- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- Türk Ceza Kanunu
- 24 Aralık 2025
TCK Madde 15
Soruşturma koşulu olan cezanın hesaplanması
MADDE 15- (1) Miktarının soruşturma koşulu oluşturduğu hallerde ceza, soruşturma evresinde ileri sürülen kanuni ağırlaştırıcı nedenlerin aşağı sınırı ve kanuni hafifletici nedenlerin yukarı sınırı göz önünde bulundurularak hesaplanır.
Sayfa İçeriği
TCK Madde 15 Gerekçesi
TCK madde 15 ceza miktarının soruşturma koşulunu oluşturduğu hâllerde, suçun ilgili olduğu kanun maddesindeki cezaya mı, yoksa iddia çerçevesinde kanunî ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler de göz önüne alınmak suretiyle bulunacak olan cezaya mı itibar edileceği hususuna açıklık getirilmesinde uygulama bakımından yarar bulunduğu düşünülmüş ve bu gibi hâllerde, soruşturma aşamasında ileri sürülen kanunî ağırlaştırıcı nedenlerin aşağı sınırı ile kanunî hafifletici nedenlerin yukarı sınırı göz önüne alınmak suretiyle soruşturmaya esas oluşturacak cezanın hesaplanacağı belirtilmiştir.
TCK Madde 15 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 09.03.2023 T. 2022/6920 E. 2023/1398 K.
11.Ceza Dairesi
Esas : 2022/6920
Karar : 2023/1398
Karar Tarihi :09.03.2023
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
- HUKUKÎ SÜREÇ
- … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.01.2013 tarihli ve 2010/552 Esas, 2013/23 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanığın denetim süresi içerisinde 16.09.2014 tarihinde işlemiş olduğu dolandırıcılık suçu nedeniyle hükmün açıklanması için ihbarda bulunulması üzerine, … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.11.2015 tarihli ve 2015/433 Esas, 2015/632 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanarak sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 15 inci maddesinin birinci inci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
- … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.11.2015 tarihli ve 2015/433 Esas, 2015/632 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 30.11.2017 tarihli ve 2017/23923 Esas, 2017/25513 Karar sayılı kararı ile 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereğinin yapılması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
- … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.06.2018 tarihli ve 2017/921 Esas, 2018/495 Karar sayılı kararı ile uzlaşma sağlanamadığından sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
- … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.06.2018 tarihli ve 2017/921 Esas, 2018/495 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 08.06.2020 tarihli ve 2018/7751 Esas, 2020/4976 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına esas alınan ihbara konu … 47. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.06.2015 tarihli ve 2014/1153 Esas, 2015/605 Karar sayılı kararında sanık hakkında dolandırıcılık suçundan hüküm kurulduğu ve dolandırıcılık suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamında kalması ve 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın yeniden değerlendirilmesi gerektiğinden akıbetinin araştırılıp hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
- Bozma üzerine, … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2020/251 Esas, 2021/205 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
- Sanığın denetim süresi içerisinde 29.04.2013 tarihinde işlemiş olduğu dolandırıcılık suçu nedeniyle … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/980 Esas ve 2018/464 Karar sayılı kararına istinaden ihbarda bulunulması üzerine, … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.02.2022 tarihli ve 2021/581 Esas, 2022/38 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanarak sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci inci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
- TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; hapis cezasının alt sınırdan belirlenmesine rağmen adli para cezası tayin edilirken teşdit uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.
III. GEREKÇE
- Sanık hakkında dolandırıcılık suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, 24.01.2013 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın gıyabında verilen bu kararın, sanığın bilinen en son adresine 19.02.2013 tarihinde tebliği yapılmış ise de; UYAP sisteminden yapılan incelemede sanığın tebliğ tarihinde Maltepe 2 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü bulunduğunun anlaşılması karşısında; ceza infaz kurumunda tebliğ yapılmak yerine bilinen en son adresinde tebliğ yapılmasının usulsüz olduğu, sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği, kararın kesinleşmemesi nedeniyle denetim süresinin başlamadığı ve denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlendiğinden bahisle hükmün açıklanma koşullarının bulunmadığı, dava zamanaşımının durmasının ve kesilmesinin de söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.
- Dava zamanaşımının, uzlaştırma nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 253/21 inci maddesi uyarınca durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 157 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve suç tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
- KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.02.2022 tarihli ve 2021/582 Esas, 2022/38 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.03.2023 tarihinde karar verildi.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 10.11.2015 T. 2015/16379 E. 2015/20405 K. 2. CEZA DAİRESİ
Esas : 2015/16379
Karar : 2015/20405
Karar Tarihi :10.11.2015
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 10.11.2015 T. 2015/16379 E. 2015/20405 K.
Dava ve Karar: Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
TCK’nın 142/1b, 116/2 ve 15/1. maddeleri uyarınca hakkında dava açılan sanığın, 13/11/2012 tarih ve 498 – 1118 sayılı karar ile hırsızlık suçundan mahkumiyetine karar verildiği ancak işyeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından hüküm kurulmasının unutulduğu, bunun üzerine 28/11/2012 tarih ve 498 – 1118 sayılı karar ile bu kez duruşma açılmadan ek karar ile işyeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından hüküm kurulduğu, hükmü temyiz eden sanık müdafiinin, 25/12/2012 tarihinde tebliğ edilen 28/11/2012 tarih ve 498 – 1118 sayılı ek karara ilişkin 02/01/2013 tarihinde faks ile gönderdiği temyiz dilekçesinde hakim havalesinin bulunmadığı ve bu nedenle temyiz isteminin süresinde olup olmadığının belirlenememesi nedeniyle 02/01/2013 tarihli faks ile gönderilen ek karara yönelik temyiz dilekçesinin havale veya kayıt tarihinin sorulduğu, İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/07/2015 tarihli üst yazısı ile verilen cevapta 02/01/2013 tarihli temyiz dilekçesinin havale edilmediğinin ve dilekçeye ilişkin defter ya da UYAP kaydının da bulunmadığının bildirildiği ve bu itibarla sanık lehine yorum yapılarak ek karara ilişkin temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanığın adli sicil kaydında yer alan İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/03/2007 gün ve 28- 111 sayılı kararının tekerrüre esas olduğu halde, TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Sanık hakkında hırsızlık suçundan dolayı dava açılırken iddianamede 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinin uygulanması istenilmediği halde ek savunma hakkı verilmeden uygulanmasına karar verilmesi suretiyle, CMK’nın 226. maddesine muhalefet edilmesi,
2- Sanık hakkında hırsızlık, işyeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından kamu davası açıldığı halde, 13/11/2012 tarihinde verilen ilk hükümde hırsızlık suçundan hüküm kurulduğu, işyeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından ise hüküm kurulmasının unutulduğu, mahkemenin yeniden duruşma açarak işyeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından bir karar vermesi gerekirken, işyeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından dolayı duruşma açılmadan 25/11/2012 tarihinde yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 2 numaralı bozma yönünden sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10.11.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

