Uluslararası ticaretin ve kişisel ilişkilerin artmasıyla birlikte, bir ülkede verilmiş olan mahkeme kararlarının başka bir ülkede geçerliliği büyük bir hukuki önem taşımaktadır. Türk hukuku, bu yabancı kararların ulusal alanda hukuki sonuç doğurabilmesi için özel bir prosedür öngörmüştür: yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi davası. Bu süreç, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) ile sıkı kurallara bağlanmıştır. Bu makalemizde, yabancı kararların Türkiye’de nasıl uygulanabilir hale geldiğini, bu sürecin temelini oluşturan tanıma ve tenfiz kavramlarını, aranan şartları ve dava usulünü detaylıca incelenmiştir:

Tanıma ve Tenfiz Kararı Ne Demek?

Tanıma ve Tenfiz Kararı Ne Demek? sorusu, yabancı bir mahkeme ilâmının Türkiye Cumhuriyeti’nde hangi hukuki statüyü kazanacağını belirleyen iki temel süreci ifade eder.

TANIMA (RECONNAİSSANCE), yabancı mahkeme kararının Türk mahkemesince incelenerek, o kararın Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil gücüne sahip olduğunun kabul edilmesidir. Bir başka deyişle, tanıma kararı, yabancı ilâmın bir hukuki durumu tespit ettiğini veya değiştirdiğini (örneğin boşanma, nesebin tespiti gibi inşai veya tespit hükümlerini) tescil eder. Tanınan bir karar, Türkiye’de resmi işlemler (örneğin nüfus kayıtlarında değişiklik) için kullanılabilir, ancak doğrudan icra ve cebri takibat başlatma yetkisi vermez. Yabancı mahkeme kararının tanınması ile yabancı kararın içeriği Türk hukuk düzeni için bağlayıcı hale gelir.

TENFİZ (EXEQUATUR) ise, yabancı mahkeme ilâmının Türkiye’de icra edilebilir hale getirilmesi işlemidir. Tenfiz kararı, yabancı ilâmda yer alan bir eda hükmünün (bir şey yapmaya, vermeye veya yapmamaya hükmeden kararlar, örneğin para ödeme borcu, tahliye kararı vb.) Türk İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre zorla uygulanabilmesini sağlar. Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi sürecinde, tenfiz, kararın sadece hukuki varlığını değil, aynı zamanda fiili olarak uygulanabilme gücünü de Türkiye’ye taşır. Dolayısıyla, bir para alacağını tahsil etmek veya bir gayrimenkulün teslimini sağlamak için tenfiz davası açılması zorunludur.

Özetle, yabancı mahkeme kararı icrai bir sonuç doğuracaksa tenfiz, sadece hukuki bir durumu (statüyü) değiştirecek veya tespit edecekse tanıma yoluna gidilir. Her iki süreç de, Türk mahkemelerince MÖHUK’ta belirtilen şartlar dahilinde ve kesinlikle yabancı kararın esası (maddi hukuku) incelenmeksizin (revizyon yasağına uyularak) yürütülür.



Tenfiz Şartları Nelerdir?

Yabancı bir mahkeme kararının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde cebri icra gücü kazanabilmesi, yani hukukumuzda uygulanabilir hale gelebilmesi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) tarafından belirlenen katı ve ayrılmaz koşulların varlığına bağlıdır. Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi şartlarının en can alıcı bölümünü oluşturan bu koşullar, kararın usulî geçerliliğini ve Türk kamu düzeniyle uyumunu sağlamayı amaçlar.

Bu şartlar, yabancı kararın Türk hukuk sistemine dahil edilmeden önce tabi tutulduğu iki aşamalı hukuki denetim sürecini yansıtır: Ön Koşullar (Usulî Şartlar) ve Esas Koşullar (MÖHUK m. 54’te Yer Alan Denetim Şartları).

