28.12.2021 tarihinde de ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, her ne kadar birleşen davada davacı birleştirme kararının kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürmüş ise de esas ve birleşen davada davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu olduğundan her halde bu davaların birlikte yürütülmesi gerektiği, esas dava dosyası kapsamında birleşen davanın dava dilekçesi ve esas davanın tensip zaptının birleşen davada davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek cevap ve delillerini bildirilmesi için imkan tanınmış olması karşısında, birleştirme kararının tebliğ edilmemiş olmasına ilişkin usulü eksikliğin davanın esasına bir etkisinin bulunmadığı, davalı tasfiye memuruna karşı dava açılması ve açılan davanın eldeki dava dosyası ile birleştirilerek yargılamaya devam edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacının birleşen dava dosyasında istinaf isteminin reddine dair ek karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusu yerinde görülmediği, davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/13 Esas sayılı dosyası kapsamında açılan tazminat davasında bu davayla sınırlı olmak üzere şirketin ihyasını isteme hakkına haiz olup tasfiye nedeni ile sicilden terkin edilen şirket aleyhine açılan derdest davada taraf teşkilinin sağlanması için şirketin ihyasını istemekte davacının hukuki yararının bulunduğu, ihya kararı verilebilmesi için tasfiye memurlarının tasfiye işlemlerinde kusurlarının bulunması ve tazminat davasının tasfiye işlemleri tamamlanmadan önce açılmasınında gerekmediği ( Dairemizin 27.04.2022 tarih ve 2021/9203 E. 2022/3515 K. Sayılı ilamı ) dolayısı ile davacının İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesindeki derdest davasının görülebilmesi için şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı bulunduğu ve şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle birleşen davada davalı Tasfiye Memuru vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, birleşen davada davalı tasfiye memuru vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 13.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.