- Minval Hukuk
- Dilekçelerimiz
- 12 Aralık 2025
Adli yardım, ekonomik yetersizlik nedeniyle mahkemeye erişim hakkını kullanamayacak durumda olan kişilere sağlanan ve kamu güvencesi niteliği taşıyan temel bir hukuki koruma mekanizmasıdır. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma ilkeleri gereği, hiç kimse mali imkânsızlık sebebiyle yargı yolundan mahrum bırakılamaz.
Bu kapsamda 6100 sayılı HMK ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu çerçevesinde işleyen adli yardım sistemi; yargılama giderlerinin ertelenmesi veya geçici muafiyet, zorunlu giderlerin devletçe karşılanması ve gerekli hâllerde ücretsiz avukat görevlendirilmesi gibi önemli kolaylıklar sağlar. Adli yardım talepli dilekçe ise, kişinin mali durumunu ve hukuki ihtiyacını ortaya koyarak bu güvencelerden yararlanmak için mahkemeye sunduğu ana başvuru aracıdır.
Adli Yardım Nedir?
Adli yardım, yukarıda da bahsedildiği üzere ekonomik yetersizlik içinde bulunan bireylerin mahkemeye erişim ve hak arama özgürlüğünü güvence altına alan, kamu güvencesi niteliğinde bir hukuk kurumudur. Türk hukuk sisteminde adli yardımın temel amacı, kişinin yalnızca mali imkânsızlık nedeniyle dava açmaktan, icra takibi başlatmaktan, savunma yapmaktan veya hak arama yollarını kullanmaktan mahrum kalmasını önlemektir. Bu nedenle adli yardım, hem Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti hem de adil yargılanma ve silahların eşitliği ilkeleriyle doğrudan bağlantılıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Avukatlık Kanunu’nda tanımlandığı şekliyle adli yardım; avukatlık ücretlerini, dava harçlarını, bilirkişi giderlerini, tebligat masraflarını ve benzeri yargılama giderlerini karşılayamayacak durumda olan kişilere getirilen bir kamu hizmetidir. Bu kapsamda, başvuran kişinin mali durumunun yetersizliği mahkemece kabul edildiğinde;
- Yargılama giderlerinden geçici muafiyet,
- Harç ve masrafların ertelenmesi,
- Baro tarafından ücretsiz avukat (adli yardım avukatı) görevlendirilmesi,
- Zorunlu giderlerin devlet bütçesinden karşılanması,
- İcra takiplerinde masrafların ertelenmesi veya geçici muafiyet, gibi koruyucu ve destekleyici tedbirler kendiliğinden uygulamaya konulur.
Adli yardım mekanizması, özellikle toplumun kırılgan kesimlerinin hukuki süreçlerde temsil edilebilmesini sağladığı için sosyal devlet ilkesinin de somut bir yansımasıdır. Ekonomik sıkıntılar içinde bulunan bireyin, dava açmak için gerekli harçları veya avukatlık ücretini ödeyememesi halinde mahkemeye erişimin engellenmesi, hukukun temel ilkelerine aykırı kabul edildiğinden; adli yardım, bireye eşit ve etkin bir şekilde hukuk yolunu kullanma imkânı sağlar.
Bu sistem yalnızca dava açarken değil, aynı zamanda;
- Karşı tarafın açtığı davalarda savunma yapılması,
- Tedbir, ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir talepleri,
- Nafaka talepleri,
- İcra takibinde ilerleme kaydedilmesi,
- Tebligat işlemleri ve diğer usuli prosedürler gibi süreçlerde de kişiyi mali külfetten geçici olarak korur. Böylece, kişi ekonomik durumu elvermediği için hak kaybı yaşamaz, iddia ve savunmasını hukuka uygun şekilde ileri sürebilir.
Sonuç olarak adli yardım; avukatlık hizmetine erişemeyen, dava masraflarını karşılayamayacak durumda olan ve bu nedenle mahkeme yolunu kullanma imkânı fiilen ortadan kalkan bireyler için yargıya erişim hakkını koruyan en önemli araçlardan biridir. Bu yönüyle yalnızca bir mali destek mekanizması değil, aynı zamanda adalete erişimin eşitliği açısından vazgeçilmez bir kurumdur.
Adli Yardım Kapsamında Olan Konular Nelerdir?
Adli yardımın kapsamı, hem başvurunun hangi yargı yerlerinde yapılabileceği hem de karar verildiğinde kişiye sağlanan kolaylıkların neler olduğu açısından oldukça geniş bir çerçeveye sahiptir. Türk hukukunda bu kurumun sınırları, başta 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu olmak üzere 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve baroların adli yardım yönetmelikleri çerçevesinde belirlenmiştir. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde adli yardımın yalnızca mahkeme harç ve giderlerinden muafiyet sağlayan teknik bir uygulama olmadığı; bireyin hukuka erişimini güvence altına alan anayasal ve sosyal bir kurum olduğu görülür.
Medeni yargılama alanına giren tüm hukuk davalarında adli yardım talep edilebilir. Asliye hukuk, sulh hukuk, aile, iş, tüketici, ticaret ve fikri-sınai haklar mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda, YANİ ÖZEL HUKUKA İLİŞKİN HER TÜRLÜ DAVA VE BAŞVURUDA adli yardım mekanizması işletilebilir. Bunun yanı sıra icra ve iflas takipleri de adli yardım kapsamındadır; bu durum hem borçlu hem alacaklı açısından geçerli olup ilamlı ve ilamsız icra takiplerinin tamamını kapsar. Ayrıca geçici hukuki koruma niteliğindeki ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, delil tespiti ve tedbir nafakası gibi taleplerde de adli yardım hükümleri uygulanabilir. Böylece kişi, dava açmadan önce ya da dava sırasında ihtiyaç duyduğu usuli işlemleri mali yük altına girmeden yapabilir.
Adli yardımın idari yargıdaki kapsamı da oldukça geniştir. İdari yargıda açılan iptal ve tam yargı davalarında, Vergi Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Danıştay nezdindeki tüm başvurularda adli yardım talep edilebilir. İYUK’un açık düzenlemesi gereği, medeni yargıdaki adli yardım hükümleri idari yargıda da kıyasen uygulanır. Özellikle yürütmenin durdurulması taleplerinde mahkemece istenen teminat bedeli, adli yardım kararı bulunan kişilerden talep edilmez. Bu durum, idari işlemlerden kaynaklanan acil nitelikteki hak kayıplarının önlenmesi açısından son derece önemlidir.
Uygulamada adli yardımın iki farklı boyutu bulunmaktadır. Bunlardan ilki, baro tarafından yürütülen adli yardım sistemidir. Avukatlık Kanunu’na göre barolar, ekonomik yetersizlik içindeki kişilere ücretsiz avukat görevlendirme yükümlülüğüne sahiptir. Dolayısıyla barodan alınan adli yardım kararı, kişinin ücretsiz bir avukatla temsil edilmesini sağlar; ancak bu karar mahkeme harç ve masraflarından muafiyet sonucunu doğurmaz. Yargılama giderlerinden muafiyet için ayrıca mahkemeye adli yardım başvurusu yapılmalıdır.
Adli yardımın ikinci ve daha geniş boyutu ise mahkeme tarafından verilen adli yardım kararıdır. Mahkemenin talebi kabul etmesi halinde kişi harçlardan, yargılama giderlerinden ve teminat gösterme yükümlülüğünden geçici olarak muaf tutulur. Bilirkişi, keşif, tanık, tebligat ve benzeri tüm usuli giderler ya ertelenir ya da gerektiğinde Hazine tarafından karşılanır. Mahkeme, ihtiyaç hâlinde kişiye ücretsiz avukat atanmasına da karar verebilir. Bu koruma geçici nitelikte olup dava sonunda kişinin mali durumu düzelirse devlet tarafından karşılanan giderler kendisinden tahsil edilebilir; ancak adli yardım kararı devam ettiği sürece birey hiçbir usuli engelle karşılaşmadan davayı sürdürebilir.
Sonuç olarak adli yardımın kapsamı, bireyin hem ücretsiz avukatlık hizmetine erişmesini hem de dava ve takip süreçlerinde karşılaşacağı tüm mali külfetlerden korunmasını sağlayan geniş bir koruma mekanizmasıdır. Bu yönüyle adli yardım, sosyal devlet ilkesinin, adil yargılanma ilkesinin ve mahkemeye erişim hakkının fiilen hayata geçmesini mümkün kılan en önemli hukuki kurumlar arasında yer almaktadır.
Adli Yardım Hangi Davalarda Geçerlidir?
Adli yardım, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334–340. maddeleri ve Avukatlık Kanunu hükümleri çerçevesinde, maddi imkânsızlık nedeniyle hak arama özgürlüğünü kullanamayacak durumda olan kişilere sağlanan bir hukuki koruma mekanizmasıdır. Bu kurum, yalnızca dava masraflarından geçici muafiyet sağlamakla kalmaz; aynı zamanda kişinin iddia ve savunmasını adil, etkin ve erişilebilir bir yargılama içinde sürdürebilmesine imkân tanır. Adli yardım kapsamında hangi işlemlerin bulunduğu, hangi davalarda başvuru yapılabileceği ve bu kararın kişiye sağladığı hukuki avantajlar aşağıda ayrıntılı şekilde açıklanmaktadır.
(1) Medeni Yargılamada Kapsam: Adli yardım, esas itibarıyla medeni yargılamadaki tüm hukuk davalarını kapsar. Asliye hukuk, sulh hukuk, aile, tüketici, iş ve ticaret mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda adli yardım talebi mümkündür. HMK’nın açık düzenlemesi gereği, dava açılmadan önce, dava sırasında veya kanun yollarına başvuru aşamasında da bu mekanizmadan yararlanılabilir. Geçici hukuki koruma talepleri—örneğin tedbir nafakası, ihtiyati tedbir, delil tespiti—de adli yardım kapsamındadır. Bu yönüyle adli yardım, yalnızca yargılamayı değil, yargılamayı hazırlayıcı aşamaları da içine alan geniş bir uygulama alanına sahiptir.
(2) İcra ve İflas Hukukundaki Kapsam: İcra ve İflas Kanunu uyarınca yürütülen takip işlemlerinde de adli yardım mümkündür. Borçlu veya alacaklı, takibin başlatılması, haciz işlemleri, satış, tahliye, ödeme emrine itiraz, şikâyet ve tüm takip aşamalarında yargılama giderleri ve harçlardan geçici olarak muaf tutulabilir. Bu sayede kişi, ekonomik güçlük nedeniyle borcuna ilişkin hukuki süreci takip etmekten mahrum kalmaz.
(3) İdari Yargıdaki Kapsam:2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince idare mahkemeleri, vergi mahkemeleri ve Danıştay’da açılan davalarda da adli yardım mümkündür. İdari davaların özellikli yapısı gereği önemli bir avantaj da, yürütmenin durdurulması taleplerinde teminat yükümlülüğünün adli yardım kararı olan kişiler için kaldırılmasıdır. Böylece işlem veya eylemin yürütülmesinin durdurulması, başvuranın ekonomik gücüne bağlı olmaksızın değerlendirilebilir.
(4) Baro Adli Yardım Bürosu Kişisel Hukuki Yardım Kapsamı: Kişinin başvurusu üzerine baro tarafından verilen adli yardım kararı, yalnızca ücretsiz avukat görevlendirilmesini kapsar. Bu karar yargılama giderlerinden muafiyet sağlamaz; ancak kişinin hukuki temsil hakkı koruma altına alınır. Baro tarafından görevlendirilen avukat, dava hazırlığından icra aşamasına kadar tüm süreçte hukuki destek sağlar ve kişiyi profesyonel biçimde temsil eder.
(5) Mahkeme Tarafından Verilen Adli Yardım Kararının Kapsamı: Mahkeme tarafından verilen adli yardım kararı, yargılama giderlerinin tamamına ilişkin geçici muafiyet sağlar. Bu muafiyet; dava harçlarını, tebligat giderlerini, gider avanslarını, bilirkişi ve keşif ücretlerini, tanık giderlerini ve teminat yükümlülüğünü kapsar. Mahkeme gerekli görürse kişiye ücretsiz avukat atanmasına da karar verebilir. Mahkeme kararı davanın tüm aşamalarında geçerlidir ve yargılama bitene kadar etkisini sürdürür.