  1. Ön Koşullar (MÖHUK m. 50, 52, 53)
  2. MAHKEME KARARI OLMA VE KESİNLEŞME: İcra edilmesi talep edilen yabancı ilâm, yabancı bir mahkeme tarafından hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş olmalı ve verildiği devletin kanunlarına göre kesinleşmiş bulunmalıdır (MÖHUK m. 50). Bu, en temel usulî şarttır. Kesinleşme, karara karşı o ülke hukukunda başkaca bir olağan kanun yolunun kalmadığını gösterir.
  3. HUKUKİ YARAR: Hükmün tenfiz edilmesinde hukuki yararı bulunan herkes talepte bulunabilir (MÖHUK m. 52). Talep eden tarafın, yabancı kararın Türkiye’de icra edilmesinde korunmaya değer meşru bir menfaati olmalıdır.
  4.     USULÜNE UYGUN BAŞVURU VE BELGELER: Başvuru, MÖHUK m. 53’te belirtilen usul ve belgelerle yapılmalı olup bu belgeler şunlardır;
  5. yabancı ilâmın usulüne göre onanmış aslı veya onaylı örneği,
  6. ilâmın kesinleştiğini gösteren belge ve
  7.   bunların usulüne uygun onaylanmış Türkçe tercümeleri.
  8. Esas Koşullar (Tenfiz İçin Aranan Özel Şartlar – MÖHUK m. 54)

Ön koşullar yerine geldikten sonra, Türk mahkemesi yabancı kararı aşağıdaki esaslı koşullar açısından denetler:

  1. KARŞILIKLILIK (MÜTEKABİLİYET) ŞARTI (MÖHUK M. 54/A): Tenfiz için aranan en önemli özel şarttır. Türkiye ile hükmün verildiği devlet arasında, ya bir anlaşma ile ya da o devletteki kanun hükümleri veya fiilî uygulama ile Türk mahkemelerinden verilen ilâmların tenfizinin sağlandığına dair bir karşılıklılık esası bulunmalıdır. Başka bir deyişle, o devletin de Türk kararlarını tenfiz etme taahhüdü veya uygulaması olmalıdır. Tanıma ve tenfiz davasında bu şart, sadece tenfiz taleplerinde aranır; tanıma taleplerinde karşılıklılık şartı aranmaz.
  2. MÜNHASIR YETKİ İHLALİ (MÖHUK M. 54/B): Hükmün, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmemiş olması gerekir. Örneğin, Türkiye’deki bir taşınmaz üzerindeki aynî haklara ilişkin dava Türk mahkemelerinin münhasır yetkisindedir. Eğer yabancı mahkeme, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda karar vermişse, yabancı kararın tenfizi mümkün değildir. Davalının itiraz etmesi halinde, yabancı mahkemenin yetkisinin taraflar veya uyuşmazlık konusu ile gerçek bir ilişkisinin bulunmaması da tenfiz engeli olarak değerlendirilir.
  3. KAMU DÜZENİ AYKIRILIĞI (MÖHUK M. 54/C): Kararın, Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması gerekir. Bu, kararın Türk Anayasası’nın, temel hak ve özgürlüklerin, genel ahlakın veya Türk hukukunun temel ilkelerinin vazgeçilmez kurallarıyla bağdaşmaması anlamına gelir. Kamu düzenine aykırılık denetimi, kararın esasına inilmeden, sadece sonuçlarının Türk hukuk düzeni üzerindeki etkisi açısından yapılır. Örneğin, bir kişinin köleleştirilmesine ilişkin bir yabancı karar, kamu düzenine aykırılık nedeniyle kesinlikle tenfiz edilemez.
  4. SAVUNMA HAKKI İHLALİ (MÖHUK M. 54/Ç): Aleyhine tenfiz istenen kişinin, o yabancı mahkeme kararının verildiği davada, usulüne uygun olarak çağrılmamış veya o devlete ait kanun hükümlerine aykırı şekilde savunma hakkının ihlal edilmiş olması ve bu ihlale dayanarak Türk mahkemesine itiraz etmesi halinde tenfiz mümkün olmaz. Bu, adil yargılanma hakkının temel bir gereğidir.

Bu dört esas koşulun tamamının sağlanması, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi için hayati öneme sahiptir. Koşullardan herhangi birinin eksikliği, Türk mahkemesinin tenfiz talebini reddetmesine yol açar.

Tanıma ve Tenfizin Ön Koşulları Nelerdir?

