- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- Türk Ceza Kanunu
- 28 Aralık 2025
TCK Madde 30
Hata
MADDE 30– (1) Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır.
(2) Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
(3) Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
(EKLENMİŞ FIKRA RGT: 08.07.2005 RG NO: 25869 KANUN NO: 5377/4)
(4) İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz.
Sayfa İçeriği
TCK Madde 30 Gerekçesi
Madde metninde çeşitli hata hâlleri düzenlenmiştir.
Birinci fıkrada suçun maddî unsurlarında hataya ilişkin hükme yer verilmiştir. Kast, suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik veya yanlış bilgi sahibi olunması durumu ise, maddî unsurlarda hata olarak adlandırılır. Böyle bir hata kastın varlığına engel olur. Örneğin, kişi vestiyerden kendisininki zannederek başkasının paltosunu alır. Keza, kişi gece karanlığında vahşi bir hayvan zannıyla hareketli bir cisme ateş eder. Ancak, gerçekte bu hareket eden cisim bir insandır ve dolayısıyla; bu insan ölür veya yaralanır. Örnek olarak verilen bu olaylarda failin bilgisi gerçeğe uysaydı; işlediği fiil haksızlık teşkil etmeyecekti. Bu nedenle hata hâlinde kasten işlenmiş bir suçtan söz etmek mümkün değildir.
Fıkrada ayrıca, maddî unsurlarda hata hâlinde, taksirle sorumluluğa ilişkin hükme yer verilmiştir. Buna göre, meydana gelen neticeye ilişkin olarak gerekli dikkat ve özen gösterilmiş olsaydı böyle bir netice ile karşılaşılmazdı şeklinde bir yargıya ulaşılabiliyorsa; taksirle işlenmiş bir suç söz konusu olur. Ancak bu durumda neticenin taksirle gerçekleştirilmesinin kanunda suç olarak tanımlanmış olması gerekir. Bu nedenle, kendisinin sanarak başkasının çantasını alan kişinin yanılgısında taksirin varlığı kabul edilse bile; kanunda hırsızlık fiilinin ancak yararlanma kasdıyla işlenebileceği belirtildiği için; böyle bir olay dolayısıyla ceza sorumluluğu doğmayacaktır. Buna karşılık, av hayvanı zannederek gerçekte bir insana ateş edip onun ölümüne neden olan kişinin bu hatasında taksiri varsa, adam öldürme kanunda taksirle işlenen bir suç olarak da tanımlandığı için, böyle bir olayda fail, taksirle adam öldürme suçundan dolayı sorumlu tutulacaktır.
Kastın varlığına engel olan hata, suçun sadece temel şekline ilişkin unsurlar hakkında değil, aynı zamanda failin daha ağır veya hafif ceza ile cezalandırılmasını gerektiren nitelikli unsurları bakımından da ortaya çıkabilir. İkinci fıkra ile kişinin, suçun nitelikli unsurlarına ilişkin hatasından yaralanması öngörülmüştür.
Hükümet Tasarısının 23 üncü maddesinin birinci fıkrasında 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesinde düzenlemeye paralel olarak şahısta hata ve hedefte sapma hâli düzenlenmiştir.
“Şahısta hata” aslında bir ve ikinci fıkra hükümleri bağlamında düşünülmesi gereken bir durum olduğu için, bu hususa ilişkin ayrı bir hükme yer verilmesi gereksiz görülmüştür.
Keza, hedefte sapma hâli ile ilgili olarak bu madde kapsamında düzenleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Çünkü hedefte sapma hâlinde bir hata söz konusu değildir. Bu durumda suçların içtimaı hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gereken bir sorun söz konusudur. Nitekim, uygulamada da hedefte sapma, suçların içtimaı ve özellikle fikri içtima bağlamında ele alınmaktadır.
Hükümet Tasarısının 23 üncü maddesinin 3 üncü fıkra veya bendinde düzenlenen “hukuka uygunluk nedenlerinde hata” ile ilgili hüküm, bölüm başlığına paralel olarak değiştirilmiştir. Madde metnindeki “hukuka uygunluk nedenleri” yerine, “ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler” ibaresi konulmuştur. Somut olayda söz konusu nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanabilecektir. Ancak, bunun için hatanın kaçınılmaz olması gerekir. Hatanın kaçınılabilir olması durumunda ise, kişi işlediği fiilden dolayı sorumlu tutulacak ve fakat bu hata, temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulacaktır.
TCK Madde 30 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2011/5169 K. 2012/9295 T. 02.10.2012
Esas:2011/5169
Karar:2012/9295
Karar Tarihi:02.10.2012
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’ün yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.09.2007 gün ve 2006/246 Esas, 2007/320 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Gerekçeli karar başlığında, suç tarihinin 10.06.2006 yerine 11.06.2006 olarak yanlış yazılması, mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edildiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan sanık müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 02.10.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2022/4025 K. 2023/8540 T. 07.11.2023 8. Ceza Dairesi 2022/4025 E. , 2023/8540 K.
Esas:2022/4025
Karar:2023/8540
Karar Tarihi:07.11.2023
SUÇLAR: Korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme
HÜKÜMLER: Ceza verilmesine yer olmadığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
- HUKUKÎ SÜREÇ
1.Turhal Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 23.11.2020 tarihli iddianamesi ile sanıkların korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçundan cezalandırılmaları talebi ile dava açılmıştır.
- Turhal 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.03.2021 tarihli kararı ile sanıklar hakkında korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçundan beraatlerine karar verilmiştir.
- İlgili kararın Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 27.10.2021 tarihli kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik olarak; ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak ”…kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 30/4 ve 5271 sayılı Kanun’un 223/3-d maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, taşıma ruhsatlı tabancalarının müsaderesine,…” karar verilmiştir.
- TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2.Sanıklar müdafiinin temyiz istemi, mahkumiyete yeter delil olmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
- İlk Derece Mahkemesinin kabulü
Sanıkların kamuya açık ve herhangi bir önlem alınmamış olan bölgede silahla ateş ettikleri iddiasıyla açılan dava da olayın gündüz saatinde gerçekleşmesi, keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporlarında atış alanına yakın mesafede ikamet eden şahıslarda korku, panik yaratacak tarzda silah sesinin duyulamayacağının tespiti ve sanıkların savunmaları bir bütün olarak değerlendirilerek suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanıkların beraatine karar verilmiştir.
- Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü
1.Keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporlarında; sanıkların tabanca ile ateş ettiklerini belirttikleri noktaya 188,31 metre mesafede kamuya ait bina, hayvan barınağı ve garajın bulunduğu, aynı yere 137,16 metre mesafede inşaat halinde tek katlı yapının, 336 metre mesafede binaların ve tarım arazilerinin bulunduğu, 600 metre mesafesinde ise Kırıkkale Tokat karayolunun bulunduğu tespit edilmiştir.
- Turhal İlçe Emniyet Müdürlüğünün yazısından anlaşıldığı üzere; açık hava atış alanının her yıl belirlenen tarihler için gerekli “Kaymakamlık Oluru” alındıktan sonra, vatandaşın can ve mal güvenliği için atış alanı bölgesine yaklaşmamaları konusunda belediye marifetiyle halkın duyabileceği şekilde anonslar yapılarak ve her türlü güvenlik ve sağlık önlemleri alınmak suretiyle emniyet personeline atış eğitimi verilmek üzere geçici olarak kullanıldığı, atış eğitiminin yapıldığı zamanlar dışında bu bölgenin kamuya açık alan olduğu anlaşılmıştır.
- Sanıklar tarafından atış yapılırken herhangi bir güvenlik tedbirinin alınmadığı ve halka uyarı mahiyetinde söz konusu alanda atış eğitimi verileceğinin ilan edilmediği bir dönemde giderek ateş etmelerinin kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak ve kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek mahiyette olduğu, bu nedenle somut olayda yüklenen suçun maddi unsurlarının oluştuğu ancak sanığın, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düştüğü gerekçesiyle sanıklar hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ve taşıma ruhsatlı tabancalarının müsaderesine karar verilmiştir.
- GEREKÇE
- 5237 sayılı Kanun’un ”Hata” başlıklı 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında;
”İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz.” şeklinde düzenlemeye yer verildiği, yani sanığın kusurlu ve sorumlu tutulabilmesi için, bu fiilin bir haksızlık oluşturduğunu bilmesinin gerektiği, buna göre failin, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmesi halinde eyleminin hukuka aykırı olmadığı ve bu yanılgısının içinde bulunduğu şartlar bakımından kaçınılmaz nitelikte olması halinde artık cezalandırılmaması gerektiği anlaşılmaktadır.
- Açık hava atış alanı girişine ve çevresine bu alana girmenin ve ateş etmenin yasak olduğu yönünde uyarı ve ikaz tabelalarının konulmadığı, bu durumun da sanıklarda bu alanda silahla ateş etmenin yasak olmadığı kanısının oluşmasına, yâni işledikleri fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşmelerine yol açtığı anlaşıldığından Cumhuriyet savcısının ve sanıklar müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş ve sanıklar hakkında ceza verilmesine yer olmadığı yönünde verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
- KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 27.10.2021 tarihli kararında Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Turhal 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2023 tarihinde karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

