- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- Türk Ceza Kanunu
- 24 Aralık 2025
TCK Madde 14
Seçimlik cezalarda soruşturma
MADDE 14- (1) 11 ve 12 nci maddelerde belirtilen hallerde, soruşturma konusu suçun yer aldığı kanun maddesinde hapis cezası ile adli para cezasından birinin uygulanması seçimlik sayılmış ise soruşturma veya kovuşturma açılmaz.
Sayfa İçeriği
TCK Madde 14 Gerekçesi
TCK’nın 14. Maddesi 11 ve 12 nci maddelerde suçun hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektirmesi bir soruşturma koşulu olarak gösterilmiştir. Hapis ve adli para cezasından birinin uygulanması hâkimin takdirine bağlı bulunan seçimlik cezalı fiiller, genellikle vehamet arzetmeyen suçlardan olduklarından, yabancı ülkede işlenmeleri hâlinde soruşturma veya kovuşturma koşulunun gerçekleşmemiş sayılacağı maddede belirtilmiştir.
TCK Madde 14 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2012/11552 K. 2013/14659 T. 08.04.2013
Esas : 2012/11552
Karar : 2013/14659
Karar Tarihi :08.04.2013
HÜKÜM: Sanığın mahkumiyetine dair Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü; “Adlî para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az olamayacağına” ilişkin 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nin 61/9. maddesinde öngörülen düzenlemenin suç tarihinde yürürlükte bulunmaması nedeniyle tebliğnamedeki 1 nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1) Sanığın eşini bıçakla yaralama eylemi nedeniyle sanığa verilen cezanın 86/3. maddeye göre ancak bir kez artırılabileceği, bu durumun temel cezanın belirlenmesi sırasında alt sınırdan ayrılma nedeni yapılabileceği gözetilmeden, TCK’nin 86/2. maddesine göre uygulama yapıldıktan sonra 86/3-a ve 86/3-e maddesi uyarınca cezanın iki defa tekrar arttırılması suretiyle fazla ceza tayini, 2) Sanık ile müşteki arasındaki tartışmada, müştekinin de sanığın yüzüne sigara atarak yaralaması karşısında, sanık lehine haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması, 3) Kabule göre de; iddianamede 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinin uygulanması istendiği halde, 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeden, anılan madde uygulanmayarak, yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sanığın CMUK’un 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 08.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2020/27147 K. 2022/24722 T. 07.12.2022 4. Ceza Dairesi 2020/27147 E. , 2022/24722 K.
Esas : 2020/27147
Karar : 2022/24722
Karar Tarihi:07.12.2022
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
1-Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Sanığın, katılana yönelik sarf ettiği kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerinin, muhatabının onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle müştekilere yönelik hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi,
2-Kısmi kabule göre de:
a)6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik CMK’nın 253/1. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (b) bendi uyarınca, TCK’nın 106/1-1 maddesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmakla, TCK’nın 2 ve 7. maddeleri de gözetilip, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b)Bir önceki bentte belirtilen bozma nedeni uyarınca taraflar arasında uzlaştırma sağlanamaması halinde, 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK’ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK’nın 251/1 maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38. maddesi ile TCK’nın 7 ve CMK’nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
c)Seçimlik ceza içeren hakaret suçunda, temel ceza olarak tekerrüre esas sabıkası bulunması nedeniyle sanık hakkında hapis cezasına hükmolunduktan sonra bu cezanın adli para cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeyerek, TCK’nın 50/2. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca sanıklar hakkında cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 07/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

