iş kazası tazminat davası

Bir iş kazası sonrası en çok sorulan soru şudur: Haklarım neler ve nasıl tazminat alabilirim? İş kazası tazminat davası nedir, nasıl açılır sorusu tam da bu noktada gündeme gelir. Çünkü kazanın ardından başlayan süreçte güncel zamanaşımı süresi, dava süreci ve yetkili mahkeme gibi kritik detaylar belirleyici olur. Ayrıca alınabilecek tazminat miktarı hakkında detaylı rehber niteliğinde doğru bilgiye ulaşmak, maddi ve manevi kayıpların karşılanabilmesi açısından büyük önem taşır. Bu yazımızda, 2026 yılı itibarıyla iş kazası sonrası izlenecek hukuki yolu net ve anlaşılır biçimde ortaya konulmaktadır.

Benzer İçerikler

İş Kazası Tazminat Davası (2026)

İş kazası tazminat davası, işçinin işyerinde veya işin yürütümü sırasında meydana gelen kaza nedeniyle uğradığı bedensel veya ruhsal zararların işverenden talep edilmesini sağlayan özel hukuk davasıdır. Bu davanın temel dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417’de düzenlenen işverenin gözetme borcudur. İşveren, iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak için gerekli her türlü önlemi almak, riskleri önceden belirlemek ve işçiyi korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali halinde doğan zararlardan kusuru oranında sorumludur.

İş kazasının yasal tanımı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.13’te yer alır. Buna göre işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen ve sigortalıyı zarara uğratan olaylar iş kazası sayılır. Ancak sorumluluk için İŞ İLE ZARAR ARASINDA UYGUN İLLİYET BAĞININ BULUNMASI ŞARTTIR. İş kazası sonucunda işçi; maddi tazminat (kazanç kaybı, iş gücü kaybı, tedavi giderleri) ve koşulları oluştuğunda manevi tazminat talep edebilir. Ölüm halinde ise destekten yoksun kalan yakınlar TBK m.53 kapsamında tazminat isteyebilir. Asıl işveren–alt işveren ilişkisinde sorumluluk müteselsildir; işçi zararın tamamını taraflardan herhangi birinden talep edebilir.

Önemle belirtmek gerekir ki, SGK tarafından yapılan ödemeler işverenin özel hukuk sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. 2026 yılı itibarıyla iş kazası tazminat davaları iş mahkemelerinde görülmekte olup dava sürecinde kusur, zarar ve illiyet bağı unsurları birlikte değerlendirilmektedir.

İş Kazası Tazminatı Nedir?

İş kazası tazminatı, işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya gerekli önlemleri almaması nedeniyle meydana gelen iş kazasında işçinin uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesini amaçlayan hukuki tazminattır. Bu sorumluluğun temel dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417’de düzenlenen işverenin gözetme borcudur.

İş kazası sonucunda işçi; kazanç kaybı, iş gücü kaybı, tedavi giderleri ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlarını maddi tazminat kapsamında talep edebilir. SGK tarafından karşılanan ödemeler işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; ancak hesaplamada dikkate alınır.

Ölüm halinde ise TBK m.53 uyarınca, işçinin desteğinden yoksun kalan yakınları destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Bunun yanında TBK m.56/2 gereği işçi veya yakınları lehine manevi tazminata hükmedilmesi mümkündür. Manevi tazminatın amacı zenginleşme değil, yaşanan acı ve ızdırabın hukuken tatmin edilmesidir.

Kısaca iş kazası tazminatı, işçinin veya ölüm halinde hak sahiplerinin, işverenden talep edebileceği maddi ve manevi zararların bütününü kapsayan özel hukuk alacağıdır.

İş Kazası Tazminat Davası Nasıl Açılır?

İş kazası meydana geldiğinde öncelikle olayın yasal süresi içinde bildirilmesi gerekir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.13 uyarınca işveren, kazayı üç iş günü içinde SGK’ya bildirmekle yükümlüdür. Bildirim yükümlülüğü işverene ait olmakla birlikte, işçinin de süreci takip etmesi hak kaybını önlemek açısından önemlidir.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 uyarınca, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır. Dolayısıyla işçi, arabulucuya gitme zorunluluğu olmaksızın doğrudan dava açma hakkına sahiptir. İşçi, uğradığı zararı ispatlayan sağlık kurulu raporları, maluliyet oranı tespiti, kaza tutanakları, tanık beyanları ve bilirkişi incelemeleri gibi delillerle birlikte doğrudan iş mahkemesinde dava açabilir. Davada, işverenin kusuru, zarar miktarı ve iş kazası ile zarar arasındaki illiyet bağı birlikte değerlendirilir.

SGK tarafından yapılan ödemeler işverene karşı dava açılmasına engel değildir. Ancak işçi yalnızca SGK tarafından karşılanmayan zarar kalemlerini talep edebilir; hesaplamada mükerrer tahsilatın önüne geçilir. Dava, görevli iş mahkemesinde açılır ve asıl işveren ile varsa alt işverene karşı birlikte veya ayrı ayrı yöneltilebilir. Asıl işveren–alt işveren ilişkisinde sorumluluk müteselsil olduğundan, işçi zararın tamamını taraflardan herhangi birinden talep edebilir

İş Kazası Zamanaşımı

İş kazası tazminat davalarında zamanaşımı süresi kural olarak 10 yıldır. Bu süre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146’da düzenlenen genel zamanaşımı süresine dayanmaktadır. Uygulamada iş kazaları, işverenin sözleşmeye aykırı davranışından doğan sorumluluk kapsamında değerlendirildiğinden 10 yıllık süre esas alınmaktadır.

Zamanaşımının başlangıcı bakımından önemli olan husus, zararın tüm unsurlarıyla öğrenilmiş olmasıdır. Özellikle sürekli iş göremezlik oranının kesinleşmediği, maluliyet durumunun netleşmediği hallerde zamanaşımı süresi işlemeye başlamaz. Yargı içtihatlarında, geçici sağlık raporlarının bulunduğu ve zarar kapsamının henüz belirlenmediği durumlarda sürenin başlamadığı kabul edilmektedir. Ancak her hâlükârda 10 yıllık süre geçtikten sonra dava açılması mümkün değildir. Bu nedenle iş kazası sonrası hak sahiplerinin, maluliyet tespiti ve zarar hesaplaması netleşir netleşmez dava açmaları hak kaybını önlemek açısından kritik önem taşır.

Eğer iş kazası aynı zamanda bir suç teşkil ediyorsa ve Türk Ceza Kanunu’nda bu suç için daha uzun bir ceza zamanaşımı süresi öngörülmüşse (örneğin ölümlü kazalarda), tazminat davası açma süresi bu uzun süreye göre belirlenir.

Ölümlü İş Kazasında İşverenin Sorumluluğu

Ölümlü iş kazasında işverenin sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417’de düzenlenen gözetme borcunun ihlali halinde doğar. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almamış veya denetim yükümlülüğünü yerine getirmemişse ve bu ihlal ile ölüm arasında uygun illiyet bağı bulunuyorsa tazminat sorumluluğu altına girer.

Ölüm halinde talep edilebilecek maddi tazminat kalemleri TBK m.53’te düzenlenmiştir. Buna göre cenaze giderleri, ölümden önceki tedavi giderleri ve özellikle destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilir. Eş, çocuklar ve koşulları varsa anne-baba, ölen işçinin desteğinden yoksun kaldıklarını ispat ederek tazminat isteyebilirler.

Ayrıca TBK m.56/2 uyarınca, ölüm nedeniyle duyulan elem ve ızdırabın karşılığı olarak manevi tazminata hükmedilmesi mümkündür. Manevi tazminatın amacı zenginleşme değil, yaşanan ağır zararın hukuken tatmin edilmesidir. Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken işçinin geliri, yaşı, destek süresi ve hak sahiplerinin pay oranları dikkate alınır. Uygulamada net kazanç esas alınarak aktüeryal hesaplama yapılır.

Ölümlü iş kazalarında işverenin sorumluluğu yalnızca özel hukukla sınırlı değildir. Olayın niteliğine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.85 kapsamında taksirle öldürme suçundan ceza yargılaması da söz konusu olabilir. Ancak ceza davası ile tazminat davası birbirinden bağımsız yürütülür. Sonuç olarak ölümlü iş kazasında işveren, hem maddi hem manevi tazminat bakımından sorumlu tutulabilir ve sorumluluğun kapsamı kusur oranına göre belirlenir.

Sonuçlanmış İş Kazası Davaları

İş kazası tazminat davalarında uygulama büyük ölçüde Yargıtay içtihatları doğrultusunda şekillenmektedir. Kararlarda, işverenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417 kapsamındaki gözetme borcu geniş yorumlanmakta, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin eksikliği ağır kusur sayılmaktadır.

Zamanaşımı bakımından ise 10 yıllık süre uygulanmakta; bu sürenin başlangıcı, zararın ve özellikle maluliyet oranının kesinleştiği tarih olarak kabul edilmektedir. Sürekli iş göremezlik oranı netleşmeden zamanaşımı işlemeye başlamaz. Asıl işveren–alt işveren ilişkisinde taraflar müteselsil sorumlu tutulur; işçi veya hak sahipleri tazminatın tamamını taraflardan herhangi birinden talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatında ise fiili destek ilişkisi esas alınır; çalışmayan eşin ev içi emeği de ekonomik değer kabul edilir. Görevli mahkeme iş mahkemesi, yetkili mahkeme ise kaza yeri veya işverenin yerleşim yeri mahkemesidir.

İş Kazası Tazminatı Ne Kadar?

İş kazası tazminat miktarı sabit değildir; her olayın özelliklerine, işçinin gelir durumuna, maluliyet oranına ve kusur dağılımına göre ayrı ayrı hesaplanır. Tazminatın belirlenmesinde temel dayanak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.53 ve m.56 hükümleridir.

Maddi tazminat hesaplanırken işçinin gerçek kazancı, sürekli veya geçici iş göremezlik oranı, tedavi giderleri ve çalışma gücü kaybı dikkate alınır. Tazminat hesabında işçinin giydirilmiş brüt ücreti esas alınır. Aktüerya uzmanları tarafından yapılan teknik hesaplamada, bu brüt tutardan yasal kesintiler ve SGK tarafından bağlanan gelirin rücu edilebilir kısmı düşülerek net zarar miktarı belirlenir; düzenli ödenen prim, ikramiye ve benzeri ek menfaatler hesaba katılır. Aktüeryal yöntemle yapılan hesaplamada yaş, bakiye ömür ve kusur oranı belirleyici unsurlardır. Ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanır. Hesaplamada ölenin geliri, destek süresi ve hak sahiplerinin pay oranları esas alınır. Gelirin ispat edilemediği durumlarda uygulamada net asgari ücret ölçüt alınabilmektedir. Eş ve çocukların payları aktüeryal ilkelere göre belirlenir.

Manevi tazminat ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.56/2 gereğince hâkimin takdirindedir. Olayın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile kusur oranı göz önünde bulundurularak hakkaniyete uygun bir tutar belirlenir. Sonuç olarak iş kazası tazminatı; işçinin gerçek zararı, kusur oranı ve teknik hesaplamalar çerçevesinde belirlenen, her somut olayda farklılık gösteren bir alacaktır.

İş Kazası Dava Açma Süresi

İş kazası meydana geldiğinde işveren, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca kazayı üç iş günü içinde SGK’ya bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirim idari bir yükümlülük olmakla birlikte, sürecin sağlıklı işlemesi açısından önemlidir.

İş kazası tazminat davası ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146 kapsamında 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Süre, zararın ve özellikle maluliyet oranının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.

Bu sürenin geçmesi halinde dava hakkı düşer. Sigortasız çalıştırılan işçiler bakımından da tazminat hakkı saklıdır; SGK bildiriminin yapılmamış olması, işverene karşı dava açılmasına engel değildir.

İş Kazası Yetkili Mahkeme Hangisi?

İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında görevli mahkeme, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca İŞ MAHKEMESİDİR. İş ilişkisinden doğan ve iş kazasına dayanan uyuşmazlıklar, özel olarak iş mahkemelerinde görülür.

Yetki bakımından dava; İŞ KAZASININ MEYDANA GELDİĞİ YER MAHKEMESİNDE VEYA İŞVERENİN YERLEŞİM YERİNDEKİ İŞ MAHKEMESİNDE açılabilir. Bu yetki seçimliktir ve davacıya tercih hakkı tanır.

Yetkili mahkemede dava açılması dava şartıdır. Yetkisiz mahkemede açılan davalarda usulden ret kararı verilebilir. Bu nedenle iş kazası tazminat davalarının, görevli ve yetkili iş mahkemesinde açılması hukuki sürecin sağlıklı yürütülmesi açısından önem taşır.

İş Kazasında İşçinin Hakları

İş kazası geçiren işçi, hem sosyal güvenlik hukuku hem de özel hukuk kapsamında çeşitli haklara sahiptir. Bu haklar özetle şöyledir:

  • SGK kapsamındaki haklar: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca işçi; sağlık hizmetlerinden yararlanma, geçici iş göremezlik ödeneği alma ve sürekli sakatlık halinde sürekli iş göremezlik geliri talep etme hakkına sahiptir. Ölüm halinde hak sahiplerine gelir bağlanır.
  • Maddi tazminat hakkı: İşverenin kusuru bulunması halinde işçi; iş gücü kaybı, kazanç kaybı, tedavi giderleri ve diğer ekonomik zararlarını talep edebilir. Ölüm halinde yakınlar destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir.
  • Manevi tazminat hakkı: Yaşanan bedensel ve ruhsal zararın karşılığı olarak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.56 kapsamında manevi tazminat talep edilebilir.
  • Bakıcı Gideri: İş kazası sonucunda işçinin başkasının bakımına muhtaç hale gelmesi durumunda, ömür boyu bakıcı gideri tazminatı talep edilebilir.
  • SGK ödemelerine rağmen dava hakkı: SGK tarafından yapılan ödemeler, işverene karşı açılacak tazminat davasını ortadan kaldırmaz; yalnızca hesaplamada dikkate alınır.
  • Sigortasız işçinin hakları: Sigortasız çalıştırılan işçi de iş kazası nedeniyle tazminat talep edebilir. Sigortasızlık, işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
  • İş güvencesi hakları: İş kazası geçirmek tek başına haklı fesih sebebi değildir. Haksız fesih halinde işçi, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işe iade, kıdem ve ihbar tazminatı talep edebilir.
  • SGK’nın Rücu Hakkı: İşverenin ağır kusuru veya ihmali varsa, SGK işçiye yaptığı ödemeleri ve bağladığı gelirleri işverenden geri talep edebilir (Rücu davası). Bu durum, işverenin tazminat davası dışındaki mali risklerinden biridir.

Bu haklar birlikte değerlendirildiğinde, iş kazası geçiren işçi hem sosyal güvenlik hem de özel hukuk bakımından kapsamlı bir koruma altındadır.

İş Kazası Tazminat Davaları Ne Kadar Sürer?

İş kazası tazminat davalarının süresi somut olayın özelliklerine göre değişir. Davanın karmaşıklığı, kusur tespiti, maluliyet oranının belirlenmesi ve aktüeryal hesaplamalar süreci doğrudan etkiler. Özellikle bilirkişi incelemesi gerektiren dosyalarda yargılama süresi uzayabilmektedir.

Uygulamada iş mahkemelerinde görülen iş kazası tazminat davaları ortalama 1 ila 3 yıl arasında sonuçlanabilmektedir. Ancak kararın istinaf ve temyiz incelemesine gitmesi halinde süreç daha da uzayabilir. Ağır maluliyet veya ölümlü iş kazalarında teknik incelemeler daha kapsamlı olduğundan yargılama süresi artabilmektedir.

Sonuç olarak iş kazası tazminat davalarının süresi kesin değildir; dosyanın niteliği ve kanun yollarına başvurulup başvurulmaması belirleyici olmaktadır.

İş Kazası Geçiren Kişi Tazminat Alabilir Mi?

Evet. İş kazası geçiren işçi, uğradığı zarara göre hem SGK’dan hem de işverenden hak talep edebilir. SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneği ve sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilir. Bu ödemeler sosyal güvenlik hakkıdır.

Bunun dışında işçi, işverenin kusuru varsa maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Maddi tazminat; iş gücü kaybı, kazanç kaybı ve tedavi giderlerini kapsar. Manevi tazminat ise yaşanan acı ve elem karşılığıdır.

Kaza ölümle sonuçlanmışsa, ölen işçinin yakınları destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir. Sigortasız çalışan işçi de işverene karşı tazminat davası açma hakkına sahiptir.

Sonuç olarak, iş kazası geçiren kişi zararının kapsamına göre tazminat alma hakkına sahiptir ve bu hak yasal koruma altındadır.

Our Score
Click to rate this post!
[Total: 2 Average: 5]

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

📞 Hemen Ara