Tanıma ve Tenfizin Ön Koşulları Nelerdir? başlığı, yabancı bir ilâmın tenfiz davası açılmadan önceki hazırlık ve usul aşamalarını kapsar. Bu ön koşullar, MÖHUK’un 50, 52 ve 53. maddeleri çerçevesinde belirlenmiştir ve yabancı mahkeme kararının tanınması veya tenfizi için gerekli olan başlangıç şartlarıdır:

  1. YABANCI MAHKEME KARARININ VARLIĞI: İlamın, yabancı bir devletin yargı organı tarafından, bir hukuk davasına ilişkin olarak verilmiş olması şarttır. İdari makamların veya tahkim heyetlerinin kararları bu kapsama girmez (tahkim kararları için ayrı bir tenfiz usulü vardır).
  2. KARARIN KESİNLEŞMİŞ OLMASI: Yabancı mahkeme kararı, verildiği ülkenin kanunlarına göre KESİNLEŞMİŞ olmalıdır (MÖHUK m. 50). Bu, kararın o ülkenin yargı sisteminde artık olağan kanun yollarıyla değiştirilemeyecek durumda olduğu anlamına gelir. Başvurucu, kesinleşmeyi gösterir resmi belgeyi sunmakla yükümlüdür.
  3. HUKUKÎ YARAR: Davayı açanın, tanıma ve tenfiz davası açmakta meşru ve güncel bir hukukî yararı bulunmalıdır (MÖHUK m. 52/1). Hukuki yarar, kararın Türkiye’de hüküm ve sonuç doğurmasıyla elde edilecek bir menfaatin varlığını ifade eder.
  4. GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME: Tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme, kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi‘dir (MÖHUK m. 51). Ancak, aile hukukuna (boşanma, velayet, nafaka hariç mal rejimleri vb.) ilişkin kararlarda Aile Mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme ise, davalının Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa ikametgâhı mahkemesi; bu da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir Asliye Hukuk Mahkemelerinden biridir.
  5. GEREKLİ BELGELERİN SUNULMASI: Başvuru dilekçesine ek olarak, MÖHUK m. 53 uyarınca kararın usulüne uygun onaylı aslının veya suretinin, kararın kesinleştiğini gösteren belgenin ve bunların onaylı Türkçe tercümelerinin sunulması zorunludur.

Bu ön koşulların eksiksiz yerine getirilmesi, Türk mahkemesinin yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi talebini esas yönünden incelemeye başlamasının ilk adımıdır.

Tanıma ve Tenfiz İçin Aranan Esas Koşullar Nelerdir?

Yabancı bir mahkeme kararının Türk hukukunda hüküm ve sonuç doğurması, yani yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi sürecinin başarıyla tamamlanması, temel olarak 5718 sayılı MÖHUK’un 54. maddesinde düzenlenen esaslı denetim koşullarının sağlanmasına bağlıdır. Türk mahkemeleri, bir yabancı ilâmı incelerken, kararın esasına girmemekle birlikte (revizyon yasağı), bu koşulların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini re’sen (kendiliğinden) araştırır.

Bu iki hukuki kurum (tanıma ve tenfiz) arasındaki esaslı koşullar büyük ölçüde örtüşmekle birlikte, oldukça önemli bir farklılık mevcuttur:

KARŞILIKLILIK ŞARTINA İLİŞKİN KRİTİK AYRIM: MÖHUK’un 58. maddesi uyarınca, yabancı mahkeme kararlarının tanınması da tenfiz şartlarına tabi iken, mütekabiliyet (karşılıklılık) şartı (MÖHUK m. 54/a) tanıma davalarında aranmaz. Buna göre, bir yabancı mahkeme kararının tanınması talebinin kabulü için, kararı veren yabancı devletin Türk kararlarını tanıma veya icra etme yükümlülüğünün bulunmasına gerek yoktur.

