Bilindiği üzere ülkemizde Üniversitelerde akademik personel olarak görev yapan kamu personelleri belirli süreli sözleşme ile istihdam edilmektedir. Sözleşme süresi sona erdiğinde ise belirli süreli iş sözleşmesinin feshi ile üniversiteden ilişiği kesilmektedir. Ancak aşağıda açıklanacağı üzere tüzel kişiliği bulunan üniversitelerin takdir yetkisi kullanarak akademik personelin görevine son vermesi usul ve yasaya aykırı olup, dava açıldığı takdirde idari işlemin iptali ile araştırma görevlisinin görevine iadesine karar verilmektedir. Şöyle ki:

İdare hukukunun temel esası bütün Uygar Toplumlarda birbirine benzerdir. Yürütme ile sorumlu olanlar, bireyi, bireye karşı koruduğu gibi, devlete karşı da korumakla yükümlüdür. Gücü elinde bulunduranlar bilinen bütün yasal ve ahlaki prensipleri çiğnemeye müsaittir. Bu itibarla devlet karşısında zayıf konumda olan bireyin hukuku yönetsel bilincin üstünde tutulmaktadır. Bu bilinçle hazırlanan Anayasamızın 125. Maddesi ”İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmü ile Hukuk Devleti ilkesi gereği idarenin toplum karşısındaki sorumluluğu ve hesap verilebilirliği düzenlemiştir.

Hukuk devleti ilkesi bireyin bireye karşı korunması kadar bireyin devlet karşısında korunmasını da amaç edinmiştir. İdari gücü elinde bulunduranlar nihai sorumluluğu başkalarıyla paylaşmaz. Buna göre idarenin eylemlerinden zarar görenler, zararın giderilmesini bağımsız mahkemeler vasıtasıyla yargıdan talep edebilir ve etmelidir. Öte yandan idare hukukunda, kamu otoritelerine takdir ve tasarruf yetkisi verilmiştir. Başka bir deyişle devlet otoritesi süreklilik arz ettiğinden idarenin eylem ve işlemlerine tasarruf yetkisi verilmesi elzemdir. Ancak bu tasarruf yetkisi mutlak ve sınırsız değildir. Tesis edilen idari işlemin öncelikle Kamu Yararı taşıması gerekmektedir. Bununla birlikte, idare tarafından alınan kararın ŞEKİL, SEBEP, KONU ve AMAÇ bakımından hukuka uygun olma zorunluluğu da bulunmaktadır.

İdari İşlemin, Konu Bakımından İncelenmesi

İdare hukukunda; hangi sebeplerin hangi hukuki neticeleri meydana getireceği genellikle hukuki düzenlemelerle önceden belirlenmiştir. Hal böyleyken, hukuki düzenleme ile önceden belirli bir sebebe bağlanan neticeden farklı bir sonuca yönlenmesi, işlemi konu yönünden hukuka aykırı kılar, dolayısıyla söz konusu idari işlemin iptali gerekir. Danıştay 12. Dairesi’nin 11.11.2003 Tarih ve 2003/1398 Esas, 2003/3413 Karar No’lu kararında, “davacıya isnat edilen fiil ile, verilen cezanın fiile uyup uymadığı incelenerek karar verilmesi gerekirken, Mahkemece fiilin hangi maddeyi ihlal ettiğinin açıkça belirtilmediği nedeniyle işlemin iptaline karar verilmesinde hukuki isabet görülmediği” şeklinde ifadelerle , hangi fiilin hangi maddeyi ihlal ettiğinin açıkça belirtilmesi gerektiğine değinilerek ilk derece mahkemesinin kararı bozulmuştur. Hal böyle olunca idarece tesis edilen idari işlemin konu bakımından, alınan karara uygun bulunma zorunluluğu vardır. Aksi takdirde işlemin hukuk anlamında bir geçerliliği de bulunmayacaktır.

İdari İşlemin, Sebep Bakımından İncelenmesi

İdarenin, idari işlemi yapma gerekçesi, idari işlemi yaparken hangi kamusal hizmet veya gerekliliği göz önüne alarak işlem yaptığıdır. İşlem takdir yetkisinin kullanımına dayalı olsa bile sebepsiz yapılamaz. Çünkü, sebebi olmayan idari işlemin kamu yararına olup olmadığı denetlenemez. İdari işlemin dayanak sebebi, idarenin açıkladığı sebepler gerçeğe aykırı ise veya hukuka aykırı ise idari mahkemeler işlemin iptali kararı verir. Bunların yanı sıra idarenin işlemini dayandırdığı ya da idari yargı yerinin isteği üzerine açıklamak durumunda kaldığı sebep unsurunun hukuka ve gerçeğe uygun olması gerekmektedir. Nitekim, işlemde gösterilen veya yargı yerinin isteği üzerine açıklanan sebep unsurunun hukuka ya da gerçeğe aykırı olması durumunda işlem, idari yargı yerince iptal edilecektir.  

 

Konu ile ilgili olarak İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin 26.05.1997 gün ve E; 1997/1333, K; 1997/11368 sayılı kararında “dosyaya somut bir bilgi veya belge sunulmadığından, diğer bir deyişle işlemin sebep unsurunu ortaya koyacak herhangi bir belge dosyaya ibraz edilmediğinden, idareye 657 sayılı Yasanın 76. Maddesi ile tanınan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri uyarınca kullanılmadığı kanaatine ulaşılarak dava konusu işlemde sebep unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmamış ve işlem iptal edilmiştir.” denilerek durum çok aşikâr bir şekilde ifade edilmiştir.

İdari İşlemin, Amaç Bakımından İncelenmesi

İdare hukukunda tüm idari işlemelerin genel amacı “kamu yararı” olarak ifade edilir. Ancak, kanunlar bu genel amacın dışında özel bazı amaçlar için de idari işlem tesis edilmesini gerektirebilir. İster genel amaçla isterse kanunun öngördüğü özel amaçla yapılmış olsun, tüm idari işlemlerin amaç bakımından hukuka uygun yapılması gerekir. 

Danıştay 5. Dairesi’nce verilen 25.04.1979 gün ve E; 1979/15059, K; 1979/11022 sayılı kararda “Bu durumda dava konusu görevden uzaklaştırma işleminin kanunun amaçladığı şekilde kamu yararına ve kamu hizmetinin gereklerine uygun olmaksızın tesis edildiği anlaşıldığından” maksat yönünden mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.” şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

İdari İşlemin, Şekil Bakımından İncelenmesi

İdari makamlar kanunun açıkça yetki vermediği bir idari işlemi yapamazlar. Yetkisiz bir idari makam tarafından yapılan idari işlemin daha sonra yetkili makam tarafından kabul edilmiş olması dahi, hukuka aykırı idari işleme hukukilik kazandırmaz. Tüm idari işlemler belirli şekil şartlarına uyarak tesis edilirler. İdari işlemin hukuki geçerlilik kazanabilmesi için kanun, tüzük yönetmelik gibi mevzuatta öngörülen şekil şartlarına uygun yapılması gerekmektedir. Hukuki düzenlemelerle kişilere tanınan haklar kullandırılmadan yapılan idari işlemler şekil bakımından hukuka aykırı hale gelmektedir. Mezkur türden işlemlerin bozmayı gerektirdiği Danıştay kararları ile de sabittir.

İdarenin Takdir Yetkisi ve Kanuna Aykırılık Durumunun Değerlendirilmesi

Yüksek Öğretim Kanununa göre, Araştırma Görevlilerinin, Yüksek Öğretim Kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde, yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim yardımcıları olduğu, bunların ilgili ana bilim veya ana sanat dalı başkanlarının önerisi, Rektör teklifi, Bölüm Başkanı, Dekan, Enstitü, Yüksek Okul veya konservatuar müdürünün olumlu görüşü Bakanlığın Onayı üzerine araştırma görevlisi kadrolarına atanırlar. Atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona ereceği belirtilmiştir. 

Gerek Anayasa Mahkemesinin gerekse Danıştay’ın istikrar kazanmış içtihatlarında belirtildiği üzere, Hukuk Devleti ilkesinin ön koşullarından biri olan hukuk güvenliği ile kişilerin hukuki güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Hukuk Güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır. 

 

 

Üniversitelerin öğretim görevlilerinin ve öğretim yardımcılarının sözleşmelerinin yenilenmesi hususunda takdir yetkisi bulunduğu açık ise de, Danıştayın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, bu yetki mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlıdır.

Takdir yetkisine istinaden tesis edilen idari işlemlerin de muhakkak surette gerçek ve hukuken geçerli sebeplere dayanması gerekmektedir. Takdir yetkisine dayalı idari işlemlerin dava konusu edilmesi durumunda, idarece işlemin tesisi için somut bir sebep gösterilmemesi, sebep olarak gösterilen olay ve nedenlerin gerçeği yansıtmaması veya işlemin tesisi için yeterli bulunmaması veyahut da takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri göz ardı edilerek kullanıldığının tespit edilmesi halinde, dava konusu idari işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalinin gerekeceği yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiştir. İdareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelemeyeceği de izahtan varestedir.

Zira takdir yetkisi ancak hukuk kuralları içinde hareket özgürlüğü anlamına geldiğinden, tarihi kanun koyucu tarafından idareye tanınan bu yetkinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve müktesep haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir.

Bu bilgiler ışığında, İdarenin Takdir Yetkisi kullanılarak üniversite ile ilişiği kesilen akademik personelin görevine iadesine yönelik açılan davada İstanbul Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen karar sureti ekte sunulmuştur.

Akademik Personelin Görevine İadesi Emsal Karar

ISTEMIN ÖZETI: Milli Savunma Üniversitesi Atatürk Stratejik Arastırmalar ve Lisansüstü Egitim Enstitüsü Müdürlügü Savas Arastırmaları Ana Bilim Dalında arastırma görevlisi olarak görev yapmaktayken, atanmıs bulundugu arastırma görevlisi kadrosundaki görev süresinin 06/07/2022 tarihi itibarıyla sona erdiginden bahisle görev süresinin uzatılmayarak ilisiginin kesilmesine iliskin 24.06.2022 tarih ve E-54589112-903.06.03-E.1385466 sayılı Milli Savunma Bakanlıgı Milli Savunma Üniversitesi Personel Daire Baskanlıgı isleminin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada; yürütmenin durdurulması isteminin reddine iliskin Istanbul 11. Idare Mahkemesi’nin 31/10/2022 tarih ve E:2022/2074 sayılı kararının; davacı vekili tarafından, dava konusu islemin hukuka aykırı oldugu, islem nedeniyle telafisi güç zararının mevcut oldugu ileri sürülerek kaldırılması ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Istanbul Bölge Idare Mahkemesi Yedinci Idare Dava Dairesince, dava dosyası incelenerek geregi görüsüldü: 2577 sayılı Idari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27.maddesinin 2. fıkrasında, Danıstay ve idari mahkemelerin, idari islemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların dogması ve idari islemin açıkça hukuka aykırı olması sartlarının birlikte durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilecekleri, aynı maddenin 7. fıkrasında ise, yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara, kararın tebligini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere, bölge idare mahkemesine itiraz edilebilecegi ve itiraz üzerine verilen kararların kesin oldugu, hükmüne yer verilmistir. 4566 sayılı Harp Okulları Kanunu’nun “Tanımlar” “baslıklı 3. maddesinde, “f) Ögretim elemanları: Harp okullarında görevli ögretim üyeleri, ögretim görevlileri ve arastırma görevlileridir.” hükmüne; “Ögretim görevlileri” baslıklı 25. maddesinde, “Harp okullarında bu Kanun uyarınca atanmıs ögretim üyesi bulunmayan dersler ile ögretim programlarında ortak zorunlu ders olarak yer alan veya konu kapsamı itibarıyla ögretim elemanında mesleki tecrübe ve ihtisas gerektiren teorik ve uygulamalı dersler için, ilgili bilim dalında egitim ve ögretim görmüs veya mesleki tecrübe ve bilimsel yayınları ile tanınmıs asker veya sivil kisiler görevlendirilebilirler. Asker ögretim görevlileri 926 sayılı Kanuna göre atama veya geçici görevli olarak, sivil ögretim görevlileri ise Rektörün teklifi üzerine Millî Savunma Bakanının onayı ile bos ögretim görevlisi kadrolarına atanabilir veya sözlesmeli olarak çalıstırılabilirler.

Egitim ve ögretimi destekleyici uygulama ve planlama faaliyetlerinde çalıstırılacak ögretim görevlilerine ders yükü verilmez.” hükmüne; “Özlük Hakları” baslıklı 40. maddesinde ise, “(…) Harp okullarında görevlendirilen sivil ögretim elemanlarının özlük hakları, 2547 sayılı Yüksekögretim Kanunu ile 2914 sayılı Yüksekögretim Personel Kanunu hükümlerine göre verilir. Istihdam esasları yönetmelikte belirlenmis olan harp okullarında atamalı veya sözlesmeli olarak görevli ögretim elemanlarına, disiplin ve cezai hükümler ile bu Kanunda düzenlenmemis diger hak ve yükümlülükler açısından Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli sivil memurlara uygulanan mevzuat hükümleri tatbik edilir. (…)” hükmüne yer verilmistir.

20.12.2017 tarih ve 30276 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüge giren Milli Savunma Üniversitesi Akademik Personelin Seçimi, Atanması, Görevleri Ve Görevde Yükseltilmesi Yönetmeliginin “Ögretim görevlileri” baslıklı 11. maddesinde, “(1) Üniversitenin akademik birimlerinde atanmıs ögretim üyesi bulunmayan dersler veya herhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının egitim, ögretim ve uygulamaları için kendi uzmanlık alanlarındaki çalısma ve/veya eserleriyle tanınmıs asker veya sivil kisiler görevlendirilebilirler. Asker ögretim görevlileri 926 sayılı Kanuna göre atama veya geçici görevle, sivil ögretim görevlileri ise iki yıl için, güvenlik sorusturması ve arsiv arastırması müspet sonuçlandıgı takdirde, bu Yönetmelik ile belirlenen esaslara uygun olarak seçilir ve Rektörün teklifi üzerine Bakan onayı ile bos ögretim görevlisi kadrolarına atanabilirler veya sözlesmeli olarak çalıstırılabilirler. (…) (9)Askeri ögretim görevlileri tayinle veya geçici görevli, sivil ögretim görevlileri ise iki yıl için Rektörün teklifi üzerine Bakan onayı ile atanırlar. Süreli olarak atanan sivil ögretim görevlileri atama süresi sonunda görevleri kendiliginden sona erer. Bunların aynı yöntemle yeniden atanmaları mümkündür.” hükmüne yer verilmistir.

Yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca Milli Savunma Üniversitesi bünyesinde istihdam edilecek sivil ögretim görevlilerinin görev süresinin uzatılması noktasında idarenin takdir hakkı bulunmakla birlikte, bu yetkinin sınırsız, soyut ve mutlak nitelikte olmadığı ve ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek kullanılabilecegi, belirtilen unsurlara uyulmaksızın kullanıldıgının yargı yerlerince saptanması halinde ise, idari islemin sebep ve amaç yönlerinden hukuka aykırılıgı nedeniyle iptalinin gerekecegi yerlesik yargısal içtihatlardandır. Idare hukukunda benimsenmis bu prensiple idarenin islemlerinde keyfiligin, subjektifligin önlenmesinin ve bu suretle kamu görevlilerinin daha rahat, güvenli bir statüde hizmet vermelerinin amaçlandıgı süphesizdir. Bu bakımdan görev süresinin uzatılmamasına iliskin isleme dayanak alınan gerekçelerin de yukarıda anılan hususlar dahilinde degerlendirilmesi, yapılacak degerlendirmede kamu yararı, hizmet gerekleri gibi kriterlerin yanı sıra ilgilinin görevinde basarılı olmadıgının, hizmetine ihtiyaç duyulmadıgının veya görev süresinin uzatılmamasını gerektirir olumsuz durumun mevcut oldugunun somut bilgi ve belge ile tespitinin gerektigi de açıktır.

Dava dosyasının incelenmesinden, Milli Savunma Üniversitesi Atatürk Stratejik Arastırmalar ve Lisansüstü Egitim Enstitüsü Müdürlügü Savas Arastırmaları Ana Bilim Dalında arastırma görevlisi olarak görev yapan davacı tarafından, sözlesmesinin yenilenmemesi suretiyle ilisiginin kesilmesine iliskin 24.06.2022 tarih ve E-54589112-903.06.03-E.1385466 sayılı MSB Milli Savunma Üniversitesi Personel Daire Baskanlıgı isleminin tesis edilmesi üzerine söz konusu islemin iptali ile islem nedeniyle yoksun kaldıgı parasal hakların iadesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldıgı anlasılmaktadır.

Uyusmazlıkta; Milli Savunma Üniversitesi Atatürk Stratejik Arastırmalar ve Lisansüstü Egitim Enstitüsü Müdürlügü Savas Arastırmaları Ana Bilim Dalında arastırma görevlisi olarak davacının ilk olarak 06/07/2020 tarihinde iki yıl süreyle atamasının yapıldıgı, belirtilen sürenin sona ermesiyle davacının görev süresinin iki yıl daha uzatılmasının Atatürk Stratejik Arastırmalar ve Lisansüstü Egitim Enstitüsü Müdürlügü tarafından teklif edilip Milli Savunma Üniversitesi Rektörlügü’nce de uygun bulundugu, ancak Milli Savunma Bakanlıgı Personel Genel Müdürlügü’nün 22/06/2022 tarih ve E.23779313-903.02.01.-1384025 sayılı islemi ile davacının görev süresinin uzatılmadıgı görülmektedir.

Dava konusu edilen uyusmazlık yukarıdaki mevzuat hükümleri ısıgında degerlendirildiginde, yüksekögretim hizmetinin niteligi geregi kamu hizmeti oldugu, davacı ile davalı idare arasındaki istihdam iliskisinin, davalı idarenin kamu hizmetini yürüten bir kamu tüzel kisisi olması ve davacının da kamu hizmetinin yürütülmesinde görev alması nedeniyle idare hukuku alanında bulundugu, dolayısıyla davacının sözlesmesinin yenilenmeme nedenlerinin yüksekögretim hizmetinin sürekliligi esas alınarak bu alanda istihdam edilen ögretim üyesinin verimliligini, çalısma güven ve huzurunu olumsuz etkilemeyecek, yürütülen niteligine uymayan öznel degerlendirmelere neden olmayacak kurallara dayanması gerektigi ve Milli Savunma Üniversitesi bünyesinde görevlendirilen sivil akademik personelin mesleki güvencelerinin Anayasa ve 2547 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Devlet ünivesitelerindeki akademik personel ile aynı yönde oldugu açıktır.

Olayda; davalı idarece her ne kadar takdir hakkı kullanıldıgından bahisle davacının görev süresinin uzatılmadıgı belirtilmis ise de, davacının görevinde yetersiz ve basarısız oldugu veya bulundugu kadronun gereklerini yerine getirmedigine iliskin olarak herhangi bir tespitin yer almadıgı, davacının görev yaptıgı süre içerisinde geçirdigi herhangi bir sorusturma veya aldıgı bir disiplin cezasının bulunmadıgı, dosya içeriginde de davacının görev süresinin uzatılmamasını gerektirir baska bir bilgi veya belgenin mevcut olmadıgı ve

davalı idarece takdir yetkisinin kamu yararı ile hizmetin gerekleri dogrultusunda objektif olarak kullanıldığının gösterilemedigi görülmektedir.

Bu durumda, davalı idare bünyesinde sivil ögretim görevlisi olarak görev yapmaktayken yukarıda yer verilen yönetmelik hükümleri geregi görev süresi uzatılmayan davacı hakkında herhangi bir sorusturma veya disiplin cezasının mevcut olmadıgı, görevinde basarısız veya yetersiz olduguna dair bir tespitin de bulunmadıgı, davacının fiilen görev yaptıgı dekanlık ile rektörlügün davacının görev süresinin uzatılması yönünde teklifte bulunuldugu, davalı idare tarafından davacının görev süresinin uzatılmamasına iliskin olarak herhangi bir somut gerekçenin de ortaya konulamadıgı hususları dikkate alındıgında, davalı idarenin takdir yetkisini kamu yararı ile hizmet gereklerine uygun olarak kullanmadıgı ve bu nedenle dava konusu islemde hukuka uyarlık bulunmadıgı sonucuna varılmıstır. Öte yandan; hukuka aykırılıgı tespit edilen dava konusu islemin davacı açısından telafisi güç ya da imkansız zararlara sebebiyet verebileceği de açıktır.

Açıklanan nedenlerle, davacı itirazının kabulüne, Istanbul 11. Idare Mahkemesi’nin 31/10/2022 tarih ve E:2022/2074 sayılı kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı Idari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinde aranan kosullar dava konusu olayda birlikte gerçekleştiğinden dava konusu islemin teminat aranmaksızın yürütmesinin durdurulmasına, kesin olarak 23/11/2022 tarihinde oy birligiyle karar verildi.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir