
- Av. Rüştü Ufuk Baranoğlu
- Türk Ceza Kanunu
- 14 Aralık 2025
TCK Madde 5
Kanunun bağlayıcılığı
MADDE 5- (1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.
Sayfa İçeriği
TCK Madde 5 Gerekçesi
TCK’nın 5. maddesi özel ceza kanunlarında ve ceza içeren kanunlarda suç tanımlarına yer verilmesinin yanı sıra, çoğu zaman örneğin teşebbüs, iştirak ve içtima gibi konularda da bu Kanunda benimsenen ilkelerle çelişen hükümlere yer verilmektedir. Böylece, ceza kanununda benimsenen genel kurallara aykırı uygulamaların yolu açılmakta ve temel ilkeler dolanılmaktadır. Tüm bu sakıncaların önüne geçebilmek bakımından, ayrıca hukuk uygulamasında birliği sağlamak ve hukuk güvenliğini sağlamak için; diğer kanunlarda sadece özel suç tanımlarına yer verilmesi ve bu suçlarla ilgili yaptırımların belirlenmesi ile yetinilmelidir. Buna karşılık, suç ve yaptırımlarla ilgili olarak bu kanunda belirlenen genel ilkelerin, özel kanunlarda tanımlanan suçlar açısından da uygulanmasının temin edilmesi gerekmektedir. Aksi yöndeki düzenlemelerin hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine aykırılık oluşturması nedeniyle Hükümet Tasarısındaki madde metni değiştirilmiştir.
TCK Madde 5 Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 12.01.2021 T. 2020/8331 E. 2021/25 K. 9. CEZA DAİRESİ
Esas : 2020/8331
Karar : 2021/25
Karar Tarihi :12.01.2021
Dava ve Karar: Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında görevi kötüye kullanma, sanık … hakkında görevi ihmal suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
a)1136 sayılı Kanunun 35/1 ve 35/A maddelerinde yazılı ve münhasıran avukatlar tarafından yapılabilecek iş ve işlemler ile uzlaştırma işlemi ve Barolar ile Türkiye Barolar Birliğinin organlarında ifa ettikleri görevleri yönünden avukatların kamu görevlisi olduklarında kuşku bulunmadığı, 5237 sayılı TCK’nın 5. maddesinin 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe girmiş olması nedeniyle anılan Kanunun genel hükümlerine aykırı olan sınırlayıcı nitelikteki Avukatlık Yasasının 62. maddesinin özel nitelikteki görevi kötüye kullanma suçları açısından zımnen ilga edilmiş sayılmasının gerektiği ve TCK’nın 247. maddesine göre zimmete geçirilen malın devlete veya özel kişilere ait olmasının suçun oluşması bakımından öneminin bulunmadığı da nazara alındığında; suç tarihinde Hatay Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, katılanın alacaklarını tahsil etmek üzere 26/02/2009 tarihli vekaletname ile vekilliğini üstlendiği, Hatay Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 16/11/2009 tarihli 2009/365 Karar sayılı kararı ile lehine hükmedilen 520 TL asıl alacak ile ferileri için Hatay 4. İcra Müdürlüğü’nün 2010/8981 Esas sayılı dosyasında sanıklar tarafından başlatılan icra takibi neticesinde 02/06/2010 günü sanık … tarafından tahsil edilen 754,50 TL’nin sanık …’in savunması ile tanıklar … ile …’un beyanlarına göre sanık …’e teslim edildiği halde, bahse konu parayı katılana vermeyip uhdelerinde tutması şeklinde sübut bulan eylemlerin zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının her bir sanık yönünden karar yerinde tartışılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal Kararının Resmi Gazete’nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle sanık … hakkında TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
c) 28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Yasanın 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak sanık … hakkında infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,
d) Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-e maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesi gereğince hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık … müdafii ile sanık …’ün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA, 12/01/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 08.03.2018 T. 2017/922 E. 2018/2644 K. 12. Ceza Dairesi
Esas : 2017/922
Karar : 2018/2644
Karar Tarihi :08.03.2018
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan İstanbul 68. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/20 Esas, 2014/27 Karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin, 5237 sayılı TCK’nın 106/1. maddesinde düzenlenen tehdit suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra, 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 106/1. maddesinde tanımı yapılan tehdit suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 254. maddesi uyarınca, aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri ilgili mahkemece yerine getirildikten sonra, sanık hakkında bahsedilen ilam esas alınarak TCK’nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekmekte ise de;
Sanığın adli sicil kaydındaki Çifteler Sulh Ceza Mahkemesinin 13/12/2012 tarihli ve 2009/106 Esas, 2012/108 Karar sayılı ilamı ile konut dokunulmazlığının ihlali suçundan TCK’nın 116/1, 51/1 maddeleri uyarınca hükmedilen 5 ay hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün, mahkemece tekerrüre esas alınıp, yukarıda sözü edilen ilamdan sonraki en lehe hüküm olduğunun dikkate alınmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün dördüncü bendinin hükümden çıkarılarak yerine, “Sanığın, Çifteler Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/106 Esas, 2012/108 Karar sayılı, 24/01/2013 kesinleşme tarihli ilamı ile mükerrir olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında verilen cezanın TCK’nın 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, hükmün infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08/03/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Hukuk Fakültesi eğitimi tamamladıktan sonra eğitim hayatına Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim dalında yüksek lisans çalışmalarında bulunmuştur. Hukuk Eğitimini tamamlamasının ardından Ankara Barosunda staj eğitimini tamamlamış. Staj eğitimin bitişinin ardından Ankara’da Kurucu Ortağı olduğu Minval Hukuk ve Danışmanlık Bürosunu kurmuş ve mesleğini icra etmektedir. Ayrıca Yetkin Yayınlarından yayınlanmış ”Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı mevcuttur.