Dolayısıyla, tanıma ve tenfiz davasında Türk mahkemelerinin denetimine tabi olan ve yabancı kararın geçerliliği için aranan esas koşullar şunlardır:

  1.     MÜTEKABİLİYET (KARŞILIKLILIK) ŞARTI (MÖHUK M. 54/A):Bu şart, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi şartları içinde YALNIZCA TENFİZ (icra edilebilirlik) talepleri için aranan özel ve öncelikli bir gerekliliktir.
  2.     MÜNHASIR YETKİ İHLALİ YASAĞI (MÖHUK M. 54/B):Yabancı kararın, Türk mahkemelerinin kesin yetkisine giren (münhasır yetki) bir konuya ilişkin olmaması ve davalının itirazı halinde, kararı veren yabancı mahkemenin taraflar veya uyuşmazlıkla gerçek bir ilişkisinin bulunmaması.
  3.     KAMU DÜZENİNE AYKIRILIK YASAĞI (MÖHUK M. 54/C):Yabancı kararın sonucunun, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel hukuk ilkeleri ve Türk kamu düzenine açıkça ve şiddetle aykırılık teşkil etmemesi.
  4.     ADİL YARGILANMA HAKKININ KORUNMASI (MÖHUK M. 54/Ç):Aleyhine hüküm verilen kişinin, yabancı ülkedeki yargılama sürecinde usulüne uygun tebligat ile çağrılması ve savunma hakkının kısıtlanmamış olması; aksi halde, davalının bu ihlale dayanarak yaptığı itiraz üzerine tenfiz talebi reddedilir.

Bu esas koşulların her biri, yabancı bir ilâmın Türk hukuk sistemine entegre edilebilmesi için aşılması gereken hukuki engelleri temsil eder.

Tanıma ve Tenfiz Davalarında Usul

Tanıma ve Tenfiz Davalarında Usul, MÖHUK’un 55. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümleri uyarınca basit yargılama usulüne tabi olarak yürütülür. Bu, daha kısa ve sade bir yargılama süreci demektir.

  1. Dava Açılışı ve İnceleme
  2. Dilekçe Sunumu: Tanıma ve tenfiz davası usulüne uygun bir dava dilekçesi ile açılır. Dilekçede MÖHUK m. 52’de belirtilen kimlik ve karar bilgileri eksiksiz yer almalıdır.
  3. Tebligat ve Savunma: Dava dilekçesi ve ekleri davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilir. Davalı, basit yargılama usulüne göre belirlenen süre içinde cevabını sunar ve yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi şartlarına ilişkin itirazlarını ileri sürebilir.
  4. İnceleme ve Deliller: Mahkeme, yabancı ilâmın MÖHUK’ta aranan şartları taşıyıp taşımadığını basit yargılama usulüyle inceler. Mahkeme yabancı kararın esasına girmez, sadece şekli şartları ve kamu düzeni gibi denetim engellerini inceler. Gerekirse yabancı kararın kesinleşme durumu veya mütekabiliyet hakkında ek bilgi ve belge talep edebilir.
  5. Yargılamanın Sonucu ve Kanun Yolları
  6. Karar: Mahkeme, şartların tamamlanmış olduğunu tespit ederse yabancı ilâmın tanınmasına ve/veya tenfizine karar verir. Şartlardan birinin dahi eksik olması halinde dava reddedilir.
  7. Kararın Niteliği ve İcra: Tenfiz Kararı verilen yabancı ilâm, Türkiye’de Türk mahkemesinden verilmiş bir ilâmın tüm hukuki sonuçlarını doğurur ve icra dairelerince cebri icraya konulabilir. Tanıma Kararı ise karara kesin hüküm gücü kazandırır.
  8. Kanun Yolları: Tanıma ve tenfiz kararı veya talebinin reddi kararı aleyhine, genel hükümlere göre istinaf ve sonrasında temyiz kanun yoluna başvurulabilir. Temyize başvurulması, kural olarak tenfiz kararının icrasını durdurur.

Türk mahkemelerinde açılan tanıma ve tenfiz davalarında usul konusunda Yargıtay, önemli içtihatlar geliştirmiştir. Özellikle, davacının dava açtıktan sonra vefat etmesi gibi durumlarda davayı kimin sürdürebileceği hususu, uygulamada tartışma konusu olmuştur.Burada yine Yargıtay’ın en temel dayanağı “Hukuki Yarar” hususudur.
Bu konuda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.04.2012 tarihli, E.2012/4025, K.2012/8133 sayılı kararı emsal nitelikte olup anılı karar şu şekildedir; “…6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.Davacı açmış olduğu dava ile yabancı mahkemeden alınan boşanma kararının tanınmasını talep etmiş, davacı asilin ölümü üzerine mahkemece dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, dahili davacının temyizi üzerine hüküm dairemizce onanmıştır. Yabancı mahkeme ilamının kesin hüküm veya kesin delil etkisi, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceğine (5718 s. MÖHUK.m.59) göre, yabancı ilamın tenfizini ve tanınmasını isteyen davacının dava sırasında ölümü halinde, ölenin yasal mirasçılarının davaya devam etmesinde ve tenfiz veya tanıma kararı almasında miras hukuku açısından hukuki yararı vardır (5718 s.MÖHUK.m.52). Öyleyse işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Ne var ki, bu husus ilk inceleme sırasında gözden kaçırıldığından dahili davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 16.11.2011 gün 2011/1587 esas, 2011/18650 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve bu husus nazara alınmadan davacının ölümü nedeniyle davanın konusu kalmadığından bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Sonuç: Dahili davacının karar düzeltme isteminin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440-442. maddeleri gereğince kabulü ile Dairemizin 16.11.2011 gün ve 2011/1587 esas, 2011/18650 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, hükmün yukarıda açıklanan sebeple bozulmasına, istek halinde temyiz peşin ve karar düzeltme harcının yatırana geri verilmesine, 03.04.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi…”

Bu içtihat, tanıma ve tenfiz davası açma ehliyetinin yalnızca taraflara özgü olmadığını, mirasçılara da belirli hâllerde tanındığını açıkça ortaya koymaktadır. Böylece Yargıtay, davanın usul yönünden sürekliliğini sağlayarak yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de etkin şekilde tanınmasının önünü açmıştır.

Tanıma ve Tenfiz Nasıl Yapılır?

Yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi, uluslararası hukuku ilgilendiren teknik bir süreç olup, yabancı bir ilâmın Türkiye’de hukuki geçerlilik ve icra kabiliyeti kazanması için izlenmesi gereken sistematik hukuki adımlardır:

1. Gerekli Belgelerin Temini ve Tasdiki

Bu, sürecin hazırlık aşamasıdır. Öncelikle yabancı mahkeme kararının usulüne uygun onaylanmış aslı veya sureti ile bu kararın verildiği ülkenin yetkili makamından alınan kesinleşme şerhi temin edilir. Karar belgeleri, Lahey Sözleşmesi’ne taraf ülkelerde apostil şerhi ile, diğerlerinde ise konsolosluk onayı ile tasdik ettirilir. Son olarak, tüm bu belgeler yeminli tercümanlar aracılığıyla Türkçeye çevrilir ve noter tasdiki ile resmileştirilir.

2. Tanıma ve Tenfiz Dava Dilekçesinin Hazırlanması

MÖHUK m. 52 ve HMK hükümlerine uygun, talebi içeren bir tanıma ve tenfiz dava dilekçesi hazırlanır. Dilekçede, tarafların kimlik bilgileri, yabancı kararı veren mahkeme ve kararın künyesi eksiksiz belirtilir. Özellikle hukuki dayanak olarak MÖHUK m. 54’teki esas koşulların neden somut olayda gerçekleştiği gerekçelendirilir ve yabancı kararın hangi hüküm fıkrasının tanınması ve tenfizi istendiği netleştirilir.

3. Davanın Açılması ve Yetkili Mahkemeye Başvuru

Hazırlanan dilekçe ve ekleri, MÖHUK m. 51 uyarınca görevli ve yetkili Türk mahkemesine sunularak dava açılır. Görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi‘dir (aile hukukuna ilişkin kararlar için Aile Mahkemesi). Yetkili mahkeme ise genellikle davalının Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesidir.

4. Mahkeme Süreci ve Esaslı Denetim

Davanın açılması üzerine mahkeme, dilekçeyi davalıya tebliğ eder ve süreç basit yargılama usulüyle yürütülür. Mahkeme, davalıdan savunma aldıktan sonra, yabancı kararın esasına girmeksizin (revizyon yasağı), MÖHUK m. 54’teki esas koşulları (Kamu Düzeni, Münhasır Yetki, Savunma Hakkı) re’sen (kendiliğinden) inceler. Tenfiz isteniyorsa karşılıklılık şartının varlığına dair denetim özel olarak yapılır.

5. Karar Verilmesi ve Uygulama/İcra

Şartların tamamının sağlandığı tespit edilirse mahkeme tanıma ve tenfiz kararı verir.

  •         Tenfiz kararı verilen yabancı ilâm, Türkiye’de bir Türk mahkemesi kararı gibi kabul edilir. Kararın kesinleşmesinin ardından, hükmedilen alacaklar için İcra Müdürlüğüne başvurularak cebri icra takibi başlatılabilir.
  •         Tanıma kararı ise yabancı ilâma kesin hüküm gücü kazandırır ve nüfus kayıtları gibi resmi işlemlerde yasal dayanak teşkil eder.

Verilen karar aleyhine yasal süresi içinde istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurulabilir. Temyiz aşaması ise kural olarak icra işlemlerini durdurur.

Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Dilekçe Örneği:

 

……..( ) NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE

DAVACILAR      : Ad ve Soyad- TC/ Adres

VEKİLİ                 :Av. Ad ve Soyadı [Açık Adres] – [Tel Numarası]

DAVALI               :[ Adı Soyadı], T.C Kimlik No: [T.C Kimlik No]

DAVA KONUSU : …… Aile Mahkemesinin …… tarih ve ….. sayılı boşanma kararının tanınması ve tenfizine karar verilmesi talebinden ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

  1. Müvekkilim, …………… vatandaşı olan davalı ile …/…/20… tarihinde …………… (ülke) …………… Mahkemesi nezdinde evlenmiştir. Evlilik birliği, uzun süredir taraflar arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle fiilen sona ermiş olup, müvekkilim …………… Aile Mahkemesi tarafından açılan boşanma davası sonucunda …/…/20… tarih ve …/… sayılı yabancı mahkeme kararı ile boşanmıştır.
  2. Anılan yabancı mahkeme kararı, …………… Mahkemesi’nce verilmiş olup karar, her iki tarafın da hazır bulunduğu ve savunma hakkının sağlandığı bir yargılama sonucunda kesinleşmiştir. Kararın aslı ve kesinleşme şerhini içeren onaylı örneği dilekçe ekinde sunulmaktadır.
  3. Müvekkilim Türk vatandaşı olup kararın Türkiye Cumhuriyeti’nde hüküm ve sonuç doğurabilmesi için tanıma ve tenfiz kararı verilmesi gerekmektedir.
    Bu kapsamda, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 54 ve devamı maddeleri uyarınca işbu tanıma ve tenfiz davası açılmıştır.
  4. Yabancı mahkemece verilen boşanma kararı, Türk kamu düzenine, ahlakına veya temel ilkelerine aykırılık teşkil etmemektedir. Ayrıca, karar karşılıklılık ilkesine uygun olarak verilmiş olup karşı ülke hukukunda da Türk mahkemesi kararlarının tanınmasına engel bir durum bulunmamaktadır.
  5. Bu nedenlerle, yabancı mahkemece verilmiş ve kesinleşmiş olan boşanma kararının tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep etmek zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ SEBEPLER :5718 sayılı MÖHUK m. 50, 54, 55, 56 ve ilgili maddeleri,HMK m. 382 ve devamı,Yargıtay içtihatları,Uluslararası anlaşmalar,Genel hukuk ilkeleri.

HUKUKİ DELİLLER :

·         Yabancı mahkeme kararı (aslı ve onaylı tercümesi),

·         Kesinleşme şerhi,

·         Taraflara ait kimlik ve adres belgeleri,

·         Vekâletname,

·         Tanık beyanları , yemin ve diğer yasal deliller.

SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;

1.     …………… Mahkemesi’nin …/…/20… tarih ve …/… sayılı kararının,
TÜRKİYE CUMHURİYETİ MAHKEMELERİNDE HÜKÜM DOĞURABİLMESİ AMACIYLA TANINMASINA,

  1. Anılan kararın icra kabiliyeti taşıması sebebiyle TENFİZİNE,
  2. Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. 14.11.2025


Davacı Vekili
Av. Rüştü Ufuk BARANOĞLU

EKLER:

  1. Yabancı mahkeme kararının onaylı aslı
  2. Kararın yeminli tercümesi
  3. Kesinleşme şerhi
  4. Kimlik fotokopileri
  5. Vekâletname örneği

 

 

 

Our Score
Click to rate this post!
[Total: 4 Average: 5]

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

📞 Hemen Ara