Soybağının Reddi Davası Nedir?

Türk Medeni Kanunu’nun 282. maddesinde soybağının kurulması açıklanmıştır. Buna göre;

Madde 282- Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur. Çocuk ile baba arasında soybağı, ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur. Soybağı ayrıca evlât edinme yoluyla da kurulur. 

Türk Medeni Kanunu’nun 285. maddesinde ise babalık karinesi açıklanmıştır. Buna göre; Madde 285 – Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması, ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatıyla mümkündür. Kocanın gaipliğine karar verilmesi hâlinde üçyüz günlük süre, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden işlemeye başlar.

Soybağının reddi davası, babalık karinesiyle kurulan baba çocuk arasındaki soybağının gerçeği yansıtmadığı durumlarda açılabilecek yenilik doğuran bir davadır. Bu dava ile baba ve çocuk arasındaki babalık karinesi çürütülerek soybağı ortadan kalkar. Anneyle olan soybağı ise devam eder çünkü bu bir aileyi reddetme davası değildir.

Soybağının Reddi Davasını Açabilecek Kişiler

Soybağının reddi davasını açma hakkı koca ve çocuğa tanınmıştır. Anne soybağının reddi davası açamaz. Nitekim bu husus Türk Medeni Kanunu’nun 286. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre; Madde 286 – Koca, soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilir. Bu dava ana ve çocuğa karşı açılır. Çocuk da dava hakkına sahiptir. Bu dava ana ve kocaya karşı açılır.

Ayrıca bazı hallerde diğer ilgililerin de dava hakkı vardır. Bunlar,

Madde 291- Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerinde kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişi, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açabilir. Ergin olmayan çocuğa atanacak kayyım, atama kararının kendisine tebliğinden başlayarak bir yıl, (…) içinde soybağının reddi davasını açar. Kocanın açacağı soybağının reddi davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

Babanın Soybağının Reddi Davası Açması : Baba, aralarında biyolojik yönden kan bağı bulunmayan çocuğuna karşı babalık karinesinin çürütülmesi amacıyla soybağının reddi davası açabilir. Bu davanın davalıları ana ve çocuktur. Bu davada ana ve çocuk arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır bu sebeple davanın her ikisine karşı açılması gerekir. Ayrıca TMK md.291’e göre, gerçek baba da soybağının reddi davası açabilir.

Çocuğun Soybağının Reddi Davası Açması : Soybağının reddi davası çocuk tarafından açıldığında ise davalı tarafta ana ve koca yer alır. Bu durumda da, ana ve koca arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunur. Biyolojik olmayan baba çocuğu kabul etse dahi çocuk soybağının reddi davasını açabilir.

Soybağının (Nesebin) Reddi Davasında İspat

Türk Medeni Kanunu ispatı, evlilik içinde ana rahmine düşme ve evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşme olarak ikiye ayırmıştır. Buna göre;

  1. Evlilik içinde ana rahmine düşme : Madde 287- Çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse davacı, kocanın baba olmadığını ispat etmek zorundadır. Evlenmeden başlayarak en az yüzseksen gün geçtikten sonra ve evliliğin sona    ermesinden başlayarak en fazla üçyüz gün içinde doğan çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır.
  2. Evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşme : Madde 288 – Çocuk, evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşmüşse, davacının başka bir kanıt getirmesi gerekmez. Ancak, gebe kalma döneminde kocanın karısı ile cinsel ilişkide bulunduğu konusunda inandırıcı kanıtlar varsa, kocanın babalığına ilişkin karine geçerliliğini korur. 

Soybağının (Nesebin) Reddi Davasında Hak Düşürücü Süreler

Soybağının reddi davası zamanaşımı süresine değil hak düşürücü süreye tabidir. Hak düşürücü süreler Türk Medeni Kanunu’nun 289. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre;

Madde 289- Koca, davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl, (…) içinde açmak zorundadır.

Çocuk, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorundadır. Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.  

Sonradan Evlenme Durumunda Soybağına İtiraz

Sonradan evlenme, Türk Medeni Kanunu’nun 292,293,294. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; Madde 292- Evlilik dışında doğan çocuk, ana ve babasının birbiriyle evlenmesi hâlinde kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tâbi olur.

Madde 293- Eşler, evlilik dışında doğmuş olan ortak çocuklarını, evlenme sırasında veya evlenmeden sonra, yerleşim yerlerindeki veya evlenmenin yapıldığı yerdeki nüfus memuruna bildirmek zorundadırlar. Bildirimin yapılmamış olması, çocuğun evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tâbi olmasını engellemez. Daha önce tanıma veya babalığa hükümle soybağı kurulmuş çocukların ana ve babası birbiriyle evlenince, nüfus memuru re’sen gerekli işlemi yapar.

Madde 294- Ana ve babanın yasal mirasçıları, çocuk ve Cumhuriyet savcısı sonradan evlenme yoluyla soybağının kurulmasına itiraz edebilirler. İtiraz eden, kocanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür. Çocuğun altsoyu da, çocuğun ölmüş ya da ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybetmiş olması hâlinde itiraz hakkına sahiptir. Tanımanın iptaline ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

Soybağının (Nesebin) Reddi Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Soybağının reddi davalarında görevli mahkeme aile mahkemeleridir. Aile mahkemesinin olmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görevlidir. Yetkili mahkeme ise Türk Medeni Kanunu’nun 283. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre; Madde 283 – Soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılır.

Soybağının Reddi Yargıtay Kararları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi T. 19.10.2023, E. 2023/6573, K. 2023/4921

DAVA : Taraflar arasındaki soybağının reddi ve babalığın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 

KARAR : I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı … ile ayrı yaşadığını, boşanma davasının uzun sürmesi nedeni ile diğer davalı … ile birlikte yaşamaya başladığını, … ile olan birlikteliğinden davaya konu … adlı çocuğunun olduğunu, davalı … ile evli kaldığı sürede çocuk doğduğu için davalı …’in nüfusuna kaydedildiğini, davalı …’ın da bu durumu kabul ettiğini iddia ederek soybağının reddine ve babalığın tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı … cevap dilekçesi ile; çocuk …’nun kendi kızı olduğunu, davayı kabul ettiğini, DNA testi yapılmasını istediğini savunmuştur.

2.Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “….Dava, davacı … ile davalılardan …’in evlilik birlikteliği içinde doğan küçük …’nın babasının … olmadığının ileri sürülmesi sebebiyle soy bağının reddine ilişkindir. 4721 Sayılı TMK’nın 286. maddesinde, soybağı davasını açma hakkı olanlar düzenlenmiştir. Buna göre kocanın, soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebileceği, bu davanın ana ve çocuğa karşı açılacağı, çocuğun da dava hakkına sahip olduğu ve bu davanın da ana ve kocaya karşı açılacağı hüküm altına alınmıştır.

Eldeki bu dava ise ancak davalı sıfatına sahip olabilecek olan ana tarafından açılmış olup ananın bu davayı açma hak ve yetkisi ise yoktur. Ana davayı çocuğa velâyeten de açmış değildir.

Dava tarihinden itibaren davalı …’in de usulüne uygun şekilde açmış olduğu bir soy bağının reddi davası bulunmamaktadır. Küçük …’ya tayin olunan kayyımın görevinin ise TMK’nın 477 maddesi uyarınca yalnızca eldeki bu dosyaya ilişkin olduğu, bu dosya kapsamı dışında iş ve işlem yapamayacağı, küçüğe tayin edilecek bir kayyımın da küçük adına soy bağının reddi davası açıp açmayacağının belli olmadığı gibi tarafları küçüğe kayyım tayin ettirerek kayyımı soybağının reddi davasını açmaya zorlamanın yasal bir dayanağının da bulunmadığı…” gerekçesi ile davacının aktif husumet ehliyetinin yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili, dava anne tarafından nesebin düzenli olarak açıldığını, davaya çocuğun öz babasının tespiti hakkında diye de açıklamada bulunduğunu, 11.02.2021 tarihli ek dilekçeyle davadaki taraf eksikliğinin tamamlandığını, davanın soybağının tespiti olduğunu, küçüğün nüfus kayıtlarında görünen … hanesinden silinerek gerçek baba … nüfusuna kaydı şeklinde soybağının tespiti ve düzeltilmesi davasına dönüştürüldüğünü, müvekkili ve davalı …’in evli iken çocuğun davalı … ile gayri resmi evliliğinin olduğunun sabit olduğunu, şu anda müvekkili ile çocuğun gerçek babası … ile resmi olarak evlendiğini, davanın usulden reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 286. maddesi uyarınca, soybağının reddi davası ancak baba ve çocuk tarafından açılabileceğinin, 291. maddesinde ise, soybağının reddi davası açma hakkı tanınan kocanın altsoyu, anası, babası ve çocuğun gerçek babası olduğunu iddia eden kişi, ancak dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerinde dava açabileceğinin düzenlendiğini, çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi olması halinde bu ilişki ortadan kaldırılmadan başka bir erkeğin babalığına hükmedilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili, istinaf dilekçesini tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, soybağının reddi ile babalığın hükmen tespiti istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davanın çocuk adına velâyeten anne tarafından dava açılıp açılamayacağı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 286 ncı, 289 uncu, 291 inci, maddeleri, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu, 370. ve 371. maddeleri

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 Sayılı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen …, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Kanun’un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.10.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi T. 31.05.2023, E. 2023/3904, K. 2023/2774

ÖZET : Dava, soybağının reddi istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davanın kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı, hak düşürücü süre içinde dava açılıp açılmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Hak düşürücü sürenin hakkı ortadan kaldıran niteliği dikkate alındığında, davacının soyut beyanı, öğrenmenin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde gerçekleştiğinin kabulü için yeterli değildir. Öğrenmenin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde gerçekleşmesi için DNA testi yapılması gerekmektedir. O halde, Mahkemece davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabulüyle tüm deliller toplanarak davanın esas hakkında karar verilmesi gerekirken DNA testi yapılmadan, soyut beyanlar ile öğrenmenin gerçekleştiğinin kabulüyle davanın hak düşürücü sürede açılmadığından bahisle reddine karar verilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki soybağının reddi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR : I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile 2007’de boşandıktan 2 sene sonra dünyaya gelen … …’in ise kendi nüfusuna kaydedildiğini öğrendiğini, ancak A…’in kendisinden olmadığını iddia ederek soybağının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar, davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre, çocuk ile anne arasındaki hukuki soybağı doğumla; çocuk ile baba arasındaki hukuki soybağı ise anneyle evlilik, tanıma, babalık davasında verilen hüküm veya evlat edinmeyle kurulduğu, aynı Kanunu’nun 286. maddesinde, kocanın, çocuk ve anne aleyhine açacağı soybağının reddi davası ile babalık karinesini çürütebileceği; 289. maddesinde ise kocanın soybağının reddi davasını doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıllık süre içinde açması gerektiği, gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa bir yıllık sürenin bu sebebin ortadan kalkmasından sonra başlayacağı, soybağının reddi davasında, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı hususunda ve davanın temellendirilmesinde belirleyici olan “öğrenmenin” ne zaman gerçekleştiği noktasında şüphenin veya söylentinin öğrenme açısından yeterli olup olmadığının önemli olduğu, somut olayda; davacı ile davalı …’in 12.07.2000 tarihinde evlendikleri, yaklaşık 9 yıl evli kaldıkları, tarafların boşanma kararının 22.05.2009 tarihinde kesinleştiği, ardından 300 günlük bekleme müddeti içerisinde 2009 doğumlu A… isimli çocuklarının olduğu, davacının tarafların boşanma davasının devam ettiği sırada davalı …’in davalı … ile birlikte yaşamaya başladığını ve boşanma kararı kesinleştikten sonra … çocuğun davalı …’dan olduğu halde üzerine kaydedildiğini iddia ettiği, çocuğun 2009 doğumlu olduğu, davacının çocuğun doğduğunu 7-8 yıl önce öğrendiğini ancak davalıların kendisine mahkeme masraflarını kendilerinin karşılayacağını ve çocuğun kendisinin nüfusundan düşeceğini söylediği için o zamanlarda maddi durumu olmadığı için davayı açamadığını bizzat beyan ettiği, davacının davayı 07.07.2021 tarihinde açtığı, 4721 Sayılı Kanun’un 289. maddesinin birinci fıkrasında kocanın davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde açmak zorunda olduğu ve yine aynı Kanun’un 289. maddesinin üçüncü fıkrasında gecikmenin haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık sürenin bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlayacağının düzenlendiği, gecikmeyi haklı kılan herhangi bir sebep de görülmediğinden davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili, davacının çocuğun doğduğunu 7-8 yıl önce öğrendiğini ancak davalıların mahkeme masraflarını kendilerinin karşılayacaklarını ve çocuğun kendi nüfusundan düşeceğini söylediklerini ve o zamanlar maddi durumu olmadığı için davayı açamadığını, müvekkilinin iradesi dışında olan sebeplerden dolayı işbu davayı geç açtığını, çocuğun … yararının gözetilmesi gerektiğini İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddiası, duruşmadaki beyanları, tüm dosya kapsamı ile kararın gerekçesinde açıklandığı üzere, davacının 7-8 yıl önce çocuğun kendisinden olmadığını öğrenmesine rağmen, davayı 07.07.2021 tarihinde açtığı, yasanın aradığı anlamda gecikmeyi haklı kılan bir sebebin varlığını iddia ve ispat edemediği, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşılmakla, hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili, istinaf dilekçesini tekrar etmiş, DNA testi yapılmadan öğrenme olgusunun gerçekleşmediğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, soybağının reddi istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davanın kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı, hak düşürücü süre içinde dava açılıp açılmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 286ncı, 286. uncu, 291. maddeleri. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu, 370…. ve 371. maddeleri. 31.07.2004 tarihli ve 25539 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 13’üncü, 19. maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Geniş anlamda soybağı bir kimsenin üst soyu ile olan kan bağını; dar anlamda soybağı ise, bir kimsenin sadece ana-babasıyla arasındaki biyolojik bağını ifade etmektedir. Bir kişi ( çocuk ) ile kendilerinden biyolojik ( genetik ) olarak türemiş olduğu kişiler arasındaki bağa doğal soybağı ( biyolojik nesep ), hukuk düzeni tarafından aranan bazı koşulların gerçekleşmesiyle, bir çocuğun hukuki olarak bir ana-babaya bağlanması sonucunda, ana-baba ile çocuk arasında kurulan bu hukuki ilişkiye ise hukuki soybağı ( hukuki nesep ) denir. Buna göre soybağı, bir kimseyle ana-babası arasındaki doğal ve/veya hukuki bağ olarak tanımlanmaktadır.

2. 4721 Sayılı Kanun’a göre, çocuk ile anne arasındaki hukuki soybağı doğumla; çocuk ile baba arasındaki hukuki soybağı ise anneyle evlilik, tanıma, babalık davasında verilen hüküm veya evlat edinmeyle kurulmaktadır. Baba ile çocuk arasında evlilik içinde doğmaya, babalık karinesine dayalı olarak hukuken kurulmuş bulunan soybağı ilişkisinin ortadan kalkması ancak soybağının reddi ile söz konusu olabilmektedir. Soybağının reddi davasının başarıya ulaşarak çocuk ile babası arasındaki soybağının ortadan kalkması sonucunda çocuk, baba yönünden soybağı bulunmayan çocuk statüsüne girer. Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2009 tarihli ve 2008/30 Esas, 2009/96 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, kişinin genetik-biyolojik kökeni kendisine ait olmayan çocuğu reddetme hakkı en temel haklarından birisidir.

3. 4721 Sayılı Kanun’un 286. maddesinde, kocanın, çocuk ve anne aleyhine açacağı soybağının reddi davası ile babalık karinesini çürütebileceği; 289. maddesinde ise kocanın soybağının reddi davasını doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıllık süre içinde açması gerektiği, gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa bir yıllık sürenin bu sebebin ortadan kalkmasından sonra başlayacağı hükme bağlanmıştır.

4. Soybağının reddi davasında, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı hususunda ve davanın temellendirilmesinde belirleyici olan “öğrenmenin” ne zaman gerçekleştiği noktasında şüphenin öğrenme açısından yeterli olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Yerleşik Yargıtay uygulamalarında, yargılama dışında elde edilmiş babalık raporlarına özellikle hak düşürücü süre niteliğindeki dava açma süresinin öğrenme tarihinden itibaren başlaması bakımından dikkate alındığı görülmekte yani öğrenmenin yargılama dışı babalık testi ile gerçekleşmesi anında hak düşürücü sürenin başlayacağı kabul edilmektedir. Sonuç olarak, bir çocuğun kendisinden olmadığı yönündeki şüphe öğrenme açısından yeterli kabul edilemeyecektir.

5. Somut olayda, hak düşürücü sürenin hakkı ortadan kaldıran niteliği dikkate alındığında, davacının soyut beyanı, öğrenmenin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde gerçekleştiğinin kabulü için yeterli değildir. Öğrenmenin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde gerçekleşmesi için DNA testi yapılması gerekmektedir. O halde, Mahkemece davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabulüyle tüm deliller toplanarak davanın esas hakkında karar verilmesi gerekirken DNA testi yapılmadan, soyut beyanlar ile öğrenmenin gerçekleştiğinin kabulüyle davanın hak düşürücü sürede açılmadığından bahisle reddine karar verilmesi … görülmemiş kararın bu nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ : Açıklanan sebeple;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.05.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir