Tutuklama Kararına İtiraz Dilekçesi

Koruma Tedbiri Nedir?

Koruma tedbiri hakkında suç şüphesi bulunan kişilerin çeşitli seviyelerde ağırlaşan tedbirlerle özgürlüğünün kısıtlanması ile sağlıklı bir şekilde ceza yargılaması faaliyetinin sağlıklı yürütülmesini sağlayan bir tedbirdir. Bilindiği gibi Tutuklama kararı da bir koruma tedbiridir ve belli şartlar altında şüpheli hakkında ceza yargılaması faaliyetinin sağlıklı yürütülmesi ve maddi gerçekliğe ulaşılabilmesi için verilen bir tedbirdir.  Soruşturma evresinde kuvvetli suç şüphesi altında bulunan şüpheli bakımından Sulh Ceza Hakimliği vasıtası ile verilebilirken kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından da verilebilmektedir. 

Koruma Tedbiri Olarak Tutuklama?

Ceza Hukuku İçerikler

Tutuklama, Ceza Hukuku kapsamında kuvvetli suç şüphesi barındıran bir durum olması ve Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında tutuklamaya ilişkin somut bir delil bulunması halinde eğer koruma tedbiri olarak tutuklamanın ölçülü olduğu ilgili makam tarafından düşünülüyor ise tutuklama kararı verilecektir.   Nitekim Ceza Muhakemesi Kanunu 100. maddesinde bu hususu:Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.  İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.  İşlenen suçun ceza kanunumuz kapsamında yalnızca adlî para cezasını gerektirmesi veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Tutuklama kararını soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen mahkemece karar verilir.  Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; 

  1. a) Kuvvetli suç şüphesini, 
  2. b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, 
  3. c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, 
  4. d) Adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmelidir. 

Tutuklama kararının içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirileceği gibi ayrıca yazılı bir örneği de verilir.  Tutuklama talep edilmesi halinde şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.  Tutuklama kararı verilmez ise şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır. Bu kararlara karşı itiraz yoluna başvurulabilir.  Tutuklama Kararına İtiraz Edilebilir Mi? İtiraz Dilekçesi Nereye Verilir? Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen Tutuklama kararına itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesi aynı sulh ceza hakimliğine verilecek bir dilekçe ile ilgili sayılı hakimlikten bir sonraki sırada bulunan hakimlik tarafından incelenip itiraz hususu da karara bağlanır. İtiraz da tutuklama şartlarının yasal şartlar ile örtüşmediğine, tutuklamanın koruma tedbiri olduğuna ceza olmadığına yasal şartlar altında bulunmaması durumunda derhal serbest bırakılması gerektiğine değinilerek itiraz edilmelidir.

Tutuklama Sebepleri Nelerdir?

Aşağıda sayılan hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:  1-Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.  2-Şüpheli veya sanığın davranışları; 

  1. a) Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 
  2. b) Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. 

Türk Ceza Kanunda ve Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında yasa koyucu bazı suçlar bakımından yukarıda sayılan tutuklama sebepleri dışında suçun niteliği gereği tahdidi sayılan suçlardan olmasını eğer somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesi var ise tutuklama sebebinin oluşabileceği düzenlenmiştir.  Ceza Muhakemesi Kanunu 100. maddesinin 3.fıkrasında: Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: 

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; 

Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),  Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)  Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),  Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87), İşkence (madde 94, 95)  Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),  Çocukların cinsel istismarı (madde 103),  Hırsızlık (madde 141, 142) ve Yağma (madde 148, 149),  Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),  Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),  Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308), Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),  6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.  4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.  6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan Kasten Orman Yakma Suçları, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.  3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar.  Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu, Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu,  İşlenen suçun ceza kanunumuz kapsamında yalnızca adlî para cezasını gerektirmesi veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Tutuklama kararını soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen mahkemece karar verilir.  Tutuklama isteminde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilmelidir. Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; 

  1. Kuvvetli suç şüphesini, 

  2. Tutuklama nedenlerinin varlığını, 

  3. Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, 

  4. Adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmelidir. 

Tutuklama kararının içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirileceği gibi ayrıca yazılı bir örneği de verilir.  Tutuklama talep edilmesi halinde şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.  Tutuklama kararı verilmez ise şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır. Bu kararlara karşı itiraz yoluna başvurulabilir. 

Tutuklama Kararına İtiraz Usulü Nedir?​

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 267. ve 268. maddelerinde itiraz usulleri gösterilmiş ve hangi hallerde hangi kararlara itiraz edilebileceği belirtilmiştir. Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. 

Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır.  

Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.  

İtirazı incelemeye yetkili merciler;   1- Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.  2- Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir. İtirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu hâllerde, itirazların gecikmeksizin incelenmesi amacıyla, kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği tarafından gerekli tedbirler alınır.  Sulh ceza hâkimliği işleri, asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.  3- Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir.  4- Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına karşı yukarıdaki bentlerde belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir.  5- Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara yapılan itirazlarda; üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi; son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi inceler.

Tutuklama Kararına İtiraz Dilekçesi Örneği​

                                                              ANKARA 2. SULH CEZA HAKİMLİĞİNE  Gönderilmek Üzere ANKARA 1. SULH CEZA HAKİMLİĞİNE  

SORUŞTURMA NO        :2021/………………..CBS No.

SORGU NO                      :2021/………………D.İş

ŞÜPHELİ                         :…………………………………. (T.C: …………………………………..)

MÜDAFİİ                         :Av. Rüştü Ufuk BARANOĞLU  Kızılırmak Mah.Dumlupınar Blv. YDA Center Kat:10 Daire:417                     Çukurambar Çankaya/ANKARA

KONU                         : 01.07.2021 tarihli Tutukluluk durumunun gözden geçirilmesi ve tutukluluk durumunun devamına karar verilmesine karşı itirazımız ve müvekkilin salıverilmesi talebini içerir dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR            : Şüpheli …………………………… hakkında, Uyuşturucu imal ve ticareti suçundan  Ankara Kaçakçılık ve Organize suçlar savcılığının 2021/………….. soruşturma sayılı dosyası soruşturulmakta iken  savcılığın tutuklama isteminin devamına ilişkin talebi ile gönderildiği Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklama kararının devamına karar verilmiştir. Söz konusu karar hukuka ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINCA SORUŞTURULMAKTA OLAN, İFADE TUTANAKLARINDA ÖRGÜT LİDERİ VE BU ORGANİZASYONUN LİDERİ OLDUĞU SUÇLAMASI İLE TUTUKLU BULUNAN “……………………………..” İSİMLİ DİĞER ŞÜPHELİNİN SERBEST BIRAKILMASI ANCAK DİĞER TÜM ŞÜPHELİLERİN SERBEST BIRAKILMAMASI AÇIKÇA HUKUK AYKIRI BİR KARARDIR.   Dosya kapsamı incelendiğinde, istisnasız her ifade tutanağında”………………………..” adlı şüpheli ile yapılan konuşmalar, fiziki takipte çekilen fotoğraflar dosya kapsamında müvekkile ve diğer şüphelilere isnat edilen suçlamaların tamamında dahlinin bulunuyor oluşu dikkate alındığında şüphelinin serbest bırakılması tarafımızca hiçbir hukuki pencereye sığdırılamamıştır.Dosya kapsamına bakıldığında şüpheli …………………………………’ın çevresinde hasbelkader bulunanlar hakkında tutukluluğun devamına karar veriliyor iken dosya kapsamını etkileyecek, delilleri karartma ihtimali oldukça yüksek ve kaçmak için yeterli sermayesi de bulunduğu anlaşılan, kendisi, eşi ve akrabaları hakkında aynı suçlama ile defalarca kez soruşturma yapılan ……………………………’ın serbest bırakılıp, İstanbul’da veya  Ankara’da ikamet etmeyen Niğde’’de ikamet edip günlük 70 TL ücretle çalışan, bankalara kredi borcu bulunan, yalnızca dosya kapsamındaki kişilerle aynı mahallede ikamet ettiği sırada tanışıklığı  bulunan, aynı mahallede taksicilik yaparak geçimini sağlayan, Niğde iline taşındıktan ve dosya kapsamında ki kişilerle yakalandığı tarihten en son 5 ay önce iletişimi bulunan Müvekkil ……………………………………..’ın tutukluğunun devamı açıkça temelden yoksun olduğu gibi hukuka da aykırıdır.  Aynı dosya kapsamında soruşturulan müvekkil …………………………………..ın tutukluluğunun devamına karar verilmesini gerektiren deliller ile serbest bırakılan diğer şüpheli …………………………………………’ın serbest bırakılmasına sebep olan hakimliğin esas aldığı delillerin neler olduğunu kararında açıklamamıştır. Serbest bırakılan diğer Şüpheli …………………………. için açıkça tahliyenin nedenleri belirtilmediği gibi müvekkil şüpheli ………………………………….’ın neden tutukluluğunun devamına karar verildiği de nedenleri ile açıklanmamıştır.  Dosya kapsamında ki bütün ifadelerde elebaşı olduğu iddia edilen şüpheli …………………………………..’ın serbest bırakılmasına neden olan delilerin açıklanması dosyanın selameti açısından elzem olduğu gibi hakkaniyet gereğidir. Mahkemeler veyahut hakimliklerin kişinin özgürlüğünü kısıtlayıcı cezalar vermeden önce menfaat dengesini gözetmeli, kişilerin adalete ve hakkaniyete olan inançlarının devam etmelerini sağlamaları çok elzemdir. Hal böyle iken elebaşı olduğu iddia olunan kişinin serbest bırakılıp diğer şüphelilerin serbest bırakılmaması  adaletin ve hakkaniyetin ortaya çıkarılmasını akamete uğratmıştır.  Bütün dosya içeriğinde elebaşı olarak anılan …………………………………… serbest bırakılmış iken diğer şüphelilerin serbest bırakılmaması bugüne kadar savcılıkça tespit olunan bütün hususların tam tersi yönde bir  karar verilmiş olması itirazın titizlikle incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.   Dosya kapsamı incelendiğinde her delil diğer şüpheli ……………………’a çıkmaktayken Hakimlikçe verilen karara anlam vermek imkansızdır. İddia olunduğu şekli ile Milyonlarca lira paranın döndüğü bir yapılanmada Müvekkil …………………..borç harç içinde günlük 70 TL’ye çalışıp ailesini geçindirmeye çalışırken, İstanbul veya Ankara’da bulunmamasına rağmen, mahalleden tanışıklığı bulunan diğer şüphelilerle aynı dosya kapsamında tutuklanması ve halen tutukluluğunun devam ediyor olması abesle iştigaldir.   Dosya kapsamında tek tahliye olan diğer Şüpheli …………………………… hakkında diğer şüphelilere nazaran elde edilen deliller incelendiğinde şuan ki durumda Serbest bırakılması bütün soruşturma ve kovuşturma süreçlerini etkileyecek  yargılamayı sekteye uğratacaktır. 

MÜVEKKİLİN BAHSE KONU SUÇ TARİHİNDE KULLANDIĞI TELEFON NUMARASI HAKKINDA HERHANGİ BİR İLETİŞİM TESPİTİ BULUNMADIĞI GİBİ ÜZERİNE KAYITLI BULUNAN TELEFON HATLARINA AİT SUÇ UNSURUNA RASTLANMAMIŞTIR. Müvekkil ………………………’ın Emniyette alınan ifadesinde de görüldüğü üzere bahse konu tape kayıtlarında geçen numaraların hiçbiri Müvekkil şüphelinin adına kayıtlı değildir. Suçun işlendiği iddia edilen tarihlerde Müvekkil ……………………………..’ın kullanmış olduğu GSM numarası ise   0542 ………………… nolu numaradır. Bu numaraya ilişkin gerek soruşturma dosyası ve gerekse de tape kayıtlarında uyuşturucu imal ve ticareti, suçun işlenişi veya suç konusu ile ilgili hiçbir tespit yapılmış değildir.  Buna karşılık soruşturma dosyasında iletişim tespiti yapılan ” 0538 ………………”, ”0545 …………………..”, ”0534 ……………………..”, ”0541 ………………………..” ve ”0538 ………………………..” numaralı GSM hatları müvekkilin adına kayıtlı bulunmayan ve müvekkil tarafından kullanılmayan hatlardır. Müvekkil ifadesinde de belirttiği üzere bahse konu telefon numaralarını kullanmamıştır.  Bu telefon hatlarına ilişkin olarak müvekkilin İstanbul’dan Niğde iline taşındıktan sonra kullanılıp kullanılmadığına ilişkin ve bu dönemlere ilişkin iletişim tespit tutanaklarının varlığı da sorgulanmalıdır. Bu hatlara ilişkin 2020’nin 12. Ayından sonra ilgili makamca kime ait iletişim tespiti yapıldı ise bu hatların kullanıcısının da o kişi veya kişiler olması hayatın olağan akışına daha uygundur.   Müvekkil adına tek kayıtlı GSM hattının numarası 0543 …………………….. numaralı hattır. Bu numaralı hat dışında başkaca bir hat da kullanmamıştır.  Tape kaydı olarak çıkarılan iletişim tutanaklarında ne müvekkilin ismi geçmektedir ne de yapılan tape kayıtlarında belirtilen numaralar müvekkil adına aittir. Bilindiği gibi güncel yargıtay kararlarında da yalnızca iletişim tutanaklarına dayanılarak yapılan tespitlerle kişiye ceza verilemez. Nitekim Yargıtay 8.Ceza Dairesi  22.01.2009 tarih 2008/13862 E. 2009/479 K. Sayılı kararında “Sanıkların üzerine atılı suçu işlediklerine dair, savunmalarının aksine, içeriği maddi bulgularla desteklenemeyen telefon görüşmelerine dayalı iletişim kayıtları dışında cezalandırılmalarına yeter kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, sanıkların üzerlerinde ve evlerinde yapılan aramalarda herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı gözetilmelidir.” Yukarıda anlatılan sebeplerle birlikte iletişimin tespiti ve bu hususta çıkarılan tespit tutanakları ve anılan bu tedbirin uygulanabilmesi için , “klasik tedbirler” diyebileceğimiz, arama, ifade alma, el koyma ve benzeri tedbirlerin olayın araştırılması veya şüphelinin bulunduğu yerin tespit edilmesi bakımından hiçbir başarı umudu ortaya koymaması veya böyle bir umut gözükse bile, gösterilecek gayretin, elde edilecek sonuca oranla çok ağır bedel ödemeyi gerektirmesi şarttır. Oysa Müvekkilin Emniyette alınan ifadesinde belirtilen tespitlerden anlaşıldığı kadarıyla dosyada bulunan diğer şüpheliler hakkında teknik takip yapıldığı, suçun diğer şüpheliler yönünden işlendiğine ilişkin tespitler yapıldığı ancak bu aşamada halen iletişim tespitine de devam edildiği açıkça bellidir.  Bu sebeple iletişim tutanaklarının bir ceza yargılamasında hükme esas teşkil edebilmesi için bunun dışında başkaca yollarla delil elde etme imkanın bulunmaması gerekmektedir. Şüpheliye yalnızca tape kayıtlarına dayanılarak ceza verilemeyecek olması kişinin koruma tedbiri olarak tutuklu yargılanmasını gerektirmeyeceği gibi bu aşamada tutukluluktan beklenen yarar adli kontrol şartları ile de sağlanabilecektir. 

MÜVEKKİL …………………………………..’IN EVİNDE, ÜZERİNDE VEYA İŞYERİNDE HERHANGİ BİR UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE ELE GEÇMEDİĞİ GİBİ BU SUÇLARDAN ELDE EDİLDİĞİ ÖNE SÜRÜLEN PARA DA ELE GEÇMEMİŞTİR. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, devletin, bireylerin özgürlüğüne keyfî olarak müdahale etmemesini güvence altına alan temel bir haktır. Bugün demokratik toplum düzenindeki en önemli hak olarak ifade edilen kişi özgürlüğü ve güvenliği, bilinen en eski insan hakları metinlerinde dahi kendisine yer bulabilmiş köklü bir haktır. Ancak genel olarak Türk yargı sistemi içerisinde bu hakkın ihlali mesnetsiz ve temeli bulunmayan iddialarla ciddi manada yıpratılmış ve bu çerçevede İnsan Hakları Mahkemesi’nin yıllar içerisinde Türkiye aleyhine verdiği ihlal kararlarına bakıldığında ilk sırada kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının  yer aldığı görülmektedir.  Müvekkil ……………………………. dosya kapsamında yakalandığında üzerinde, evinde veya işyerinde uyuşturucu veya uyarıcı herhangi bir madde ele geçmediği gibi bunların imaline veya ticaretinin yapılmasına yarayan herhangi bir madde de ele geçmemiştir. İstanbul ve Ankara’da operasyon yapılıp başka bir ilde ikamet edip orada yaşamını sürdüren ve dosya kapsamına alınan tek kişi de müvekkildir. Müvekkilin uhdesinde ilgili suç isnadına konu maddeler ele geçirilememiş olmasına ve bu konuda yüksek yargı makamlarının lehe onlarca içtihatı  bulunmasına, somut deliller ve delilleri karartma ihtimali bulunmamasına rağmen tutukluluğuna karar verilmesi hukuka aykırı olduğu gibi pandeminin yoğun olarak devam ettiği her gün yüzlerce ölümün yaşandığı ülkemizde kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının da ihlalidir.  

YAPILAN TEKNİK TAKİP SONUCU MÜVEKKİL HAKKINDA SUÇUN İŞLENDİĞİNE İLİŞKİN HERHANGİ BİR DELİL ELDE EDİLMİŞ DEĞİLDİR. Her ne kadar iletişim tutanaklarında “…………………………….’a ait olduğu değerlendirilen” tape kayıtları savcılıkça tutukluluk talep etmeye yeter olarak görülmüş olsa da yalnızca emniyet müdürlüğünce bir kişiye ait olduğu” değerlendirilen” işlemler ile başkaca herhangi bir somut delil bulunmuyor iken  bir hukuk devletinde kişinin özgürlüğünün elinden alınması hukukun temel ilkelerine aykırıdır. Müvekkil şüpheli …………………….. İstanbul’da 2020’nin 12. Ayına kadar taksicilik yaparak hayatını idame ettirmekte ve bu işten hatırı sayılır bir gelir elde etmektedir. Aynı mahallede ikamet ettiği kişiler ve mahalle de bulunan esnaflar ile görüşüp sosyal çevresi ile ilişkiler kuruyor olması da hayatın olağan akışına uygun bir durumdur. Emniyet tutanaklarında diğer birkaç şüpheli ile sıradan fotoğrafların çekilip dosyaya dahil edilmesi, işlendiği iddia edilen suçla ilişkilendirilmesi de bu sebeple abesle iştigaldir.  

UYUŞTURUCU İMAL VE TİCARETİ SUÇUNU İŞLEYEN KİŞİNİN BU SUÇTAN YÜKSEK MEBLAĞLARDA GELİR ELDE ETMESİ BEKLENİRKEN MÜVEKKİL YAKALANMADAN KISA BİR SÜRE ÖNCE BANKADAN KREDİ ÇEKMEK ZORUNDA KALMIŞTIR.  Herkesçe de kabul edileceği üzere uyuşturucu imal ve ticareti suçunu ülkemizde ve dünyada işleyen kişi sayısının bu kadar fazla olmasının sebebi bu suçtan elde edilen gelirlerin çok yüksek olmasından kaynaklanmaktadır. Bu suçun işlenişinden elde edilen gelire sahip olmuş kişilerin başka bir iş yapmasına gerek kalmadan hayatlarını rahatça yaşayabilecekleri aşikardır. Savcılıkça müvekkilin bu suçu işlemiş olduğu iddia edilmektedir. Milyon liraların konuşulduğu bir örgüt ve bu örgütün elamanı olduğu iddia edilen müvekkilin  5.000-10.000 lira gibi meblağlar için bankalardan kredi çekmek zorunda kalması hayatın olağan akışına aykırıdır. Müvekkil hakkında Savcılık makamı tarafından isnat edilen iddialar değerlendirilirken yukarıda anlatılan hususlarında hakimliğinizce değerlendirilmesi hususu gerekmektedir.   Müvekkil Şüpheli …………………. 2020’nin 12. Ayında eşiyle evlenmelerinin akabinde İstanbul iline taşınmış ve burada eşiyle ikamet etmeye başlamıştır. Yapılan araştırmaların gösterdiği gibi suç örgütü gibi yapıların üyesi bulunan kişilerin bu örgütlerden hele ki milyon liraların kazanıldığı bu tarz yapılardan ayrılmanın çok zor olduğu, kişilerin böyle bir para tekelinden çıkıp serbest hayatta cüzi ücretlere çalışmaya başlaması olası değildir. Müvekkil yakalandığı sıralarda bir mağazada günlük 70.00 TL gibi çok cüzi bir ücrete çalışmaktadır.  Bu sebeple savcılıkça Müvekkile isnat edilen suçlar açıkça temelden yoksun ve mantık dışıdır. Kaldı ki müvekkil İstanbul’dan ayrılmasından dört buçuk ay sonra Batman ilinde iş yerinde çalışmaktayken polisler tarafından gözaltına alınmıştır.  Yukarıda anlatılan sebepler dışında Müvekkilin bakmakla yükümlü olduğu eşi, annesi ve kız kardeşi bulunmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanun’una göre tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması gerekmektedir. Bu kapsamda her ne kadar ilgili suçtan  kanun tutuklama nedeninin varsayılabileceğini  düzenlemiş olsa da hukuk devletinin gereği ve insan özgürlüğünün önemi gereği tutukluluğun gerekip gerekmediği ve ölçülü olup olmadığı ayrıca ve açıkça değerlendirilmelidir. Söz konusu değerlendirmenin yapılması evrensel hukukun bir gereğidir ve kanun tutukluluğu zorunlu tutmamış, hakime takdir hakkı tanımıştır. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda da makul şüphe ile beraber ilgili ve yeterli gerekçe olması gerektiğine işaret etmektedir. Bunun yanında Müvekkil …………………. İstanbul ilindeki evine gelen polislere, evde değil işte olması sebebiyle telefonla kendisine haber verildikten sonra kaçmamış polislerin gelip kendisini almalarını beklemiştir. Bilindiği gibi tutukluluk şartlarından bir tanesi de kaçma şüphesidir. Ancak müvekkil ………………’ın Kaçma şüphelisi olması da mümkün değildir.   Ayrıca kanun gereği tutuklama isteminde adli kontrol uygulamasının neden yetersiz kalacağı hukuki ve fiili nedenleriyle birlikte belirtilmelidir. CMK’daki koşullara uymamanın neden yetersiz kalacağı açıkça ve tüm hukuki gerekçeleriyle birlikte; ayrıca bu gerekçeleri de somut olgularla destekleyerek; olayın özelliğini de dikkate alınarak belirtilmesi gerekir. Yukarıda arz ve izah olunan tüm sebeplerle 1. Sulh Ceza Hakimliğinin Müvekkil hakkında vermiş olduğu tutukluluğun devamına ilişkin karara itiraz etme gerekliliği hasıl olmuştur. 

SONUÇ VE TALEP  :Yukarıda izah etmeye çalıştığımız ve re’sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle; Şüpheli hakkında verilen tutuklamanın gözden geçirilmesi ve tutuklamanın devamına karar verilmesine ilişkin kararın itirazen kaldırılmasına ve şüphelinin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına hakimliğiniz aksi kanaatte ise adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesini talep ederiz.07.07.2021    Şüpheli ……………………….                                                                                                                                                                                                                                                                                                      Müdafii                                                                                                                                                                                                                                                                               Minval Hukuk & Danışmanlık