Mirasta Denkleştirme Davası Nedir?

Mirasta denkleştirme davası, yasal mirasçılar arasındaki dengesiz miras paylaşımlarının giderilmesi amacıyla açılan dava türüdür. Mirasta denkleştirme, terekenin miras bırakandan sonra bütünlük kazanmasını ya da mirasçıların hisse nispetlerinin zarar görmemesini amaçlayan hukuki bir müessesedir.

Bu dava ile miras bırakanın sağlığında, kendisinden karşılıksız kazandırma alan yasal mirasçı ile diğer mirasçılar arasındaki eşitsizliğin giderilmesi amaçlanır. Bunun sonucunda, yasal mirasçının sahip olduğu karşılıksız kazandırmalar ya terekeye aynen iade edilir ya da bunların paylaşım sırasında miras payından düşülmesi istenir. Mirasta denkleştirme, Türk Medeni Kanunu’nun 669-675. maddeleri arasında aynı başlıkla düzenlenmiştir. Buna göre;

Madde 669- Yasal mirasçılar, miras bırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler. Miras bırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir. 

Mirasta Denkleştirme Davasının Şartları Nelerdir?

Denkleştirmeden söz edebilmek için bazı şartlara ihtiyaç vardır. Bunlar;

  1. Sağlararası Bir Kazandırma Olmalı : Söz konusu bağışlamanın mirasbırakanın sağlığında yapılmış olması gerekir. Denkleştirmeyi tenkisten ayıran en önemli unsur budur. Zira tenkise tabi kazandırmalar kural olarak ölüme bağlı kazandırmalarken denkleştirmeye tabi kazandırmalar sağlararası kazandırmalardır.
  2. Kazandırma İvazsız Olmalı : Karşılığında bir şey alınmamış kazandırmalar karşılıksız yani ivazsız kazandırmalardır. Denkleştirmeden söz edebilmek için bu kazandırmanın ivazsız olması gerekir.
  3. Kazandırma Yasal Mirasçılara Yapılmış Olmalı : Yargıtay da konuya ilişkin olarak, “Mirasbırakandan hayatında iken mirasta iadeye tabi bir teberru alan mirasçı, mirastan iskat veya mirastan mahrumiyet sebeplerinden biri ile mirasçı olmazsa veya mirası reddederse almış olduğu teberruları muhafaza eder ve mirasta iade ile yükümlü olamaz.” ifadelerine yer vererek iade yükümlüsünün yasal mirasçı olması gerektiğini ifade etmiştir.
  4. Kazandırma Miras Paylarına Mahsuben Yapılmış Olmalı : Mirasbırakanın altsoyu lehine yaptığı kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmediği sürece, denkleştirmeye tabi olup miras payına mahsuben yapıldığı kural olarak kabul edilir. (TMK 669/2)
  5. Kazandırma Mirasbırakanın Malvarlığından Yapılmış Olmalı : Denkleştirmeden söz edebilmek için kazandırmanın mirasbırakanın malvarlığından çıkmış olması gerekir.
  6. Kazanma Yasal Mirasçıya Doğrudan Mirasbırakan Tarafından Yapılmalı : Denkleştirmenin bir diğer şartı ise denkleştirmeye tabi kazandırmanın yasal mirasçıya doğrudan mirasbırakan tarafından yapılmış olmasıdır. Bu durumda, karşılıksız kazanan kişi kazandırma konusu malı bir başkasına bağışlarsa üçüncü kişi denkleştirme yükümlüsü olmaz çünkü kazandırma doğrudan mirasbırakan tarafından yapılmamıştır.

Mirasta Denkleştirme Zamanaşımı ve Tenkis : Mirasta denkleştirme davası, taksim yapılana kadar herhangi bir zamanaşımı süresine tabi değildir. Denkleştirme davası herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi değildir. Fakat Yargıtay, vermiş olduğu bazı kararlarda denkleştirme talebinin de on yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğunu ifade etmiştir.

Tenkis ve Denkleştirme Arasındaki Farklar : Tenkise tabi kazandırmalar kural olarak ölüme bağlı kazandırmalar iken denkleştirmeye tabi kazandırmalar sağlararası kazandırmadır. Denkleştirmeye konu olan kazandırma tümüyle terekeye iade edilirken tenkise tabi kazandırmalarda mirasbırakanın tasarruf oranını aşan kazandırmalar geri verilir. Tenkis davası ve talebi sadece saklı paylı mirasçılar bakımından yapılabilirken, denkleştirme talebi ve davası bütün yasal mirasçılar tarafından yapılabilir. Tenkis davası hak düşürücü süreye tabidir. Denkleştirme ise miras taksim edilinceye kadar yapılabilir. Tenkis davası sonucunda saklı paylı mirasçı sadece saklı payını elde eder. Denkleştirmede ise davalı taraf miras hissesine mahsuben yapılan temliki terekeye iade eder ve yasal mirasçılar arasında mahsuplaşma yapılır.

Mirasta Denkleştirme Davasında İspat Yükümlülüğü

Denkleştirme davasında ispat yükümlüsü denkleştirmeyi talep eden mirasçıdır. Denkleştirmeyi talep eden mirasçının, miras bırakanın denkleştirmeye tabi bir malını devrettiğini ispatlaması gerekir. Yargıtay bazı kararlarında kazandırmada bulunan kişiye ispat yükünü yüklemektedir. TMK madde 669/2 de, altsoyun miras bırakandan onun sağlığında almış olduğu karşılıksız kazandırmaların karine olarak denkleştirmeye tabi olduğu belirtildiğinden, bunların denkleştirmeye tabi olmadığının ispat yükü altsoy üzerindedir. Altsoy dışındaki mirasçılar bakımından karine, denkleştirmeme yönünde olduğundan denkleştirmeye ilişkin iradenin davacı mirasçı tarafından ispatı gerekir.

Mirasta Denkleştirme Davası Ne Kadar Sürer?

Davaların süresi, tebligat süreleri, bilirkişi raporunun hazırlanma süreci, ilgili yerlerden gelecek yazılar, varsa tanıkların dinlenmesi gibi sebeplere dayanarak her dava için değişiklik gösterir. Mirasta denkleştirme davası ise ortalama olarak 1 ila 2 sene arasında sonuçlanır.

Mirasta Denkleştirme Davasının Sonuçları Nelerdir?

Mevcut olan kazandırmanın denkleştirmeye tabi olduğu belirlenirse terekeye iadesi gerekir. Kazandırmanın ne şekilde iade edileceği Türk Medeni Kanunu’nun 671. maddesinde açıklanmıştır. 

Buna göre; Madde 671- Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir; dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir. Mirasbırakanın bu kurala aykırı tasarrufları ve mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır. 

İlgili maddeden de anlaşılacağı üzere kanun, geri vermekle yükümlü olan mirasçıya seçimlik bir hak tanımıştır. Geri vermekle yükümlü mirasçı, isterse aldığını aynen geri verebilir veya payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirebilir.

Denkleştirme Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Denkleştirme davası kanunda ayrıca düzenlenmemiştir. Dolayısıyla denkleştirme davasında görevli ve yetkili mahkemede kanunda düzenlenmemiştir. Bu sebeple HMK’da düzenlenen genel hükümler uygulanır. Buna göre; Denkleştirme davası miras bırakanın yerleşim yeri mahkemesinde açılmalıdır. Denkleştirmeye konu kazandırma bir mal varlığını konu edindiğinden HMK m.2 uyarınca denkleştirme davasında görevli yargı yeri asliye hukuk mahkemesidir.

Mirasta Denkleştirme Davası Yargıtay Kararları

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi T. 23.09.2019, E. 2016/15900, K. 2019/5589

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21/03/2013 gününde verilen dilekçe ile mirasta denkleştirme talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17/12/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARARDava, mirasta denkleştirme isteğine ilişkindir. Davacı vekili, 06.12.2012 tarihinde ölen mirasbırakan …’nun 2002 yılında …, … ilçesi, … köyü, 737 ada 12 parseldeki taşınmazı 3. kişiden 53.000 TL bedelle satın aldığını ve davalı olan kızı … adına tescil ettirdiğini, bedelin murisin … Şubesi’nde bulunan hesabından bloke çek ile ödendiğini, dava konusu taşınmazda halen davalının ikamet ettiğini, murisin ölümü ile terekeye dahil olan taşınmaz bedelinin davacının payına düşen miktarının dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, murise müvekkilinin baktığını ihtiyaçlarını karşıladığını, davacının murisle ilgilenmediği gibi masraflarına da katılmadığını, dava konusu taşınmazın murise yakın olması ve davalının murisle daha yakından ilgilenmesi için alındığını, taşınmazın alımında davacının da bilgisinin bulunduğunu, murisin evin alımında davalıya destek sağladığını, davacının iddia ettiği üzere bloke edilen çekin 53.000 TL değil 43.000 TL olduğunu, kalan kısım ve tapu masrafla harçlar olmak üzere toplam 13.000 TL bedelin davalı tarafından ödendiğini, yapılan desteğin miras payına mahsuben değil bağış olarak nitelendirilebileceğini, evin satın alındığı tarihte kooperatif olması nedeniyle oturulacak halde olmadığını ve davalının evin içine 59.500 TL masraf yaptığını, taşınmazın alımından itibaren 11 yıl geçtiğini ve hak düşürücü sürenin geçtiğini de beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Türk Medeni Kanunu’nun 571. maddesi uyarınca hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mirasta denkleştirme davalarında, sadece yasal mirasçı aleyhine denkleştirme talebinde bulunulabilir, yasal mirasçı olmayanlara yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Miras bırakandan sağlar arası kazandırma olmalıdır. Ölüme bağlı tasarrufla yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Kazandırma karşılıksız olmalıdır. Kazandırma, miras payına mahsuben (iadeye tabi olarak) yapılmalıdır. Bağış amaçlı yapılan kazandırmalar denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir, bu nedenle miras bırakanın bağış amacının olup-olmadığı ayrıntısıyla araştırılmalıdır. İade, terekeye yapılır, davacı mirasçının miras payı oranında iade yapılmaz. Altsoya yapılan kazandırma aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmemişse karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabidir. Altsoya yapılan sağlar arası kazandırmanın denkleştirmeye tabi olmadığını davalı (altsoy) ispatlamalıdır. Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırma, karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir. Altsoy dışındaki yasal mirasçıya yapılan kazandırmanın denkleştirmeye (iadeye) tabi olduğunu davacı ispatlamalıdır. Miras bırakanın iradesinin denkleştirmeye (iadeye) tabi olup olmadığının ispatı şekle tabi değildir, her türlü delille ispatlanabilir. İade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkı davalınındır; ister aynen iade eder, isterse bedelini öder. Miras payının aşan kısmının davalıda kalması miras bırakanın iradesinden anlaşılıyorsa, aşan kısım için iade istenemez. Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır. Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Denkleştirmeye (iadeye) tabi olduğunu davacı ispatlamalıdır. Miras bırakanın iradesinin denkleştirmeye (iadeye) tabi olup olmadığının ispatı şekle tabi değildir, her türlü delille ispatlanabilir. İade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkı davalınındır; ister aynen iade eder, isterse bedelini öder.
Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler (TMK md 560). Türk Medeni Kanunu’nun 565. maddesinin (4) bendinde yer alan hüküm gereğince, miras bırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar tenkise tabidir. Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa, mirasta denkleştirme davası kendiliğinden tenkis davasına dönüşmez.
Somut olayda, davacı mirasta denkleştirme talebinde bulunmuş olup, Türk Medeni Kanunu’nun 669. maddesi uyarınca mirasta denkleştirme istemi mirasın paylaşılması tamamlanana kadar gerçekleştirilebilir. Başka bir anlatımla mirasta denkleştirme, mirasın paylaşılmadığı süre boyunca zamanaşımına uğramaz. Mirasın paylaşıldığı ve murisin öldüğü tarihten dava açma tarihine kadar yasal zamanaşımı süresi tamamlanmadığından mahkemece esas hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, davanın Türk Medeni Kanunu’nun 565. maddesine göre tenkis isteği olarak değerlendirilip, bu itibarla hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/09/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

 

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi T. 14.06.2017, E. 2015/18373, K. 2017/5083

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.01.2012 gününde verilen dilekçe ile mirasta denkleştirme, olmazsa tenkis talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın her iki talep yönünden de ayrı ayrı reddine dair verilen 27.05.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR:
Davacı vekili, 08.01.2011 tarihinde vefat eden tarafların ortak murisi …’ın 06.01.2011 tarihinde …. Bankası… Şubesi’nden 109.570,00 TL çektiğini, aynı gün davalının aynı bankadaki hesabına 2.200.000,00 TL virman yaptığını, işlem tarihinde murisin fiil ehliyetinin olmadığını, işlemlerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu belirterek muris tarafından yapılan işlemin iptaliyle davacının miras payı oranında bedelin davalıdan tahsiline bunun mümkün olmadığı halde tenkise karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, murisin işlem tarihinde fiil ehliyetinin bulunduğunu, iddia edildiği gibi danışıklı bir işlem yapılmadığını, hesaptan çekilen paranın murisin tedavi giderleri için harcandığını, sağlararası işlem olduğundan iptalinin mümkün olmadığını, davalının hesabına virman edilen 2.200.000,00 TL’den çocukların saklı paylarına 206.250,00’er TL denk gelmesine rağmen davacı ve dava dışı murisin diğer üç çocuğunun hesaplarına 210.000,00 ‘ar TL yatırıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosyadaki Adli Tıp Kurumu raporuna göre murisin işlem tarihinde fiil ehliyetinin bulunduğu, muris tarafından yapılan işlemin saklı payları zedeleme kastıyla yapılmadığı, murisin davalı hesabına virman yaptığı 2.200.000,00 TL’den davacının miras hissesine düşen miktarın davalı tarafından davacıya ödendiği, murisin henüz tasarruf edilmeyen taşınmazlarının bulunduğu, cenaze ve defin giderleriyle murise ait taşınmazların vergi borçları da davalı tarafından karşılandığından tenkise tabi bir tasarrufun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, mirasta denkleştirme olmazsa tenkis nedenine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mirasçılar murisin malvarlığı içerisinde bulunan hak ve malları hakkı olmadan elinde bulunduran kişilere karşı bunları geri alabilmek amacıyla dava açabilirler. TMK’nın 637. maddesinde “Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir.” hükmü düzenlenmiştir. Mirasçı sıfatını taşıyanlar murisin terekesini elinde bulunduran herkese karşı bu davayı yöneltebilirler.
Mirasta denkleştirme davası murisin yasal mirasçılarına yaptığı sağlararası karşılıksız kazandırmaların belirli koşullar gerçekleştiğinde geri verilmesini talep etmeyi sağlayan bir davadır. Bu davadan elde edilmek istenen amaç mirasçılar arasında sağlararası karşılıksız kazandırmalar ile oluşan dengesizliğin denkleştirme ile ortadan kaldırılmasıdır.
Somut uyuşmazlıkta davacı, murisin ölmeden iki gün önce …Bankası … Şubesi’nden 109.570,00 TL çektiğini, aynı gün davalının aynı bankadaki hesabına 2.200.000,00 TL virman yaptığını belirterek alacak isteminde bulunmuştur. 06.01.2011 tarihli iki işlem halinde yapılan toplam 2.309.570,00 TL’lik işlem TMK’nın 669. maddesinde hüküm altına alınan mirasta denkleştirme davasının konusunu oluşturmaktadır. Yasal mirasçılar mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları denkleştirmeyi sağlamak için terekeye vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler.
Mahkemece, 26.05.2014 tarihli hukukçu bilirkişi raporunda belirtildiği gibi denkleştirmeye konu 2.309.570,00 TL’den davacının hissesine 433.044,375 TL’nin isabet ettiği, davalı tarafından davacıya ödenen 210.000,00 TL, davacı vekilinin 13.06.2013 tarihli dilekçesiyle davalı tarafından yapılan ve belgelendirilen toplam 42.041,75 TL.’lik kabul edilen masraftan davacının hissesine düşen 7.882,83 TL. giderin mahsubundan sonra 215.192,545 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir