- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- Türk Ceza Kanunu
- 29 Aralık 2025
TCK Madde 31
Yaş küçüklüğü
MADDE 31– (1) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.
(DEĞİŞİK FIKRA RGT: 08.07.2005 RG NO: 25869 KANUN NO: 5377/5) (KOD 1)
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan onbir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz.
(DEĞİŞİK FIKRA RGT: 08.07.2005 RG NO: 25869 KANUN NO: 5377/5) (KOD 1)
(3) Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde onsekiz yıldan yirmidört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası oniki yıldan fazla olamaz.
Sayfa İçeriği
TCK Madde 31 Gerekçesi
Tck madde 31 Kişinin, fiziksel gelişimine paralel olarak, toplumun değer yargılarını, bunların anlam ve içeriğini algılama yeteneği gelişmektedir. Yine bu gelişim sürecinde algılama yeteneğinin yanı sıra, ayrıca toplumdaki ölçü davranış kurallarının gerekleri doğrultusunda hareketlerini yönlendirebilme (irade) yeteneği de gelişmektedir.
Suç oluşturan fiili işlediği sırada henüz on iki yaşını bitirmemiş olan çocukların ceza sorumluluğu bulunmamaktadır. Fiili işlediği sırada henüz on iki yaşını bitirmemiş olması, çocuk açısından kusurluluğu mutlak surette ortadan kaldıran bir neden olarak kabul edilmiştir.
İzlenen suç ve ceza politikasının gereği olarak, bu gruba giren yaş küçüklerinin ceza sorumluluğunun olmadığı normatif olarak kabul edilmiştir. Çünkü, bu çocuklar hakkında ceza yaptırımının uygulanması, cezanın özel önleme ve yeniden topluma kazandırma işlevi bakımından tamamen ters etki gösterecektir. Hatta, bu çocuklarla ilgili olarak ceza kovuşturmasına ilişkin işlemlerin yapılması, psikolojik gelişimleri üzerinde olumsuz etkiler meydana getirebilmektedir. Bu nedenle, suç yoluna sürüklenmiş olan bu çocuklarla ilgili olarak, sadece koruyucu ve eğitici nitelikte olan güvenlik tedbirlerine başvurulabilir.
Çocukluktan gençliğe geçiş sürecinde bulunan on iki yaşını doldurmuş ve fakat henüz on beş yaşını tamamlamamış kişiler, genellikle işlediği fiilin bir haksızlık oluşturduğunun bilincinde olmakla beraber, bazı durumlarda fiili işlemekten kendini alıkoyamamakta ve bazı davranışlar açısından iradesine yeterince hâkim olamamaktadır. Bu nedenle, suç oluşturan bir fiili işlediği sırada on iki yaşını bitirmiş olup da henüz on beş yaşını bitirmemiş olan kişilerin, işlediği suç açısından davranışlarını yönlendirebilme yeteneğine sahip olduğunun belirlenmesi hâlinde, ceza sorumluluğunun olduğu kabul edilmiştir.
Bu grup yaş küçüklerinin ceza sorumluluğunun olup olmadığı, çocuk hâkimi tarafından tespit edilir. Ancak, bu belirlemeden önce, yaş küçüğünün içinde bulunduğu aile koşulları, sosyal ve ekonomik koşullar ile psikolojik ve eğitim durumu hakkında uzman kişilerce rapor hazırlanması istenir. Çocuk hâkimi, hazırlanan bu raporları, ceza sorumluluğunun belirlenmesiyle ilgili olarak yapacağı değerlendirmede dikkate alır.
Kusur yeteneği bulunmayan yaş küçüğü hakkında ceza tertibine yer olmadığına karar verilir. Ancak, bu kişiler hakkında koruyucu, eğitici ve yeniden topluma kazandırıcı nitelikte güvenlik tedbirlerine hükmedilir.
Çocuk hâkimi, işlediği suç açısından ceza sorumluluğunun olduğunu kabul ettiği yaş küçüğü hakkında ise kural olarak indirilmiş cezaya hükmedecektir.
Fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmuş ve fakat henüz on sekiz yaşını tamamlamamış gençler, normal koşullarda, gerçekleştirdikleri davranışların hukukî anlam ve sonuçlarını kavrama yeteneğine sahip olmakla birlikte; bu kişilerin, davranışlarını yönlendirme yetenekleri yeterince gelişmemiş olabilmektedir. Bu nedenle, suç yoluna girmiş olan gençlerin, işledikleri suçlar bağlamında irade yeteneğinin zayıf olduğu normatif olarak kabul edilmiştir. Azalmış kusur yeteneğine sahip bulunan gençler hakkında kural olarak indirilmiş cezaya hükmedilir.
TCK Madde 31 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2015/5899 K. 2015/6448 T. 28.12.2015
Esas:2015/5899
Karar:2015/6448
Karar Tarihi:28.12.2015
1-) Hükümlü Y.. S.. hakkındaki dosya içeriğinden; 08.05.1997 doğumlu olan hükümlünün, 01.11.2011 tarihinde çocuk maktul B.. K..’u kasten öldürme suçundan Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2013 gün, 2012/90 esas ve 2013/311 sayılı kararı ile TCK’nun 82/1-e, 29, 31/2. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hakkında verilen bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmış olup, bu kararın kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 16.10.2015 gün ve 94660652-105-25-11191-2015-21002/67090 sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.11.2015 tarihli ve 2015/349710 sayılı tebliğnamesi ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmıştır.
2- ) Kanun yararına bozma isteminin kapsamı; 5237 sayılı TCK’nun 31/2-son maddesindeki “…bu halde her fiil için verilecek hapis cezası 7 yıldan fazla olamaz” hükmü göz ardı edilerek sonuç olarak 7 yıl hapis cezası yerine sanığın aleyhine olacak şekilde 10 yıl hapis cezasına hükmedilmesinin doğru olmadığına ilişkindir.
3- ) Hukuksal değerlendirme; 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesine göre; temyiz incelemesi yapılmaksızın kesinleşen karar veya hükümlere karşı “kanun yararına bozma” isteminde bulunulabileceği öngörülmüştür. Aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendinde ise “hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder” 5237 sayılı TCK’nun 31/2. maddesine göre; “Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir. Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması halinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı halinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde on iki yıldan on beş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan on bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu halde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz”.
Şeklindeki yasal düzenlemelere göre kanun yararına bozma isteminin konusu somut olay değerlendirildiğinde, 5237 sayılı TCK’nun 82/1-e, 29, 31/2. maddeleri uyarınca yapılan uygulama sonucunda verilen 10 yıl hapis cezasının 31/2-son maddesi uyarınca 7 yıla indirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı olup, kararının bu nedenle CMK’nun 309. maddesi uyarınca Kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4-) Sonuç ve Karar; Açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi yerinde görüldüğünden, Erzurum l. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2013 gün, 2012/90 esas ve 2013/311 sayılı kararının CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bozma nedeni yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMK’nun 309/4-d maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasında TCK’nun 82/1-e, 29, 31/2. maddeleri uyarınca yapılan uygulamadan sonra gelmek üzere “TCK’nun 31/2. madde son cümlesi gereğince sanığa verilebilecek ceza 7 yıldan fazla olamayacağından sanığın 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin hüküm fıkrasına eklenmesine, karardaki diğer hususların aynen korunmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 17. Ceza Dairesi, E. 2019/12013 K. 2019/15713 T. 10.12.2019 17. Ceza Dairesi 2019/12013 E. , 2019/15713 K.
Esas:2019/12013
Karar:2019/15713
Karar Tarihi:10.12.2019
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM Ceza verilmesine yer olmadığı
Yerel mahkemece suça sürüklenen çocuklar hakkında hırsızlık suçundan verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-5237 sayılı TCK’nin 31/2. maddesinde yer alan “Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.” şeklindeki yasal düzenlemeden, suçun sabit görülmesi durumunda ceza verilmeyeceği, ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacağı anlaşılmalıdır.
Buna göre, yerel mahkemece suça sürüklenen çocukların üzerine atılı suçu işleyip işlemedikleri hususu tartışılmadan 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocukların üzerlerine atılı suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin yeterince gelişmediğinden bahisle suça sürüklenen çocuklar hakkında doğrudan 5271 sayılı TCK’nin 223/3-a maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi,
Kabule göre de;
2-Ceza ehliyeti bulunmadığı kabul edilen suça sürüklenen çocuklar hakkında, TCK’nin 31/2. maddesi uyarınca ”Çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine” hükmedilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz nedeni bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 10/12/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