(6) Ceza Yargılamasıyla Farklılık: Adli yardım HMK kapsamındaki hukuki yardım mekanizmasıdır. Ceza yargılamasında ise şüpheli, sanık veya mağdurlara ücretsiz müdafi/vekil atanması CMK 150 ve 234 vd. maddeleri uyarınca yürütülür. Bu nedenle ceza davalarında adli yardım başvurusu yapılmaz; ancak kişiye ücretsiz avukat atanması yine mümkündür.
Sonuç olarak adli yardım, hem dava türleri hem de sağladığı hukuki kolaylıklar bakımından son derece geniş bir kapsama sahiptir. Kişinin maddi imkânsızlık nedeniyle hak arama özgürlüğünden yoksun kalmasını engelleyen bu mekanizma, yargılamada silahların eşitliğini sağlama ve adalete erişimi güçlendirme amacı taşır.
Adli Yardımdan Kimler Nasıl Yararlanabilir?
Adli yardımdan yararlanabilmek için bazı şartların bir arada gerçekleşmesi gerekir. Başvurusu kabul edilenlerin genel profili şöyle özetlenebilir:
- Gelir ve Malvarlığı Yetersizliği: Adli yardımdan gerçek kişiler genellikle ödeyemezlik şartına dayanarak faydalanır. Başvuran kişinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde tehlikeye atmadan dava masraflarını karşılayacak gelire sahip olmaması (maaş, kira geliri, birikim vb.) gerekir. Yani, kişinin mevcut malvarlığı ve gelir kaynakları, dava harçlarına ve avukat ücretine dayanamayacak düzeyde olmalıdır. Bu durum mahkemeye muhtardan alınan fakirlik belgesi, gelir belgeleri veya banka hesap dökümleri gibi evraklarla kanıtlanır.
- Dava Hakkında Haklılık Kanaati: Adli yardım isteminde öne sürülen iddia veya savunmanın haklılık unsurunu taşımış olması aranır. Yani başvurucu, ileri sürdüğü davanın veya taleplerin tamamen dayanaktan yoksun olmadığını, makul bir hukuki gerekçesi bulunduğunu göstermelidir. Bu amaçla, dilekçede davanın veya icra takibinin özeti ile ilgili deliller ve olay anlatımı verilir. Mahkeme veya baro, başvurunun haklılık esasını (HMK m.334/1’e göre “dava ve takipte haklılık kanaati uyandırma”) inceleyerek karar verir.
- Kamuya Yararlı Dernek ve Vakıflar: Şahıslar dışında, kamu yararına çalışan dernek, vakıf vb. tüzel kişiler de ekonomik güçleri uygun şekilde adli yardımdan yararlanabilirler. Bu kuruluşların talebinin haklı görülmesi ve söz konusu davanın amacının toplumsal çıkar sağlaması durumunda, mali açıdan batma riski olmadan yargılama giderlerini karşılayamayacaklarsa ücretsiz avukat desteği verilir. Örneğin engelliler derneği veya tüketici hakları vakfı benzer şartlarla adli yardım talebinde bulunabilir.
- Yabancılar için Şartlar: Türkiye’de ikamet eden yabancı uyruklular da şartları karşılamaları halinde adli yardımdan yararlanabilir. Ancak onların durumu için HMK’da ek bir “mütekabiliyet” şartı öngörülmüştür. Yabancıların kendi vatandaşlarının da Türkiye’de adli yardımdan yararlandığını göstermesi gerekir. Örneğin bir AB ülkesinde Türklerin adli yardıma kabul edildiği anlaşmalarla kanıtlanırsa, o ülkeden gelen bir kişi Türkiye’de de adli yardıma başvurabilir.
- Özel Durumlar: Ceza yargılamasında şüpheli/sanıklara yapılan müdafi (zorunlu avukat) atamaları teknik olarak adli yardım değildir, ancak ekonomik yetersizlik esasına bağlı olarak da ücretsiz avukat sağlanır. Eğer şüpheli/sanık, ceza evresinde savunma yapacak avukatı seçemeyecek durumdaysa veya özellikle suç mağduruysa, adli yardım bürosuna gitmeden de ücretsiz müdafi atanır. Burada asıl kriter suçun niteliği (örneğin 5 yıl üstü hapis gerektiren suçlar veya cinsel saldırı suçları) olduğundan, maddi durumdan çok usul şartları devreye girer.
Özetle, “Adli yardımdan yararlanabilecek kişiler”, kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin temel geçim ihtiyaçlarını sarsmadan yargı giderlerini karşılayamayacak düzeyde maddi imkanı olmayanlardır. Bunlar davanın öncelikli tarafları (davalı, davacı veya şikayetçi/mağdur) olabileceği gibi, söz konusu davaya müdahil dernek/vakıflar da olabilir. Başvuracak kişinin durumu, mahkemeye sunulan belgeler ışığında değerlendirilir; gelir düşüklüğü ve dava/iddianın nispeten haklı olduğu tespit edilirse adli yardım kabul edilir.
Adli Yardım Başvurusu
Adli yardım talebinde bulunmak için izlenecek usul ve toplanması gereken belgeler şunlardır:
- Başvuru Yeri ve Zamanı: Adli yardım başvurusu, dava açılmadan önce ilgili baroya veya henüz açılmamışsa yargılama yapılacak mahkemeye yapılabilir. Dava açıldıktan sonra da başvuruyu baroya veya davamızın görüleceği mahkemeye iletmek mümkündür. İcra ve iflas takiplerinde ise takip dosyasının bulunduğu icra mahkemesine müracaat edilir. Özetle, adli yardım talebi polise/jandarmaya (ceza soruşturmasında) veya baroya/mahkemeye (hukuk-idari davalarda) koşulsuz olarak iletilebilir.
- Dilekçe ve Gerekli Evraklar: Adli yardım istemini belirten bir dilekçe hazırlanır. Dilekçede başvurulan mahkeme, taraf bilgileri (adınız, soyadınız, T.C. kimlik numaranız, adresiniz), davanın konusu ve yoksulluk haliniz açıkça yazılır. Dilekçe ekine, gelir ve mal varlığınızı gösteren belgeler konulur. Örneğin muhtarlıktan alınan fakirlik veya muhtaçlık belgesi, geliriniz ve aylık giderlerinizi gösteren resmi evraklar (maaş bordrosu, SGK dökümü), banka hesap özetleri, tapu ve araç kayıtları gibi bilgiler sunulur. Bu belgeler, “gerekli yargılama ve takip giderlerini karşılayamayacak durumda olduğunuzu” ispatlamaya yöneliktir.
- Form ve Başvuru Usulü: Baroya yapılan başvurularda genellikle Adli Yardım Başvuru Formu doldurulur (Adalet Bakanlığı web sitesinden de edinilebilir). Form ile dilekçe, ekleriyle birlikte baronun Adli Yardım Bürosu’na iletilir. Mahkemeye başvuru ise, dilekçe ve ekleri doğrudan mahkemeye sunarak yapılır. Unutulmaması gereken bir husus: Baroya yapılan başvuru yalnızca avukatlık ücretinden muafiyet sağlar. Eğer dava masraflarından da muafiyet isteniyorsa başvuru açılmış veya açılacak davanın görüldüğü mahkemeye yapılmalıdır.
- Başvurunun İncelenmesi: Baro Adli Yardım Bürosu veya mahkeme, başvuruyu gelirinizi belgeleyen evraklarla birlikte inceler. Kurum, sizden gerekirse ek bilgi veya belge talep edebilir. Başvuru sahibinin ileri sürdüğü taleplerin ve iddia/ savunma metninin dayanaktan yoksun olup olmadığı da değerlendirilir. Baro bürosu, başvurunuzun hakkaniyete uygunluğunu inceleyerek bir tutanakla karar verir. Mahkeme ise dilekçeniz ve ekleriniz ışığında genellikle duruşma yapmaksızın karar verebilir. İnceleme sonucunda talebiniz kısmen veya tamamen kabul edilebilir.
- Sonuç ve Karar: Mahkeme adli yardım talebini kabul ettiğinde, resmi bir adli yardım kararı çıkarılır. Bu kararla, müvekkilinizin yargılama giderleri Hazineden karşılanır, mahkeme harç ve giderlerden muaf olur, gerekirse Hazine avans ödemeleri yapar ve avukatlık ücreti mahkeme tarafından belirlenip ödenir. Baro bürosunca atanan avukatın vekalet ücreti de adli yardım fonundan ödenir. Adli yardım kararı hükmün kesinleşmesine kadar geçerliliğini sürdürür. Başvurunuz reddedilirse, ödeme gücünüzde sonradan meydana gelen ciddi değişiklikleri belgeleyerek yeniden başvuru yapabilirsiniz.
Adli yardım başvurusu ücretsizdir; başvuru ve ekli belgeler her türlü harç ve vergiden muaftır. Başvuru sürecini takip eden kişi baroya veya mahkemeye gerekirse itirazda bulunabilir. Tüm aşamalarda şeffaflık esastır; mahkeme kararlarında talebin reddi veya kabulü gerekçeleri açıkça belirtilir. Başvuru kabul edildikten sonra adli yardım sırasıyla talebin sahibine hizmet eden avukata baro tarafından bildirilir ve yargılama aşamasına geçilir.
Adli Yardım Talepli Dilekçe Örneği
Aşağıda örnek bir adli yardım talepli dilekçe formatı sunulmuştur. Adli yardım içerir dilekçelerde, üst bölümde “Adli Yardım Taleplidir” ibaresinin açıkça belirtilmesi; dilekçe metninde ise olayın özetinden hemen sonra adli yardım talebinin gerekçeleriyle birlikte açık ve net biçimde ifade edilmesi büyük önem taşır. Ayrıca, dilekçenin sonuç ve talep kısmında adli yardım isteminin yeniden vurgulanması gerekmektedir.
Bu sürecin hatasız ilerlemesi, talebin doğru şekilde sunulması ve gerekli tüm belgelerin eksiksiz biçimde hazırlanarak mahkemeye iletilmesi açısından, konu hakkında uzman bir avukattan profesyonel destek alınması son derece önemlidir. Bu sayede hem usulî eksikliklerin önüne geçilecek hem de adli yardım talebinin kabul edilme ihtimali güçlenecektir.
…………… NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE ”ADLİ YARDIM TALEPLİDİR”
DAVACI : VEKİLİ : Av. Rüştü Ufuk BARANOĞLU Kızılırmak Mah. Dumlupınar Blv. YDA Center Kat:10 Daire:41 Çukurambar Çankaya/ANKARA DAVALI : KONU : … tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu ……….vefatı nedeniyle, müteveffanın eşi olan müvekkil …….. için 100.000,00-TL MANEVİ TAZMİNATIN, diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 61, 2918 sayılı KTKnın 88/1 ve Türk Borçlar Kanunun 163/1 maddeleri gereği, haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebine ilişkin dava dilekçesidir. HARCA ESAS DEĞER: 100.000,00-TL Manevi Tazminat AÇIKLAMALAR : ….. tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda müvekkilin eşi ve desteği vefat etmiştir. Meydana gelen olay nedeniyle müvekkil hem maddi hem manevi olarak ağır zarara uğramıştır. Kaza tespit tutanağı ve ceza soruşturması kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu, kazanın oluşumunda davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu, müteveffanın kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını açıkça ortaya koymuştur. (Ek: Kaza tespit tutanağı, bilirkişi raporu, veraset ilamı, otopsi raporu) KAZANIN OLUŞU VE KUSUR DURUMU Davalı sürücü, sevk ve idaresindeki araçla kavşakta gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek sağa dönüş kurallarına aykırı biçimde manevra yapmış, süratini azaltmadan dar kavis alarak seyir hâlindeki bisikletliye çarpmış ve müteveffanın ölümüne sebebiyet vermiştir. Düzenlenen resmi raporlarda davalının Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili maddelerini ihlal ettiği, müteveffanın ise hiçbir kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Ceza yargılamasına konu dosyada alınan bilirkişi raporu da bu kusur durumunu doğrulamaktadır. MANEVİ TAZMİNAT HAKKI VE HUKUKİ DAYANAK
DAVALININ MÜŞTEREK VE MÜTESELSİL SORUMLULUĞU
ADLİ YARDIM TALEBİMİZ VARDIR. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 334. maddesi “KENDİSİ VE AİLESİNİN GEÇİMİNİ ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ZOR DURUMA DÜŞÜRMEKSİZİN, GEREKEN YARGILAMA VEYA TAKİP GİDERLERİNİ KISMEN VEYA TAMAMEN ÖDEME GÜCÜNDEN YOKSUN OLAN KİMSELER, İDDİA VE SAVUNMALARINDA, GEÇİCİ HUKUKİ KORUNMA TALEPLERİNDE VE İCRA TAKİBİNDE, TALEPLERİNİN AÇIKÇA DAYANAKTAN YOKSUN OLMAMASI KAYDIYLA ADLİ YARDIMDAN YARARLANABİLİRLER.” hükmüne amir olup adli yardım kurumunu düzenlemiştir. Müvekkilin herhangi bir geçim kaynağı bulunmadığı gibi trafik kazası nedeniyle desteği konumundaki ……….. ölümü nedeniyle mağdur olmuştur. Belirttiğimiz bu sebepler dikkate alındığında müvekkil lehine adli yardım talebinde bulunma zorunluluğu doğmuştur.
HUKUKİ NEDENLER : HMK, TBK, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu, TTK ve sair mevzuat HUKUKİ DELİLLER : Karşı tarafın sunacağı delillere karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla; Kaza Tespit Tutanağı, Veraset İlamı, Ölü Muayene Tutanağı, ……… plakalı aracın kaza tarihindeki trafik kayıtları (mahkemece araştırılması taleplidir) Ceza Dosyasında Alınan Bilirkişi Raporu, İfade tutanakları, Keşif, bilirkişi, yemin, tanık, isticvap ve her türlü yasal delil.
NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen ve mahkemenizce resen nazara alınacak hususlarla birlikte; 1. “ADLİ YARDIM” talepli davanın KABULÜNE, 2. Müvekkil ü için 100.000,00 TL MANEVİ TAZMİNATIN, diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 61, 2918 sayılı KTKnın 88/1 ve Türk Borçlar Kanunun 163/1 maddeleri gereği, kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt(avans) faizi ile birlikte DAVALIDAN TAHSİLİNE, 3. Yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini saygılarımla vekaleten arz ve talep ederim.11.12.2025 Davacı Vekili Av. Rüştü Ufuk BARANOĞLU (e-imzalıdır) EK : Kaza Tespit Tutanağı, İfade tutanakları, Ölü Muayene Tutanağı, Veraset İlamı, Onaylı Vekaletname Sureti. |
Yukarıdaki örnek dilekçede görüldüğü üzere müvekkilin maddi durumu ayrıntılı biçimde anlatılarak “adli yardım” talebi gerekçelendirilmiştir. Dilekçenin girişinde yargı mercisi, taraf ve vekil bilgileri ile konuyu belirterek resmî yazışma formatı kullanılmıştır. Açıklamalar bölümünde müvekkilin gelirinin düşük olduğuna dair somut veriler sunulmuş, yukarıda belirtilen Adli Yardım koşullarına atıfta bulunulmuş ve HMK hükümlerine uygunluk vurgulanmıştır. Sonuçta ise talep edilen muafiyet ve avukat ataması açıkça dile getirilmiştir. Bu şekilde, yazının sonunda “ADLİ YARDIM TALEP EDİYORUZ” mesajı hukuki dilde ifade edilmiş olmaktadır.

Minval Hukuk & Danışmanlık Bürosu Sigorta Hukuku(Trafik ve İş Kazaları), İş Hukuku, Kamulaştırma ve İstimlak, Tazminat Hukuku, Ölüm ve Yaralamalı Trafik Kazalarından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat Davaları, Yangın Sigortaları, Dask Sigortası, İşveren Mali Sorumluluk Sigortaları, Araç Değer Kaybı ve Araç Hasar Bedeli Davaları ile Vatandaşlık Hukuku ve Nüfus Davaları, Göç Davaları, SGK’nın karşılamadığı akıllı ilaç bedellerinin ödenmesi ve ücretsiz temin edilmesi ile ilgili davalar üzerine yoğunlaşmış ve bu alanların her birinde yüzlerce danışanın haklarını ilgili kişi ve kurumlar nezdinde çözüme kavuşturmuştur. Minval Hukuk Bürosunun Kurucu ortaklarının çeşitli site ve dergilerde yayınladığı onlarca makalenin yanında basılan “Sigorta Hukuku ve Tahkim Uygulamaları” adlı bir kitabı da bulunmaktadır.
