Trafik Kazası Sonrası Uzlaşmanın Sağlanması Halinde Tazminat

Uzlaştırma, 5271 Sayılı CMK’nın 253. Maddesinde düzenlenmiş olup Kanunda uzlaştırma kapsamına giren suçlar sebebiyle yürütülen soruşturma veya kovuşturma esnasında, şüpheli/sanık ile mağdurun/suçtan zarar görenin tarafsız bir uzlaştırmacı önünde uyuşmazlık konusunda anlaşmaları sağlanan alternatif bir uyuşmazlık çözüm yoludur. Fakat uzlaşma arabuluculuktan farklı olup bir yargı işlemi niteliğindedir. 

Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini defaten (bir defada) yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde; sanık hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına (HAGB) karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından hüküm açıklanır, şeklinde düzenleme mevcuttur. (CMK m.254)

CMK’nin 253/19. bendinde ise “... Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır..” hükmü yer almakta idi. Ancak Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 Tarihli ve E: 2023/43, K: 2023/141 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” ibaresi iptal edilmiştir.

Sigorta Hukuku Davaları

Ölümlü ve Yaralanmalı Trafik Kazası Uzlaştırma

Uzlaştırma kurumu yukarıda açıklanmıştır. Ölümlü ve yaralanmalı trafik kazaları genellikle kazaya sebep olanların taksirli davranışları sonucu gerçekleşmektedir. CMK m. 253/1-b’deki düzenlemeye göre ise taksirle yaralama (TCK m.89) suçu uzlaştırmaya tabi suçlar arasında yer almaktadır. Ancak taksirle öldürme veya bilinçli taksir ile işlenen suçlar uzlaştırma kapsamına alınmamıştır. Dolayısıyla trafik kazasına taksiri ile sebep olan kişi ve zarar gören, uzlaştırma ile anlaşabilir.  Fakat ölümle sonuçlanan trafik kazalarında uzlaştırma mümkün değildir. Taksirle yaralamada ise mağdurun şüpheliden birçok talep edebileceği birçok hakkı bulunmasına rağmen uzlaşma ile tam olarak tazmin sağlanamamaktadır.

 

Çünkü bu durumda çıkan yüklü miktardaki zarara karşın uzlaşmada karşı taraf diğerine çok az bir miktar kabul ettirilmeye çalışmaktadır. Sonuç olarak yaralanmalı kazada uzlaşmaya gitmek zarar görenin aleyhine sonuçlanabilmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce uzlaşılan konularda dava açılamayacağı hususu nazara alındığında mağdurun tazminat haklarına da halel gelmektedir. Ancak iptal kararı ile bu durum değiştirilmiştir. 

Trafik Kazası Sonrası Uzlaşma Nedir?

Trafik kazası sonrası uzlaşma, kaza sonucu taksirle yaralama suçunun işlendiği durumlarda ve maddi hasarlı trafik kazalarında ceza yargılamasında zorunlu olarak başvurulması gereken alternatif bir çözüm yöntemidir. 

Amaç tarafların veya devletin mahkeme sürecinin maddi ve manevi yükünden kurtularak anlaşmalarıdır. Ancak iptal edilen CMK’nin 253/19. Bendinde “… Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır..” ifadesi sebebiyle bu kurum çok sayıda hak kayıplarına sebep olmaktaydı. Çünkü taraflar özellikle yaralanmalı kazada daha zararın boyutunu öğrenemeden karşı tarafla uzlaşarak haklarından feragat ediyorlardı.

Sigorta şirketleri ile araç sürücüsü/işleteni müteselsil sorumlu kabul edildiğinden dolayı maddi hasarlı kazalarda sigorta şirketlerine karşı da dava açılamıyordu. Neticede kusurlu tarafın uğranılan zarardan daha az bir tazminat teklif etmesi, mağdurun ise doğmuş ve doğacak zararlarını öğrenemeden mahkeme ile uğraşmamak adına yapılan teklife razı olması, bazen de uzlaşmanın sadece kusurlu taraftan gelen bir özür ile tamamlanması sonucu bu kurum görevini tam anlamıyla yerine getirememekteydi. AYM kararı sonrasında ise uzlaşmadan sonra kusurluya yöneltilebilecek tazminat taleplerinin önü açılmış, uzlaşmanın kendiliğinden davadan (maddi-manevi) feragat niteliği taşımayacağı anlaşılmıştır.

Trafik Kazalarında Uzlaşma Nasıl Olur?

Trafik kazası sonrası uzlaşmada, savcılık tarafından soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. 

Görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur ve kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi, soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına engel değildir. Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır. Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (CMK m.253)

Mahkeme tarafından uzlaştırmada ise kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir. Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir.

 

Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından hüküm açıklanır. (CMK m.254) Belirtmek gerekir ki uzlaşmanın sağlanabilmesi için zarar gören ile kusurlu taraftaki herkesin uzlaşmayı kabul etmesi gereklidir.

Trafik Kazası Sonrası Uzlaşma ve Sigorta

AYM Kararı ile iptal edilen CMK’nin 253/19. bendinde “… Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır..” hükmü, iptal öncesinde edimli ya da edimsiz fark etmeksizin uzlaşma sonrasında ve uzlaşma kapsamında anlaşılan bir tutar varsa bunun haricinde bulunan müşteki ile sanık arasındaki tazminat ilişkisini ortadan kaldırmakta idi. 

Kanunun bu konuya ilişkin açık hükmü karşısında ise halihazırda uzlaşma sonrası sigortacının sorumluluğunu düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu sorun Yargıtay’ın istikrarlı kararları sonucu çözümlenmiştir. Bu çerçevede Yargıtay, sigorta şirketinin ve araç sürücüsü/işleteninin uğranılan zararlardan müşterek ve müteselsil sorumlu olmaları sebebiyle uzlaşma halinde sigorta şirketinin de sorumluluğunun kalkacağına dair kararlar vermiştir. Ancak yeni düzenleme sonrası araç sürücüsü/işleteninin sorumluluğu kalkmadığı gibi sigorta şirketlerinin de sorumluluğunun kalkmayacağına dair kararların verilmesi mümkündür.

Uzlaşma Durumunda Sigorta Tazminatı

Yasal mevzuatta uzlaşma durumunda sigortacının sorumluluğunu düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu sorun Yargıtay’ın kararları sonucu çözümlenmiştir.

Bu çerçevede Yargıtay, sigorta şirketinin ve araç sürücüsü/işleteninin uğranılan zararlardan müşterek ve müteselsil sorumlu olmaları sebebiyle uzlaşma halinde sigorta şirketinin de sorumluluğunun kalkacağına dair kararlar vermiştir.

Nitekim Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi 08.04.2021 Tarihli, 2019/573 E., 2021/725 K. Sayılı kararında “….mağdurdan veya suçtan zarar görenden özür dilenmesinin dahi edimler arasında sayıldığı, tarafların uzlaşması için mutlaka maddi karşılık ödenmesi şartının dahi ön görülmediği, bu anlamda uzlaştırma tutanağının geçerli ve bağlayıcı olduğu, ceza soruşturması kapsamındaki uzlaştırma faaliyetlerinde, davacının özgür iradesi ile uzlaşma tutanağını imzaladığı, kaza tarihi ile uzlaşma tutanağının düzenlendiği tarih arasında geçen süre ve soruşturma kapsamında davacının durum hakkında bilgi sahibi olduğunun anlaşıldığı, özgür iradesi ile davacının imzaladığı uzlaşma tutanağının CMK’nun 253/19. maddesi gereği ilam niteliğinde olduğu, araç sürücüsü, işleteni ve trafik sigortası şirketi arasında kanundan kaynaklanan müteselsil borçluluk ilişkisi bulunduğu, kendi aralarındaki iç ilişki de(rücu) şartları varsa zararın en son haksız fiil faili olan araç sürücüsü üzerinde kaldığı anlaşmıştır.(TBK’nın 162,163.vd mad.),..” denilerek zarar görenin sigortadan herhangi bir talebi olamayacağı ifade edilmiştir.

 

Görüleceği üzere uzlaşan taraf, kimi zaman bir özür kimi zaman az bir miktar tazminat ile kusurlu tarafın ceza mahkemesinde yargılanmasının istenilmemesinin yanı sıra trafik sigortası haklarından da vazgeçmiş olmaktadır. Ancak yeni düzenleme sonrası araç sürücüsü/işleteninin sorumluluğu kalkmadığı gibi sigorta şirketlerinin de sorumluluğunun kalkmayacağına dair kararların verilmesi mümkündür.

Uzlaşmanın Tazminat Davasına Etkisi

Trafik kazası sonrası karşımıza çıkan bedensel zararlardan biri yaralama diğeri ise ölümdür. Yaralamanın taksirli davranışla işlenmesinde ise oluşan taksirle yaralama suçu, uyuşmazlık mahkemeye taşınmadan uzlaşma kapsamında çözülebilmektedir. 

CMK’nın 253/19. bendinde “... Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır..” hükmü Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 Tarihli ve E: 2023/43, K: 2023/141 Sayılı Kararı ile iptal edilmeden önce, görüldüğü üzere, uzlaşmanın tazminat ilişkisine önemli derecede etkileri bulunmaktaydı. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 14.06.2022 Tarihli, 2020/1185 E., 2022/1176 K. Sayılı kararında “…..Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca da soruşturma kapsamında uzlaştırıcı raporuna göre, …’ın şüpheli ile uzlaştıkları anlaşıldığından, 5271 sayılı Yasa’nın 253/19. maddesi uyarınca, uzlaşma nedeniyle kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” karar verilmiştir.

Bu durumda uzlaşma tutanağı ilam mahiyetinde olduğundan, uzlaşma tutanağında işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen sigortacı yönünden haklar saklı tutulmadığından ve uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı ve açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılacağından, davacı tarafından açılan geçici ve kalıcı maluliyetten kaynaklı maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir ise de sonuç olarak reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunamamaktadır…..”şeklinde karar verilmiştir. 

Fakat AYM’nin kararı ile artık trafik kazası sonucu uzlaşma kapsamına giren suçlarda, uzlaşma sonrası tazminat davası açmak mümkün hale gelmiştir.

Mahkeme Aşamasında Uzlaşma Tazminatı Etkiler Mi?

Mahkeme aşamasında uzlaştırmada kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilmesidir. 

Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir (CMK m.254). Buradan anlaşılacağı üzere mahkeme aşamasında uzlaşma, tazminatı etkilemektedir. Nitekim AYM Kararı ile iptal edilen CMK’nin 253/19. bendinde “... Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır..” hükmü, iptal öncesinde edimli ya da edimsiz fark etmeksizin uzlaşma kapsamında anlaşılan bir tutar varsa bunun haricinde bulunan ve uzlaşma sonrasındaki müşteki ile sanık arasındaki tazminat ilişkisini ortadan kaldırmakta idi.

Anılan hükümdeki açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır ifadesi ile mahkeme aşamasında gerçekleşen uzlaşmanın feragat etkisi yaratacağı düzenlenmişti. Belirtmek gerekir ki davadan tamamen feragat edilmesiyle taraflar arasındaki uyuşmazlık son bulmuş olur ve aynı davanın tekrar açılması mümkün olmaz. Tekrar açılması durumunda ise dava, kesin hüküm gerekçesiyle reddedilir. Söz konusu hükmün iptal edilmesiyle ise mahkeme aşamasında uzlaşma olursa davadan feragatten bahsedilemeyecektir. Dolayısıyla uzlaşma olsun veya olmasın trafik kazası sonucu tazminat talebinde bulunulabilecektir. 

Hükmün Kesinleşmesinden Sonra Uzlaşma

CMK’da düzenlendiği üzere uzlaştırma yoluna başvurmak soruşturma ve kovuşturma aşamalarında mümkündür. Kovuşturma aşamasında ise ancak kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde gidilebilir. 

Anılı Yasanın 253 ve 254. Maddelerinden hareketle hükmün kesinleşmesinden sonra uzlaşmanın en azından hukuki bir şekilde yürütülmesinin mümkün olmadığı söylenebilir.

Uzlaşma Sigortadan Para Almaya Engel Mi?

Yasal mevzuatta uzlaşma durumunda sigortacının sorumluluğunu düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu sorun Yargıtay’ın kararları sonucu çözümlenmiştir. Bu çerçevede Yargıtay, sigorta şirketinin ve araç sürücüsü/işleteninin uğranılan zararlardan müşterek ve müteselsil sorumlu olmaları sebebiyle uzlaşma halinde sigorta şirketinin de sorumluluğunun kalkacağına dair kararlar vermiştir.

 

Hatta uzlaşan mağdur sigorta şirketinden talep edeceği maddi hakları saklı kalmak koşulu ile uzlaşmayı kabul etse dahi Yargıtay tarafından müteselsil borçluluk ilkesi gereği bu kayıt dahi kabul edilmemekteydi. Ancak yeni düzenleme sonrası araç sürücüsü/işleteninin sorumluluğu kalkmadığı gibi sigorta şirketlerinin de sorumluluğunun kalkmayacağına dair kararlar verilecektir.  Sonuç itibariyle yukarıda bahsedilen yargı kararları ışığında uzlaşma sigortadan para almaya engel iken iptal edilen hüküm sonrası bu engelin kalktığı ve sigorta şirketlerinden para alınacağı izahtan varestedir. 

Uzlaştırma Maddi Manevi Tazminat

AYM Kararı ile iptal edilen CMK’nin 253/19. bendinde “... Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır..” ifadesi, iptal öncesinde edimli ya da edimsiz fark etmeksizin uzlaşma kapsamında anlaşılan bir tutar varsa bunun haricinde bulunan ve uzlaşma sonrasındaki müşteki ile sanık arasındaki tazminat ilişkisini ortadan kaldırmakta idi. Anılan hükümdeki açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır ifadesi ile mahkeme aşamasında gerçekleşen uzlaşmanın feragat etkisi yaratacağı düzenlenmişti.

 

Dolayısıyla maddi ve manevi tazminat talepleri daha sonrasında mahkemeye taşınarak ileri sürülememekte ve bu da zararların tam anlamıyla karşılanmasını engellemekteydi. Hatta bazı durumlarda kusurlu taraf, kendini acındırmakta ve hukuki destekten yoksun olan mağdurların adeta zor durumlarından faydalanmaktaydı. Fakat burada dikkat edilmesi gereken nokta taksirle yaralamada karşı taraftan şikayetçi olunmasıdır. Çünkü şikayetçi olmakla birlikte artık uzlaşmadan bahsedilemeyecek ve haklar yerine getirilecektir. 

 

Neticede söz konusu hükmün iptal edilmesiyle ise artık uzlaşma sonucu ödenen tutarın daha sonradan açılan tazminat davasında hükmedilen tutardan mahsubuna gidilebilecek; böylece bazen bir özürle kapanan dosyalarda yaşanan hak kayıplarının önüne geçilebilecektir.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir