Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvuru

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvuru Nasıl Yapılır, başvuru şartları nelerdir, hangi durumlarda İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yapabilirim, Türk Mahkemeleri aleyhime karar verdi ne yapabilirim gibi sorunlar nedeniyle vatandaşlarımızın hak mahrumiyeti yaşadığı ortadadır. Öncelikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru şartları çerçevesinde ve mevzuat hükümlerine uyularak başvuru yapmak gerekmektedir. Aksi halde yapılan başvuru incelenmeyecek ve hak mahrumiyeti ortadan kalkmayacaktır. Bu sebeple makalemizin faydalı olmasını umuyoruz. 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 1959 yılında kurulmuş, AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) ve ek protokollerle düzenlenmiş bazı temel hak ve özgürlükleri korumak için kurulmuş uluslararası bir mahkemedir. AİHS hem bireysel başvuru hakkının hem de AİHM’e başvuruya konu hakları düzenleyen ve kapsamını belirleyen uluslararası insan hakları sözleşmesidir. İnsan Hakları Sözleşmesinin ihlalinden doğan haklar nedeniyle AİHM ye başvurulmaktadır.

Tazminat Hukuku Davaları

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) Nasıl Başvuru Yapılır?

Kişilerin AİHS ile koruma altına alınmış temel hak ve hürriyetlerinin sözleşmeye üye devletlerden biri tarafından ihlali halinde hakkı ihlal edilen kişi hak ihlali iddiasıyla AİHM’e başvurabilir.

AİHM’e başvuru iki şekilde yapılabilmektedir:

  1. Devlet Başvurusu
  2. Hakkı ihlal edilen kişinin bireysel başvurusu

Bir devletin başka bir devletin AİHS’de koruma altına alınan hakkını ihlal etmesi durumunda hak ihlaline uğrayan devlet AİHM’e başvuru yapabilir.

Hakkı ihlal edilen kişi ise AİHM’e bireysel başvuru yapabilir. AİHS’e üye devletlerden biri bir kişinin sözleşmede korunan haklarından birini ihlal ederse bu kişi AİHM’e hak ihlali iddiasıyla başvuru yapabilir. AİHM kararları üye devletler için bağlayıcıdır.

Türkiye 18 Mayıs 1954’te AİHS’i onaylamış ve 28 Ocak 1987 tarihinde bireylere bireysel başvuru hakkını tanımıştır. Böylelikle TC vatandaşlarının AİHM’e başvuru hakkı doğmuştur. AİHM Fransa’nın Strasbourg kentinde bulunmaktadır. AİHM’e başvuru bu mahkemeye yapılmaktadır. Başvuru mahkeme tarafından hazırlanmış form doldurularak yapılmaktadır. AİHM nezdinde işletilen yargılama sürecinin dili İngilizce ve Fransızca’dır. Fakat başvuru formunun üye devletlerin kendi dilleri ile doldurmaları mümkündür. Başvuru formunun başvurucu kişinin tüzel kişi, gerçek kişi yahut çocuk olmasına göre farklı şekilde doldurulması gerekmektedir. Başvuru formu özenle, eksiksiz doldurulmalıdır. Başvuru formuna hak ihlalinde bulunan üye devletin adı, ihlal edilen hak, tüketilen iç hukuk yolları gibi bilgiler eksiksiz bir şekilde yazılır. Bilgilerin eksik ya da yanlış olması halinde başvurunun reddedilmesi gündeme gelecektir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) Başvuru Şartları

İlk olarak iç hukuk yollarının tüketilmiş olması gerekmektedir: AİHS ile koruma altına alınmış hakkın ihlali halinde öncelikle öngörülmüş iç hukuk yollarının tüketilmiş olması gerekmektedir. İhlalin öngörülen hukuk yollarınca giderilmemiş olması halinde AİHM’e başvuru hakkı doğacaktır. Yerel mahkeme, istinaf ve temyiz aşamaları veya başvurulacak idari bir merci bulunması durumunda bu yoların tüketilmiş olması akabinde Anayasa Mahkemesinden de sonuç alınamaması halinde AİHM’e bireysel başvuru yapılabilmektedir. Bazı durumlarda ihlal edilen hakla ilgili başvurulacak iç hukuk yolu bulunmayabilir bu hallerde doğrudan AİHM’e bireysel başvuruda bulunulabilir.

Başvuruda bulunan kişinin kim olduğu açıkça belirli olmalıdır.

Aynı konuyla ilgili hem AİHM hem de başka bir uluslararası hukuk yoluna başvurulmamış olması gerekir.

Bireysel başvuru hakkının açıkça kötüye kullanılmıyor olması gerekir. AİHM’e aynı konuyla ilgili tek bir başvuru yapılabilir. Ancak kararın seyrini değiştirecek nitelikte yeni vakıa ve delillerin ortaya çıkması halinde bunun için başvurulabilir. Bireysel başvuruda bulunan kişinin zarara uğramış olması gerekir. Bireysel başvuruda bulunan kişi hak ihlali iddialarını destekleyen delillerle başvuru yapmalıdır. Bireysel başvuru AİHS ve ek protokollere uygun bir şekilde yapılmalıdır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) Kimler Başvurabilir?

AİHS ve ek protokolde belirlenmiş hakkı ihlal edilen herkes AİHM’e başvurabilir. AİHM’e, Gerçek kişiler, vatansızlar, tüzel kişiler, tüzel kişiliği olmayan topluluklar dahi bireysel başvuru yapabilir.

  • AİHS ile korunan hakkı ihlal edilen devlet bir diğer üye devletin hak ihlali gerekçesiyle AİHM’e başvuru yapabilir.
  • AİHS ile korunan hakkı ihlal edilen bireyler AİHM’e bireysel başvuru yapabilir.
  • Özel hukuk tüzel kişileri (örneğin; dernekler, şirketler)  hak ihlali iddiasıyla bireysel başvuru hakkına sahiptir.
  • Hükümet dışı örgütler ve kişi grupları AİHM’e başvuru yapabilirler.(üyelerinden birinin hak ihlali nedeniyle üyeyi temsilen başvuru yapamazlar.)
  • Tüzel kişilik sıfatı bulunmayan fakat aynı çıkar altında toplanmış fiili topluluklar AİHM’e başvuru hakkına sahiptir.
  • Ölen bir kimse için bireysel başvuruda bulunulamaz fakat bireysel başvuru yaptıktan sonra ölen bir kimse adına mirasçıları (mirasçılık belgesi sunmak suretiyle) davaya devam edebilir. Ölen kimsenin yaşadığı ihlalden dolayı zarara uğrayan kimselerin başvuru hakkı bu kapsamda değildir.

Başvuru bir avukat tarafından yapılmak zorunda değildir fakat başvurunun şekli bir eksiklik yönünden reddine mahal vermemek adına avukattan faydalanmakta fayda vardır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine ( AİHM ) Başvurunun Şekli Şartları Nelerdir?

Mahkeme içtüzüğünün 47. maddesine göre başvurunun taşıması gereken unsurlar şunlardır:

(a) başvurucunun adı, doğum tarihi, milliyeti, cinsiyeti, mesleği ve adresi;

 (b) temsilcisi varsa, temsilcisinin adı, mesleği ve adresi;

 (c) aleyhine başvuru yapılan Sözleşmeci Taraf Devletin veya Devletlerin adı;

 (d) maddi olaylara ilişkin az ve öz bir beyan;

 (e) iddia edilen Sözleşme ihlal (ler)ine ve ilgili savlara ilişkin az ve öz bir beyan;

 (f) başvurucunun, Sözleşme’nin 35.maddesnin birinci fıkrasında belirtilen kabul edilebilirlik ölçülerine (iç hukuk yollarının tüketilmesi ve altı aylık süre kuralına) uyduğuna dair az ve öz bir beyan ve,

 (g) başvurunun amacı ile birlikte, başvurucunun Sözleşme’nin 41.maddesine göre bulunmak istediği adil karşılıkla ilgili talebin genel olarak belirtilmesi ve bunların yanında, (h) ilgili her türlü belgenin ve özellikle başvurunun konusuyla ilgili yargısal olan veya olmayan kararların birer kopyası.

AİHS ve Ek protokoller ile Korunan Haklar Nelerdir?

  1. AİHS’nin 1. Maddesi ile İnsan Haklarına Saygı Yükümlülüğü düzenlenmiştir.
  2. AİHS’nin 2. Maddesi ile Yaşam Hakkı koruma altına alınmıştır.
  3. AİHS’nin 3. Maddesi ile İşkence Yasağı düzenlenmiştir.
  4. AİHS’nin 4. Maddesi ile Kölelik ve zorla çalıştırma yasağı düzenlenmiştir.
  5. AİHS’nin 5. Maddesi ile Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği hakkı düzenlenmiştir.
  6. AİHS’nin Maddesi ile Adil Yargılanma Hakkı koruma altına alınmıştır.
  7. AİHS’nin Maddesi ile Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi düzenlenmiştir.
  8. AİHS’nin 8. Maddesi ile Özel yaşam ve aile yaşamına saygı ilkesi düzenlenmiştir.
  9. AİHS’nin 9. Maddesi ile Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü düzenlenmiştir.
  10. AİHS’nin 10. Maddesi ile Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü koruma altına alınmıştır.
  11. AİHS’nin 11. Maddesi ile Toplanma ve Dernek Kurma hürriyeti düzenlenmiştir.
  12. AİHS’nin 12 maddesi ile Evlenme Hakkı koruma altına alınmıştır.
  13. AİHS’nin 13. Maddesi ile Etkili Başvuru Hakkı düzenlenmiştir.
  14. AİHS’nin 14 maddesi ile Ayrımcılık Yasağı düzenlenmiştir.

Ek Protokoller ile koruma altına alınan haklar ise;

  • Mülkiyet Hakkı, Eğitim hakkı, Serbest seçim hakkı (1 Numaralı Protokol)
  • Borçtan dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılmama hakkı, serbest dolaşım hakkı, vatandaşların sınır dışı edilme yasağı, yabancıların toplu olarak sınır dışı edilmeleri yasağı (4 Numaralı Protokol)
  • Ölüm Cezası yasağı (6 Numaralı Protokol)
  • Yabancıların sınır dışı edilmelerine ilişkin usuli güvenceler, Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı, Adli hata yapılması halinde tazminat hakkı, Aynı suçtan dolayı iki defa yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı, Eşler arasında eşitlik. (7 Numaralı Protokol)
  • Ayrımcılığın Yasaklanması (12 Numaralı Protokol)

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) Başvuru Ücreti Ne Kadar?

AİHM’E başvuru ücretsizdir fakat başvuru için gönderilmesi gereken evraklar başvurucu tarafından hazırlanacak ve gönderilme ücretleri başvurucu tarafından karşılanacaktır. (posta giderleri)

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvuru Süresi Ne Kadardır?

AİHS’de koruma altına alınan haklardan birinin ihlali halinde iç hukuk yollarının tüketilmesi halinde iç hukuk yollarının tüketilmesinden itibaren 4 AY içinde AİHM’ne başvuru yapılması gerekmektedir. 

Ancak kişinin ihlal edilen hak için başvuracağı hukuk yolu yoksa yahut ihlalin iç hukuk yollarıyla giderilemeyeceği anlaşılmışsa ihlal tarihinden itibaren 4 AY içinde AİHM’ne başvuru yapılabilir.

AİHM’e Başvuru Süreci, İncelenmesi, Verilecek Kararlar ve Tazminat

AİHS’ne çok fazla üye devlet olması sebebiyle iş yükü ve yoğunluğu fazladır bu sebeple başvurunun ne zaman sonuçlanacağına dair bir netlik yoktur. AİHM’ne başvuru posta yoluyla yapılır ve posta ulaştıktan sonra mahkeme postanın ulaştığına dair başvurucuya bilgi verir. 

AİHM başvuruları ilk aşamada iki yönden inceler, ilk olarak kabul edilebilirlik incelemesi incelemesi yapar. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verdikten sonra işin esasını incelemeye başlar. Esas inceleme aşamasında ise ilk olarak ihlal edilen bir hakkın olup olmadığı tespit edilir. Daha sonra ise başvurucu ve karşı tarafı uzlaştırma yoluna gider ve bir çözüm üretir. Başvurucu ve hak ihlali yapan devletin temsilcisi uzlaştırılmaya çalışılır. Taraflar uzlaşabilirse başvuru kayıttan düşürülür. Uzlaşma sağlanmaz ise mahkeme esas hakkındaki incelemesine devam eder ve karar verir. Mahkeme dosya üzerinden inceleme yapabileceği gibi duruşmaya da karar verebilir.

Kabul edilebilirlik ve esas incelemesinden sonra mahkeme ihlale ilişkin karar verir. Mahkeme başvurucunun AİHS ve ek protokollerde yer alan haklarından birinin ihlal edildiğine karar verebilir. İhlalin olmadığına karar verebilir. Üye devletin AİHS ve ek protokollerde korunan haklardan birini ihlal ettiğine karar verilirse mahkeme davalı devleti bir miktar tazminata mahkûm eder. Kararın kesinleşmesinden itibaren 3 ay içinde Adalet Bakanlığınca ilgiliyle irtibata geçilerek tazminat ödemesi yapılır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları

Güzel Aydın Türkiye Kararı

II. SÖZLEŞME’NİN 2. MADDESİNİN USUL YÖNÜNDEN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

A.  Kabul Edilebilirlik Hakkında

62. Hükümet, başvuranlara maddi destek olarak 25.000 Türk lirası (TRY) tutarının ödendiği gerekçesiyle, başvurunun kabul edilemez olduğunu ve böylelikle, ilgililerin mağdur sıfatlarını kaybettiklerini belirtmektedir. Öte yandan Hükümet, başvuranların, Mahkeme’ye başvurmadan önce idare mahkemeleri önünde tazminat davası açmaları gerektiği kanısındadır. 

 63. Mahkeme, Mehmetçik Vakfı tarafından başvuranlara verilen meblağın, askerlik hizmeti sırasında oğullarının hayatını kaybetmesinin ardından maddi destek sağlama amacı taşıyan bir maddi yardımdan ibaret olduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme, bu tür bir meblağın sistematik olarak ödendiğini ve tazminat niteliği değil de, ancak maddi yardım niteliği taşıdığını belirtmektedir. Bu nedenle, Mahkeme’nin kanaatine göre, makamlar tarafından Sözleşme’nin hükümlerinin ihlalinin kabul edilmesi söz konusu değildir. Dolayısıyla, Hükümetin itirazı reddedilmelidir.

 

64. Mahkeme, idare mahkemeleri önündeki tazminat davası ile ilgili olarak, ölüme kasten sebep olunduğu veya ölümün bir saldırı ya da kötü muamele sonucu meydana geldiği iddiasına ilişkin davalarda, tazminat ödenmesine hükmedilmesinin, Sözleşmeci Devletleri sorumluların tespit edilmesine ve cezalandırılmasına yol açabilecek soruşturma yürütme yükümlülüğünden muaf tutamayacağının yerleşik içtihada konu olduğunu hatırlatmaktadır (Tanrıkulu/Türkiye [BD], No. 23763/94, § 79, AİHM 1999-IV ve Al-Skeini ve diğerleri/Birleşik Krallık [BD], No. 55721/07, § 165, AİHM 2011).

65. Mahkeme, başvuranların, cinayet nedeniyle meydana geldiğini iddia ettikleri oğullarının ölümü konusunda usuli yükümlülüğe riayet edilmemesinden şikâyet ettiklerini gözlemlemektedir. Bununla birlikte, yürüttükleri soruşturmanın sonucunda, makamlar, Burhan Güzelaydın’ın kasıtlı olarak kendisine ateş ettiği ve söz konusu atış neticesinde hayatını kaybettiği sonucuna varmışlardır.

66. Mahkeme’nin kanaatine göre, adam öldürme iddiasının en azından olaylara dayalı olarak savunabilir olduğu durumlarda, Sözleşme, ölümün meydana geldiği koşulların aydınlatılması için asgari etkinlik kriterini karşılayacak bir soruşturmanın yürütülmesini gerektirmektedir. Soruşturmanın başka bir iddiayı kabul etmesinin, bu sorun üzerinde hiçbir etkisi yoktur zira soruşturma yürütme yükümlülüğü kesin olarak var olan iddiaları geçersiz kılmayı ya da onaylamayı hedeflemektedir (Mustafa Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye [BD], No. 24014/05, § 133, 14 Nisan 2015).

67. Somut olayda, Burhan Güzelaydın’ın ölümüne ilişkin koşullar, öncelikli olarak, yeterince açık bir şekilde tespit edilmemiştir. Farklı iddialar öngörülebilirdi ve bu iddialar arasından hiçbiri ilk aşamada açıkça inanılırlıktan yoksun değildi. Bu nedenle, Devletin soruşturma yürütme yükümlülüğü bulunmaktaydı.

68. Bu nedenle, adam öldürme iddiası bağlamındaki şikâyet ile ilgili olarak, idare mahkemeleri önünde açılan bir tazminat davası etkin bir başvuru yolu oluşturamaz zira sorumluların kimliklerinin tespit edilmesine ve cezalandırılmasına yol açamayacaktır. Dolayısıyla, adam öldürme iddiasını ileri sürerek, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz başvurusunda bulunduktan sonra, başvuranların, tazminat davası açma zorunluluğu bulunmamaktaydı.

69. Dolayısıyla, etkin başvuru yolu, Askeri Mahkeme’nin 15 Mart 2010 tarihli kararıyla sona eren ceza yargılamasıydı.

70. Dolayısıyla, Mahkeme, bu bağlamda Hükümet tarafından dile getirilen ilk itirazı da reddetmektedir.

71. Öte yandan, başvuranların şikâyetlerinin Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle bağdaşmadığını tespit eden Mahkeme, bu şikâyetlerin kabul edilebilir olduğuna karar vermiştir.

 

B. Esas Hakkında

72. Başvuranlar, oğullarının ölümü hakkında yürütülen ceza soruşturmasının, etkin olmadığını ve ölüme ilişkin kesin koşulları aydınlatmaya imkân vermediğini ileri sürmektedirler.

73. Hükümet, hiçbir unsurun, ceza soruşturması sonucunda makamlar tarafından kabul edilen iddiayı söz konusu etmeye imkân vermediği kanısındadır. Bu bağlamda, Hükümet, olayların ardından derhal soruşturma açıldığını ve Burhan Güzelaydın’ın ölümüne ilişkin koşulları aydınlatabilecek tüm soruşturma işlemlerinin özenle yapıldığını belirtmektedir. Hükümet, ölüme ilişkin koşulların, kesin olarak tespit edildiğini ve başvuranların soruşturmaya ve ceza yargılamasına katılma imkânlarının bulunduğunu belirtmektedir.

74. Mahkeme, mevcut davaya benzer davalarda, yaşam hakkına ilişkin usuli korumanın, ölümü çevreleyen koşulların ve sorumlulukların tespit edilmesine yönelik bağımsız bir soruşturma yapılmasını gerektirdiğini hatırlatmaktadır (Çiçek/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 67124/01, 18 Ocak 2005).

75. Sözleşme’nin 2. maddesi anlamında soruşturmanın etkinliği konusuyla ilgili ilkeler Mustafa Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye (yukarıda anılan karar, §§ 169-182) kararında yer almaktadır. Yürütülen soruşturmalar bilhassa kapsamlı, tarafsız ve dikkatli olmalıdır (McCann ve diğerleri/Birleşik Krallık, 27 Eylül 1995, §§ 161-163, A serisi no. 324).

76. Bir soruşturmanın Sözleşme’nin 2. maddesi anlamında etkin olarak nitelendirilebilmesi için, öncelikle eksiksiz olmalıdır (Ramsahai ve diğerleri/Hollanda [BD], No. 52391/99, § 324, AİHM 2007-II).

77. Bu da soruşturmanın, sorumluların kimliklerinin tespit edilmesine ve – gerektiği takdirde –, cezalandırılmalarına imkân vermesi gerektiği anlamına gelmektedir (Armani Da Silva/Birleşik Krallık [BD], No. 5878/08, § 233, AİHM 2016).

 78. Makamların, diğerlerinin yanı sıra, görgü tanıklarının ifadeleri, bilirkişi incelemeleri ve gerektiği takdirde, yaralanmalar ile ilgili eksiksiz ve detaylı bir rapor hazırlanmasına imkân verecek otopsinin yapılması ve klinik bulguların, özellikle de ölüm sebebinin objektif analizi dâhil olmak üzere, söz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesi için imkânları dâhilindeki makul tedbirleri almaları gerekmektedir (Natchova ve diğerleri/Bulgaristan [BD], No. 43577/98 ve No. 43579/98, § 160, AİHM 2005-VII ve Jaloud/Hollanda [BD], No. 47708/08, § 186, AİHM 2014).

 

79. Ölüm sebebinin veya olası sorumluların tespit edilmesini olumsuz yönde etkileyecek nitelikte soruşturmaya ilişkin her türlü eksiklik, bu kurala uygun olmama konusunda risk teşkil edecektir (Giuliani ve Gaggio/İtalya [BD], No. 23458/02, § 301, AİHM 2011 (özetler)).

 

80. Özellikle, soruşturma sonuçları, konuyla ilgili tüm unsurların titiz, objektif ve tarafsız bir incelemesine dayanmalıdır. Açıkça yürütülmesi gereken bir soruşturma işleminin reddedilmesi, soruşturmanın, davanın koşullarını ve gerektiğinde sorumluların kimliklerini belirleme gücünü tehlikeye atacaktır (Kolevi/Bulgaristan, No. 1108/02, § 201, 5 Kasım 2009).

 

81. Asgari etkinlik kriterine uygun inceleme türü ve derecesi davanın koşullarına bağlıdır. Meydana gelebilecek çok çeşitli durumları, yalnızca soruşturmaya ilişkin basit bir işlem listesine veya diğer basitleştirilmiş kıstaslar düzeyine indirgemek mümkün değildir (yukarıda anılan Tanrıkulu kararı, §§ 101-110 ve Velikova/Bulgaristan, No. 41488/98, § 80, AİHM 2000-VI).

 

82. Öte yandan, soruşturmada görevli kişilerin, olaylara karışan veya karışabilecek kişilerden bağımsız olmaları gerekmektedir. Bu da, sadece, hiyerarşik veya kurumsal bağın olmamasını değil aynı zamanda somut bir bağımsızlık da gerektirmektedir (Anguelova/Bulgaristan, No. 38361/97, § 138, AİHM 2002-IV).

83. Ayrıca, soruşturma, mağdurun ailesine, meşru çıkarlarının korunması için gerekli olduğu ölçüde, erişebilir olmalıdır.

 

84. Sözleşmenin 2. maddesi, makamlara, soruşturma esnasında mağdurun bir yakını tarafından yapılabilecek herhangi bir soruşturma tedbiri talebini yerine getirme yükümlülüğü getirmemektedir (yukarıda anılan Ramsahai ve diğerleri kararı, § 348; Velcea ve Mazăre/ Romanya, No. 64301/01, § 113, 1 Aralık 2009).

 

85. Soruşturmanın yeterince etkin olup olmadığının tespit edilmesi sorunu, davayla ilgili bütün olaylardan yola çıkarak ve soruşturma çalışmasının uygulamalı gerçekleri ışığında değerlendirilmektedir (Dobriyeva ve diğerleri/Rusya, No. 18407/10, § 72, 19 Aralık 2013 ve Valentin Câmpeanu adına Hukuki Kaynaklar Merkezi/Romanya [BD], No. 47848/08, § 147, AİHM 2014).

 

86. Somut olayda Mahkeme, Burhan Güzelaydın’ın hayatını kaybettiği gün, ceza soruşturmasının re’sen açıldığını gözlemlemektedir. Bununla birlikte, hiçbir unsur, olayların seyrinin yeniden kurgulanması yönündeki makamların isteği konusunda şüphe duyulmasına imkân vermiyorsa, soruşturmada birçok eksikliğin bulunduğu bir gerçektir.

 

87. Bu doğrultuda, Mahkeme, soruşturmanın ilk aşamasında soruşturmaya katılan soruşturmacıların, olayların meydana geldiği bir teşkilat olan jandarmaya bağlı olduğunu tespit etmektedir (yukarıdaki 18- 25. paragraflar); dolayısıyla, ilgililer ve olaya dahil olabilecek kişiler arasında hiyerarşik bir bağ bulunmaktaydı. Dolayısıyla, soruşturmacılar, olaya dahil ya da dahil olabilecek kişilerden bağımsız değillerdi.

 

88. Öte yandan Mahkeme, savcının, olayların meydana gelmesinden beş gün sonra olay yerine gitmesinden önce söz konusu yerin temizlendiğini tespit etmektedir (yukarıdaki 32. paragraf). Hazırlık soruşturmasını ve sonuçlarını adli denetimin dışında bırakma etkisi olan bir eksiklik söz konusudur (Kamer Demir ve diğerleri/Türkiye, No. 41335/98, § 47, 19 Ekim 2006, Kamil Uzun/Türkiye, No. 37410/97, § 58, 10 Mayıs 2007, Mižigárová/ Slovakya, No. 74832/01, § 104, 14 Aralık 2010 ve Hüseyin Kaplan/ Türkiye, No. 20070/08, § 63, 15 Ekim 2013).

 

 89. Olay yerinin temizlenmesinden önce jandarmalar tarafından delil unsurlarının bir tutanağa kaydedilmesi, bu tespiti hiçbir şekilde değiştirmemektedir. Mahkeme, olaylardan haberdar olduklarında, jandarmaların, soruşturma esnasında, güvenlik şeridi çekerek olay yerini koruma altına alması ve maddi emarelerin değiştirilmesinin olabildiğince engellenebilmesi amacıyla sıkı tedbirlerin alınması gerektiği kanısındadır; burada, olayları doğru bir şekilde inceleyebilmek, olayların seyrini yeniden kurgulayabilmek ve gerçekten nelerin yaşandığını anlayabilmek için temel koşullardan söz edilmektedir. Nitekim, olay yeri temizliği tamamlandıktan sonra, makamlar artık olası hataları düzeltebilecek veya ihmal edilen ya da saptanamayan emareleri toplayacak bir durumda bulunmamaktaydılar.

 

90. Öte yandan, parmak izi incelemesinin olağan bir prosedüre tabi tutulması gerekmesine rağmen, silah üzerinde bu tür herhangi bir incelemenin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkeme, Burhan Güzelaydın’da herhangi bir atış kalıntısına rastlanmadığından, burada, önemli bir eksikliğin söz konusu olduğu kanısındadır. Bu inceleme, öngörülebilir değişik iddiaları ve bilhassa suçla ilgili iddiayı geçersiz kılmaya ya da onaylamaya elverişli olduğu kabul edilen soruşturma açısından belirleyici olmuştur.

 

 91. Ayrıca, Adli Tıp Kurumu’nun 30 Eylül 2009 tarihli raporunda vurguladığı gibi/üzere, Burhan Güzelaydın’ın vücudundaki farklı lezyonların ve bilhassa, kaburga kırıklarına ilişkin lezyonların meydana geldiği zamanı tespit edebilmek için, otopsi esnasında, histopatolojik inceleme için numunelerin alınması gerekirdi (yukarıdaki 48. paragraf.) Somut olayda, bilhassa, oğullarının öldürülmeden önce kuşkusuz darp edildiğini ileri süren başvuranların iddiaları dikkate alındığında, bu tür bir incelemenin yapılmaması, bir eksiklik de teşkil etmektedir. Bu tür iddialar savunulabilirdi zira raporunda Adli Tıp Kurumu, darp edilme ve Burhan dışındaki bir kişinin ateş edebilmesi sonucu söz konusu kırıkların meydana gelebileceğini de göz ardı etmemiştir (yukarıdaki 48. paragraf).

 

92. Mahkeme, bu eksikliklerin soruşturmanın niteliğine ve başvuranların oğlunun ölümüne ilişkin koşulların tespit edilebilmesine zarar verdiği kanısındadır.

93. Bu nedenle, bu unsurlar, Sözleşme’nin 2. maddesinin usul yönünden ihlal edildiği sonucuna varması için Mahkeme’ye yeterli gelmektedir.

 

III. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

94. Sözleşme’nin 41. maddesi aşağıdaki şekildedir: “Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.”

95. Başvuranlar, maruz kaldıkları maddi zarar için 66.035 avro (EUR) talep etmektedirler.

 

 96. Başvuranlar, manevi zarar için 120.000 avro talep etmektedirler.

97. Öte yandan ilgililer, masraf ve giderler için 2.190 avro talep etmektedirler. İlgililer, taleplerini desteklemek adına, tercüme masraflarına ilişkin faturalar ibraz etmekte ve 1.961 avro tutarındaki avukatlık ücreti konusunda, Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenen asgari tarifeye atıfta bulunmaktadırlar.

98. Hükümet bu taleplere itiraz etmekte ve Mahkeme’yi söz konusu talepleri reddetmeye davet etmektedir.

 

99. Mahkeme, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında herhangi bir illiyet bağı görmemekte ve bu talebi reddetmektedir. Buna karşın, Mahkeme, maruz kalınan manevi zarar bağlamında başvuranlara müştereken 20.000 avro ödenmesi gerektiği kanısındadır.

 

100. Masraf ve giderlerine ilişkin olarak, Mahkeme’nin içtihadına göre, bir başvurana, yalnızca masraf ve giderlerinin doğruluğunu, gerekliliğini ve ödenen miktarların makul olduğunu ispatlamak kaydıyla bu masraflar iade edilebilmektedir. Somut olayda, sahip olduğu belgeleri ve içtihadını göz önünde bulunduran Mahkeme, tüm masraflar dahil 2.000 avro tutarının ödenmesini makul görmekte ve bu meblağın başvuranlara müştereken ödenmesine karar vermiştir.

101. Öte yandan Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranın uygun olduğu sonucuna varmaktadır.

 

BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,

1.Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;

2. Sözleşme’nin 2. maddesinin usul yönünden ihlal edildiğine;

3.

 a) Davalı devletin, işbu kararın Sözleşme’nin 44. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kesinleşeceği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere, başvuranlara müştereken aşağıdaki miktarları ödemekle yükümlü olduğuna:

i) Manevi tazminat olarak, ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, 20.000 (yirmi bin) avro;

ii) Masraf ve giderler için, başvuranlar tarafından ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, 2.000 (iki bin) avro;

b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten başlayarak, ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;

4. Adil tazmine ilişkin kalan taleplerin reddine karar vermiştir. Fransızca olarak yazılan işbu karar Mahkeme İçtüzüğünün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları gereğince 20 Eylül 2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

 

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir