Boşanma Davası ve Boşanma Sebepleri

Boşanma Davası; kanunda sınırlı sayıda belirtilmiş olan sebeplerden birine dayanılarak geçerli olarak kurulmuş evlilik birliğinin hakim kararı ile sona erdirilmesi için eşlerden birinin açtığı dava türüdür. Eşlerden birinin ölümü evlilik birliğini kendiliğinden sona erdirmekle beraber ölümden farklı olarak boşanma sağ olan karı ve kocanın evliliklerini hakim kararı ile sona erdirdikleri bir durumdur.  

O halde;

  1. Boşanma ancak hakim kararı ile olur.
  2. Hakimin karar verebilmesi için eşlerden en az birinin boşanma davası açmış olması gerekmektedir. Yani boşanmaya re’sen karar verilemez.
  3. Açılan boşanma davasının Türk Medeni Kanunu’nda sayılan boşanma sebeplerinden birine dayanması gerekir. Boşanma sebepleri kanunda tek tek (sınırlı sayıda) belirlenmiş olup ancak belirtilen sebeplere dayanılarak boşanmaya hükmedilebilir.

Boşanma davası; anlaşmalı (çekişmesiz) boşanma davası veya çekişmeli boşanma davası olarak iki türlü açılabilmektedir.

Aile ve Medeni Hukuk Davaları

Boşanma Sebepleri Nelerdir?

4721 sayılı Türk Medeni Kanununda tahdidi olarak sayılan boşanma sebepleri özel sebepler (zina – hayata kast, pek kötü muamele veya onur kırıcı davranış – küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme – terk – akıl Hastalığı ) ve genel sebepler ( evlilik birliğinin temelinden sarsılması – eşlerin anlaşması – ortak hayatın kurulamaması ya da fiili ayrılık ) olarak ikili bir ayrıma tabi tutulabilir. 

Bir kısım sebepler davalının kusuruna bağlı olduğu halde bir kısmında kusurun varlığı aranmamaktadır.

Özel Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Zina Sebebiyle Boşanma Davası.

Kusura dayalı, mutlak ve özel boşanma sebebi olan zina, TMK m.161’de “Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.” şeklinde düzenlenmiş olup madde metninde zinanın tanımı yapılmayarak yalnızca zinanın boşanma sebebi olduğu belirtilmiştir.

Genel olarak zina; eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken, karşı cinsten bir kişi ile kendi rızasıyla cinsi münasebette bulunmasıdır.

Evlilikten önceki ilişkiler zina sayılmaz. Fakat eşinin evlenmeden önce başkalarıyla cinsel ilişkide bulunduğunu sonradan öğrenen taraf şartları varsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açabilir.

Zinadan söz edebilmek için eşi kusurlu olması yani isteği ile cinsi münasebette bulunması gerekmektedir. Eşin isteği dışında münasebette bulunulması halinde örneğin tecavüze uğrayan eşe zina sebebiyle boşanma davası açılamaz.

Eşlerin eş cinsel ilişkileri zina sayılmaz. Fakat böyle bir durumda haysiyetsiz hayat sürme veyahut evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebeplerine dayanılarak boşanma davası açılabilir.

Zina mutlak bir boşanma sebebi olup bu fiilin evlilik birliğini diğer eş için çekilmez hale getirmiş olması şartı aranmaz.

NOT: Aynı dava içerisinde hem zina hem de evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebine dayanılması mümkündür. Ancak boşanma kararı evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle verilirse, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde zina yapan eş aleyhine artık değerdeki pay oranının azaltılması veya kaldırılmasına dair kanuni düzenleme uygulama alanı bulmaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 24.10.1988 Tarih,  1988/8407 E. , 1988/9547 K. sayılı kararında; “….Ceza mahkemesinin aynı zamanda boşanma sebebi olan bir suçtan dolayı verdiği mahkumiyet kararı, özellikle mahkumiyet kararında belirlenen maddi olgu ( olay ), boşanma davasında hukuk hakimini bağlar ve kesin delil olur ( Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 4, Dördüncü baskı 1984 sh. 3603 ). Zina, mutlak bir boşanma sebebi teşkil eder. Onun için boşanma davasında ceza mahkemesinin kesinleşmiş mahkumiyet kararı dışında başkaca bir delil aramasına gerek yoktur. Karar başlı başına boşanma kararı vermeye yeterlidir……” ifade edildiği üzere zina fiili ceza mahkemesi kararı ile sabit ise, ceza mahkemesi ilamı boşanma davasında kesin delil teşkil etmektedir.

Zina Sebebiyle Dava Hakkı af ve hak düşürücü sürenin geçmesiyle sona erer.

  1. Hak Düşürücü Sürenin Geçmesi: davaya hakkı olan eş, diğer eşin zinasını öğrenmesinden başlayarak 6 AY ve her halükarda zina eyleminin üzerinden 5 YIL içinde dava açmazsa dava hakkı sona erer. Yani eş, diğer eşin zinasını beş yıl içinde ne zaman öğrenmişse, o andan itibaren altı ay içerisinde dava açmak zorundadır. Örneğin eş, zinayı beş yıllık sürenin dolmasına üç ay kala öğrenmişse, boşanma davasını üç ay içerisinde açması gerekmektedir. Temadi eden zina fiillerinde süre devamlılığın sona erdiği andan itibaren başlamaktadır.
  2. Af: Zinanın gerçekleşmesinden sonra affeden eşin dava hakkı bulunmamaktadır.

2) Hayata Kast, Pek Kötü Muamele veya Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma Davası.  

Kusura dayalı, mutlak ve özel boşanma sebebi olan hayata kast, pek kötü muamele veya onur kırıcı davranış; TMK 162/1’de “Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.” şeklinde düzenlenmiş olup madde içerisinde üç ayrı boşanma sebebi sayılmıştır. 

Buna göre; Eşlerden biri diğerinin hayatına kastederse yani öldürme niyetiyle bazı fiillerde bulunursa veya pek kötü davranışta bulunursa (örneğin dövme, eve kapatma, aç bırakma, normal olmayan cinsi münasebete zorlama) veyahut onur kırıcı davranışlarda bulunursa ( örneğin eşini evden atmak, toplum içinde renciden edecek şekilde hakarette bulunmak) boşanma dava açılabilir.

Davaya hakkı olan eş, boşanma sebebini öğrenmeden başlayarak 6 AY ve her halükarda bu sebebin doğumunun üzerinden 5 YIL içinde dava açmazsa dava hakkı sona erer. Bu boşanma sebebinde de dava hakkı tıpkı zinada olduğu gibi hak düşürücü sürenin geçmesi veya af ile sona ermektedir.

Küçük Düşürücü Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davası: Eşlerden biri diğerinin toplum içinde küçük düşmesine yol açacak bir suç işlemişse ( örneğin hırsızlık, dolandırıcılık, hileli iflas, ırza geçme) veya haysiyetsiz hayat sürüyorsa (randevu evi işletme, kumarbazlık) onunla birlikte yaşaması kendisinden beklenemeyecek olan eş her zaman boşanma davası açabilir. Bu özel boşanma sebebinde çekilmezlik şartı aranmasının yanı sıra dava açılışı için herhangi bir süre şartı da bulunmamaktadır.

Terk Nedeniyle Boşanma Davası : Terk nedeniyle boşanma mutlak ve kusura dayalı bir boşanma sebebidir. Terk nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için şu şartların bir arada bulunması gerekmektedir.:

  1. Ortak konutu terk etme veya konuta dönmeme Aynı evde yaşayan eşlerin konuşmaması, birlikte yemek yememeleri, yatak odalarını ayırmaları terk olarak değerlendirilmez.
  2. Terkin haklı bir sebebinin olmaması yani evlilik birliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmemek maksadıyla gerçekleşmesi
  3. Terkin en az 6 ay sürmüş olması
  4. Terk eden eşe hakim ya da noter tarafından ihtarda bulunulmasına rağmen eşin konuta dönmemesi Boşanma davasının açılabilmesi için terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi, dönmemesi halinde doğacak sonuçlar bakımından ihtar yapılmış olması gerekmektedir. Bu ihtar terkin dördüncü ayından itibaren her zaman yapılabilir.  Bu durumda kanundaki altı aylık sürenin ilk dört ayı ihtardan önce kalan iki ayı ise ihtardan sonra geçen süredir. Ancak ihtar altı aydan sonraki bir zaman diliminde de yapılabilir. Ancak davanın açılabilmesi için ihtardan itibaren iki ay geçmesi gerekmektedir. Hakim ihtarla beraber eve dönmesi için eve dönme parası da kararlaştırabilir. Bu paranın kararlaştırılması halinde ihtarla birlikte yeterli bir miktar para terk eden eşe gönderilir.

Anılı şartlar gerçekleştikten sonra terk eden eşin ortak konuta dönmesi ya da dönme isteminde bulunması boşanma davasını etkilememektedir.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası: Nisbi ve kusura dayanmayan boşanma sebebidir. Akıl hastalığının boşanma sebebi olabilmesi için şu şartların varlığı aranmaktadır:

  1. Akıl hastalığının evlilik sırasında var olması (ne zaman başladığının bir önemi bulunmamaktadır.)
  2. Hastalığın iyileşme olanağı bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmiş olması
  3. Bu hastalık sebebiyle diğer eş için ortak hayatın çekilmez hale gelmesi

Bu şartların varlığı halinde boşanma davası her zaman açılabilir.

Genel Boşanma Sebepleri Nelerdir?

  1. Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması: Evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeleri beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
  2. Şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini her somut olayda hakim takdir etmektedir.
  3. Eşlerin Anlaşması: Anlaşmalı boşanma davası başlığı altında ayırca ele alınacaktır.
  4. Ortak Hayatın Kurulamaması ya da Fiili Ayrılık: Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Daha önce boşanma davası açılmamışsa, eşler ne kadar süre ayrı yaşıyor olursa olsun bu sebebe dayanarak boşanma davası açamazlar. Mutlaka daha önce açılmış ve reddedilmiş bir boşanma davanın var olması gerekmektedir. Reddedilen bu davanın kesinleşmesinin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden birinin açacağı dava ile boşanmaya karar verilir.
Çekişmeli Boşanma Davası, özel ve genel boşanma sebeplerinden eşlerin anlaşması dışında kalan sebeplerden bir veya birkaçına dayalı olarak açılan, eşler arasında boşanma ve fer’ileri konusunda anlaşmanın sağlanamadığı hallerde açılan boşanma davasına Çekişmeli Boşanma Davası denilmektedir. 

Çekişmeli Boşanma Davası Nedir?

Çekişmeli Boşanma Davası, özel ve genel boşanma sebeplerinden eşlerin anlaşması dışında kalan sebeplerden bir veya birkaçına dayalı olarak açılan, eşler arasında boşanma ve fer’ileri konusunda anlaşmanın sağlanamadığı hallerde açılan boşanma davasına Çekişmeli Boşanma Davası denilmektedir. 

Anlaşmalı Boşanma Davası Nedir?

Eşlerin boşanma hususunda karşılıklı olarak anlaşması halinde açılan boşanma davasıdır. Her durumda anlaşmalı olarak boşanılması mümkün olmayıp şu şartların bir arada bulunması gerekmektedir:

  1. Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Evliliğin üzerinden bir yıl geçmemiş ise anlaşmalı boşanma davası açılamaz.
  2. Boşanmak için eşler birlikte mahkemeye başvurmalı veya bir eş diğerinin açtığı davayı kabul etmelidir.
  3. Hakimin tarafları bizzat dinleyerek tarafların iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmelidir. Taraflar davalarını avukat aracılığıyla takip etseler dahi hakim huzuruna gitmek zorundadırlar. Vekilin beyanları yeterli olmamaktadır.
  4. Boşanmanın mali sonuçları ve varsa çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilen anlaşmanın hakim tarafından uygun bulunması gerekmektedir. Tarafların bu husustaki anlaşmaları yazılı olmak zorunda değildir. Kararlaştırılan şartların zapta geçirilmesi yeterlidir. Hakim, bu anlaşmada gerekli gördüğü değişikliği yapabilir. Hakimin yaptığı değişikliklerin taraflarca kabul edilmesi halinde boşanmaya hükmedilir.

Boşanma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Boşanma Davasında Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Eğer o yerde aile mahkemesi yok ise oradaki Asliye Hukuk Mahkemesi Aile Mahkemesi sıfatıyla davaya bakmaktadır. Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Boşanma Davası ve Sebepleri Yargıtay Kararları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 24.10.1988 Tarih,  1988/8407 E. , 1988/9547 K. sayılı kararı:

“….Ceza mahkemesinin aynı zamanda boşanma sebebi olan bir suçtan dolayı verdiği mahkumiyet kararı, özellikle mahkumiyet kararında belirlenen maddi olgu ( olay ), boşanma davasında hukuk hakimini bağlar ve kesin delil olur ( Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 4, Dördüncü baskı 1984 sh. 3603 ). Zina, mutlak bir boşanma sebebi teşkil eder. Onun için boşanma davasında ceza mahkemesinin kesinleşmiş mahkumiyet kararı dışında başkaca bir delil aramasına gerek yoktur. Karar başlı başına boşanma kararı vermeye yeterlidir……”

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir